Eğer sen yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan onlar seni Allah’ın yolundan saptırırlar.¹ Çünkü onlar sadece vehimlerine uymaktan ve yalan söylemekten başka bir şey yapmazlar.²
1 Bu ifâdelerden; çoğunluğun kanaatinin her zaman doğru olmayabileceği, net bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu güne kadar çoğunluğun kanaatinin doğru olduğunu savunan demokratlar, bugün bu görüş işlerine gelmemeğe başlayınca demokrasinin, “azınlığın haklarının korunduğu bir sistem olduğu” yalanını söylemeye başlamışlardır. Aslında demokrasi, belli bir sınıfın, bu ifâdelerle toplumu kandırdığı ve sömürdüğü bir başka sömürü sistemidir ve diyalogcular hoşlanmasa da İslâm’la taban tabana zıttır. İslâm’ın kendisine özgü, toplumların değişmesiyle değişmeyen değer yargıları vardır ve onları da Allah belirlemiştir. Çünkü İslâm’a göre sözün en doğrusu, Allah’ın sözüdür. İslâm başka sistemlerle diyalogu ve sentezi asla kabul etmez. Allah’ın sözü üzerine söz söylemek veya onu başka sistemlerle takviye etmeye kalkışmak, küfürdür.2 Onlar hükümlerinde ilme ve hakka değil, sadece zanna ve vehimlere uyarlar. Ancak kendi ölçüleriyle ölçer, keyiflerine göre hüküm verir ve sürekli yalan söylerler. Haklıyı haksız, haksızı haklı çıkarırlar, helâle haram, harama helâl derler.