close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul limen mâ fî-ssemâvâti vel-ard(i)(s) kul li(A)llâh(i)(c) ketebe ‘alâ nefsihi-rrahme(te)(c) leyecme’annekum ilâ yevmi-lkiyâmeti lâ raybe fîh(i)(c) elleżîne ḣasirû enfusehum fehum lâ yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Kimindir ne varsa göklerde ve yeryüzünde? De ki: Allah'ın; rahmet etmeyi gerekli kıldı özüne. Kıyamet günü hepinizi de tapısında toplayacak ve hiç şüphe yok o günün geleceğinde. Kendilerine ziyan edenlerdir inanmayanlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Onlara) De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" (Cevaben) De ki: "Allah’ındır." O, rahmeti Kendi üzerine yazmıştır. (Bütün kullarına ve mahlûkatına şefkat ve merhamet buyurmak Allah’ın şanıdır.) O sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. (Kendilerine yazık edip) Nefislerini hüsrana uğratanlar (var ya), işte onlar (bütün haber ve hükümleriyle Kur’an’a) inanmayanlardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
De ki: Göklerde ve yerde olanlar kimindir? De ki: Allah'ındır. O Allah ki, acıma ve şefkati kendine ilke edinmiştir. Hepinizi şüphe olmayan kıyamet gününe götürüp, bir araya toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Göklerdeki ve yerdeki varlıklar ve imkânlar kimindir, kimin tasarrufundadır?" diye sor. “Rahmetini ve merhametini ihsan edeceğini yazılı olarak kendisine farz kılan, ilke edinen Allah'ındır" de. Sizi, gerçekleşeceğinde ve hesaba çekileceğinizde şüphe olmayan kıyamet gününe elbette toplayıp getirecektir. Kendilerini, birbirlerini zarara, ziyana uğratanlar, işte onlar iman etmeyecekler.
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?." "Allah'ındır" de. O rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır. Muhakkak ki, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde sizi biraraya toplayacaktır. Kendi kendilerini zarara sokanlar, işte onlar iman etmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Göklerde ve yerde olanlar kimindir?' De ki: 'Allah'ındır.' O, rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
De ki: “- Göklerde ve yerde olan şeyler kimin?” (Eğer cevap verilmezse) de ki: Allah'ındır. O, kendi üstüne rahmeti yazdı. Muhakkak ki sizi kıyamet gününe (götürüp) toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Nefislerine ziyan edenler, işte onlar, iman etmezler.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: “Göklerdeki ve yerdeki her şey kimindir?” De ki: “Allah’ındır.” Rahmet etmek, o Allah’ın en temel özelliğidir. (Bu rahmet neticesi olarak) O, sizi kıyamet günü için toplayacaktır. Onda hiç şüphe yoktur. Fakat kendilerini zarara sokanlar, asıl onlar inanmayacaktır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde olan her şey kime aittir?” De ki: “Rahmeti ve şefkati kendisine ilke edinen Allah'a aittir. Sizi varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.”
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Göklerle yerde bulunan şeyler kimindir?», Diyesin ki: «Allahın, Allah kendisine rahmet yazdı şüphesiz bulunan kıyamet günü sizi derecek, kendisine ziyan eden kimseler inan etmezler»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki “Allah'ındır.” O, affetmeyi kendisine ilke edinmiştir. O, (varlığı) her türlü şüphenin üstünde olan kıyamet günü hepinizi mutlaka bir araya toplayacaktır. Ama (aklını kullanmayarak) kendilerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır.
