1,2, 3. Duhaya (gün boyu yayılan güneş ışığına) ve (yerkürenin kendi ekseni etrafındaki dönüşü ve güneş etrafındaki yörüngesindeki hareketi esnasında bir yarısının üzerinde) karanlığı çöküp sakinleştiği zaman geceye kasem ederim ki, (Resulüm!) Rabbin seni ne terk etmiş (vahyi kesmiş) ne de ilişiğini kesmiştir. *
(*) Not: Ayette geçen ‘’duha’’ gün boyu güneşten yayılan ışık demektir. Kaynak: 1. Şems sûresi-1. ayet (وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا). İşte burada ‘’duha’’ güneş ışığı demektir. Kaynak-23: (تعريف و معنى الضُّحَى في قاموس الكل. قاموس عربي الضُّحَى : ضَوُءُ الشمس) Arapça Kamuslar! İşte bütün buralarda ‘’duha’’ yayılan güneş ışığı demektir. Ayrıca 2. ayette gecenin tümüne yemin edildiği gibi, 1. ayette de ona uygun olarak gündüzün sadece kuşluk vaktine değil, günboyu yayılan güneş ışığına yemin edilmiştir. İşte bu şekilde her iki ayet birbiriyle uyumlu olur. Ayrıca vahyin inişi sırasında bir fetret döneminin yaşandığına dair ileri sürülen iddialar dayanaksızdır. Furkan sûresinin 32. ve 33. ayetlerinde Kur’an’ın toptan değil, parça parça, azar azar, yeri geldiği zaman indirileceği açıkça bildirilmektedir. Dolayısıyla iki vahiy arasındaki boşluk dönemini fetret olarak değerlendirmek Kur’an’a ters düşmektedir. Yine o zamanda çalar saat vs. alarm cihazları olmadığından Müzzemmil- 2-5. ayetlerle belirtilen gece ibadetini Allah Resulü bazen uykuda kaldığından kaçırıyordu. Ama sabah kalkınca geceyi ibadetsiz geçirdiğinden dolayı çok üzülüyor ve Rabbime asi oldum diye ‘’Acaba beni yalnız ve yardımsız mı bırakacak? Veya beni terk mi edecek?’’ diye düşünmeye başlıyordu. İşte bunun üzerine yüce Allah elçisini teselli etmek ve bunun böyle olmadığını bildirmek üzere bu sûreyi indirmiştir. (الله اعلم)
{والضحى} أقسم سبحانه بنور النهار كله من قولهم ضحى فلان للشمس إذ ظهر لها ويدل عليه قوله في مقابلته أي سكن واستقر ظلامه (مجمع البيان في تفسير القرآن) وقيل: المراد به هنا النهار كله،كما في سورة (الأعراف: 97-98) (أضواء البيان في تفسير القرآن) عن ابن عباس في قوله تعالى {وَٱلضُّحَىٰ} يقول أقسم الله بالنهار كله: (تفسير القرآن) الرابع: هو ضوء النهار في اليوم كله، (النكت والعيون) قال بعضهم: الضحى: هو ضوء النهار، كقوله: { وَضُحَاهَا } [الشمس: 1]، أي: ضوءها.( تأويلات أهل السنة) « (*) Not: Ayette geçen ‘’duha’’ gün boyu güneşten yayılan ışık demektir. Kaynak: 1. Şems sûresi-1. ayet (وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا). İşte burada ‘’duha’’ güneş ışığı demektir. Kaynak-23: (تعريف و معنى الضُّحَى في قاموس الكل. قاموس عربي الضُّحَى : ضَوُءُ الشمس) Arapça Kamuslar! İşte bütün buralarda ‘’duha’’ yayılan güneş ışığı demektir. Ayrıca 2. ayette gecenin tümüne yemin edildiği gibi, 1. ayette de ona uygun olarak gündüzün sadece kuşluk vaktine değil, günboyu yayılan güneş ışığına yemin edilmiştir. İşte bu şekilde her iki ayet birbiriyle uyumlu olur. Ayrıca vahyin inişi sırasında bir fetret döneminin yaşandığına dair ileri sürülen iddialar dayanaksızdır. Furkan sûresinin 32. ve 33. ayetlerinde Kur’an’ın toptan değil, parça parça, azar azar, yeri geldiği zaman indirileceği açıkça bildirilmektedir. Dolayısıyla iki vahiy arasındaki boşluk dönemini fetret olarak değerlendirmek Kur’an’a ters düşmektedir. Yine o zamanda çalar saat vs. alarm cihazları olmadığından Müzzemmil- 2-5. ayetlerle belirtilen gece ibadetini Allah Resulü bazen uykuda kaldığından kaçırıyordu. Ama sabah kalkınca geceyi ibadetsiz geçirdiğinden dolayı çok üzülüyor ve Rabbime asi oldum diye ‘’Acaba beni yalnız ve yardımsız mı bırakacak? Veya beni terk mi edecek?’’ diye düşünmeye başlıyordu. İşte bunun üzerine yüce Allah elçisini teselli etmek ve bunun böyle olmadığını bildirmek üzere bu sûreyi indirmiştir. (الله اعلم)
{والضحى} أقسم سبحانه بنور النهار كله من قولهم ضحى فلان للشمس إذ ظهر لها ويدل عليه قوله في مقابلته أي سكن واستقر ظلامه (مجمع البيان في تفسير القرآن) وقيل: المراد به هنا النهار كله،كما في سورة (الأعراف: 97-98) (أضواء البيان في تفسير القرآن) عن ابن عباس في قوله تعالى {وَٱلضُّحَىٰ} يقول أقسم الله بالنهار كله: (تفسير القرآن) الرابع: هو ضوء النهار في اليوم كله، (النكت والعيون) قال بعضهم: الضحى: هو ضوء النهار، كقوله: { وَضُحَاهَا } [الشمس: 1]، أي: ضوءها.( تأويلات أهل السنة) «وليس فى نسق السورة ما يشير إلى أن المشركين أو غير هم بغرض من الخطاب.. ومن أين كان للمشركين أن يعلموا فترة الوحى، فيقولوا أو يطعنوا، ولكن ذلك كان شوق النبي- صلى الله عليه وسلم إلى مثل ما رأى وما فهم عن الله، وما ذاق من حلاوة الاتصال بوحيه.. وكل شوق يصحبه قلق، وكل قلق يشوبه خوف - وهذا ما نقول به، ونرضى عنه.. وقد ورد أن النبي صلى الله عليه وسلم سأل جبريل، لم لا يداوم الاتصال به ويكثر من الوحى إليه، فنزل قوله تعالى:وَما نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَ (64: مريم (التفسير القرآني للقرآن ).