(Resulüm!) De ki: Göklerde ve yerkürede (kâinatta var) olan her şey kimindir? (Onlar Allah’ındır dediklerinde, yine) De ki: (Evet, hepsi de) Allah’ındır, (ki, böylece benimle birlikte her şeyin kendisine ait olduğunu ikrar ettiğiniz) O Allah, (her zaman bütün yarattıklarına) merhamet etmeyi (ve onlara daima sevgi ve şefkatle yönelmeyi kendisine ilke edinmiş, vazgeçilmez bir görev olarak) yazmıştır (gerekli kılmıştır). O, kendisinde (geleceği hakkında) hiç şüphe olmayan Kıyamet günü hepinizi de (hesaba çekmek üzere huzurunda) mutlaka toplayacaktır: Ama kendilerine yazık etmiş olanlar (var ya), işte onlar, iman etmezler.”*
(*) Allah’ın rahmeti asıldır ve Dünyada müslüman-inkârcı, ayırımı yapmadan herkesi kapsar. Çünkü her şey, yaratılışından itibaren, Allah’ın rahmetinden nasibini hiçbir ayırım yapılmadan almıştır. Çünkü Allah’ın, onu yaratmaya layık görmesi, sıhhat ve rızık vermesi, yaşatmaya devam ettirmesi, iman-inkâr noktasında serbest bırakması ve hemen helâk edivermemesi gibi şeyler, hep Allah’ın Rahman sıfatının bir tecellisi olan rahmetidir. Allah, mahlûkatın yegâne malik ve hâkimi, rahmet veya ceza vermeye kadir ve her ne isterse yapma hakkı olduğu ve Ona tesir edecek bir güç bulunmadığı halde bizzat Kendisi ihsan buyurarak bütün mülküne rahmetini vâcib kılmıştır. O Allah, bütün eşyayı başlangıçta rahmetiyle yaratıp akıl ve hürriyet vermiştir. Bütün bunlar, Allahu Teâlâ’nın rahmet etmeyi kendine ilke edinmesinden dolayıdır. Cezayı hak edenleri de hemen cezalandırmaz. Tövbe ve ilticayı kabul eder. Eğer böyle olmasaydı sizi de çoktan o helak olanların yanına gönderirdi... Konu ile ilgili olarak Bk. (En’am: 54, A’raf: 156) (M. Türk Meali 12. Ayet Açıklaması) Mü’minün süresi-84, 85, 86,87, 88 ve 89.ayetlerde geçtiği gibi yalnız Allah’a inanıp ahirette inanmayanlar ile özellikle müşriklerin cevabı’’ Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ındır’’şeklinde olduğu bir gerçektir. Bu nedenle, En’am-12. ayetin meal ve açıklaması da yukarıdaki gibi uygun görülmüştür.