Cemil Said
swap_vert close
Semâvâtda ve arzda kâffe-i mevcûdât kimindir? Allâh’ındır. Fazl ve rahmetini ihzâr ider. Kıyâmet güninde hepinizi toplayacakdır. Bundan şübhe yokdur. Nefîslerini mahv idenler îmân itmeyenlerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "göklerde ve yerde olanlar kimindir?", "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü onlar inanmazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor. De ki: “Allah’ındır. O, kendi üzerine rahmeti yazmıştır. Sizi, gerçekleşmesinde asla şüphe olmayan kıyamet gününde mutlaka toplayacaktır.” Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. «Allah'ındır» de. O, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya işte onlar inanmazlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
De: "Göklerde ve yerde olanlar kimin?" "ALLAH'ın," de. Kendisine merhametli olmayı gerekli kıldı. Hakkında kuşku olmayan Diriliş Günü sizi toplayacak. Kişiliklerini yitirenler inanmıyanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi, varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kimin şu Göklerdeki ve Yerdeki? de «Allahın» de, o kendi uhdesine rahmeti yazdı, her halde sizi kıyamet gününe toplıyacak, bunda şüpheye mahal yok, nefislerine yazık edenlerdir ki iyman etmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ve yine) de ki: “Göklerde ve yerde olan (bütün varlık) lar kimindir?” De ki: “Allah’ındır. O, (yarattıklarına karşı) merhamet etmeyi kendi zâtına gerekli kıldı. O, hakkında hiçbir şüphe olmayan hesap gününde sizi kesinlikle (bir araya) toplayacaktır.” (İnatla hakkı inkâr ederek) kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
* “O, (yarattıklarına karşı) merhamet etmeyi kendi zâtına gerekli kıldı”; Ehl-i Sünnet âlimleri aklî ve naklî deliller ışığında, her şeyin Allah Teâlâ’nın mülkü olduğunu ortaya koyduktan sonra mülkünde de dilediği gibi tasarruf hakkının Allah Teâlâ’da olduğunu beyan etmişlerdir. Ancak Allah Teâlâ, lütfu ve keremiyle merhameti kendi yüce zatına gerekli kılmıştır. Şüphesiz ki yüce Allah, vaadinden dönmez. Bu âyet-i kerîmeden anlaşılması gereken budur. İşte, lütfu ve keremiyle kullarına vaat etmiş olduğu merhametinin gereği olarak Allah Teâlâ, kullarına hakkı bildiren peygamberler ve kitaplar göndererek onları îmâna davet etmiş, hakkı inkâr eden ve günahlara dalan kullarına hemen ceza vermeyip, tövbe etmeleri için onlara mühlet tanımıştır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Gökte ve yerde olan şeyler kimindir?” De ki: “Rahmeti Kendi üzerine yazan¹ Allah'ındır.” O, kendisinden kuşku olmayan Kıyamet Günü'nde sizi mutlaka toplayacaktır. O kimseler ki kendi nefislerine hüsran² ettiler, işte onlar iman etmezler.³
1- Gerekli gören, zorunlu kılan. 2- Ömrünü boş şeyler uğruna tüketip, ebedi kayba uğramak. 3- Yaradılışa uygun olmayan bir ahlak ve yaşam tarzı, fıtratı bozduğundan; fıtratta bulunan inanma güdüsü yok olmaktadır. Zira Yapısı bozulmamış bir fıtratta, inanç fıtratın gereğidir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «Göklerde ve yerde olan her şey kimin?» De ki: «Allahındır». O, rahmeti kendi üstüne yazmışdır. Hepinizi, hakkında hiç bir şübhe olmayan kıyamet gününe (götürüb) toplayacakdır. Nefislerini büyük ziyana uğratanlar (yok mu?). İşte îman etmeyecek olanlar onlardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ve yine) de ki: “Göklerde ve yerde bulunanlar kimindir?” (Yine sen cevab ver de:)“Allah'ındır!” de! (O,) rahmet (etmey)i kendi üzerine yazmıştır. Sizi, (geleceği) hakkında hiç şübhe olmayan kıyâmet gününe mutlaka toplayacaktır.(2) Kendilerini hüsrâna uğratan o kimseler yok mu, işte onlar îmân etmezler.
(2)Âhiret’in kat‘î olarak isbâtı için bakınız; (Bakara Sûresi, sahîfe 1, hâşiye 5)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) De ki: Göklerde ve yerkürede (kâinatta var) olan her şey kimindir? (Onlar Allah’ındır dediklerinde, yine) De ki: (Evet, hepsi de) Allah’ındır, (ki, böylece benimle birlikte her şeyin kendisine ait olduğunu ikrar ettiğiniz) O Allah, (her zaman bütün yarattıklarına) merhamet etmeyi (ve onlara daima sevgi ve şefkatle yönelmeyi kendisine ilke edinmiş, vazgeçilmez bir görev olarak) yazmıştır (gerekli kılmıştır). O, kendisinde (geleceği hakkında) hiç şüphe olmayan Kıyamet günü hepinizi de (hesaba çekmek üzere huzurunda) mutlaka toplayacaktır: Ama kendilerine yazık etmiş olanlar (var ya), işte onlar, iman etmezler.”*
(*) Allah’ın rahmeti asıldır ve Dünyada müslüman-inkârcı, ayırımı yapmadan herkesi kapsar. Çünkü her şey, yaratılışından itibaren, Allah’ın rahmetinden nasibini hiçbir ayırım yapılmadan almıştır. Çünkü Allah’ın, onu yaratmaya layık görmesi, sıhhat ve rızık vermesi, yaşatmaya devam ettirmesi, iman-inkâr noktasında serbest bırakması ve hemen helâk edivermemesi gibi şeyler, hep Allah’ın Rahman sıfatının bir tecellisi olan rahmetidir. Allah, mahlûkatın yegâne malik ve hâkimi, rahmet veya ceza vermeye kadir ve her ne isterse yapma hakkı olduğu ve Ona tesir edecek bir güç bulunmadığı halde bizzat Kendisi ihsan buyurarak bütün mülküne rahmetini vâcib kılmıştır. O Allah, bütün eşyayı başlangıçta rahmetiyle yaratıp akıl ve hürriyet vermiştir. Bütün bunlar, Allahu Teâlâ’nın rahmet etmeyi kendine ilke edinmesinden dolayıdır. Cezayı hak edenleri de hemen cezalandırmaz. Tövbe ve ilticayı kabul eder. Eğer böyle olmasaydı sizi de çoktan o helak olanların yanına gönderirdi... Konu ile ilgili olarak Bk. (En’am: 54, A’raf: 156) (M. Türk Meali 12. Ayet Açıklaması) Mü’minün süresi-84, 85, 86,87, 88 ve 89.ayetlerde geçtiği gibi yalnız Allah’a inanıp ahirette inanmayanlar ile özellikle müşriklerin cevabı’’ Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ındır’’şeklinde olduğu bir gerçektir. Bu nedenle, En’am-12. ayetin meal ve açıklaması da yukarıdaki gibi uygun görülmüştür.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Deki “Göklerde ve yerde olanlar kime aittir?” Deki “Allah’a aittir. Allah, rahmeti kendisine (nefsine) yazmış ve geleceğinde hiçbir şüphenin olmadığı bir günde sizi mutlak toplayacaktır.” Kendilerine yazık etmiş olanlar var ya, onlar inanmazlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Yerlerde, göklerde ne varsa kimindir?" De ki: "Allah’ındır." Allah esirgeyicilik işini kendi üzerine almıştır. Hepinizi kıyamet günü kesenkes derleyecektir. Bunda şüphe yoktur. O kimseler ki kendilerine yazık etmişlerdir, artık onlar inanmazlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
De ki «Göklerde ve yerde olanlar kimindir?». Cevap vermezlerse de ki «o, Allah/ındır» Allah fazl-ü keremi ile nefsine rahmet yazmıştır. * Sizi şüphe götürmeyen kıyamet günü mutlak toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar [³] O/na inanmazlar.
[3] Sermayeleri olan akl-ı selimi, fıtreti kaybedenler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor. De ki: “Allah’ındır.” O, rahmeti kendi üzerine yazmıştır/almıştır³. O, geleceği kesin olan [lâ reyb] kıyamet gününde sizi elbette toplayacaktır. (Ama) kendilerini zarara sokanlar ise inanmazlar.
3 O, rahmet etmeyi kendine ilke edinmiştir. Krş. En’âm, 6/54  
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki: “Allah'ındır.” O, kendi üzerine rahmeti yazmıştır. Sizi, kendisinden kuşku olmayan kıyamet gününde tartışmasız toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar (var ya), işte onlar inanmayanlardır.
(Müşrikleri köşeye sıkıştırmanın güzel bir yoludur bu. Önce Allah, kendi elçisine onlara “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor diyor, soru soruluyor ve cevap bekleniyor. Fakat cevap ne olumlu ve ne de olumsuz olacağından karşıdakiler sessiz kalıyor. “Her şeyin Allah’a ait olduğuna” inandıkları için inkâr yoluna da gidemiyorlar. Karşılarındakine, kendi şirk inançları aleyhinde delil vermiş olacakları için olumlu bir cevap da vermiyorlar. Allah böylece onları kritik bir duruma soktuktan sonra, elçisine, “Her şey Allah’ındır, de” emrini veriyor.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
De ki: “Kimindir, göklerde ve yerde olan bütün varlıklar? Onların da mecburen kabul edecekleri cevabı kendin vererek “Allah’ındır!” de. O Allah ki, kullarına merhamet etmeyi ve onlara dâimâ sevgi ve şefkatle yönelmeyi kendisine ilke edinmiş, vazgeçilmez bir görev olarak yazmıştır. Fakat bu merhamet, adâleti engelleyecek bir merhamet değildir. Nitekim Allah, gerçekleşeceğinde asla şüphe olmayan Diriliş Günü hepinizi hesaba çekmek üzere huzurunda toplayacaktır. Fakat kendilerini felâkete sürükleyenler, bu hakîkateiman etmezler. Hâlbuki;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: -“Yer ve Gökler’deki şeyler kimindir?”. De ki: -“Allah’ındır. Rahmet’i kendi üzerine yazdı”. Hakkında kuşku olmayan Kıyâmet günü’ne sizi elbette toplar. Kendilerini hüsrana / zarara uğratmış olanlar artık inanmazlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Onlara: “ yerdekiler ve göktekiler kimin ?” diye bir soru sor. Cevabını da kendin ver ve De ki: “ Allah’ındır çünkü Allah, sevgiyi kendisine görev yazdı. Sizi mahşerde mutlaka bir araya getirecektir. Bundan asla şüpheniz olmasın... Resulüm! Kişiliksiz kimselerin üzerine varma, çünkü onlar inanmaz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara “Göklerde ve yerde olanlar kimindir” diye sor! Sonra “Allah’ındır” de! Hayır diyemeyecekler! Göklerin yerin Allah’ın olduğunu biliyorlar. Onlara de ki; “Allah yarattığı varlıklara merhamet etmek istiyor. Bu nedenle her türlü şımarıklığınıza rağmen düşünüp öğüt almanız için size gerçekleri açıklıyor. İster inanın ister inanmayın! Muhakkak ki kıyamet günü hepinizi toplayacaktır. Yalanladığınız kıyamet mutlaka gerçekleşecektir. Kıyametin kopması size bağlı değildir. İnkâr ederek kendilerine zarar verenler bu gerçeğe inanmazlar.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Onlara) “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor (ve) “Merhamet etmeyi kendi zatına yazmış olan Allah’a aittir.” de! [*] Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerine yazık edenler var ya işte onlar inanmazlar.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:54,147; A‘râf 7:156.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ve bir de): “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor ve hemen: “Tabiî ki Allah’ındır.” de. O (öncelikle) rahmet etmeyi kendi kendine ilke edindi.¹ O sizi, geleceğinde asla şüphe olmayan kıyamet günü kesinlikle bir araya getirecektir. Ama buna, ancak kendilerine yazık edenler inanmazlar.
1 Allah’ın rahmeti asıldır ve Dünyada müslüman-kâfir, ayırımı yapmadan herkesi kapsar. Çünkü her şey, yaratılışından itibaren, mutlaka Allah’ın rahmetinden nasibini hiçbir ayırım yapılmadan almıştır. Zîrâ Allah’ın, onu yaratmaya layık görmesi, sıhhat ve rızık vermesi, yaşatmaya devam ettirmesi, îman-küfür noktasında serbest bırakması ve hemen helâk edivermemesi gibi şeyler, hep Allah’ın Rahman sıfatının bir tecellisi olan rahmetidir. Allah, mahlûkatın yegâne malik ve hâkimi, rahmet ve gazaba kadir ve her ne isterse yapma hakkı olduğu ve Ona tesir edecek bir güç bulunmadığı halde bizzat Kendisi ihsan buyurarak bütün mülküne rahmetini vâcib kılmıştır. O Allah, bütün eşyayı başlangıçta rahmetiyle yaratıp akıl ve hürriyet vermiştir. Bütün bunlar, Allahu Teâlâ’nın rahmet etmeyi kendine ilke edinmesinden dolayıdır. Ahlâk-ı ilâhî; tersine gazabını hak edenleri cezalandırmada acele etmez. Tövbe ve ilticayı kabul eder. Eğer böyle olmasaydı sizi de çoktan o helak olanların yanına gönderirdi. Fakat yine Allah’ın rahmeti kendine yazmış olmasından dolayıdır ki mühlet vermesi, sonsuza kadar gidemez, bunun bir süresi vardır. Ve elbette Allah bunların cezasını vakti gelince mutlaka verecektir. Konu ile ilgili olarak Bk. (En’am: 54, A’raf: 156)  
Muhammed Esed
swap_vert close
De ki: “Kime aittir göklerde ve yerde olan her şey?” De ki: “Rahmeti ve şefkati kendisine ilke edinen Allah’a”. ¹⁰ O, [varlığı] her türlü şüphenin üstünde olan Kıyamet Günü hepinizi bir araya mutlaka toplayacaktır: ama kendilerine yazık edenler (var ya), işte [O’na] inanmayı reddedenler onlardır;
10 “Allah, kendisine ilke edinmiştir” (ketebe ‘alâ nefsihî) ibaresi Kur’an’da yalnızca iki yerde geçmektedir -burada ve bu surenin 54. ayetinde. Her iki örnekte de sözkonusu ibare Allah’ın rahmeti ile bağlantılı olarak kullanılmıştır; ve diğer ilahî vasıflardan hiç biri bu şekilde tanımlanmamıştır. Bu istisnaî ilahî rahmet vasfı ayrıca 7:156’da vurgulanmış -“Benim rahmetim her şeyi kuşatır”- ve Hz. Peygamber’in bir Hadis’inde de ifadesini bulmuştur: Hz. Peygamber’e göre Allah kendisi hakkında “Benim rahmetim gazabımı aşar” buyurmuştur (Buhârî ve Müslim).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yine de ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?”, “Zatına rahmeti ilke edinmiş olan Allah’ındır!” de. Andolsun ki geleceğinden şüphe olmayan, kıyamet gününde hepinizi bir araya toplayacaktır. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar bu gerçeğe Kuran’a iman etmezler. 6/20, 12/103, 13/1
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Kime aittir göklerde ve yerdeki her şey?” diye sor! “Kendisine rahmeti prensip edinen Allah’a” diye cevap ver![¹⁰²²] Geleceğine dair hiçbir kuşku bulunmayan Kıyamet Günü’nde, elbet hepinizi bir araya toplayacaktır. Kendisine zarar veren kimselere gelince: onlar artık iman etmezler.
[1022] Buradaki ‘alâ edatıyla ilgili genel bir değerlendirme için bkz: 15:41, not 32. Gökler ve yer, bütün yaratılmışlar âlemini kapsayan bir anlam içerir. Zımnen: bütün bir mahlukat demektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. (Sonra da onları şöyle uyar, elbette) Allah’ındır! Kendi zâtı üzerine rahmeti yazmıştır O! (Allah, varlıkların tümünü rahmetiyle yarattı ve Ademoğullarına akıl, seçenek ve hür irade bahşetti, peygamberler gönderdi, rahmet ve rızasının gereklerine davet etti, öfke ve gazabına sebep olan günahlardan çekinmelerini emretti. O, ceza vermekte acele etmez, tevbe ve bağışlanma dilemeyi, rahmetine sığınmayı kabul eder. Fakat bu mühlet tanıma sonsuza dek sürüp gidemez.) Elbette sizleri (gerçekleşmesinde) hiç kuşku olmayan kıyamet gününde (huzurunda) toplayacaktır, kendilerini büyük ziyana uğratanlar ise (bu gerçeklere) iman etmeyenlerdir.
Osman Fırat
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki:’Allâh’ındır". O, (insanlara) merhameti kendi üstüne yazmıştir. Sizi elbette varlığında şüphe olmayan kamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini ziyana sokanlar, iman etmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Göklerde ve yerde olan şeyler kimindir?» De ki: «Allah Teâlâ'nındır. O kendi zâtı üzerine rahmeti yazmıştır. Elbette sizleri Kıyamet gününe toplayacaktır. Bunda şüphe yoktur.» O kimseler ki, nefislerine ziyankar olmuşlardır. İşte onlar imân etmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
12, 13. De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir? ” “Allah'ındır” de. O, rahmet etmeyi Kendisine ilke edinmiştir. O, geleceğinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet günü sizi bir araya toplayacaktır. Kendilerini en büyük ziyana uğratanlardır ki iman etmezler. Halbuki gecede ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitir ve bilir.
Yüce ve merhametli Yaradan, sırf kendi iradesi ile rahmet ve merhametle muamele etmeyi, Zatına bir yasa edindiğini beyan buyuruyor. “Allah, yaratıkları var etmeyi dilediğinde, Kendi nezdinde Arş üzerine koyduğu bir fermanında: Benim merhametim gazabımdan ileridir.” diye yazmıştır” (hadis-i şerif). Bir başka hadiste, Allah’ın yüz rahmet yaratıp, bir bölümünü dünyaya bıraktığı, bütün yaratıklardaki şefkatin bunun eseri olduğu, âhirette ise kalan 99 rahmeti ile takviye edilmiş olarak bu rahmet ile muamele buyuracağı bildirilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üstüne yazmış(acımayı kendisine prensip edinmiş)tir. Sizi elbette varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini ziyana sokanlar, inanmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlardan: "Göklerde ve yerde olan mevcûdât kimindir?" diye sor ve yine sen cevâb virüb: "Allâh'ındır, o, kendi üzerine rahmeti yazmışdır (farz itmişdir), sizi vukû'unda şek ve şübhe olmayan kıyâmet gününe toplayacakdır" cevâbını vir. Nefislerine zarar idenler îmâna gelmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor ve de ki “Allah'ındır.” O, ikramı bol olmayı kendi üzerine yazmıştır. (Mezardan) kalkış günü hepinizi kesinlikle bir araya toplayacaktır. Bunda şüphe yoktur. Ama kendilerine yazık edenler, işte onlar buna inanmayacaklardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Yine de ki:- Göklerde ve yerde olanlar kimindir?-Kendisine merhametli olmayı yazmış olan Allah'ındır! de! Hakkında hiç bir şüphe bulunmayan kıyamet günü sizi elbette bir araya getirecektir. Kendilerini hüsrana atanlar, işte onlar, iman etmezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Göklerde ve yerde olanlar kimindir? De ki: Allah'ındır. O, kendi üzerine rahmeti yazdı.(2) Geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde O sizi toplayacaktır. Kendilerini hüsrana düşürmüş olanlar işte buna inanmazlar.
(2) Kullarına rahmetiyle muamele etmeyi irade etti. Aynı ifade, bu sûrenin 54’üncü âyetinde bir daha tekrarlanacaktır. 7:156 ile 40:7’de ise, Allah’ın rahmetinin herşeyi kapladığı bildirilmiştir. Peygamberimizin bu konudaki bir hadisi de şöyledir: “Allah mahlûkatı yarattıktan sonra ‘Rahmetim gazabımı geçmiştir’ yazdı ki, bu yazı Arş’ın üzerinde, Allah’ın kendi katında bulunmaktadır.” (Buhârî, Bed’u’l-Halk: 1; Müslim, Tevbe: 14-16.) Zaten Kur’ân ve bütün sûreler Allah’ın rahmet sıfatını bildiren Rahmân ve Rahîm isimleriyle başlamakta, 21:107 ve 17:82 gibi âyetler ise, Peygamber ile Kur’ân’ın da rahmet olarak gönderildiğini bildirmektedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sor: "Kimindir gökler ve yer?" Cevap ver: "Allah'ındır." O Allah ki, rahmeti öz benliği üzerine yazmıştır. O sizi, varlığında hiç kuşku bulunmayan kıyamet gününde bir araya mutlaka toplayacaktır. Benliklerini hüsrana yuvarlamış kişiler var ya, onlar iman etmezler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[64a] eyit: “kimdür ol kim göklerdedür daħı yirde?” eyit: “Tañrı’nuñdur.” vācib eyledi gendü üzere raḥmeti kim dire sizi ķıyāmet günindin yaña gümān yokdur anuñ içinde. anlar kim ziyān eylediler nefslerine anlar įmān getürmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Kimüñdür göklerde olanlar, yirlerde olanlar daḫı? Eyitki: Tañrı Ta‘ālānuñdur, yazdı nefsi üstine raḥmeti. Cem‘ eylese gerek sizi | ḳıyāmet günine, hīç şek yoḳdur anda. Ol kişiler ki ziyān eylediler nefsleri‐ni, anlar īmān getürmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
De: “Göylərdə və yerlərdə olanlar kimindir?” De: “Allahındır!” O Öz- Özünə rəhmli olmağı yazmışdır. (Bəndələrinə qarşı rəhmli olmağı Özü üçün əzəldən O Müəyyən etmişdir). Olacağına heç bir şübhə edilməyən qiyamət gününə sizi O toplayacaqdır. Özlərinə zərər vuranlar, əlbəttə, iman gətirməzlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say: Unto whom belongeth whatsoever is in the heavens and the earth? Say: Unto Allah. He hath prescribed for Himself mercy, that He may bring you all together to a Day whereof there is no doubt. Those who ruin their own souls will not believe.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say: "To whom belongeth all that is in the heavens and on earth?" Say: "To Allah. He hath inscribed for Himself (the rule of) Mercy.(844) That He will gather you together for the Day of Judgment, there is no doubt whatever. It is they who have lost their own souls, that will not believe.
844 History, travel, human experience, all prove the Mercy of Allah and the law that without it those who reject Truth tend to lose their own souls and destroy themselves, (Cf. 6:54 , 7:19 , and 5:66).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
لِمَنْ
kimin- dir
مَا
o şey- ler ki
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerdedir
وَالْاَرْضِۜ
ve yerdedir
قُلْ
de ki
لِلّٰهِۜ
Allah'
ındır
كَتَبَ
yazmıştır
عَلٰى نَفْسِهِ
kendi zatına
الرَّحْمَةَۜ
rahmeti
لَيَجْمَعَنَّكُمْ
sizi elbette toplayacaktır
اِلٰى يَوْمِ
gününe
الْقِيٰمَةِ
kıyamet
لَا رَيْبَ
hiç şüphe yoktur
ف۪يهِۜ
hak- kında
اَلَّذ۪ينَ
o kimse- ler ki
خَسِرُٓوا
hüsrana uğrattılar
اَنْفُسَهُمْ
kendilerini
فَهُمْ
işte onlar
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmezler
(Ve yine) De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" (Onların da cevap verecekleri gibi) "Allah'ındır" de. O, rahmeti kendi zatına yazmıştır. Andolsun hakkında hiçbir şüphe olmayan kıyamet günün(d)e sizi elbette (bir araya) toplayacaktır. (Ama) Kendilerini hüsrana uğratan kimseler var ya, işte onlar (bu söylenenlere) iman etmezler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كَتَبَ
Fiil-I
ك ت ب
Yazdı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
جَمَعَ
Fiil-I
ج م ع
Topladı, bir arada bulundurdu, bir araya getirdi, biriktirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
قِيٰمَة
İsim
ق و م
Kıyamet
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَيْب
İsim
ر ي ب
Şüphe, felâket
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَسِرَ
Fiil-I
خ س ر
Hüsrana uğradı, kaybetti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı