close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 2. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Huve-lleżî ḣalekakum min tînin śümme kadâ ecelâ(en)(s) ve ecelun musemmen ‘indeh(u)(s) śümme entum temterûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O, öyle bir Tanrıdır ki sizi balçıktan yaratmıştır da ölüm vaktini takdir etmiştir ve kıyametin kopacağı zamana ait bilgi de ondadır, onun katındadır, sonra gene de şüphe edersiniz siz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sizi çamurdan (topraktan beslenen, nebati ve hayvani gıdalardan oluşan meni tohumlarından) yaratan, sonra bir ecel (süreci) belirleyip (yaşatan) O’dur. (Bu) Adı konulmuş (zamanı belli olmuş) ecel (bilgisi) O’nun katındadır. (Buna rağmen) Sonra siz (hâlâ, kitap ve hesap konusunda) kuşkuya kapılmaktasınız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O sizi çamurdan yaratıp, dünyadaki yaşantınızı belli bir süre ile sınırlandırmıştır. Bir de yalnızca O'nun tarafından bilinip, tesbit edilen bir süre yani kıyamet vardır ki; siz ey kâfirler! Diriltileceğiniz o son süreden, hâlâ şüphe mi ediyorsunuz?
Ahmet Tekin
swap_vert close
O sizi çamurdan yaratandır. Kendi katında kayıtlanmış olan belirlenmiş ecellerden vadesi dolan eceli sonuçlandırandır. Hâlâ Allah'ın kudreti ve diriltilme konusunda şüphe ediyorsunuz.
Ahmet Varol
swap_vert close
O sizi çamurdan yarattı, sonra bir ecel belirledi. Kendi katında da belirli bir ecel vardır. Sonra (buna rağmen) siz şüphe ediyorsunuz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O, sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm ecelini (zamanını) takdir edendir. Bir de Allah'ın katında takdir edilen bir ecel kıyamet vakti vardır. Sonra da siz, (ey kâfirler dirileceğinize) daha şüphe ediyorsunuz!...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O’dur sizi çamurdan şekillendirip yaratan, sonra size bir ecel kılan. Ve asıl belli olan ecel, O’nun katındadır. Durum böyle olduğu halde siz yine de şüpheleniyorsunuz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sizi balçıktan yaratan ve sonra sizin için bir ömür tayin eden O'dur. Bir de O'nun katında belirli bir ömür/ecel vardır. Fakat siz hâlâ şüphe edip duruyorsunuz.[114]
[114] İki ecel hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VI, 233-236; XX, 20-21.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sizleri balçıktan yaratan odur, sonra da eceli ölçümleyen o, onun katında adanmış bir devre var, böyle iken şüphelenirsiz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Odur sizi çamurdan (balçıktan) yaratan ve sonra (sizin için) bir ecel (ömür) tayin eden. Bir de O'nun katında (sizin bilmediğiniz) muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Ama siz hâlâ şüphe içinde bocalayıp duruyorsunuz.
Ecel sınırlı bir süre demektir. Ayette ifade edilen birinci ecel, insan hayatı ile ölümü arasındaki sürenin sonunu, ikinci ecel ise dünyanın ömrünün dolması “kıyamet” anlamında kullanılmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Sizi çamurdan halk iden ve size ecel ta’yîn iden odur, Ecel ânın yed-i kudretindedir. Ey kâfirler! Siz hâlâ şübhe mi idiyorsınız?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O, sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel tayin edendir. Belirli bir ecel O'nun katındadır; sonra bir de şüphe edersiniz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sizi (özel) bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını (ecel) takdir eden ancak O’dur. O’nun katında bir ecel daha vardır. Siz hâlâ şüphe ediyorsunuz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Siz hâla şüphe ediyorsunuz.
Edip Yüksel
swap_vert close
O ki sizi balçıktan yarattı ve sonra yaşam süresi belirledi. Belirlenmiş süre O'nun katındadır. Siz ise hâlâ kuşku duyuyorsunuz
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel takdir eden O'dur. Tayin edilen bir ecel de (kıyamet zamanı) O'nun katındadır. Sonra bir de şüphe ediyorsunuz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O, o hâlıktır ki sizi bir çamurdan yarattı, sonra bir eceli bitirdi bir ecel de nezdinde müsemmâ, sonra da siz daha şübhe ediyorsunuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sizi (n atanız olan Âdem’i) çamurdan yaratan ve sizin için bir ecel (ölüm vakti) belirleyen O’dur. O’nun nezdinde, takdir edilmiş bir ecel daha vardır. Fakat siz (ey kâfirler! Bunca hakikate rağmen,) hâlâ şüphe edip duruyorsunuz.
Âyet-i kerîmede ifade edilen birinci ecel insanın ölümü, ikinci ecel ise kâinatın yok olması, yani kıyametin kopmasıdır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
O, sizi çamurdan yarattı. Sonra “ecel”i¹ tayin etti. Ve adı belirlenmiş ecel O'nun yanındadır.² Sonra da sizler hala kuşkulanıyorsunuz.
1- Ecel, bir şeyin belirlenmiş süresidir. Bir sürenin son anı demektir. 2- Belirlenen süre, sürenin son anına ait bilgi yalnızca Allah'ın bilgisindedir. O'dan başkası bunu bilemez.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, sizi bir çamırdan yaratan, sonra ölüm zamanını hükm-ü takdir edendir. Bir de Onun katında ma'lûm (başka) bir ecel vardır. (Ey kâfirler, bunu bilib durdukdan) sonra da haalâ (ba's hakkında) şübhe edersiniz ha!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O (Allah) ki sizi bir çamurdan yarattı, sonra (da size) bir ecel takdîr etti. Bir de O'nun katında belirli bir ecel (kıyâmet vakti) vardır; sonra siz (hâlâ) şübhe ediyorsunuz!
İhsan Aktaş
swap_vert close
O (Allah) ki, (ey insanlar!) sizi bir çamurdan (sulu topraktan beslenen, nebati ve hayvani gıdalardan oluşan erkek spermi ve kadın yumurtasından) yaratmış, sonra da (size) bir ecel belirleyip takdir etmiştir. Bir de onun katında (ilim ve meşieti dâhilinde insanlığın hayatının kesin süresi hakkında) belirlenmiş bir ecel de vardır. (Bizzat müşahede edip yaşadığınız) bu gerçeklere rağmen hâlâ (Allah’ın kudreti ve diriltilme konusunda) şüphe ediyorsunuz.*
(*) Âyette geçen(خلقكم ) halekaküm (sizi yarattı) ifadesi çoğuldur. Bu durumda “siz” ifadesi ne anlama gelmektedir. Buna şöyle cevap vermek mümkündür! İnsanın yaratılmakta olduğu sperm ve yumurtanın geriye doğru giderek ilk kaynaklarına varılmaktadır. Meni kandan, kan besinlerden, besinler bitkilerden, bitkiler de su ve topraktan oluşmaktadır. Çünkü hayvansal gıdalar da topraktan meydana gelen bitkiden oluşmaktadır. Toprak, su ile birleşince bitkiye, bitkiden gıdaya, oradan kana, kandan meni ve yumurtaya dönüşüp ikisinin döllenmesi de insanı meydana getirmektedir. (B. Bayraklı) Ayrıca En’am süresi 1. ayetten anlaşıldığına göre ecel, ikiye ayrılır, 1- Eceli Müsemma, buna tabii ecel denir. 2- İkinci Ecel, bâzı şartlarla mukayyed olan, yani tabii olmayan ecel/süre demektir. Ayrıca ‘’Her toplum için, yaşayacağı bir ecel (süre) vardır. Onların (müsemma/tabii) eceli geldiği vakit, ne bir an erteleyebilirler ne de bir an öne alabilirler’’ şeklindeki (A’raf-34) ayette de bu tür ecele (eceli müsemma/tabii) vurgu yapılmaktadır. (الله اعلم) a) Ecel-i Müsemma/yani Eceli tabii: Her mahlukun yaradılışı itibariyle Cenab-ı Allah tarafından tayin olunan vasati ve ortalama ömrüne denir. Diğer bir tabir ile her mahlukun fiziki ve biyolojik ömrüne denir. Şayet Allah bu tabii/fıtri ömrü hikmeti gereği herhangi bir sebeple bozmaz ise, her mahluk biyolojik olarak ölmeye programlanmıştır. Türler içinde insanın biyolojik ömrü ayrı, sair türlerin biyolojik ömürleri ayrıdır. Dünya ve kâinatın da biyolojik bir ömrü vardır, faraza kıyamet kopmasa yine kâinat fiziki ve biyolojik olarak ölüme mahkûmdur. Eşyaların son kullanma tarihi; bu meseleye işaret eder. b) Tabii olmayan ecel, yani eceli muallak: Bunda şart ve meşrut kuralı vardır. Yani; Allah der, şu şartı yaparsa ben de ona şöyle muamele ederim der. Mesela; Allah bir kulunun ömrünü sağlığına dikkat etmek kaydı ile seksen yıl tahsis eder; ama o kul sağlığına dikkat etmez, Allah da levh-i mahfuz da ispata yazmış olduğu seksen yılı siler, onu elli yıla çevirebilir. Aşağıdaki dipnota da bkz: قلت : وعلى هذا يكون كل إنسان مخلوقا من طين وماء مهين ، كما أخبر جل وعز في سورة " المؤمنون " فتنتظم الآيات والأحاديث ، ويرتفع الإشكال والتعارض ، والله أعلم (تفسير الفرطوبي ) والقرائن الموجودة في القرآن وبعض الروايات من اهل البيت تفيد أنّ "أجل" وحدها تعني غير الحتمي من العمر والوقت والمدّة، و"الأجل المسمى" بمعنى الحتمي منها، وبعبارة أُخرى "الأجل المسمى" هو "الموت الطبيعي" و"الأجل" هو الموت غير الطبيعي ولتوضيح ذلك نقول: إنّ الكثير من الموجودات لها من حيث البناء الطبيعي والذاتي الإِستعداد القابلية للبقاء مدّة طويلة، ولكن قد تحصل خلال ذلك موانع تحول بينها وبين الوصول إلى الحد الطبيعي الأعلى، افترض سراجاً نفطياً يستطيع أنّ يبقى مشتعلا مدّة عشرين ساعة مع الأخذ بنظر الإِعتبار سعته النفطية، غير أن هبوب ريح قوية، أو هطول المطر عليه أو عدم العناية به، يكون سبباً في قصر مدّة الإضاءة، فإِذا لم يصادف السراج أي مانع، وظل مشتعلا حتى آخر قطرة من نفطه ثمّ انطفأ نقول: إِنّه وصل إِلى أجله المحتوم، وإذا أطفأته الموانع قبل ذلك، فيكون عمره "أجل" غير محتوم.والحال كذلك بالنسبة للإِنسان، فإِذا توفرت جميع ظروف بقاءة وزالت جميع الموانع من طريق استمرار حياته، فإن بنيته تضمن بقاءه مدّة طويلة إِلى حد معيّن، ولكنّه إِذا تعرض لسوء التغذية، أو ابتلى بنوع من الإِدمان، أو إِذا انتحر، أو أعدم لجريمة ومات قبل تلك المدّة، فإنّ موته في الحالة الاُولى يكون أجلا محتوماً، وفي الحالة الثّانية أجلا غير محتوم. الخ.( تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O Allah ki, sizi topraktan yaratan ve Allah’ın katında belirlenmiş vakte göre, yeryüzünde kalınacak zamanın hükmünü veren O’dur. Buna rağmen (O’nun ilahlığı konusunda) siz hala şüphe içindesiniz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O Allah ki sizi balçıktan yarattı. Sonra da sizin yaşamınıza bir son biçti. Adı konmuş olan bu son ise Onun katındadır. Sonra siz yine de işkilleniyorsunuz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sizi ilk önce çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir kılan O/dur. Bir de O/nun yanında malûm bir ecel vardır [²]. Hakikat böyle iken yine siz şüpheye düşüyorsunuz.
[2] Bu ecel kıyamet kopmaya mahsus olan eceldir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sizi çamurdan [tîn] yaratan, sonra da bir süre [ecel] takdir eden O’dur. Ancak O’nun katında belirlenmiş bir ecel [ecelun musemmâ] vardır. Ama siz hâlâ şüphe edip duruyorsunuz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sizi çamurdan yaratan, sonra da size bir ecel takdir eden ancak O'dur. Belirli bir ecel de O'nun katındadır; sonra (ne diye) bir de şüphe edersiniz!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sizi basit bir çamurdan yaratan, sonra da yeryüzünde bir süre yaşamanız için her birinize bir ömür tayin eden O’dur. Bu ömrün sona ermesiyle her şey bitmeyecek: Bir de O’nun katında, O’nun plân ve programına göre tüm insanlık için belirlenmiş bir süre, bir Kıyâmet Günü vardır. Fakat siz hâla şüphe içerisinde bocalıyorsunuz! Ey inkârcılar! Kainatın her zerresine hükmeden Allah’ın, insanoğlunun hayatına müdâhale etmeyeceğini, bu konuda hüküm verme yetkisini başkalarına devredeceğini mi sanıyorsunuz? Hayır;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sizi çamurdan yaratmış, sonra bir ecel takdir etmiş olan O’dur. Belirlenmiş bir ecel O’nun katındadır; yine de siz şüphe ediyorsunuz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halbuki sizi çamurdan yaratan da o, size ömür veren, ömürlere vade biçen de. Ama hâlâ kuşku içindesiniz:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bilin ki sizi çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden Allah’tır. Bütün insanlığın dünya yaşamından silinip hesaba çekileceği kıyamet vakti vardır ki; siz onun vaktini bilemezsiniz!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sizi bir çamurdan yaratan, [*] sonra da bir süre belirleyen O’dur. (Bir de) O’nun katında belirlenmiş bir süre vardır. (Buna rağmen siz hâlâ) şüphe ediyorsunuz.
Benzer mesajlar: A‘râf 7:12; İsrâ 17:61; Mü’minûn 23:12; Secde 32:7; Sâffât 37:11; Sâd 38:71, 76.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sizi çamurdan yaratan,¹ sonra size bir yaşama süresi takdir eden Odur. (Asıl kâinat için) belirlenen ömrün bilgisi ise Onun katındadır.² Sonra siz (kalkıp) bir de şüphe ediyorsunuz.
1 Bununla kastedilen öncelikle insanoğlunun babası olan Hz. Âdem’in çamurdan yaratılmasıdır. Bu ifâdeden bir de; çamurdan bitkilerin, bitkilerden meninin, meniden de insanın yaratılması anlaşılabilir.2 Ecel: Belli bir zaman parçası ve bu parçanın sonuna, bir şey için belirlenmiş zaman dilimine “ecel” denir. İnsanın veya herhangi bir canlının eceli, kendisine tâyin edilen ömürdür. Allah katında her canlı için tâyin edilmiş bir ecel vardır. Eceli geldiğinde dünya hayatı son bulur. İnsanın Dünyadaki eceli demek, ölümüne kadar olan ömrü yani ölümü demektir. Öldüğü anda bu ecel gelmiş olur. Hangi mana tasavvur edilirse edilsin bu ecel birdir. Bir kere tahakkuk eder. Bir insan için ölüme kadar iki ecel tasavvuruna imkân yoktur. Ve artık ona ecelsiz öldü demek yanlıştır. O gün anlaşılır ki ezelde takdir olunan ömür, bu gün tahakkuk etmiştir. Ecel, kazâ ve kaderle ilgili bir meseledir. Nasıl diğer olayları Allah, geçmiş ve geleceği kuşatan ilmiyle belirlemişse, eceli de ilmiyle takdir etmiştir. “Öldürülen kişi de eceliyle mi ölmüştür? Öldürülmüş olmasaydı daha bir müddet yaşayacak mıydı, yaşamayacak mıydı?” gibi sorular ister istemez akla gelmektedir. Mutezîle’den bir kısım âlimlere göre öldürülen kişi eceliyle ölmemiştir. Ehl-i Sünnet’in tamamına göre öldürülen kişi eceliyle ölmüştür. Ancak katil bu fiilinden dolayı ceza görür. Eceliyle ölmediğini söylemek yanlıştır. Allah o kişinin öldürüleceğini önceden bilmektedir ve ecelini de ona göre tâyin etmiştir. Bir canlının ömründen azaltılması, bir kim senin benzerlerine nazaran ömrünün eksiltilmesidir. Yoksa Allah’ın ilminde mevcut olan ömrünün eksiltilmesi anlamında değildir. O halde Allah katındaki ilim, yani kader, katiyen değişmez. Bu ayette zikrolunan iki ecelin izahı şu şekilde olabilir: ecel yetmekle insanın, her şeyi her işi bitmiş olmaz. Bundan sonra da diğer bir ecel, bir nihayet gelecektir. Bu ecelde bu müddetin nihayetinde ve huzur-ı ilâhîde iyi ve kötü her sorumluluk son bulacak. Dünya hayatı kapanacak, ondan sonra ya ebediyen sevap veya ebediyen ceza devresi gelecektir. İşte bu akıbete, kıyamet, sâat, yevm-i ba’s, yevm-i ceza, yevm-i din denilir. Ve artık bunun sonu yoktur. Ecel-i mevtten başka bir ecel olan bu “ecel-i müsemmâ”, ahiretin başlangıcı olan “sâat” ve “vakit” manasınadır. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
O’dur sizi balçıktan yaratan ve sonra [sizin için] bir ömür tayin eden, [yalnızca] O’nun bildiği bir ömür. ² Ama hâlâ şüphe edip durursunuz,
2 Lafzen, “ve O’nun katında bulunan bir ömür” -yani, yalnız O’nun bildiği (Menâr VII, 298). Bazı otoriteler, buradaki “ömür”ün dünyanın bitimine ve sonraki yeniden dirilişe işaret ettiği görüşünde oldukları halde diğerleri onu bireysel insan hayatı ile ilişkilendirirler. Diğer bazısı da, kelimenin ilk kullanımında münferit insan hayatına bir atıf görürken ikincisinin Kıyamet Günü’ne atıfta bulunduğunu iddia ederler. Bu son yoruma göre cümlenin bitiş ifadesi, “ve (başka) bir ömür daha vardır...” şeklinde çevrilebilir. Ancak Kur’an’da ecelun musemmâ ibaresinin başka yerlerde de sıkça kullanılması karşısında, burada en doğru çeviri, “[O’nun tarafından] tesbit edilen” veya “[O’nun tarafından] bilinen bir ömür” şeklinde olabilir, yani, hem münferit insan hayatına, hem de bir bütün olarak dünyaya ilişkin bir ömür.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sizi balçıktan yaratan, sonra da bir ecel/süre tayin eden Allah’tır. O’nun katında belirlenmiş bir ecel/süre. Sonra diriliş hakkında şüphe içinde bocalıyorsunuz. 7/34, 10/49, 15/5, 16/61, 40/67
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O’dur sizi balçıktan yaratan, sonra bir ömür tayin eden; yalnızca O’nun bildiği bir ömür.[¹⁰¹⁴] Fakat hâlâ tereddüt içinde bocalıyorsunuz.
[1014] Âyetin başında insan soyunun yeryüzünde varoluşu dile getirildiği için, bu ecel’i insan tekinin değil, insan soyunun yeryüzünde varoluş süresi olarak anlamak daha uygundur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sizi çamurdan (toprağın yetiştirdiği besin maddelerinden teşekkül eden ana-babanızın döl hücrelerinden) yaratan ve ölüm zamanım takdir eden O'dur. Bir de O'nun katında belirlenmiş bir ecel (kıyamet günü) vardır ki, siz ondan hâlâ kuşku içindesiniz.
Osman Fırat
swap_vert close
O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmışır sonra da ecele hükmeder (Ecelin Kaza). Ve onun indinde bir de Ecelin Müsemmen/belirlenmiş son ecel vardır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O, o Halık-ı Azîm'dir ki, sizi bir çamurdan yarattı, sonra bir ecel takdir etti ve O'nun nezdinde mâlûm bir ecel de vardır. Sonra da siz şüphe ediyorsunuz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O, sizi bir çamurdan yaratan, sonra size bir ecel, bir ömür süresi tayin edendir. Bir de O'nun nezdinde muayyen bir ecel vardır. Sonra, bir de kalkmış şüphe ediyorsunuz!
Cenab-ı Allah ilk insan Hz. Âdem (a.s.)’ı, çamurdan yarattığı gibi, her bir insanı da çamurdan süzülmüş bir hülasadan yaratır. Zira sperma ile yumurta kandan, kan gıdalardan, gıdalar hayvanî ve nebatî maddelerden, bunlar da topraktan gelir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O, sizi çamurdan yaratıp, sonra (da hayatınıza) bir süre koymuştur. (Kafirlerin cezalandırılması için) Belirli bir süre de kendi katındadır. Böyle iken, siz hala kuşkulanıyorsunuz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O Allâh ki sizi balçıkdan halk itdi [²] ve sonra eceli hükm iyledi. Ve ecel-i müsemmâ da onun 'indindedir. Bundan sonra da siz ba'sde şek idiyorsunuz. [³]
[2] Âdem'in toprakdan halki. [3] Hitâb mü'minlerin gayrinedir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sizi balçıktan yaratan O’dur. Sonra bir ecel[1] belirlemiştir. Belirlenmiş başka bir ecel[1] de O’nun katındadır. Siz yine de tereddüt geçirirsiniz.
[1] Vücudun yaratılış sırasında belirlenen son kullanma tarihi, biyolojik ömrü [2] Belirlenmiş ecel (ecel-i müsemma): O vücut için Allah tarafından ayrıca emredilen ömür. Bu ömür vücudun son kullanma tarihine eşit veya daha kısa olabilir. Kişinin kendi doğal yapısını koruması(takva) ve Allah'ın emirleri doğrultusunda uzayıp kısalabilir. Her varlığın yaratılmadan hemen önce belirlenmiş bir biyolojik eceli vardır. Bu o varlığın son kullanma tarihi gibidir. Bu vadenin aşılması mümkün değildir ancak irade sahibi olan insan, fıtrata aykırı yaşam tarzı, tedbirsizlik gibi nedenlerle ömründen tüketebilir. Bu son kullanma tarihinden başka bir de belirlenmiş ecel olan 'ecel-i müsemma' vardır. Bu da Allah tarafından o varlık için ayrıca belirlenen eceldir. Bu ecel uzatılamayıp Allah'ın emri ile kısaltılabilir. Ecel ve ömür ile ilgili diğer ayetler: (Enam 6/60), (İbrahim 14/10), (Ankebut 29/53), (Zümer 39/42)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sizi çamurdan yaratan, sonra da bir ecel tayin eden O'dur. O'nun yanında ecel belirlidir. Ama siz şüphe ediyorsunuz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sizi topraktan yaratan, sonra da bir ecel belirleyen Odur. Kıyametin vakti de Onun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe eder, durursunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sizi bir balçıktan yaratmış olan O'dur. Sonra hüküm verip bir süre belirlemiştir. Belirlenmiş başka bir süre de onun katındadır. Bütün bunlardan sonra siz hâlâ kuşkulanıp duruyorsunuz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol oldur kim yarattı sizi balçıķdan andan hükm eyledi bir müddef ya'nį dirlik zamānı. daħı bir müddet adanılmışdur anuñ ķatında siz gümānlenürsiz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol Tañrı Ta‘ālā sizi yaratdı balçıḳdan, andan ṣoñra ḥükm eyledi, ‘ömrmüddeti ta‘yin eyledi öz ḳatında. Andan ṣoñra siz şek eylersiz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sizi palçıqdan yaradan, sonra da (sizin üçün) bir əcəl (ölüm vaxtı) müəyyən edən Odur. (Allahın) yanında mə’lum bir əcəl də (bütün ölülərin diriləcəyi qiyamət günü) vardır. (Bütün bunlardan) sonra siz yenə də şübhə edirsiniz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He it is Who hath created you from clay, and hath decreed a term for you. A term is fixed with Him. Yet still ye doubt!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He it is created(836) you from clay, and then decreed a stated term(837) (for you). And there is in His presence another determined term; yet ye doubt within yourselves!
836 After the general argument, the argument comes to man personally. Can such a miserable creature, created from clay, put himself in opposition to his Creator? And can man forget or doubt that he is here only for a short term of probation? And then, after a period, comes the Day of Account before Allah. 837 This life is a period of probation. The other term leads up to Judgement.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
هُوَ
O
الَّذ۪ي
O zattır ki
خَلَقَكُمْ
sizi yarattı
مِنْ ط۪ينٍ
bir çamurdan
ثُمَّ
son- ra
قَضٰٓى
takdir etti
اَجَلاًۜ
bir ecel
وَاَجَلٌ
ve bir ecel ki
مُسَمًّى
belirlenmiş
عِنْدَهُ
katında
ثُمَّ
son- ra
اَنْتُمْ
siz
تَمْتَرُونَ
şüphe edi- yorsunuz
O (öyle bir Rabb'dır) ki sizi bir çamurdan yarattı sonra (size) bir ecel takdir etti. Bir de O'nun katında belirli bir ecel (olan kıyamet vakti) vardır. Hâl böyleyken siz hâlâ şüphe ediyorsunuz.
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
طِين
İsim
ط ي ن
Çamur
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
مُسَمًّى
Edilgen fiil-II
س م و
Belirli, belli
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
اِمْتَرٰى
Fiil-VIII
م ر ي
Şüphe etti, ihtilaf etti