De ki: “Doğrusu kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, sonunda mutlaka o, sizi bulucudur;(1) sonra gizli olanı da görüneni de hakkıyla bilene (Allah'a) döndürüleceksiniz; artık (O), size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.”
(1)“Mâdem ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyar farkı yoktur. Elbette dâimâ gözü önünde öyle büyük dehşetli bir mes’ele karşısında bîçâre insan; o i‘dâm-ı ebedî (ebedî yok olmak düşüncesinden), o dipsiz, nihâyetsiz haps-i münferidden (yalnız başına hapsolmaktan) kurtulmak çâresini aramak ve kabir kapısını bir âlem-i bâkīye (ebedî bir âleme), bir saâdet-i ebediyeye ve âlem-i nûra (nur âlemi olan Cennete) açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hâdisesi; o insanın dünya kadar büyük bir mes’elesidir.” (Gençlik Rehberi, 13. Söz, 4-5)