close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 125. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Femen yuridi(A)llâhu en yehdiyehu yeşrah sadrahu lil-islâm(i)(s) vemen yurid en yudillehu yec’al sadrahu dayyikan haracen keennemâ yessa’’adu fî-ssemâ-/(i)(c) keżâlike yec’alu(A)llâhu-rricse ‘alâ-lleżîne lâ yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, kimi doğru yola götürmek isterse Müslümanlığı kabul etmesi için gönlünü açar ve kimi sapıtmak isterse gönlünü öyle bir daraltır, sıkar ki sanki göğe ağacakmış da imkan bulamıyor sanır kendisini. İşte Allah, inanmayanlara böyle azap verir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah, kimi (layık görüp) hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü (gönlünü) İslam’a açar; (ibadet ve hizmet yoluna sokar.) Kimi de (müstahak olduğundan) saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar (Kur’an’a İslami kurallara ve sorumluluklara karşı ilgisiz ve sevgisiz bırakır). Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik ve gayretsizlik (hamiyetsizlik ve haysiyetsizlik) çökertir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah, kimi doğru yola ulaştırmak isterse, kalbini O'na teslim olma arzusuyla genişletir. Kimin de sapmasına izin verirse, onun kalbini daraltır ve sıkıştırır, adeta göklere tırmanıyormuş gibi. İşte Allah iman etmeyenlerin üzerine, böyle sıkıntı, musibet ve pislik çökertir de, dehşete düşürür.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah kimi hidâyete erdirmek isterse, gönlünü İslâm'a açarak ferahlık verir. Kimin de, hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti tercihine özgürlük tanımak isterse, sanki güçlükle göğe yükselirken nefes almakta zorlandığı gibi, artan oranda o kimsenin göğsünü sıkmaya, bunaltmaya devam eder. Allah inanmayacakların boyunlarına, pis, kâfir, lânetli ve ceza mahkûmu yaftasını takarak işte böyle sıkıntıya sokar.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 20/25; 39/22; 49/7.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah kimi doğru yola eriştirmek isterse onun gönlünü de İslam'a açar. Kimi de sapıklığa düşürmek isterse onun da gönlünü adeta göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı eyler. İşte Allah iman etmeyenlerin üstüne böyle murdarlık bırakır. [13]
13.Azap ve sıkıntıyla karşı karşıya bırakır veya onların başlarına şeytanı musallat eder.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah, kime hidayet etmeği dilerse, İslâma onun göğsünü açar, gönlüne genişlik verir. Her kimi de sapıklığa bırakmak isterse, onun kalbini öyle daraltır sıkıştırır ki, iman teklifi karşısında göğe çıkacakmış gibi (zorlukta) olur. Allah, iman etmiyenler üzerine, böyle azab bırakır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, kime doğru yolu göstermek isterse, onun gönlünü Müslümanlık için açar. Saptırmak istediğinin de göğsünü dar, sıkıntılı, sanki göğe tırmanıyor gibi yapar. Allah böylece manevi azabı, inanmayanların üzerine kılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah kimi doğru yola iletmek isterse, onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah, inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.[121]
Besim Atalay
swap_vert close
Allah bir kimseyi doğru yola götürmek istediğinde, İslâmlığa karşı gönlünü açar, saptırmak istediğinin, gönlün daraltır, sıkıntıda bırakır, göğe çıkar gibi olur, inanmayan kimselere, Allah böyle azabeder
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, her kimi (iyi niyetinden dolayı) doğruya erdirmek isterse, onun kalbini İslâm'a açar. Kimi de (kötü niyet ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bırakmak isterse, onun da kalbini göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah iman etmeyenlerin üstüne, işte böylece pislik/azap bırakır.
Ayette geçen “kalbini göğe yükseltiyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar” ifadesiyle inkârcının iç daralmasının tasvir edilmesi hem muhteşem bir benzetmedir hem de bir tabiat olayına işarettir. Zira yükseğe çıkıldıkça yer çekimi azalacağından basınç da azalmaktadır.  Bilindiği gibi yer çekiminin etkisiyle gazlar Dünya’yı çepeçevre kuşatmıştır. Yükseklere doğru çıkıldıkça Atmosferi oluşturan gazların yoğunluklarının yerçekimi etkisiyle azalmasıyla basınç azalır.  Buna bağlı olarak da oksijen miktarında azalma olur ve böylece kandaki oksijen miktarı da düşer ve bu durumda solunum güçlüğü çekilir. Onun için rakımı yüksek olan yerlerde yaşayanların fonksiyonel olarak metabolik hareket mekanizmaları azalır. İşte Allah bu ayetle aynı zamanda, 14 asır önce, insanların yüksekliğin ne olduğunu bilmediği bir zamanda farklı bir tabiat olayı üzerinden bir benzetme yaparak Kur’an’ın mucizesini ortaya koyuyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh tarîk-i hidâyete sevk itmek istediklerinin kalbini dîn-i islâma açar ve dalâlete sevk itmek istediklerinin kalbini ise o kadar darlaşdırır ki îmân itmeleri hevâya uçmak kadar güç olur. İşte inanmıyanlara Allâh’ın cezâsı budur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbine darlık ve sıkıntı verir. Allah inanmayanları işte böyle cezalandırır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.  
 Allah Teâlâ bu âyette bir tabiat kanununa da işaret etmektedir. Göğe yükseldikçe basınç azalacağından o nisbette teneffüs de güçleşir. Hatta 20.000 metreyi geçince özel cihazlar olmadan insan nefes alamaz, ölür. İşte bu kanuna işaret buyuran Yüce Allah, İslâm’a girmeyenlerin göğüslerinin göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı olacağını bildirmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH kimi doğru yola ulaştırmak dilerse onun gönlünü islama (Tanrı'ya teslim olmaya) açar. Kimi de saptırmak dilerse göğsünü, göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. ALLAH inanmıyanları işte böyle kötü duruma sokar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hasılı Allah her kimi hidayetine irdirmek isterse, islâma sinesini açar, gönlüne genişlik verir, her kimi de dalalete bırakmak isterse onun da kalbini daraltır öyle sıkıştırır ki sanırsın öfkesinden göke çıkacak, iymana gelmezleri Allâh o murdarlık içinde hep böyle bırakır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmesinden dolayı) Allah kimi (lütfuyla) doğru yola iletmeyi dilerse, onun kalbini İslâm’a açar. Kimi de (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmediği ve ısrarla hakkı inkâr ettiği için, cüz’î irâdesi ile tercih etmiş olduğu) sapkınlıkta bırakırsa, onun da kalbini sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltır. Allah îmân etmeyenleri işte böyle sıkıntı içinde bırakır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, kime hidayet¹ dilerse² onun kalbini İslam'a açar; kime de sapkınlık dilerse² göğe çıkmaya çalışıyormuşçasına kalbini daraltır, sıkar. Allah, inanmayanları işte böyle sıkıntı içinde bırakır.
1- Gerçeğe yönelmek, gerçeği kavramak, gerçeğe ve doğruya ulaşmak. Doğru yolu bulmak, gerçeği seçmek. 2- Kim hidayete iletilme koşullarına uygunsa. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, İnsanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, onun kalbini İslam'a açar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah kime doğru yolu gösterir, îmana muvaffak ederse onun göksünü islâm için açar (genişletir). Kimi de sapıklıkda bırakmak dilerse onun da kalbini son derece daraltır, sıkar. O, (İslâmı kabul hususunda) gûyâ zorla göğe çıkacakmış gibi (kendinde bir imkânsızlık ve) zahmet (görür). Allah îman etmeyeceklerin üstüne işte böyle murdarlık çökertir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Artık kim ki, Allah onu (hikmetine binâen, kendi lütfundan) hidâyete erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm'a açar. Ve kim ki, (küfründeki inâdı sebebiyle, Allah) onu dalâlete atmak isterse, sanki göğe tırmanıyormuş gibi göğsünü iyice daralmış sıkıntılı hâle sokar.(1) Allah, îmân etmeyenlerin üzerinde böyle kötülük (rezillik ve azab) bırakır.
(1)Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a, kalbin İslâm’a açılmasından suâl olundu. Buyurdular ki: “O bir nûrdur ki, Allah onu mü’minin kalbine koyar da o kulun kalbi genişler ve rahata kavuşur. Bunun alâmeti ise, o kulun âhirete yönelmesi, dünyanın fânî muhabbetinden uzak durması ve ölüm gelmeden evvel ölüme hazırlıklı olmasıdır.” (Kurtubî, c. 4/7, 81)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah, her kimi (iman ve hidayeti tercih ettiğinden dolayı) doğruya erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm’a açar. Kimi de (inkâr ve sapıklığı tercih ettiğinden dolayı içinde bulunduğu) sapıklıkta bırakmak isterse, sanki semaya (uzaya) çıkıp ta (havasızlıktan) göğsü daralan gibi, göğsünü de dar ve sıkıntılı kılar. İşte Allah, (inkâr ve sapıklığı tercih edip) inanmayanların üzerine böylece (manevi) pislik (azap ve sıkıntı) bırakır.*
(*) Bu ayette, bazı ruhsal durumlardan dolayı göğsünde darlık ve sıkıntı oluşan kişi, gökyüzüne doğru yükselmekte olduğu için göğsünde darlık ve sıkıntı hisseden kişiye benzetilir. Gerçekten de gökyüzüne doğru yükseldikçe, atmosfer basıncı azalmakta ve kan, basınçla damarları ve kalbi zorlamaktadır. Ayrıca yukarı çıkıldıkça azalan oksijen nefes alma güçlüğü doğurur ve göğsümüzün içindeki akciğerlerde sıkıntı ve daralma hissedilir. Bu darlık ve sıkıntı gökyüzüne yükseldikçe artar ve sonunda yaşamın mümkün olmadığı noktaya gelinir. (İst. Kur’an Araştırmalar. Grubu) Aşağıdaki tefsire/ Arapça yorumuna da bakınız: وأما المعاصرون فأدرك كثير منهم المعنى الصحيح. فقد ربط كثير منهم بين (ضيق صدر الكافر عن الإيمان) وبين (ضيق صدر الإنسان إذا طار عالياً في الجو). فقالوا أن المعنى المقصود بالآية مثل إذا حلّق الإنسان بطائرة أو صاروخ في طبقات الجو العليا (بعيداً فوق السحاب وأعلى من أعظم الجبال)، فإنه يعاني من ضيق التنفس (فسروه تفسيرا علميا حديثا وهو أن الأوكسجين يقل وينقص كلما ارتفعنا في طبقات الجو العليا). فهم على كل حال، علموا التشبيه (ضيق صدر الكافر عن الإيمان = ضيق صدر الإنسان عن التنفس فوق السحاب (نشوء البيان دراسات قرآنية لغوية تاريخية آثارية)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah kimi doğru olan yola iletmek isterse, onun göğsünü İslam’a ısındırır (açar). Kimi de saptırmak isterse, sanki yükseğe çıkıp ta havasızlıktan göğsü daralan gibi, göğsünü daraltır. İşte böylece Allah, inanmayanları pislik içerisinde bırakır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah her kimi doğru yola iletmek dilerse onun gönlünü açar, kendini Allah’a versin diye. Sonra herkimi de sapkınlıkta bırakmak dilerse onun da gönlünü daraltır. Öyle ki sıkıntısından göklere yerinden fırlar gibi olur. Allah inanmıyanların üzerine işte böyle gönderir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah herkimi doğru yola götürmek isterse göğsünü İslâm için açar [¹]. Herkimi de sapık kılmak isterse onun göğsünü sanki zorla göğe çıkıyormuş gibi [²] darlaşmış, sıkışmış bir hale koyar, Böylece Allah iman etmeyenlere azap [³] verir,
[1] Kalbini nurlandırır.[2] Hakkı kabul etmemek için göğe çıkmak ister gibi.[3] Veya onları horlukta bırakır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun göğsünü İslâm’a/Allah’a teslimiyete açar. Kimi de saptırmak isterse, onun göğsünü sanki göğe çıkıyormuş gibi daraltır ve sıkıştırır⁴². İşte Allah inanmayanların üzerine böyle bir pislik/sıkıntı [er-rics] çökertir.
