close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elhamdu li(A)llâhi-lleżî ḣaleka-ssemâvâti vel-arda vece’ale-zzulumâti ve-nnûr(a)(s) śümme-lleżîne keferû birabbihim ya’dilûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hamd Allah'a ki gökleri ve yeryüzünü halketti, karanlıkları ve ışığı yarattı, sonra da kafir olanlar, taptıklarını Rableriyle denk tutarlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Her türlü Hamd ve övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve aydınlığı (var edip gerekli) kılan Allah’adır. (Böyle olmasına rağmen) İnkâr edenler (hâlâ birtakım kişileri ve güçleri) Rablerine denk tutup (küfre kaymaktadırlar).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Her türlü eksiksiz övgüler, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Ama bunca ayet ve delillerden sonra, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, hâlâ Allah'tan başka şeylere ilahlık yakıştırarak, onları Allah'a denk tutuyorlar.
Sûrenin ana konusu İslâm inancıdır. Sûre İslâm inancının tek Allah’a, ahirete ve peygamberlere inanç gibi belli başlı ilkelerini farklı yönlerden anlatırken kâfir ve müşriklerin yanlış inançlarını reddederek yaptıklarına cevap verir ve onları uyarır. Sûre akışı içerisinde çeşitli işkencelerle karşılaşan Hz. Peygamber ve izleyicilerini teselli eder. Ayrıca Araplar İbrahim soyundan olmakla övündükleri için İbrahim peygamberin olayına değinilerek böylece putperest Arapların karşı çıktıkları Hz. Muhammed’in misyonunun İbrahim peygamberle aynı olduğu hatırlatılarak ispatlanır. Yine aynı bağlamda ayetlerde eleştirilen yahudilere Kur’ân ayetlerinin Tevrat’la karşılaştırılıp arasındaki benzerlik gösterilerek Kur’ân’a inanmamak hakkındaki gereksiz mazeretlerini bırakıp kıyamet gününün azabından kurtulmaları için Kur’ân hidayetini benimsemelerine davet ve öğretilere yer verilen bu sûreye 83. ayetinde geçen huccet kelimesinden dolayı “Huccet = Sağlam delil” adı da verilir.  
Ahmet Tekin
swap_vert close
Gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a hamdolsun. Bunca âyet ve delillerden sonra, Rablerini inkârda ısrar edip, küfre sapanlar, hâlâ kulluk ve ibadette, Rablerine denk varlıklar icat ediyorlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a hamdolsun. Sonra, inkarcılar Rabblerine başkalarını denk tutuyorlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı (nuru) kılan Allah'adır. (Bundan) Sonra bile inkâr edenler, Rablerine (bir takım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı yapan Allah'a mahsustur. Sonra da Rablerini tanımıyanlar, ona, putları denk tutuyorlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bütün hamd (övgü ve sena) gökleri ve yeri şekillendirip yaratan, karanlığı ve aydınlığı var kılan O Allah’a mahsustur. (Allah kâinatı bu ikilem üzerine yarattı. İnsanları imtihana tabi tuttu. Varlığının delillerini apaçık olarak onlara gösterdi. Fakat bu imtihan sonucunda) kâfir olanlar, Rab ve sahiplerinden (Allah’tan) yüz çeviriyorlar.
(Son cümleye; insanlar Rablerine eşler koşuyorlar, şeklinde de meal verilebilir.)  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a aittir. Bunca delilden sonra hakikati inkâr edenler, başka güçleri Rabbleri ile denk tutarlar.[113]
[113] En‘âm sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VI, 227.  
Besim Atalay
swap_vert close
Göklerle, yeri, karanlıkları, ışınlığı yaratan Allaha hamd olsun, böyle iken kâfirler onunla putları denk tutuyorlar !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a aittir. Buna rağmen inkârcılar, başka güçleri Rableri ile eş tutuyorlar!
Ayette “karanlık” çoğul, “aydınlık” tekil kalıbıyla/kipiyle gelmiştir. Zira karanlık; şirk, küfür, zulüm, isyan ve fitne gibi kötü eylemlerin tamamını ihtiva eder. Nur ise; iman için kullanılır, bu da Hakk’ın tek olduğunu gösterir.  
Cemil Said
swap_vert close
Hamd ve senâ semâvâtı ve arzı halk iden ve zulmeti ve nûrı ibdâ’ iyleyen Allâh’a mahsûsdur. Bununla berâber kâfirler rablerinin mu’âdillerini tasavvur idiyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a mahsustur. Öyle iken, inkar edenler Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı var eden Allah’a mahsustur. Ama yine de kâfir olanlar (putları) rablerine eş tutuyorlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putları) Rab'leri ile denk tutuyorlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve ışığı vareden ALLAH'a yaraşır. Buna rağmen, inkarcılar Rab'lerini başkalarıyla denk tutuyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Böyleyken kâfirler hâlâ Rablerine başkalarını eşit sayıyorlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hamd o Allahın hakkıdır ki Gökleri ve yeri yarattı zulmetleri ve nuru yaptı, sonra da Hakkı tanımayanlar bunları kendilerini yaratana denk tutuyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bütün hamdler, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve aydınlığı (geceyi ve gündüzü) var eden Allah’a mahsustur. (Bunca hakikatten) sonra kâfir olanlar (hâlâ putları) Rablerine denk tutuyorlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hamd¹, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a özgüdür. Yine de gerçeği yalanlayan nankörler ilahlarını Rabb'leriyle denk tutuyorlar.
1- Yüce, Güçlü ve Övgüye Değer Yegâne Varlık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hamd olsun — O gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden — Allaha. Kâfir olanlar (bunca âyet ve delillerin zuhurundan) sonra (bunları veya bunlardan bir kısmını) haalâ Rableriyle denk tutuyorlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur.(1) Sonra, inkâr edenler (hâlâ bu putları) Rablerine denk tutuyorlar!
(1)“Hiç mümkün müdür ki: Bir baharı halk edemeyen (yaratamayan) ve bütün meyveleri îcâd edemeyen ve yeryüzünde sikkeleri (mühürleri) bir olan bütün elmaları inşâ edemeyen; onların bir misâl-i musağğarı (küçük bir nümûnesi) olan bir elmayı halk edip ve o elmayı ni‘met olarak birisine yedirsin, şükrünü kazansın, Mahmûd-ı bil‘ıtlâk’a (sonsuz hamde lâyık olan Allah’a) hamd noktasında iştirâk etsin(ortak olsun)? Hâşâ! (Aslâ!) Çünki bir elmayı halk eden kim ise, bütün dünyaya gelen elmaları îcâd eden(yaratan) yine O olabilir.” (Mektûbât, 20. Mektûb, 68-69)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hamd (her türlü övgü), gökleri ve yerküreyi (evreni) yaratmış, (yerkürenin hem kendi ekseni etrafında hem de güneş etrafında dönmesini sağlamakla) karanlıkları ve aydınlığı (gece ve gündüzü ve bunların oluşum sebeplerini) varetmiş olan Allah’a mahsustur. (Bunca ayet ve delillerden) sonra (hakikati) inkâr etmiş olanlar, başka güçleri Rableri ile denk tutarlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gökleri ve yeri yaratıp, sonra karanlığı ve aydınlığı var eden Allah yalnızca övülmeye layık olan O dur. Buna rağmen gerçekleri inkâr edenler, başkalarını Rablerine eşit tutuyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Övülmek yalnız Allah’a yaraşır. O Allah ki yerleri, gökleri yarattı, karanlıkları, aydınlıkları var etti. Sonra, bir de tanımıyanlar kendilerini çalaplarıyla bir tutmaya kalkışıyorlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Gökleri, yeri yaratan, karanlıkları, aydınlığı yapan Allah/a hamdolsun. Bu kudreti gördükten sonra kâfir olanlar yine onu rableri olan putlarıyle beraber tutuyorlar.
[1] Sûre-i Celîle Mekkî'dir (165) âyettir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Her türlü övgü [hamd], gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı¹ var eden Allah’a mahsustur. Yine de inkâr edenler başkalarını Rablerine denk tutuyorlar.
1 Kur’an’da karanlıklar (zulumât) çoğul olarak gelir. Aydınlık (Nur) ise, tekil olarak kullanılmıştır. Hem karanlıkların hem de aydınlığın maddi ve manevi olmak üzere iki anlamı vardır. Maddi karanlıklar, bir ışık kaynağının önündeki engellerden kaynaklanır. Manevi karanlıkla ise, şirk ve küfür bataklığı, cehalet kastedilir. Maddi aydınlık güneş, ay gibi doğrudan ve dolaylı ışık kaynaklarıdır. Manevi aydınlık ise, hidâyet, rahmet, tevhid, iman ve bilgidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bütün övgüler, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca ayet ve delillerden) Sonra küfre sapanlar rablerine (başkalarını) eşit tutuyorlar.
(Bu sure Mekke’de nazil olmuştur ve 165 ayettir. Surenin bazı ayetlerinde Arapların kurban edilen hayvanlarla ilgili birtakım gelenekleri kınandığı için sureye En’âm suresi denmiştir. En’âm; koyun, keçi, deve, sığır ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelimedir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hamd; gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a aittir. Her türlü övgüye, teşekküre lâyık olan, sadece O’dur. Gerçek anlamda övülmek O’nun hakkıdır ve yalnızca O’na yaraşır. Çünkü kâinatı yoktan var eden ve gecesi-gündüzüyle, ışığı-karanlığıyla ona bu mükemmel sistemi veren O’dur. Hâl böyleyken, kâfirler, bunca hârikaları gözleriyle gördükleri hâlde, hâlâ birtakım sahte ilâhları, efendileri, önderleri Rab’lerine denk tutuyorlar. Oysa ki:
Adını, putperestlerin kurbanlık hayvanlarla ilgili bâtıl inanç ve geleneklerinin ele alındığı 136 ve 138. ayetlerde geçen “enâm: hayvanlar” kelimesinden almıştır. Mekke devrinin ikinci yarısında indirilmiştir. 165 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hamd olsun Allah’a; Yer’i ve Gökler’i yarattı. Karanlıklar’ı ve Aydınlığı yaptı. Yine de inkâr etmiş olanlar rabb’lerine denk tutuyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gökleri ve yeri yaratana şükürler olsun, karanlığı ve ışığı var edene de. Yine de insan bu gücü farkedemeyip Tanrıya denkler arayışında.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Muhakkak ki övgü de, teşekkür de gökleri, yeri yaratan, bütün varlıkları karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allah’a aittir. Kendileri de dâhil etrafındaki varlıkları gören insanlar; bu kadar gerçeği gördükten sonra hala Allah’ı inkâr ediyorlar veya ilahlar edinip yaratıcıya denk tutuyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Hatta bazıları kendisine bile yararı olmayan insanları tanrı ediniyor. Bazıları da yaptıkları taştan, tahtadan, tunçtan heykellere ilahımız diyorlar. Yaratıcımız, banimiz diyorlar. Sanki onlara hiç akıl verilmemiş. Sürekli akılsızca sözler söylüyorlar. Hem de her şeyi aklımızla çözeriz derken!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
[Hamd] (övgü), gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah içindir. (Bunca delilden) sonra kâfir olanlar (hâlâ putları) Rableri ile denk tutuyorlar. [*]
Burada geçen [ya‘dilûne] fiili “adaletli davranmak” değil, putperestlerin putlarını Yüce Allah’a denk tutmaları yani şirk koşmaları anlamındadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hamd gökleri ve yeri (yoktan) yaratan, karanlıkları ve aydınlığı¹ var eden Allah’a aittir. Böyleyken kâfirler, hâlâ Rablerine (başkalarını) denk tutuyorlar.
1 Burada karanlığın çoğul, aydınlığı tekil olması bu ifâdenin mecâzî olabileceğini çağrıştırmaktadır. Zîrâ karanlığın küfrün yerine kullanılması, küfrün çokluğuna, nurun îman yerine kullanılması ise hakkın tekliğine işaret olabilir. Bk. (Bakara: 257, Mâide: 16, Ra’d: 16, İbrahim: 1, 5, Ahzab: 43, Fâtır: 20, Hadid: 9, Talak: 1)  
Muhammed Esed
swap_vert close
HER TÜRLÜ övgü, gökleri ve yeri yaratan, derin karanlığı ve (parlak) aydınlığı var eden Allah’a özgüdür: ¹ Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, başka güçleri Rableri ile eş tutarlar!
1 Hem “karanlık” hem de “aydınlık”, burada ruhî anlamda kullanılmıştır. “Karanlık”, taşıdığı şiddeti vurgulamak için Kur’an’da, her zaman çoğul şekliyle (zulumât) kullanılmaktadır ve en uygun karşılığı, “derin karanlık” veya “karanlığın derinlikleri” olabilir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bütün övgüler, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.1 Böyleyken Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirler başkalarını Rablerine denk tutuyorlar.2 11/2, 17/111, 18/1, 34/1, 226/98, 34/33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
TÜM ÖVGÜLER gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.[¹⁰¹²] Buna rağmen tevhid hakikatini inkâr edenler, başkalarını Rablerine denk tutarlar.[¹⁰¹³]
[1012] Zımnen: Bilinmeyen her şeyi temsil eden “karanlık” şer tanrısı değil, Allah’ın yaratığıdır. Giriş âyetleri, bazı müfessirlerin de tesbit ettiği gibi, Eski Ahid’in Tekvin kitabının girişi ile konu benzerliğine sahiptir (Buhârî). [1013] Allah’tan bağımsız bir alan yoktur. Dolayısıyla, yokluk ve karanlığı kendisine nisbet edeceğimiz bir ‘şer ilâhı’ da yoktur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Hamd; gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. (Rablerinin bu eşsiz yaratma gücünü gözler önüne seren bunca delilleri gördükten) Sonra kafirler (yaratılmış şeyleri) hâlâ Rableri ile denk tutuyorlar! (Kimi tutuyor yıldızlara, güneşe tapıyor, kimi de topraktan taştan yaptıkları putlara tapıyor, onlardan yardım umuyor, ahirete, Rablerinin huzurunda O'na ortak koşmalarının hesabını vereceklerine inanmıyorlar. Ey kafirler haberiniz olsun ki)
Osman Fırat
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hamd o Allah Teâlâ'ya mahsustur ki, gökleri ve yeri yaratmış ve zulmetler ile nûru var etmiştir. Sonra kâfir olanlar, (bunları) Rablerine denk tutuyorlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'ın hakkıdır. Bir de kâfirler kalkmışlar, birtakım putları Rab'lerine eşit sayıyorlar!
Kur’ân’ın birçok âyetinde semâvat ve’l-ard (gökler ve yer) birlikte ve bu sıra ile geçer. Semâ: meleklerin mekânı, duaların kıblesi, temiz ruhların yükseldiği yer ve küresel yapısı ile yerküreyi her tarafından kuşatması, orada Allah’a hiç isyan edilmemesi, cennetin orada bulunması itibariyle ön sırada yer alır. Fakat arz tek başına ve küçük cirmiyle “göklere” denk tutulur. Bu da, Allah Teâlânın dünyaya yerleştirdiği zengin muhtevanın önemini gösterir. Peygamberlerin ve özellikle Hz. Muhammed (aleyhimüsselâm)’ın burada zuhuru göklere denk tutulması için yeterli bir sebep değil midir? O bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiş değil midir! [21,107]  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hamdolsun o Allah'a ki, gökleri ve yeri yarattı, karanlıkları ve aydınlığı var etti. Yine de inkarcılar, Rablerine eşler tutuyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Hamd ve senâ gökleri ve yeri yaradan, karanlıkları ve aydınlıkları halk iden Allâh Te'âlâ'ya mahsûsdur. Bunları gördükden sonra kâfirler rablerine bir takım putları 'adîl ve şerîk kıldılar. [¹]
[1] Hayvânât-ı ehliye hakkındaki ahkâmdan bâhis oldığı sebeb-i tesmiyedir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Her şeyi güzel yapmak, gökleri ve yeri yaratmış, karanlıkları ve aydınlığı (nûru) oluşturmuş olan Allah’a mahsustur. Ama Rablerini[*] görmezlikten gelenler (kafirlik edenler), başkasını O’na denk sayıyorlar.
[*] Sahiplerini  
Şaban Piriş
swap_vert close
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Yine de kafirler Rab'lerine (başkalarını) denk tutuyorlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hamd,(1) bütünüyle o Allah'a aittir ki, gökleri ve yeri yaratmış, karanlıkları ve aydınlığı var etmiştir. Yine de inkâr edenler, başkalarını Rablerine denk tutuyorlar.
(1) Övgü ve şükür anlamını taşıyan bu kelimenin daha geniş açıklaması için, Fatiha Sûresinde konu ile ilgili dipnotuna bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hamd Allah'adır! O ki gökleri ve yeri yaratmış, karanlıklara ve nura vücut vermiştir. Sonra, gerçeği örtenler bunları Rablerine denk tutuyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ögmekliķ Tañrı’nuñdur ol kim yarattı gökleri daħı yiri daħı eyledi ķarañulıķları daħı aydınlıġı. andan anlar kim kāfir oldılar çalabı’larına berāber eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Şükr ol Tañrıya ki yaratdı gökleri ve yirleri daḫı, daḫı yaratdı ḳarañuluḳları aydınlıġı daḫı, andan ṣoñra kāfir olanlar Tañrılarına şirk getürürler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Göyləri və yeri (yoxdan) xəlq edən, zülmətləri və nuru yaradan Allaha həmd (şükür və tə’rif) olsun! (Bu qüdrəti gördükdən) sonra kafir olanlar yenə (bütləri) öz Rəbbinə tay tuturlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Praise be to Allah, Who hath created the heavens and the earth, and hath appointed darkness and light. Yet those who disbelieve ascribe rivals unto their Lord.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Praise be Allah, Who created the heavens and the earth, and made the darkness and the light. Yet those who reject Faith hold (others) as equal,(834) with their Guardian-Lord.(835)
834 'Adala has various meanings: (1) to hold something as equal to something else, as here; to balance nicely; (2) to deal justly, as between one party and another, 42:15; (3) to give compensation or reparation, or something as equivalent to something else, 6:70; (4) to turn the balance the right way, to give a right disposition, to give a just bias or proportion, 82:7; (5) to turn the balance the wrong way, to swerve, to show bias, 4:135. 835 The argument is threefold: (1) Allah created everything you see and know: how can you then set up any of His own creatures as equal to Him? (2) He is your own Guardian-Lord; He cherishes and loves you, how can you be so ungrateful as to run after something else? (3) Darkness and Light are to help you to distinguish between the true from the false: how then can you confound the true God with your false ideas and superstitions? There may also be a repudiation of the Duality of old Persian theology; Light and Darkness are not conflicting Powers; they are both creatures of Allah (Cf. 6:150).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلْحَمْدُ
hamd
لِلّٰهِ
Allah'
adır
الَّذ۪ي
O zata ki
خَلَقَ
yarattı
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضَ
ve yeri
وَجَعَلَ
ve kıldı
الظُّلُمَاتِ
karanlıkları
وَالنُّورَۜ
ve aydınlığı
ثُمَّ
son- ra
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
بِرَبِّهِمْ
Rabblerine
يَعْدِلُونَ
denk tutu- yorlar
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve resulden) Sonra kâfir olanlar (hâlâ başka şeyleri ve başkalarını) Rabblerine denk tutuyorlar.
حَمْد
İsim
ح م د
Hamd, sena, layıkıyla medh
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
ظُلُمَات
İsim
ظ ل م
Karanlıklar
نُور
İsim
ن و ر
Nûr, aydınlık
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَدَلَ
Fiil-I
ع د ل
Adaletli oldu, feda etti, ölçülü kıldı