(Ey insanlar!) Göklerde (uzayda) bulunan şeyleri de (bütün gök cisimleri dâhil uzayda bulunan yıldızlar ve yıldızların patlamalarıyla oluşan süpernovaların çıkardıkları çok büyük enerji sayesinde üretilen, sonra uzaya dağılan ve daha sonra yerkürenin atmosferine girip yağmurla toprağa inen ve dünya üzerindeki canlıların vücudunu oluşturan elementler gibi) ve yerkürede bulunan şeylerin hepsini de (Allah) kendisinden bir lütuf olarak sizin istifadenize sunmuştur. Şüphesiz bunda düşünen (ve bilimsel araştırmalar yapan) bir toplum için nice ayetler (Allah’ın birliğini, kudretini ve evren için kurduğu düzeni gösteren nice kanıtlar) vardır. *
(*) Şöyle bir iddia var: Casiye-23: Allah göklerde ve yerde olan her şeyi insanın hizmetine verdiğini söylüyor. Soru şu: Texas üniversitesi, Astronomları tarafından 2013 yılında keşfedilen bir galaksi bizden tam 30 milyar ışık yılı uzaklıkta: Bu galaksi bize hizmet ediyor? Bu nasıl olur? Yani, milyarlarca ışık yılı uzaklıkta galaksilerin, yıldızların yeryüzündeki yaşama etkileri nelerdir? Dahası bunca uzak mesafeye rağmen nasıl dünyamız üzerinde etkili olabilmektedirler? İşte yıldızlardan/ Dünya’mıza ve Vücudumuza “İndirilen” Elementler nelerdir? Sorusunun cevabı şöyledir. Vücudumuzu oluşturan elementlerin sayıca % 62’si hidrojen, % 24′ü oksijen, % 12’si karbon ve %1’i azottan oluşmaktadır. Bu oranları topladığımızda, vücudumuzun %99′unu oluşturan elementlerin çoğunun yıldızlarda oluştuğunu söyleyebiliriz. Yıldızların patlaması/ süpernova/ sonucunda ortaya, gümüş, altın ve platin gibi fazlaca değer verdiğimiz elementlerle birlikte vücudumuzda önemli işlevleri olan elementler ve iyot ortaya çıkar. Ayrıca, bu süreç sonunda, vücudumuz için önemli daha birçok hafif element de oluşmuş olur. Kalsiyum, magnezyum, silisyum, kükürt ve titanyum bunlardan bazılarıdır. Örneğin, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan selenyum elementi de yine süpernovalarda (yıldızların patlaması sonucunda) oluşmaktadır. Canlılar için vazgeçilmez bir element olan demir, süpernovalar sırasında uzaya belli ölçüde saçılmaktadır. Demir elementi kan hücrelerinde bulunan hemoglobin molekülünün yapısını oluşturmaktadır. Böylelikle de, kan hücrelerinde oksijenin taşınması mümkün olmaktadır. Yani vücudumuzu oluşturan elementler yıldızların /süpernovaların/ patlamasıyla oluşmaktadır. Başta insan olmak üzere canlıların varlığı yıldızların patlmasından meydana gelen elementlere bağlıdır. İşte görüldüğü üzere yeryüzünde yaşam için gerekli olan elementlerin %99’u yıldızların patlaması sonucunda oluşmaktadır. Bu yıldızlardan oluşan elementler olmadan dünya üzerinde canlılar için yaşam da olmaz… Detaylı bir bilgi için Bkz: (Yıldızların Yeryüzündeki Yaşama Etkisi – Yaratılış) Demek ki, 1400 sene önce Kur’an’ın de ifade ettiği gibi yaşam için gerekli olan elemntlerin çoğu göklerdeki/ uzaydaki yıldızlardadır. “Sadece yaşam dostu bir gezegende değil aynı zamanda yaşam dostu bir evrende bulunuyoruz… Gece gökyüzüne baktığımızda yıldızları görmemiz rastlantı değildir, çünkü yıldızların varlığı çoğu kimyasal elementin oluşumunda ilk koşuldur ve kimyanın etkisi olmadan yaşam olamazdı. Fizikçilerin hesabına göre, eğer fizik kanunları ve değişmezleri bir parça bile farklı olsaydı, evren yaşamı imkânsız kılacak şekilde gelişirdi” (TANRI YANILGISI S.135, RİCHARD DAWKİNS) Dawkins şunu diyor: Bugün bilim yaşamın oluşması için gerekli elementlerin uzaydan geldiğini ispatladı. Yıldızlar birer element oluşturma fabrikasıdır. Yıldızlar belli bir sürenin sonunda patlıyor ve o patlamanın etkisiyle evrene saçılan elementler sayesinde yaşam var oldu. Yani uzak yıldızlar bile yaşamımıza hizmet ediyor. Yaşam dünya sayesinde olmadı evrenin tamamı sayesinde oldu. İşte bu yönüyle Kur’an’ı Kerim 1400 sene önce (ki o zaman böyle bir şey bilinmiyordu) uzayda ve yerkürede ne varsa hepsi başta insanoğlu olmak üzere canlılar içindir. Kaynak: (İmtihan Yeri Dünya ise Allah, 200 Milyar Galaksiyi Neden Yarattı?) Tarihin en önemli bilim insanlarından Carl Edward Sagan şöyle demiştir. Hepimiz Yıldız Tozuyuz! Ama Nasıl? Ne Kadar? Vücudumuzdaki atomların %40’ı “yıldız tozu”dur. Konuya bir de kütlece bakmaya çalışalım: Hidrojen dışındaki atomlar daha ağırdır ve insan vücudu kütlece %60 sudan oluşmaktadır. Hidrojen ise bu kütlenin sadece %11’ini oluşturmaktadır. Bu da bize hidrojenin vücudumuzda kütlece yaklaşık %7’lik bir kısmı oluşturduğunu ve %93 oranında ise “yıldız tozu” olduğumuzu gösterir. Bizler gerçekten Carl Edward Sagan’ın da dediği gibi “hepimiz yıldız tozuyuz, kütlece %93 oranında... Bkz: (Hepimiz Yıldız Tozuyuz! Ama Nasıl? Ne Kadar? - Evrim Ağacı)