42 Burada bir tabiat yasasına işaret vardır. İnsan yükseğe çıktıkça, yani irtifa arttıkça oksijen azalacağından nefes almakta güçlük çeker, göğsü daralır ve kendisine sıkıntı basar.  
Kadri Çelik
swap_vert close
O halde Allah kimi hidayete eriştirmek isterse onun kalbini İslam'a açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah iman etmeyenlerin üstüne pisliği, işte böyle karar kılar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah kimi doğru yola iletmek isterse, onun gönlünü İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse, onun da kalbini daraltır; âdetâ göklere tırmanıyormuş gibi, sıkıştırdıkça sıkıştırır. İşte Allah, imandan yüz çevirenlerin başına böyle sıkıntılar yağdırır. Yaratıcıyı ve evreni, insanı ve insanın yaratılışındaki amacı kavrayamayan ve bu hayatın sonunda onu nasıl bir âkıbetin beklediğini bilmeyen bir toplumda, ahlâkî değerler yavaş yavaş kaybolur. Bunun sonucunda, zulüm ve haksızlık, ruhsal bunalımlar, psikolojik hastalıklar yaygınlaşır. Bütün bu sıkıntıların çaresi ise, Allah’ın gönderdiği bu Kitabın ışığında hakîkati anlamak ve ona teslim olmaktır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, kimi hidayete eriştirmek istiyorsa, onun göğsünü İslam’a açıyor; Kimi de saptırmak istiyorsa, onun göğsünü de sanki Gök’te yükseliyormuş gibi sıkıntılı daralmış kılıyor. İşte böyle, Allah inanmayanlara Rezillik veriyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, birisini doğru yola sokmak isterse, onun gönlünü İslâm’a açar. Dışlayıp yalnız bırakmak istediğinin göğsünü de öyle daraltır ki, kininden gökleri tırmalar. Allah, pis işleri hep inançsızların üstüne yıkar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun göğsünü İslam’a açar. Kimi de saptırmak isterse onun göğsünü daraltır. Göğsü daralanlar ayetlerimizi duyunca nefesleri tıkanır. Sanki göğe çıkıyormuş gibi hissederler. Nefes alamazlar. Allah inanmayanların üstüne böyle pislik çökertir.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah kimi doğru yola ulaştırmak isterse onun göğsünü İslam’a açar. [*] Kimi de saptırmak isterse (sapkınlıkta bıraktığı o kişinin) göğsünü sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltıp sıkıştırır. [*] Allah inanmayanların üstüne işte böyle pislik verir. [*]
Bu cümle “Allah dileyeni (layık gördüğünü) hidayete erdirir; dileyeni (layık gördüğünü) ise sapkınlıkta bırakır” mealindeki ayetlerle birlikte okunmalıdır. İlgili ayetler için bkz. Bakara 2:142, 213, 272; Mâide 5:16; En‘âm 6:88; Yûnus 10:25; Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; Nûr 24:35, 46; Kasas 28:56; Fâtır 35:8; Zümer 39:23; Şûrâ 42:13; Müddessir 74:31.,Bu cümle yükseklere çıkıldığında hava basıncı düşeceği için nefes almanın güçleşeceği gerçeğine işaret eder Akıl etmek/tefekkür-iman-akıl-ilim ilişkisi hakkında bkz. Enfâl 8:22, 55; Yûnus 10:100; ‘Ankebût 29:43; Fâtır 35:27-28; Haşr 59:21.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah kimi dosdoğru yola iletmek isterse onun gönlünü İslâm’a açar.¹ Kimin de saptırılmasını isterse onun da gönlünü sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltır. (Allah dilerse) îman etmeyen kimseleri işte böyle pislik² içerisinde bırakıverir.³
1 Buradaki “gönlün açılması”, kuvvet ve tahammülden, canlılık ve ferahtan kinâye’dir. Ayrıca “İslâm için gönlün açılması” ise; nefse hakkı severek kabule uygun bir kabiliyet ihsan etmekten, kinâyedir.2 Yani, şirk, küfür ve azap içerisinde bırakır.3 Yani sanki o göğe tırmanıyormuş gibi olur. Göğe tırmanmak ne kadar zahmetli ise, İslâm’ı kabul etmek ona o kadar güç ve imkânsız gelir. Ayrıca bu ifâde, göğe yükseldikçe hava basıncının düşmesine, göğsün daralmasına ve nefes almanın imkânsızlaşmasına da bir işaret, olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah kimi doğru yola ulaştırmak isterse, kalbini [O’na] teslim olma arzusuyla genişletir; kimin de sapmasına izin verirse onun kalbini daraltır ve sıkıştırır, adeta göklere tırmanıyormuş gibi: böylece Allah, inanmayanları dehşete düşürür.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kim Allah’ın doğru yoluna girmek isterse, Allah, onun göğsünü İslam’a açar. Kimin de sapkınlığını onaylarsa, sanki göğe yükseliyormuş gibi göğsünü daraltır. Allah, iman etmeyenleri pislik içinde bırakır. 8/55, 39/22, 10/100
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah kimi doğru yola ulaştırmak isterse, onun kalbini teslimiyet için genişletir; kimin de sapmasına izin verirse, onun kalbini de adeta semada yukarı tırmanıyormuş gibi daraltıp sıkıştırır:[¹¹¹⁸] Allah, inanmamakta direnen kimselerin üzerine pisliği[¹¹¹⁹] işte böyle boca eder.
[1118] İrtifa arttıkça oksijenin azaldığı gerçeği üzerinden, inkârcının iç daralmasının tasviri. [1119] Bunların inanmamakta direnmelerinin arkasında yatan gerçek nedenin “aklını kullanmamak” olduğuna dair bir âyet için bkz: 10:100.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah, kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam 'a açar, kimi de saptırmak isterse, onun kalbini sıkar daraltır, o kimse sanki göğe tırmanıyormuş gibi olur. (İslam, iman ve itaat ona son derecede güç gelir)
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh kimi doğru yola iletmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar, kimi de saptırmak isterse onun göğsünü, (o kimse) göğe çıkıyormuş gibi daraltır ve sıkıştırır. Allâh, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle rics (rezalet) çökertir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmdi Allah Teâlâ her kime hidâyet etmek isterse onun göğsünü İslâm için genişletir. Ve her kimi dalâlete düşürmek dilerse onun göğsünü daraltır, sıkışmış bir hale getirir, sanki zorla göğe yükselecek imiş gibi (bulunur). İşte Allah Teâlâ imân etmeyenlerin üzerine böylece pisliği (havale) kılar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hasılı Allah kimi doğru yola koymak isterse, onun kalbini İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun göğsünü sanki o kişi gökte yükseliyormuşcasına dar ve tıkanık yapar. İşte Allah böylece, imana gelmeyenlere rüsvaylık verir. [20, 25; 39, 22; 49, 7] {KM, II Makkabe 1, 4; Resullerin işleri 16, 14}
İnkâr zihniyeti ile rûhu kirlenmiş kimse Allah’ın birliğinin delillerini düşünmeye dâvet edilince, göğe çıkarcasına zorlanır, göğe yükselen kimsenin nefesinin tıkanması gibi göğsü tıkanır. Mânen böyle olduğu gibi, âyet bunun maddî tezahürüne de işaret etmektedir. Zira yükseğe çıktıkça oksijen azalır ve solunum güçlüğü çekilir. Her yüz metre yükseldikçe hava basıncı bir derece düşer. Basınç düştükçe nefes almak zorlaşır. Çok yüksekte uçan pilotların özel teneffüs cihazları kullanmaları şart olur. Aksi halde o pilotlar havasızlıktan ölürler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun göğsünü İslam'a açar, kimi de saptırmak isterse onun göğsünü, (o kimse) göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar. Allah. inanmayanların üstüne işte böyle pislik (sıkıntı) çökertir.
Bu âyet, bir doğa yasasına da işâret etmektedir: İnsan yükseğe çıktıkça hava basıncı azalacağından nefes alışı güçleşir. Her yüz metre yükseldikçe hava basıncı bir derece düşer. En rahat nefes, basıncın en yüksek olduğu deniz düzeyinde alınır. Yükseldikçe basınç azalacağından o oranda da teneffüs zorlaşır. Hattâ 20 bin metreyi geçince özel cihazlar olmadığı takdirde nefes alamayan insan ölür. İşte âyette bu doğa yasasına da işâret edilerek İslâma gelmeyenlerin göğüslerinin, göğe yükseliyormuş gibi dar ve tıkanık olacağı belirtilmektedir. Ayrıca nefes tıkanıklığını belirtmek için boğazı tıkayan bir kelime olan yassa''adu (êî'ñîÙñîÏïï) kelimesinin kullanılması da son derece ilginçtir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh hidâyet buyurmasını murâd iylediği kimsenin kalbini İslâm içün açar. Ve idlâl itmeği irâde itdiği kimsenin kalbini de o kadar dar ve kasvetli kılar ki îmân ona, göklere çıkmak kadar güç gelir. İşte böylece Allâh'a îmân itmeyenleri Allâh dûçâr-ı 'azâb iyler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, kimin yola geldiğini onaylamak isterse gönlünü İslam’a açar. Kimin de sapttığını onaylamak isterse[1] onun da içini daraltır[2]; sanki göğe yükseliyor gibi olur. Allah kendine güvenmeyenleri o zararlı işin içine işte böyle sokar.
[1] Allah'ın iki türlü iradesi vardır; birincisi isteğini diğeri kararını gösterir. Şu âyetlere göre O, her insanın yola gelmesini ve yanlışlardan dönmesini ister: "Allah, her şeyi size açık açık göstermek; sizi, sizden öncekilerin doğru yollarına yönlendirmek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah bilir, doğru kararlar verir. Allah tevbenizi kabul etmek ister; arzularının peşine takılanlar da büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler." (Nisa 4/26-27) İstek anlamındaki irade yerine gelmeyebilir. Allah bütün insanların tevbe etmesini ister ama etmezler. Arzularının peşinde olanlar da istedikleri halde bütün insanları saptıramazlar. Allah'ın karar anlamındaki iradesi kesin olarak yerine gelir ve verdiği "ol" emriyle birlikte o şey oluşmaya başlar. Şu âyet onu gösterir: Allah bir işe karar verdi mi, ona sadece "ol!" der, o da oluşur. (Bakara 2/117) İnsanın kararı anlamındaki iradesi, ancak gereğini yapmasıyla meydana gelebilir. İlgili âyet şöyledir: İnsanın kendi çalışmasıyla olandan başkası kendine ait değildir. (Necm 53/39) Çaba gösterilen şeyin oluşması da Allah'ın gerekli şartları yaratmasına bağlıdır. Kul kasib yani çalışan Allah da yaratandır. Bu, şu ayetlerin hükmüdür. Yaptığınız tercih ve gösterdiğiniz çaba, ancak bütün varlıkların Sahibi olan Allah'ın yaratması ile gerçekleşir. (Tekvir 81/29) Allah'ın onayı olmadan hiç bir olay meydana gelmez. Kim Allah'a inanıp güvenirse O, onun kalbini doğruya yöneltir. Her şeyi bilen Allah'tır. (Teğabun 64/11) Sonuç olarak Allah'ın bir şeyi var etmesi onun iradesi ve emriyle olur. Kulun var etmesi de irade etmesi ve çalışmasıyla meydana gelir. [2] Sapmakta olan kişiyi Allah çeşitli, yollarla uyarır. İçinin bu şekilde daralması ondandır. İlgili ayetlerin bir kısmı şöyledir: "Allah, bir topluluğu yoluna kabul ettikten sonra sakınmaları gereken şeyi onlara açıkça göstermeden yoldan çıkışlarını onaylamaz. Her şeyi bilen Allah'tır." (Tevbe 9/115) "O, kişinin içine davranışlarının yanlışlığını da doğruluğunu da fısıldar. Kim kendini geliştirirse umduğuna kavuşur. Kim de kendini pis işlere sokarsa kaybeder." (Şems 91/8-10)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah kimi doğru yola eriştirmek isterse, onun gönlünü İslam'a açar. Kimi de dalalette bırakmak isterse, zorla göğe çıkıyormuş gibi onun göğsünü daraltır. Allah, iman etmeyenlere, işte böyle rüsvaylık verir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah kime hidayet vermeyi dilerse, onun gönlünü İslâma açar. Kimi saptırmayı dilerse, sanki gökyüzünde yükseliyormuşçasına onun göğsünü sıkar ve tıkar. İman etmeyenlerin üzerine pisliği Allah işte böyle çökertir.(21)
(21) Vücut yapımız, içinde yaşadığımız çevrenin bütün şartlarıyla, bu arada üzerimizdeki atmosfer basıncıyla da uyumlu bir şekilde düzenlenmiştir. Yerçekimi, dünyamızı çevreleyen atmosferin muazzam kütlesini onun etrafında tutar; atmosfer, böylece, o muazzam kütlenin basıncıyla üzerimize yüklenir. Fakat bu basınç, içimizden karşı bir basınçla dengelendiği için, biz üzerimizde herhangi bir yük ve güçlük hissetmeyiz. Ancak atmosferin üst tabakalarında durum farklılaşır. Yerden uzaklaştıkça hava seyrelir; hava seyreldikçe basınç düşer. Bu defa kan basıncı kendisini gittikçe artan bir şiddetle belli etmeye başlar ve insan bunun etkisini soluk alma güçlüğü, göğüste sıkışma ve daralma şeklinde hisseder. İradelerini inkâr yönünde kullanan ve bu konudaki ısrarları yüzünden kalplerinin mühürlenmesini hak eden kimselerin göğsü de, üzerlerine çöken inkâr pisliğinin basıncı altında sıkışmış ve tıkanmış haldedir ve bu sıkışma, İslâmı hatırlatan şeyler karşısında etkisini açıkça belli etmektedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, iyiye ve güzele götürmek istediğinin göğsünü İslam'a açar. Saptırmak dilediğinin de göğsünü öylesine daraltıp tıkar ki, o, göğe yükseliyormuş gibi olur. Allah, iman etmeyenler üzerine pisliği işte böyle atıverir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes her kimi diler-ise Tañrı kim ŧoġru yol göstere aña yan gogsini müsülmanlıķ içün daħı her kimi diler ise kim azdura eyleye gögsini ŧār yavlaķ gāne yuķaru çıķar göge ancılayın eyler Tañrı 'aźābı yā şeytānı anlaruñ kim inanmazlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Kimi dilese Tañrı Ta‘ālā hidāyet virmege, yüregini münşeriḥ eyler İslām‐ıla. Daḫı kimi dilese azdurmaġa, yüregini dar eyler, göge çıḳar gibi olur.Anuñ gibi ḳılur Tañrı Ta‘ālā rüsvāylıġı ol kişiler üstine ki īmān getürmez‐ler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah kimi düz yola yönəltmək istəsə, onun köksünü islam (dini) üçün açıb genişləndirər, kimi azdırmaq istəsə, onun ürəyini daraldıb sıxıntıya salar. O, sanki (sıxıntının şiddətindən) göyə çıxar. Allah iman gətirməyənlərə pisliyi belə edər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And whomsoever it is Allah's will to guide, He expandeth his bosom unto the Surrender, and whomsoever it is His will to send astray, He maketh his bosom close and narrow as if he were engaged in sheer ascent. Thus Allah layeth ignominy upon those who believe not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those whom Allah (in His plan) willeth to guide,- He openeth(947) their breast to Islam; those whom He willeth to leave straying,- He maketh their breast close and constricted, as if they had to climb up to the skies: thus doth Allah (heap) the penalty on those who refuse to believe.
947 Allah's Universal Plan is the Qada wa Qadr, which is so much misunderstood. That Plan is unalterable, and that is His Will. It means that in the spiritual world, as in the physical world, there are laws of justice, mercy, grace, penalty, etc., which work as surely as anything we know. If, then, a man refuses Faith, becomes a rebel, with each step he goes further and further down, and his pace will be accelerated; he will scarcely be able to take spiritual breath, and his recovery-in spite of Allah's mercy which he has rejected-will be as difficult as if he had to climb up to the skies. On the other hand, the godly will find, with each step, the next step easier. Jesus expressed this truth paradoxically: "He that hath, to him shall be given; but he that hath not, from him shall be taken away even that which he hath": Mark. 4:25. John (6:65) makes Jesus say: "No man can come unto me, except it were given unto him of my Father."  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَمَنْ
artık kime
يُرِدِ
ister- se
اللّٰهُ
Allah
اَنْ يَهْدِيَهُ
onu hidâyete erdirmek
يَشْرَحْ
açar
صَدْرَهُ
onun göğsünü
لِلْاِسْلَامِۚ
İslam'a
وَمَنْ
ve kime
يُرِدْ
isterse
اَنْ يُضِلَّهُ
onu dalâlette bırakmak
يَجْعَلْ
kılar
صَدْرَهُ
onun göğsünü
ضَيِّقاً
iyice da- ralmış
حَرَجاً
sıkılmış
كَاَنَّمَا
sanki o şeydir ki
يَصَّعَّدُ
tırmanıyor
فِي السَّمَٓاءِۜ
göğe
كَذٰلِكَ
işte böyle
يَجْعَلُ
kılar
اللّٰهُ
Allah
الرِّجْسَ
pisliği
عَلَى الَّذ۪ينَ
o kimselerin üzerine ki
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmiyorlar
Allah kimi hidâyete erdirmek isterse onun göğsünü İslam'a açar, kimi de dalâlette bırakmak isterse onun göğsünü göğe tırmanıyormuş gibi iyice daraltır, sıkar. Allah iman etmeyenlerin üstüne işte böyle (şirk ve küfür) pisliği(ni) döker.
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
شَرَحَ
Fiil-I
ش ر ح
Açtı, genişlik verdi
صَدْر
İsim
ص د ر
Göğüs, sine
اِسْلَام
Fiilimsi-IV
س ل م
İslâm, Müslümanlık
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
صَدْر
İsim
ص د ر
Göğüs, sine
ضَيِّق
İsim
ض ي ق
Dar
حَرَج
İsim
ح ر ج
Sıkıntı, güçlük, zorluk
كَاَنّ
Harf-i nasb
كَاَنّ
Sanki
اَصَّعَّدَ
Fiil-V
ص ع د
Tırmanır
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رِجْس
İsim
ر ج س
Pislik, murdar, pis olan
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı