O (Allah) ki, (ey insanlar!) sizi bir çamurdan (sulu topraktan beslenen, nebati ve hayvani gıdalardan oluşan erkek spermi ve kadın yumurtasından) yaratmış, sonra da (size) bir ecel belirleyip takdir etmiştir. Bir de onun katında (ilim ve meşieti dâhilinde insanlığın hayatının kesin süresi hakkında) belirlenmiş bir ecel de vardır. (Bizzat müşahede edip yaşadığınız) bu gerçeklere rağmen hâlâ (Allah’ın kudreti ve diriltilme konusunda) şüphe ediyorsunuz.*
(*) Âyette geçen(خلقكم ) halekaküm (sizi yarattı) ifadesi çoğuldur. Bu durumda “siz” ifadesi ne anlama gelmektedir. Buna şöyle cevap vermek mümkündür! İnsanın yaratılmakta olduğu sperm ve yumurtanın geriye doğru giderek ilk kaynaklarına varılmaktadır. Meni kandan, kan besinlerden, besinler bitkilerden, bitkiler de su ve topraktan oluşmaktadır. Çünkü hayvansal gıdalar da topraktan meydana gelen bitkiden oluşmaktadır. Toprak, su ile birleşince bitkiye, bitkiden gıdaya, oradan kana, kandan meni ve yumurtaya dönüşüp ikisinin döllenmesi de insanı meydana getirmektedir. (B. Bayraklı) Ayrıca En’am süresi 1. ayetten anlaşıldığına göre ecel, ikiye ayrılır, 1- Eceli Müsemma, buna tabii ecel denir. 2- İkinci Ecel, bâzı şartlarla mukayyed olan, yani tabii olmayan ecel/süre demektir. Ayrıca ‘’Her toplum için, yaşayacağı bir ecel (süre) vardır. Onların (müsemma/tabii) eceli geldiği vakit, ne bir an erteleyebilirler ne de bir an öne alabilirler’’ şeklindeki (A’raf-34) ayette de bu tür ecele (eceli müsemma/tabii) vurgu yapılmaktadır. (الله اعلم) a) Ecel-i Müsemma/yani Eceli tabii: Her mahlukun yaradılışı itibariyle Cenab-ı Allah tarafından tayin olunan vasati ve ortalama ömrüne denir. Diğer bir tabir ile her mahlukun fiziki ve biyolojik ömrüne denir. Şayet Allah bu tabii/fıtri ömrü hikmeti gereği herhangi bir sebeple bozmaz ise, her mahluk biyolojik olarak ölmeye programlanmıştır. Türler içinde insanın biyolojik ömrü ayrı, sair türlerin biyolojik ömürleri ayrıdır. Dünya ve kâinatın da biyolojik bir ömrü vardır, faraza kıyamet kopmasa yine kâinat fiziki ve biyolojik olarak ölüme mahkûmdur. Eşyaların son kullanma tarihi; bu meseleye işaret eder. b) Tabii olmayan ecel, yani eceli muallak: Bunda şart ve meşrut kuralı vardır. Yani; Allah der, şu şartı yaparsa ben de ona şöyle muamele ederim der. Mesela; Allah bir kulunun ömrünü sağlığına dikkat etmek kaydı ile seksen yıl tahsis eder; ama o kul sağlığına dikkat etmez, Allah da levh-i mahfuz da ispata yazmış olduğu seksen yılı siler, onu elli yıla çevirebilir. Aşağıdaki dipnota da bkz:
قلت : وعلى هذا يكون كل إنسان مخلوقا من طين وماء مهين ، كما أخبر جل وعز في سورة " المؤمنون " فتنتظم الآيات والأحاديث ، ويرتفع الإشكال والتعارض ، والله أعلم (تفسير الفرطوبي ) والقرائن الموجودة في القرآن وبعض الروايات من اهل البيت تفيد أنّ "أجل" وحدها تعني غير الحتمي من العمر والوقت والمدّة، و"الأجل المسمى" بمعنى الحتمي منها، وبعبارة أُخرى "الأجل المسمى" هو "الموت الطبيعي" و"الأجل" هو الموت غير الطبيعي ولتوضيح ذلك نقول: إنّ الكثير من الموجودات لها من حيث البناء الطبيعي والذاتي الإِستعداد القابلية للبقاء مدّة طويلة، ولكن قد تحصل خلال ذلك موانع تحول بينها وبين الوصول إلى الحد الطبيعي الأعلى، افترض سراجاً نفطياً يستطيع أنّ يبقى مشتعلا مدّة عشرين ساعة مع الأخذ بنظر الإِعتبار سعته النفطية، غير أن هبوب ريح قوية، أو هطول المطر عليه أو عدم العناية به، يكون سبباً في قصر مدّة الإضاءة، فإِذا لم يصادف السراج أي مانع، وظل مشتعلا حتى آخر قطرة من نفطه ثمّ انطفأ نقول: إِنّه وصل إِلى أجله المحتوم، وإذا أطفأته الموانع قبل ذلك، فيكون عمره "أجل" غير محتوم.والحال كذلك بالنسبة للإِنسان، فإِذا توفرت جميع ظروف بقاءة وزالت جميع الموانع من طريق استمرار حياته، فإن بنيته تضمن بقاءه مدّة طويلة إِلى حد معيّن، ولكنّه إِذا تعرض لسوء التغذية، أو ابتلى بنوع من الإِدمان، أو إِذا انتحر، أو أعدم لجريمة ومات قبل تلك المدّة، فإنّ موته في الحالة الاُولى يكون أجلا محتوماً، وفي الحالة الثّانية أجلا غير محتوم. الخ.( تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل)