close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Cuma Sûresi 9. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ nûdiye lissalâti min yevmi-lcumu’ati fes’ev ilâ żikri(A)llâhi ve żerû-lbey’(a)(t) żâlikum ḣayrun lekum in kuntum ta’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar cuma günü namaz için nida edilince size, hemen Allah'ı anmaya koşun ve bırakın alışverişi; bu, daha da hayırlıdır size bilirseniz.
Namaz için edilen nidâ, cuma günü, caminin içinde okunan ezandır. Cuma ezanı okunduktan sonra cuma namazını kılmak üzere işi bırakmak gerektir. Namazdan sonra alış veriş ve saire helâldir. Hz. Muhammed (s.a.a), hutbe okurken dışarıya bir kervan gelmiş, Sahâbe kervanı duyunca bırakıp dağılmıştı. Son âyette bu olaya işaret edilmektedir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler, Cuma günü namaz için (ezan okunup) çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ı zikretmeye (ibadet etmeye, Kur’ani hükümleri ve cihad ve itaat hutbesini dinlemeye) koşuverin ve alış-verişi bırakıp (camiye gidin). Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır (ve önceliklidir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığınızda, her türlü dünyevî alışverişi bırakıp Allah'ı anmaya, yani hutbeyi dinleyip namazı kılmaya koşun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman edenler, Cuma günü namaza çağırıldığı zaman, hemen Allah'ı zikre, namaza, Allah'ın övünç kaynağı kelâmıyla ilgili açıklamaları dinlemeye, Allah'a şükretmeye koşun. Çarşılardaki, pazarlardaki, alışverişi, ticarî faaliyeti bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 17/19.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığında Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü, namaz için ezan okunduğu zaman hemen Allah'ın zikrine, (hutbe dinlemeye ve namaz kılmaya) gidin; alışverişi bırakın. Bu (hutbe dinlemek ve namaz kılmak), sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman, Allah’ın zikrine (namaza) koşun. Alışverişi terkedin. Eğer biliyorsanız bu, sizin için daha hayırlıdır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı zaman, hemen Allah'ı anmaya koşunuz ve alış-verişi bırakınız. Eğer bilseniz bu sizin için çok hayırlıdır.[641]
[641] Cuma ibadeti hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 285-290.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Cuma günü namaza çağrıldığında, Allahı anmaya hemen koşunuz, bırakınız alış-veriş işini, eğer siz bilirseniz bu sizinçin hayırlıdır, namaz bittikten sonra yeryüzüne dağılın, Allahın erdemini isteyin, Allahı çok anınız, ola ki kurtulasız!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Cuma günü namazı ikame etmek (ve hutbeyi dinlemek) için çağrı yapıldığı zaman, alışverişi bırakarak hemen Allah'ın zikrine/öğütüne koşun! Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
“Ey inananlar” ifadesi hem erkek hem de kadına yapılmış bir hitaptır. Nitekim aynı hitap; Bakara 2/183’te oruç için, 2/208’de İslam’a giriş için, A. İmran 3/102’de Allah’a karşı gelmemek için, Nisa 4/59’da Allah’a ve Resulüne itaat için, Maide 5/6’da abdest için ve daha birçok yerde farklı sorumluluklar için yapılmıştır. Verilen bu örneklerin tamamında kadın da erkek kadar sorumludur.“Namaz için çağrıldığınız zaman” ifadesi, aynı zamanda namaz için okunan ezanın da bir delilidir. Ezan konusunda Maide 5/58 dipnotuna bakabilirsiniz.Ayrıca, ayetin ilk cümlesinin sonunda “alışverişi bırakın” ve bir sonraki ayette “namaz bittikten sonra, Allah’ın lütfundan (rızkınızı) aramaya devam edin” ifadelerinden de anlıyoruz ki; Cuma, İslam Hukuku’nda zorunlu tatil günü değildir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler! Cum’a güni sizi namâza çağırdıkları vakit Allâh ile meşgûl olunuz, ticâret işlerini bırakınız, bu hakkınızda daha hayırlı olur. Eğer bilse idiniz!
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah'ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilseniz, bu sizin için daha iyidir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.[548]
Âyetteki “çağrı” ile ezan, “Allah’ın zikri” ile de Cuma namazı kastedilmektedir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey inananlar, cuma (toplantı) günü namaza çağrıldığınızda ALLAH'ı anmak için acele edin ve alışverişi bırakın. Bilseniz, bu sizin için daha iyidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! Cum'a günü namaz için nida olunduğunda hemen Allahın zikrine koşun ve alım satımı bırakın, o sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler! Cuma günü (öğle vaktinde okunan ezan ile cuma) namaz (ın) a çağrıldığınız zaman alışverişi bırakarak, hemen *Allah’ı zikretmeye koşun. Eğer bilirseniz, bu sizin için (her türlü dünya kazancından) daha hayırlıdır.
* “Allah’ı zikretmeye koşun”; Âyet-i kerîmedeki “koşun” ifadesi, “koşmak” fiilinin genel manasında değil, mecazî anlamdadır. Bu ifade, “Dünyalık işleri bırakarak, derhal, gecikmeden Cuma hutbesini dinlemek ve Cuma namazını kılmak için vakarla camiye gidin” demektir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma¹ günü salat² için seslenildiği zaman, alışverişi³ bırakıp, hemen Allah'ın öğüdüne koşun. Eğer bilirseniz, bu, sizin için daha hayırlıdır.
1- Toplanma günü. 2- Cuma Namazı için. Ayette yer alan “salat”tan kasıt, namazdır. Adına Cuma namazı denilen bu namaz, diğer namazlardan “önem”, “amaç” ve “içerik” olarak farklıdır. Bu namaz: Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, dayanışma ve yardımlaşmayı gerçekleştirmek; bilgilenmeyi, bilinçlenmeyi, haftalık gündemi paylaşmayı amaçlayan bir namazdır. Kur'an'ın, Bakara Suresi 238. ayette “es-salâtu'l-vustâ” yani en hayırlı, en yararlı namaz dediği bu namaz, haftada bir kez tekrarlanan, sosyal ve siyasal dayanışmayı gerçekleştirmek için toplumu bir araya getiren bir namazdır. 3- Tüm işlerinizi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, cum'a günü namaz için çağrıldığı (nız) zaman hemen Allâhı zikretmiye gidin. Alış verişi bırakın. Bu, bilirseniz, sizin için çok hayırlıdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Cum'a günü namaz için seslenildiği (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alış-verişi bırakın! Eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır.(1)
(1)“Evet en parlak bir mu‘cize-i san‘at-ı Samedâniye (Allah’ın en parlak bir san‘at mu‘cizesi) ve bir hârika-i hikmet-i Rabbâniye (Rabbimizin bir hikmet hârikası) olan hayâtı kim vermiş, yapmış ise, rızıkla o hayâtı besleyen ve idâme eden (devam ettiren) de O’dur. O’ndan başka olmaz. Delil mi istersin? En zaîf, en aptal hayvan, en iyi beslenir -meyve kurtları ve balıklar gibi-. En âciz, en nâzik mahlûk en iyi rızkı o yer -çocuklar ve yavrular gibi-. Evet vâsıta-ı rızk-ı helâl, iktidar ve ihtiyâr (irâde) ile olmadığını, belki acz ve za‘f ile olduğunu anlamak için balıklar ile tilkileri, yavrular ile canavarları, ağaçlar ile hayvanları müvâzene etmek (karşılaştırmak) kâfîdir. Demek derd-i maîşet için namazını terk eden, o nefere (askere) benzer ki: Ta‘lîmi ve siperini bırakıp, çarşıda dilencilik eder. Fakat namazını kıldıktan sonra Cenâb-ı Rezzâk-ı Kerîm’in (bol rızık verici ve ikrâm edici olan Allah’ın) matbaha-i rahmetinden (rahmet mutfağından) ta‘yînâtını (ona ayrılan rızkını) aramak, başkalara bâr(yük) olmamak için bizzat gitmek güzeldir, mertliktir, o dahi bir ibâdettir.” (Sözler, 5. Söz, 12)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey iman etmiş olanlar! (Ey inanmış erkek ve kadınlar!) Cuma günü salât (namaz ibadetini, bilgilenmeyi, bilinçlenmeyi, toplumsal dayanışma ve yardımlaşmayı gerçekleştirmek ve Allah’ı zikretmek) için (ezan okunup) çağrı yapıldığı zaman (mazereti olanlar dışında hepiniz) Allah’ı zikretmeye (anmaya) koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. *
(*) “Ey iman etmiş olanlar” ifadesi hem erkek hem de kadına yapılmış bir hitaptır. Nitekim aynı hitap; Bakara 2/183’te oruç için, 2/208’de İslam’a giriş için, A. İmran 3/102’de Allah’a karşı gelmemek için, Nisa 4/59’da Allah’a ve Resulüne itaat için, Maide 5/6’da abdest için ve daha birçok yerde farklı sorumluluklar için yapılmıştır. Verilen bu örneklerin tamamında kadın da erkek kadar sorumludur… (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Beş vakit namazdan farklı olarak mutlaka cemaatle kılınması gerekli olan Cuma namazı Rabbimizin erkek-kadın ayırımı yapmaksızın Kur’an’ın Cuma sûresinin 9. âyetiyle emrettiği bir namazdır. Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed de burada bir ayırım yapmamış. Bu nedenle Cuma namazı erkekler gibi kadınlara da meşrulaştırılmıştır. Ancak meşru mazeretler sebebiyle (ki, kadınların mazeretleri daha çoktur) erkeklere olduğu gibi kadınlara da Cuma namazlarına katılmama ruhsatı verilmiştir. Cuma namazının kadınlar için görev olmaktan çıkarıldığına ilişkin bir tek sahih hadis yoktur. Örneğin 5474 hadis rivayet eden Ebû Hüreyre’den, 2630 hadis rivayet eden Abdullah b. Amr’dan, 2286 hadis rivayet eden Enes b. Malik’ten ve sürekli olarak Peygamberimizle birlikte olan ve ondan 2210 hadis rivayet eden annemiz Hz. Âişe’den ve diğer bilinen kadın sahabilerden kadınlardan Cuma namazının düşürüldüğüne dair bir tek hadis gelmemiştir. Hadislerin Hanefî Mezhebi müctehitlerinin istidlal ettiği “Çocuk, esir/köle, kadın ve hasta dışında Allah’a ve Âhiret Gününe inanan kişiye ؤuma günü Cuma Namazı farzdır” hadisi dâhil bütünü delil getirilemeyecek türde zayıf hadislerdir. Bu konudaki hadislerin hadis tekniği bakımından en kuvvetlisi olan Ebû Davûd’un Tarık b. Şihab’dan rivayet ettiği “Cuma namazı esir, kadın, çocuk ve hasta dışındaki bütün ergin müminlere farzdır. ‘’ anlamındaki hadistir. Tarık b. Şihab, Hz. Peygamberi görmüş fakat ondan hadis rivayet etmediği için bu hadis delil olarak getirilemeyecek türden zayıf (Mürsel) bir hadistir. ((Ebû Davud, Salât, 215; Mecmeu’z-Zevâid, 2/170, Bedaiu’s-Sanai’, 1/258, Nasbu’r-Raye, 2/199. Mürsel hadis zayıftır, reddedilir.) Kaynak: (Kadınların Cuma Namazı- S. Vakfı) Evet, mademki Kur’an’ın her yerinde geçen (يا ياأيَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ’’Ey iman etmiş olanlar!’’ ifadesi Arapça dil kural gereği hem erkek hem kadına yapılan bir hitaptır, bundan kimsenin şüphesi yoktur, neden Cuma-9. ayetteki (يا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا) ‘’Ey iman etmiş olanlar!’’şeklindeki aynı ifade için de durum söz konusu değildir? Ama buna rağmen fakihler zayıf ve münker olan bazı rivayetleri kendilerine delil yaparak mazereti olsun olmasın bütün kadınları Cuma namazından istisna etmişlerdir. Oysa söz konusu rivayetler delil olamaz. Bu nedenle mazereti olmayan kadınlar da bu ilahi mesaja icabet etmelidir’’ diye şeklindeki zahiri (nasların zahirine bakan) ulemaların görüşleri Kur’an’ın verdiği mesajıyla uyumlu olduğunu görmekteyiz. İşte maalesef fakihlerin bu yanlışlıkları, kadınları ؤuma günü yüce Allah’a toplu hâlde yapılan ibadetten, dini bilgiler edinmekten, sosyal, siyasal ve toplumsal dayanışmadan ve o günün manevi atmosferi yaşamaktan mahrum bırakmıştır. Fakat kadınların mazeretleri erkeklerinkinden daha çok olduğu da kesindir. Örneğin: Adet görme dönemi, hamileliğin ağırlaştığı son günleri, küçük çocukları olup ta onlara bakacak birilerinin bulunmaması vs. bütün bunlar birer mazeret sayılabilir. Ama mazereti olmayan kadının cuma namazına gitmesi, Kur’an’ın verdiği mesaja daha uygun olduğu kesindir. Cuma Namazı için ayette yer alan (صلاة)“salât”tan kasıt, ilahi mesajının ruhuna uygun kılınan namazdır. Adına Cuma namazı denilen bu namaz, diğer namazlardan “önem”, “amaç” ve “içerik” olarak farklıdır. Bu namaz: Şirkten arınmış bir bilinçle yüce Allah’a yönelmek, dayanışma ve yardımlaşmayı gerçekleştirmek; bilgilenmeyi, bilinçlenmeyi, haftalık gündemi paylaşmayı amaçlayan, sosyal ve siyasal dayanışmayı gerçekleştirmek için toplumu bir araya getiren bir ibadettir. İşte bizden istenen namaz ibadeti bu şekilde olmalıdır, yoksa bazı hareketlerden ibaret olan sembolik bir ibadet değildir. İşte Cuma namazından kadını istisna eden Ebu Davud’un rivayeti şöyledir.: Tarık b. Şihap’tan Allah Resulü şöyle dediği rivayet edilir: ‘’Cuma namazı her Müslümana cemaatle kılmak haktır. Ancak dört kişi hariç: Bunlardan biri kadındır…’’Ama bu rivayeti eserine alan Ebu Davut bile, bunu rivayet eden Tarık bin Şihap, Resulullah’tan bunu işitmediğini söylüyor. Yani Ebu Davud bile, bu rivayetin senedi (منقطع) kopuk, yani ‘’mrusel’’ olduğunu söylüyor… Oysa başka bir rivayete göre Tarık bin Şihab sahabe bile değildir. Kaynak: (حديث: الجمعة حق واجب على كل مسلم في جماعة - شبكة الألوكة) Peki hadisçilere göre mursel/senedi kopuk hadisin konumu nedir? Cevap: Mursel olan rivayet, zayıf ve merdüttür: Kaynak: (كتاب تيسير مصطلح الحديث ص 88) ve yine bkz: (ويكيبديأ الموسوعة الحرة) Ayrıca yine bu konuda Cabir bin Abdullah’tan da gelen rivayet de zayıftır, delil olamaz. Temim ed- Dari’den gelen rivayet ise, ravisi hem meçhul hem de Buhari’nin dediği gibi onun hadisleriyle amel edilemez ve Ebu Zer’a’ya göre bu hadis münkerdir. İşte görüldüğü gibi kadınlara Cuma namazı farz değildir diyen bir tek sahih hadis yoktur. Kaynaklardan alıntı yapılan aşağıdaki metinlere de bakılabilir. Bu ayet Cuma ibadetinin kadın-erkek bütün müminlere farz kılındığının apaçık delilidir. Çünkü bir hitapta kadınlarla ilgili özel bir hüküm yoksa şeklen erkeklere yönelik görünen bütün hitaplar kadınları da içermektedir. والظاهر أن الخطاب بالأمر بالسعي للمؤمنين عموماً، وأنهما فرض على الأعيان (البحر المحيط – أبوحيان) وعن طارق بن شهاب رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: (الجُمعة حقٌّ واجب على كل مسلم في جماعة، إلا أربعة: مملوك، وامرأة، وصبي، ومريض)؛ رواه أبو داود، وقال: لم يسمع طارق من النبي صلى الله عليه وسلم - المفردات:: طارق بن شهاب: هو طارق بن شهاد بن عبد شمس بن هلال بن سلمة بن عوف البَجَلي الأحمسي، أبو عبدالله الكوفي، رأى النبي صلى الله عليه وسلم ولم يسمع منه، وروى عنه مرسلً -- المرسل في الأصل ضعيف مردود ويصنف ضمن أقسام الحديث الضعيف ويأتي ضعف هذا الحديث على من جهة أن سنده منقطع وغير متصل، فرواة الحديث غير متواترين الخ ) وقال ابن أبي حاتم عن أبيه: ليست له (لطارق بن شهاب) صحبة (حديث: الجمعة حق واجب على كل مسلم في جماعة - شبكة الألوكة | خلاصة حكم المحدث : إسناده ضعيف (الموسوعة الحديثية) ((التسهيل لعلوم التنزيل) جابر بن عبدالله | المحدث : ابن حجر العسقلاني |حديث تميم الداري عن النبي - صلى الله عليه وسلم - قال الجمعة واجبة إلا على امرأة أو صبي أو مريض أو مسافر، أو عبد، رواه البخاري في "التاريخ"، والطبراني في "الكبير" أيضًا والبيهقي في "السنن" كلهم من رواية الحكم بن عمرو، عن ضرار بن عمرو وعن أبي عبد الله الشامي، عن تميم - والحكم بن عمرو، قال أبو حاتم: مجهول، وقال البخاري: لا يتابع على حديثه، ونقل ابن أبي حاتم في "العلل"، عن أبي زرعة أنه قال: أنه حديث منكر ( كتاب الهداية في تخريج أحاديث البداية) التغليب في القرآن الكريم :﴿وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ﴾ ولابد من وقفة متأنية، هذه الوقفة تبين أن في قواعد البلاغة موضوع اسمه التغليب، فإذا قلت مثلاً: دخل سبعون فتاةً وفتى، تقول: دخل، لا تقول دخلت، سبعون فتاة وفتى، ما دام هناك ذكوراً وإناثاً تكتفي باختيار الذكور كقاعدة نحوية، وقاعدة صرفية، إذاً: التغليب حينما قال الله عز وجل ﴿ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَىٰ ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ۚالخ) (سورة الجمعة - 9) بمئات الآيات في القرآن الكريم، كل هذه الآيات المؤمنات معنيات قطعاً بهذه الآيات من باب التغليب، فإذا قال الله ﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا﴾ حتماً إذا قرأت أخت كريمة مؤمنة هذا القرآن يجب أن تعتقد جازمة أن الله يخاطبها أيضاً على أساس التغليب، كأن تقول: الوالدان، الرجل لم يلد، لكن الوالدان تغليب صفة الأم كوالدة على الأب، فهذا التغليب قاعدة بلاغية. فالله عزوجل في كل القرآن الكريم إذا قال: ﴿ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا﴾ هذه الآية تعني يا أيتها المؤمنات من باب التغليب َ(سورة التوبة - تفسير الآيات 71 - موسوعة الامام النابلسي للعلوم الاسلامية)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığı zaman, alış verişi bırakın ve Allah’ı anmak için koşun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Cuma günü namaza çağırılınca Allah’ı anmıya seğirtin. Alış verişi bırakın. Bilseniz, bu sizin için yeydir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/minler! Cuma günü namaz için çağırıldığı [¹] zaman Tanrı/yı anmaya [²] koşun ve alışverişi bırakın. Bilmiş olsanız, bu, size alışverişten daha hayırlıdır.
[1] Ezan okunup namaz vakti bildirildiği.[2] Hutbeye, namaza  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! Cuma günü namaz için⁵ çağrı yapıldığında, alışverişi⁶ derhâl bırakarak Allah’ı anmaya [zikr] koşunuz! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.⁷
5 Cuma namazı, beş vakit namazın dışında kılınan bir namaz değildir. Vakti öğle vaktiyle aynıdır. Öğleyi kılan, cumayı, cumayı kılan da öğleyi ayrıca kılmaz. 6 Alışverişi bırakmaktan kasıt, sadece ticareti değil, meşru olmayan her türlü meşguliyeti bırakmak anlamındadır. 7 Burada çağrıdan kasıt, “ezan”dır. Allah’ı zikirden kastedilen de “cuma namazı”dır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü ezan okunup namaza çağrıldığınız zaman, derhal işinizi gücünüzü bırakıp Allah’ı anmaya gelin! Eğer bilirseniz, bu sizin için her türlü dünyevî kazançtan daha iyidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! CUM’A günü’nde Namaz için seslenildiği zaman Allah’ın zikrine / anılmasına koşun! Alış-Veriş’i bırakın! Biliyorduysanız, böylesi sizin için en hayırlıdır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! Cuma günü namaza çağrı yapıldığında, derhal alış-verişi bırakarak Allah’a ibadete koşun. Bu, sizin için hayırlı olacaktır, artık takdir sizin.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Toplanma günü salat-ı ikame için çağrı yapıldığı zaman hemen Allah’ın ayetlerini okumak, ayetler üzerinde düşünmek, gerekli dersleri çıkarmak için koşun! Alışverişi bırakın! Eğer bilirseniz sizin için bu daha hayırlıdır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü [salât] (namaz) için çağrıldığı(nız) zaman, hemen Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın! Bilirseniz bu sizin için hayırlı olandır. [*]
Bu ayet Cuma ibadetinin kadın-erkek bütün müminlere farz kılındığının apaçık delilidir. Çünkü bir hitapta kadınlarla ilgili özel bir hüküm yoksa şeklen erkeklere yönelik görünen bütün hitaplar kadınları da içermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! Cuma günü¹ (öğle vakti,) namaz için çağrı yapıldığı² zaman, hemen alış verişi bırakarak,³ dosdoğru Allah’ın zikrine⁴ gidin.⁵ Eğer bilirseniz, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.⁶
1 Cum’a Günü: Cuma (cumua, cumaa) “toplamak, bir araya getirmek” anlamındaki cem’ kökünden isimdir. Cem’ mastarı ve birçok türevi muhtelif âyetlerde, Cuma ise kendi adıyla anılan sûrede geçmektedir. Cuma çeşitli hükümleri bakımından birçok hadiste de yer almaktadır. İslâm’dan önceki dönemde haftanın altıncı gününe “arûbe” denirdi. Sözlükler bu kelimenin Arapça olmadığını belirtmiş, araştırmacılar da Ârâmî kökenli olduğunu tespit etmişlerdir. Ârâmî dilinde “arefe günü” anlamına gelen “arûbe”, Yahudilerin cumartesine hazırlık yaptıkları ve bunun için Medine’de sabahtan öğleye kadar pazar kurdukları bir gündü. Bu güne cuma adının verilmesini, Kureyş’in atalarından olup bu günde kavmini toplayan, kendilerine öğüt veren ve Harem’e saygı göstermelerini emreden Kâ’b b. Lüeyy’e kadar götürenler olduğu gibi, hicretten önce Medine’de Ensar tarafından toplantı ve ibadet günü olarak seçilmesine bağlayanlar ve ismi bu tarihten itibaren başlatanlar da vardır. Bu günün “cum’a” adını alması bilhassa toplantı günü olmasından kaynaklanmaktadır. Çeşitli hadislerden anlaşıldığına göre cuma, haftalık ibadet günü olarak daha önce Yahudi ve Hristiyanlar için tayin ve takdir edilmiş, fakat onlar bu konuda ihtilâfa düşerek Yahudiler cumartesiyi, Hristiyanlar pazarı haftalık toplantı ve ibadet günü olarak benimsemişlerdir. Allah da cuma gününü Müslümanlara nasip etmiş, onları bu konuda hakka ulaşmaya muvaffak kılmıştır. (Müslim) Hz. Peygamber (s.a.v), “Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır; Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkarılmıştır; kıyamet de cuma günü kopacaktır” (Müslim) sözüyle bu günün özelliğini dile getirmiştir. Cuma günü gerekli temizliği yaptıktan sonra camiye gidip hutbe dinleyen ve namazı kılan kimsenin o gün ile daha önceki cuma arasında işlemiş olduğu günahlarının affedileceği belirtilmiş (Buhârî, Müslim), bu günü önemsemeden üç cuma namazını terk eden kimsenin kalbinin mühürleneceği bildirilmiştir (Ebû Dâvûd). Cuma birçok İslâm ülkesinde halen tatil günüdür. Osmanlı Türkiyesi’nde Tanzimat’tan 1935 yılına kadar hafta tatili cuma günü iken bu tarihte pazara alınmıştır. Cuma günü iş ve ticaretle meşguliyetin haram olduğu vakitten sonra camiden çıkıp işiyle gücüyle meşgul olmak mubahtır. 2 Bu çağrı, Cuma günü, öğle namazı vaktinde imam minberde iken okunan ezandır. Efendimiz (s.a.v)’in müezzini, o minbere oturunca mescidin kapısı üzerinde ezan okur, o minberden inince de namaz için ikamet ederdi. Bu uygulama, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinde de devam etti. Hz. Osman birinci ezanı namaz vaktinde, ikinci ezanı minbere oturunca okuttu. İnince de namaz için ikamet ettirdi. Cuma için iki ezan bir ikamet üzerine sahabenin icma’ı vardır.3 Yani insanlar arası ilişkileri bırakın. Alış-veriş bile yapmayın. Buradaki -bey’-, zikr-i has, irade-i âmm yoluyla muamelâttan mecâzdır. Bu yasağın süresi imamın namazdan çıkmasına kadardır. Bunun ve itikâf ibadetinin dışında Müslümanlar için muamelatın yasak olduğu başka bir vakit yoktur. Bu yasak Cuma namazı kılmayanlar için de geçerlidir. Cuma, Müslümanların tatil ve yasaklı günü değildir. Cumadan sonra dağılıp Allah’ın lütfunu aramak, 10. âyette emredilmektedir.4 Cuma’nın şartlarından olan zikir; hutbe ve namazdır. Peygamberimiz, ömründe Cuma namazını hutbesiz kılmamış olduğu için hutbe, Cuma’nın şartlarından birisidir. Bu âyete göre hutbenin farzı; “vakit ve zikir” olmak üzere ikidir. Hutbe, terki asla câiz olmayan bir rükündür. Hutbeyi uzatmak mekruhtur. Namazda haram olan, hutbede de haramdır. Ebû Hanîfe’ye göre hutbenin rüknü; “Allah’a hamd, O’nu tehlil ve teşbih” etmektir. Ebû Yûsuf ve Şâfiîler ise hutbenin Allah’a hamd, Peygamber’e salavat, nasihat ve irşat, ikinci hutbede müminlere dua, iki hutbeden birinde tek başına anlam bütünlüğü olan bir âyet okuma şeklinde beş rüknünün bulunduğunu söylemişlerdir. Cuma hutbesinin sahih olabilmesi için cuma vaktinde ve namazdan önce okunması, hutbeyi dinleyen belirli miktarda bir cemaatin bulunması, hutbeye niyet edilmesi, hutbenin rükünlerinin Arapça okun-ması gibi şartlar aranmıştır. Hutbe için gerekli cemaat: Hanefîler’e göre en az bir, Mâlikîler’e göre on iki, Şâfiî ve Hanbelîler’e göre ise kırk kişiden oluşur. Cuma namazında ise Hanefîler cemaat olarak en az “üç” kişinin varlığını şart koşarken diğer mezhepler hutbe ile namaz arasında bir fark gözetmemişlerdir. Hutbede niyet yalnız Hanefî ve Hanbelî mezheplerine göre şart olup diğer iki mezhep bunu gerekli görmemiştir. Hanefîlere göre hutbenin Arapça’dan başka bir dille de okunması caizdir. Hutbe sırasında zaruret olmadıkça konuşmak Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre mekruh, Hanbelîler ve Mâlikîler’e göre haramdır. Ramazan ve kurban bayramlarında okunan hutbeler ise sünnettir ve cuma hutbesinden farklı olarak namazdan sonra okunur. 5 O ezandan evvel ne kadar erken gidilirse o kadar efdal olmakla beraber sa’yin vacipliği ezandan itibaren başlar. Burada sa’yden maksat, meşgul olduğu işi hemen bırakıp vakit geçirmeksizin hutbeye yetişmeğe çalışmaktır. Telâş ile koşarak gitmek demek değildir. Hz. Ömer, İbnu Mes’ud ve İbnu Abbas’tan buradaki sa’yin, “hemen gidin” manasına olduğu da nakil edilmiştir. Çünkü sa’y koşmak manasına olduğu gibi “çalışmak” manasına da gelir. Onun için burada sa’y koşmak değil, “kastetmek, yani doğru gitmektir”. Rasulullah (s.a.v): “namaza ikamet olunduğu vakit ona koşarak gelmeyin yürüyerek gelin, sakin olun, yetiştiğinizi kılın yetişemediğinizi tamamlayın” buyurmuştur. (Buharî)6 İlk Cuma Namazı Hz. Peygamber (s.a.v) Medine’ye gelmezden ve Cuma âyeti nâzil olmazdan önce, Medîne’deki Müslümanlar tarafından Arûbe gününde, Es’ad b. Zürare’nin (veya Mus’ab b. Umeyr’in) imametinde kırk kişilik bir cemaatle iki rekât olarak kılınmıştır. Cuma Namazı, Mekke’de farz kılınmasına rağmen oranın şartları uygun olmadığı için Mekke’deki Müslümanlar, Cuma namazını kılmamışlardır. Bu ayet her ne kadar Cuma namazının farz olduğunun delili ise de Cuma namazı sünnetle farz kılınan ibadetlerdendir. Peygamberimiz ilk Cuma namazını Kuba’dan ayrılıp, Medîne’ye gelirken Ranûna Vadisi’nde kılmıştır. Cuma’nın, farzıyetinin şartları: 1- Hür olmak, 2- Erkek olmak, (Kadınlara farz değildir. Ancak kadınlar, dilerlerse kılabilirler. Kadınlara Cuma Namazının farz olmaması, yasak anlamına gelmez.) 3- İkamet, 4- Sıhhat, 5- Yürümeğe gücü yetmek, 6- Emniyet’tir. Edasının şartları: 1- Tam teşekküllü şehir, (Hanefîler’e göre şehir, “en büyük camii, cuma kılması gereken kişileri almayacak kadar kalabalık nüfusu barındıran, bir yöneticisi, bir de hâkimi olan belde ve devletin şehir saydığı yer” şeklinde tanımlanmıştır. Köylerde Cuma Namazı farz olmaz.) 2- Müslümanların kendilerinden olan devlet başkanının veya vekilinin, onun izniyle kıldırması, 3- Vakit, (Cumanın vakti öğle namazının vaktidir.) 4- Hutbe, (Dört mezhebe göre hutbe okunmasının gerekli olduğu hususunda ittifak vardır.) 5- Cemaat, (Ebû Hanîfe’ye göre erkek cemaat imam dışında üç, Ebû Yûsuf’a göre ise ikiden aşağı olamaz. Şâfiîler namazın en az kırk kişiyle kılınması gerektiğini söyler.) 6- İzn-i âmmdır. (Hanefîler’e göre cumanın devlet başkanının tahsis ettiği halka açık camilerde kılınması şarttır. Hanefî fakihleri ihtilâl vb. sebeplerle devlet başkanının veya izninin bulunmadığı hallerde cemaatin rızâ göstereceği bir imamın arkasında cumanın kılınabileceğini ifade etmiş, başkanın kötü niyetle izin vermemesi durumunda da cumanın kılınmasının câiz olduğunu söylemişlerdir.) Bu âyet ininceye kadar, iki yıldan fazla Cuma namazı kılınmıştır. Cumanın farziyeti, sünnetle sâbittir. Kendilerine cuma namazı farz olmayan kimseler bu namaza iştirak ettikleri takdirde ibadetleri sahih olur ve öğle namazının yerine geçer. Hanefilere göre Cuma namazı bir beldede birden fazla yerde kılınabilir. Cuma vaktinde kılınacak namazlar: 1. Cumanın farzından önce Hanefî, Mâlikî ve Şâfiî fakihlerine göre namaz vardır. Hanefî âlimleri bu namazın dört rek’at olduğunu söyler. İmam hutbeye çıktıktan sonra namaz kılmak caiz değildir. 2. Cumanın farzı. Cumanın farzının iki rek’at olup cemaatle kılınacağı konusunda ittifak vardır. 3. Cumadan sonra sünnet. Bu konuda birbirinden farklı rivayetler vardır. Ebû Hanîfe dört, Ebû Yûsuf ve Muhammed dördü bir, ikisi de bir selâmla kılınmak üzere toplam altı rek’atı tercih etmişlerdir. 4. Zuhr-i âhir. Cumanın sıhhat şartları ve özellikle bir yerde tek camide kılınması şartı üzerindeki ihtilâf, Hz. Peygamber ile sahâbe zamanında olmayan bir namazın kılınması sonucunu doğurmuştur. Şâfiîler’e göre bu namaz o günün öğle namazıdır. Ancak Ebû Hanîfe’ye de atfedilen İmam Muhammed’in görüşü, izdiham bulunsun bulunmasın birden fazla camide kılınan namazın sahih olduğudur. Buna rağmen Hanefî ihtiyat gerekçesiyle “zuhr-i âhir” diye bir namazın kılınmasını uygun görmüşler, şüphe bulunursa bu namazın farz, bulunmazsa mendup olduğunu söylemişlerdir. İhtiyat gerekçesiyle sonradan ortaya konmuş bulunan zuhr-i âhir namazının kılınmaması gerektiğini savunanların delilleri daha güçlü ve tutarlıdır. Geniş bilgi için Bk. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
SİZ EY imana ermiş olanlar! Cuma günü ¹⁰ namaz için çağrıldığınızda her türlü dünyevî alış verişi bırakıp Allah’ı anmaya koşun: eğer bilseniz, bu sizin yararınızadır.
10 Yani, öğle vaktinde cemaatle namazın farz olduğu, Cuma günü. Ama, surenin devamının gösterdiği gibi, Cuma, İslam Hukuku’nda zorunlu tatil günü değildir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrıldığınızda, alış verişi bırakıp Allah’ın davetine zikrine/namaza icabet edin! Eğer bilirseniz bu sizin için alış verişten daha hayırlıdır. 2/238, 24/37
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SİZ ey iman edenler![⁵¹⁰³] Cuma günü[⁵¹⁰⁴] namaza çağrıldığınızda,[⁵¹⁰⁵] alışverişi keserek Allah’ı anmaya[⁵¹⁰⁶] koşun! Eğer (hayır ile çıkar arasındaki farkı) bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.[⁵¹⁰⁷]
[5103] Zımnen: “Eğer iman iddianızda samimiyseniz, imanınızı isbat edip kitap yüklü eşek durumuna düşmeyiniz!” [5104] İslâm’dan önce Cuma isminin kullanıldığına dair sahih bir delil yoktur. Haftanın altıncı gününü Araplar ‘arûbâ olarak adlandırıyorlardı. Cuma’nın Arapların haftalık istişare günü olarak tayin edilerek adına “Yevmu’l-’Arûbâ” denilmesi, Allah Rasûlü’nün yedinci göbek dedesi Ka’b b. Lueyy’e (Ykl: M.S. 50) kadar gider. Fakat bütün bu süreçte “cumâ” ismi ortalarda yoktur. Bu, câmi’, cemâ‘ah, ictima‘ gibi kavramlarla akraba olan Cumânın, Kur’an vahyinin orijinal kavramlarından biri olduğuna delâlet eder. Allah Rasûlü’nün hicretinden önce Medine’deki mü’minler Cuma kılıyorlardı. Allah Rasûlü Medine’deki ilk Cuma’yı hicretin 5. günü Salimoğulları yurdunun mescidinde uzun bir hitabe ile kıldırdı. [5105] Bu çağrı (ezan) konusunda doyurucu açıklamalar için bkz: İbn Âşûr, et-Tahrîr ve’t-Tenvir, bu âyetin tefsiri. [5106] Zikrullah namazı değil, Said b. Müseyyeb ve Said b. Cübeyr’in dediği gibi bir yaygın eğitim olan hutbeyi ifade eder. Hz. Ömer, Cuma’nın hutbeden dolayı kısaltıldığını söyler (Cassas, Ahkâmu’l-Kur’an, Beyrut, 1405, V, 338). Hatta Ata, Mücahid ve Tavus gibi ikinci neslin otoriteleri hutbeye yetişemeyenin Cuma namazına iki rekât ilave etmesi içtihadında bulunmuşlardır (Cassas, ay.) Bununla, Cuma’nın dört rekât olan öğle yerine ikame edildiğini, aslî kısmı olan ilk iki rekâtını hutbeye verdiğini kasteder. Bu, eğitimin, namaz gibi farz kılınmasından başka bir şey değildir. Cuma’nın bir işlevinin de siyasal katılım olduğu hatırlanmalıdır. Alışverişi kesme emri, meşru mazeretlerin dışındaki her tür meşgaleyi kapsar. Dünyevî bir çıkar, iki dünyayı kapsayan bir hayra tercih edilemez. Bu, ilâhî içtimadan kaçmanın arkasında yatan temel sebeptir. Saib b. Yezid’den gelen rivayette de ifade edildiği gibi Allah Rasûlü ve ilk iki halife döneminde Cuma günü, imam minbere oturduğunda tek ezan okunurdu. Hz. Osman döneminde İnsanlar çoğalınca, hazırlık yapsınlar diye onun öncesinde bir ezan daha okunmaya başlandı (Buhârî). Hz. Ali kendi hilafetinde tekrar Allah Rasûlü dönemindeki tek ezanlı uygulamaya döndü (İbn Âşûr). [5107] Cuma ilâhî bir içtimadır. Allah Rasûlü onu güneşin üzerine doğduğu haftanın en hayırlı günü olarak tebcil etmiştir (Müslim). O gün duaların icâbet saati vardır. Bu içtima çağrısına, “Siz ey iman edenler!” hitabından da anlaşılacağı gibi, tüm mü’minler dahildir. Ancak Cuma beş vakte ilave bir namaz değil, öğle namazı yerine ikâme bir namazdır. Bu yüzden yolcu gibi geçici veya mahkûm gibi sürekli mazeretli sayılanların boyunlarından bile, Cuma’yı eda ederlerse öğle namazının farziyeti düşer. Zaten Cuma’nın şartları arasında yer alan “imkân” şartı, mazeret durumunda onun yerini öğle namazının almasına delâlet eder. Bütün bunlar ayrım yapılmaksızın kadın-erkek tüm mü’minler için geçerlidir. Cuma konusundaki nasları ve nebevi uygulamaları değerlendiren imamlar, “sıhhat şartları” konusunda farklı yorumlara sahiptir. Şehirde kılınma şartı, belli bir sayıdaki cemaat ile kılınma şartı, bir şehirde bir tek ve belirlenmiş bir camide kılınma şartı, siyasî otoritenin yetkisi şartı gibi şartlar bu cümledendir. Ne var ki, Kur’an nassı ile sabit olan bir ibadet, bu tartışmalı şartlar yüzünden sakıt olamaz. Bu şartlardan yola çıkarak “Eğer sahih olmazsa” şüphesi ile Cuma’lardan sonra kılınan “zuhr-i âhar” (veya “âhir”) diye bir namazın kılınmasının gerekçesi de bu ictihadi şartlardır. Bu, niyeti niyet kılan “kasıt” unsuruna mani olduğu için sakıncalıdır ve ibadeti yaralar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, Cuma günü namaza çağırıldığınız (ezan okunduğu) zaman hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın; bilmeniz gerekir ki bu sizin için daha hayırlıdır.
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler, Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allâh’ın zikrine koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân etmiş olanlar! Cuma günü namaz için nidâ olunduğu zaman hemen Allah'ın zikrine gidin ve alışverişi bırakın. Bu, eğer bilir kimseler oldu iseniz sizin için çok hayırlıdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma namazına ezan ile çağırıldığınız zaman derhal Allah'ı zikretmeye (hutbe ve namaza) gidin, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. [17, 19]
Cuma namazı, cuma günü öğle vaktinde cemaatle kılınır. Hutbeden sonra iki rek’atlık farz namaz eda edilir. Hutbeden önce ve farzdan sonra sünnet olarak dörder rek’at daha namaz kılınır. Bunun dışında Müslümanlar cuma günü işleriyle meşgul olabilirler. Yahudilerin cumartesi, Hıristiyanların pazar günü yaptıkları gibi dünyevî işleri tatil etmeye mecbur değildirler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah'ı anmağa koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler! Cum'a güni namâz içün da'vet olundukda Allâh'ın zikrine koşunuz ve bey' ve şerâyı terk idiniz. Eğer bilseniz bu, sizin içün hayırlıdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey inanıp güvenenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında alış verişi bırakın; Allah’ın zikrine[1] koşun[2]. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
[1] Allah'ın zikri, Allah'ın kitabıdır (Hicr 15/9, Enbiya 21/24). Allah'ın zikrine koşmanın ilk anlamı, cuma hutbesidir. Çünkü hutbe, Allah'ın kitabı ile ilişki kurarak bir konuyu anlatmak için okunur. Namaz da o Zikri öğrenmek için kılındığından (Taha 20/14) Allah'ın zikrine koşmanın ikinci anlamı Cuma namazına gitmektir. [2] Bu emir, kadın için de erkek icinde geçerlidir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağırıldığınız zaman, alış verişi bırakıp Allah'ın zikrine koşun! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğunda, alışverişi bırakıp Allah'ın zikrine koşun. Bilseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey inananlar! Cuma günü, namaz/dua için çağrı yapıldığında, Allah'ı anmaya/Allah'ın Zikri'ne koşun! Alış-verişi bırakın! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler! ķaçan ķıġrınıla namāz içün cum'a güninde pes ivüñ Tañrı źikrindin yaña ya'nį ħuŧbe daħı ķoñ śatıyı şol yigrekdür size eger bilürseñüz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy mü’minler, ḳaçan ḳıġırılsa namāz‐çun cum‘a güninde, pes varuñ namāza, Tañrı Ta‘ālānuñ ẕikrine, ṣatmaġı almaġı ḳoyuñuz. Ol yigrekdür size,eger siz bilürseñüz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Cümə günü namaza çağırıldığınız zaman Allahı zikr etməyə tələsin və alış-verişi buraxın. Bilsəniz, bu sizin üçün nə qədər xeyirlidir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! When the call is heard for the prayer of the day of congregation, haste unto remembrance of Allah and leave your trading. That is better for you if ye did but know.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! When the call is proclaimed to prayer on Friday(5461) (the Day of Assembly), hasten earnestly to the Remembrance of Allah, and leave off business (and traffic):(5462) That is best for you if ye but knew!(5463)
5461 Friday, is primarily the Day of Assembly, the weekly meeting of the Congregation, when we show our unity by sharing in common public worship, preceded by a Khutbah, in which the Imam (or Leader) reviews the week's spiritual life of the Community and offers advice and exhortation on holy living. Notice the gradations of social contact for Muslims if they followed the wise ordinances of their Faith. (1) Each individual remembers Allah for himself or herself five or more times everyday in the home or place of business, or local mosque, or open air, as the case may be. (2) On Friday in every week there is a local meeting in the central mosque of each local centre-it may be a village, or town, or ward of a big city. (3) At the two Ids every year, there is a large local area meeting in one centre. (4) Once at least in a lifetime, where possible, a Muslim shares in the vast international assemblage of the world, in the centre of Islam, at the Makkan Pilgrimage. A happy combination of decentralisation and centralisation, of individual liberty and collective meeting, and contact at various stages or grades. The mechanical part of this ordinance is easy to carry out. Are we carrying out the more difficult part?-the spirit of unity, brotherhood, mutual consultation, and collective understanding and action? (R). 5462 The idea behind the Muslim weekly "Day of Assembly" is different from that behind the Jewish Sabbath (Saturday) or the Christian Sunday. The Jewish Sabbath is primarily a commemoration of Allah's ending His work and resting on the seventh day (Gen. 2:2; Exod. 20:11): we are taught that Allah needs no rest, nor does He feel fatigue (2:255). The Jewish command forbids work on that day but says nothing about worship or prayer (Exod. 20:10); our ordinance lays chief stress on the remembrance of Allah. Jewish formalism went so far as to kill the spirit of the sabbath, and call forth the protest of Jesus: "the sabbath was made for man, and not man for the sabbath" (Mark, 2:27). But the Christian Church, although it has changed the day from Saturday to Sunday, has inherited the Jewish spirit: witness the Scottish Sabbath; except insofar as it has been secularised. Our teaching says: 'When the time for J umu'ah Prayer comes, close your business and answer the summons loyally and earnestly, meet earnesdy, pray, consult and learn by social contact: when the meeting is over, scatter and go about your business'. 5463 The immediate and temporal worldly gain may be the ultimate and spiritual loss, and vice versa.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُٓوا
iman ettiler
اِذَا
o za- man ki
نُودِيَ
çağırıldı
لِلصَّلٰوةِ
namaz için
مِنْ يَوْمِ
gününden
الْجُمُعَةِ
cuma
فَاسْعَوْا
hemen koşun
اِلٰى ذِكْرِ
zikrine
اللّٰهِ
Allah'ın
وَذَرُوا
ve bırakın
الْبَيْعَۜ
alışverişi
ذٰلِكُمْ
bu
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
لَكُمْ
sizin için
اِنْ
eğer
كُنْتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyorsunuz
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Cuma günü namaz için (ezan okunup) çağrı yapıldığı zaman hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın! Eğer (idrak ede)bilirseniz, elbette bu sizin için daha hayırlıdır.
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
نَادٰى
Fiil-III
ن د و
Nidâ etti, çağırdı, seslendi, dua etti, feryat etti
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
جُمُعَة
Özel isim
ج م ع
Cuma günü
سَعٰى
Fiil-I
س ع ي
Çalıştı, koştu, uğraştı, çabasını gösterdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
وَذَرَ
Fiil-I
و ذ ر
Geride bıraktı, terk etti
بَيْع
İsim
ب ي ع
Satış, alışveriş
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi