close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Câsiye Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve seḣḣara lekum mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardi cemî’an minh(u)(c) inne fî żâlike leâyâtin likavmin yetefekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve ram etmiştir size, ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde, hepsi de onun rahmetindendir; şüphe yok ki bunda da deliller var düşünen topluluğa.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kendinden (bir nimet olarak), göklerde ve yerde olanların tümüne (Allah) sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten (sayısız) ayetler (ve alâmetler bulunmaktadır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O göklerde ve yerde olan herşeyi, kendinden bir bağış olarak emrinize vermiştir. Bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah, göklerdeki varlıkların ve imkânların, yerdeki varlıkların ve imkânların hepsini, kendi katından bir lütuf olmak üzere kurduğu düzen gereğince sizin faydalanmanız için kanunlarına boyun eğdirendir. Gelişmeye devam eden, tefekkür-düşünme ağına sahip, faydalı sonuçlar elde edebilen toplumlar için, Allah'ın birliğini, kudretini, kurduğu düzeni gösteren deliller, birçok konunun çözümüne işaretler vardır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/53.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Gökte ve yerde ne varsa hepsini kendinden (bir nimet olarak) sizin hizmetinize sundu. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için ayetler vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini (Allah) kendi katından sizin hizmetinize bağladı. Şübhesiz ki bunda, düşünecek bir kavim için ibretler var.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsini kendisinden bir ikram olarak size musahhar etmiştir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için önemli ayetler vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunan şeyleri, kendisinden bir lütuf olarak size boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için dersler vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Kendi katından, göklerle yerde bulunanların, hepsini size itaat ettirdi; düşünen bir ulusçün, bunda ibretler vardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O, göklerde ve yerde olan her şeyi, kendinden (bir lütuf olarak) emrinize vermiştir. Bunda düşünen bir toplum için (alınması gereken önemli) ibretler vardır.
Öyle ya, Allah göklerde ve yerde olan her şeyi insanın emrine niçin vermiştir. Düşünen ve aklını işleten bir insan bu sorunun cevabını aramaz mı? Madem insanın diğer canlılardan bir farkı olmayacaktı, onun hayatı da diğer canlıların hayatı gibi yemek içmek ve yatmaktan ibaret olacaktı o taktirde neden diğer canlılardan farklı kılınmıştır? Düşünmemiz gerekmez mi?  
Cemil Said
swap_vert close
Semâvâtda ve arzda ne var ise size tâbi’ iyledi, her şey ândan gelir. Tefekkür iden bir kavim içün bunlar bir ’alâmetdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ayrıca O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendinden bir lütuf olarak emrinize vermiştir. Bütün bunlarda düşünenler için işaretler vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütfu olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendi katından buyruğunuza vermiştir. Düşünen bir topluluk için elbette bunda ibretler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O, göklerde ve yerde bulunan herşeyi kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiştir. Şüphesiz bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem Göklerde ne var Yerde ne varsa hepsini kendinden olarak sizin için musahhar kıldı, şübhesiz ki bunda düşünecek bir kavm için âyetler var
Emrah Demiryent
swap_vert close
O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, tarafından (bir lütuf olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için (Allah’ın kudret ve rahmetini gösteren nice) deliller vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Göklerde ve yeryüzünde bulunan her şeyi Kendi lütfundan sizin yararlanmanıza sunmuştur. Bunda düşünen bir toplum için âyetler¹ vardır.
1- Göstergeler, kanıtlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini, kendi (canibi) nden size râm etdi. Şübhe yok ki bunda, iyi düşünecek bir kavm için, kat'î ayetler (delâletler, ibretler) vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem göklerde olanlar ve yerde bulunanların hepsini, kendi tarafından (bir lütuf olarak) sizin emrinize verdi. Doğrusu bunda, düşünecek bir topluluk için gerçekten deliller vardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey insanlar!) Göklerde (uzayda) bulunan şeyleri de (bütün gök cisimleri dâhil uzayda bulunan yıldızlar ve yıldızların patlamalarıyla oluşan süpernovaların çıkardıkları çok büyük enerji sayesinde üretilen, sonra uzaya dağılan ve daha sonra yerkürenin atmosferine girip yağmurla toprağa inen ve dünya üzerindeki canlıların vücudunu oluşturan elementler gibi) ve yerkürede bulunan şeylerin hepsini de (Allah) kendisinden bir lütuf olarak sizin istifadenize sunmuştur. Şüphesiz bunda düşünen (ve bilimsel araştırmalar yapan) bir toplum için nice ayetler (Allah’ın birliğini, kudretini ve evren için kurduğu düzeni gösteren nice kanıtlar) vardır. *
(*) Şöyle bir iddia var: Casiye-23: Allah göklerde ve yerde olan her şeyi insanın hizmetine verdiğini söylüyor. Soru şu: Texas üniversitesi, Astronomları tarafından 2013 yılında keşfedilen bir galaksi bizden tam 30 milyar ışık yılı uzaklıkta: Bu galaksi bize hizmet ediyor? Bu nasıl olur? Yani, milyarlarca ışık yılı uzaklıkta galaksilerin, yıldızların yeryüzündeki yaşama etkileri nelerdir? Dahası bunca uzak mesafeye rağmen nasıl dünyamız üzerinde etkili olabilmektedirler? İşte yıldızlardan/ Dünya’mıza ve Vücudumuza “İndirilen” Elementler nelerdir? Sorusunun cevabı şöyledir. Vücudumuzu oluşturan elementlerin sayıca % 62’si hidrojen, % 24′ü oksijen, % 12’si karbon ve %1’i azottan oluşmaktadır. Bu oranları topladığımızda, vücudumuzun %99′unu oluşturan elementlerin çoğunun yıldızlarda oluştuğunu söyleyebiliriz. Yıldızların patlaması/ süpernova/ sonucunda ortaya, gümüş, altın ve platin gibi fazlaca değer verdiğimiz elementlerle birlikte vücudumuzda önemli işlevleri olan elementler ve iyot ortaya çıkar. Ayrıca, bu süreç sonunda, vücudumuz için önemli daha birçok hafif element de oluşmuş olur. Kalsiyum, magnezyum, silisyum, kükürt ve titanyum bunlardan bazılarıdır. Örneğin, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan selenyum elementi de yine süpernovalarda (yıldızların patlaması sonucunda) oluşmaktadır. Canlılar için vazgeçilmez bir element olan demir, süpernovalar sırasında uzaya belli ölçüde saçılmaktadır. Demir elementi kan hücrelerinde bulunan hemoglobin molekülünün yapısını oluşturmaktadır. Böylelikle de, kan hücrelerinde oksijenin taşınması mümkün olmaktadır. Yani vücudumuzu oluşturan elementler yıldızların /süpernovaların/ patlamasıyla oluşmaktadır. Başta insan olmak üzere canlıların varlığı yıldızların patlmasından meydana gelen elementlere bağlıdır. İşte görüldüğü üzere yeryüzünde yaşam için gerekli olan elementlerin %99’u yıldızların patlaması sonucunda oluşmaktadır. Bu yıldızlardan oluşan elementler olmadan dünya üzerinde canlılar için yaşam da olmaz… Detaylı bir bilgi için Bkz: (Yıldızların Yeryüzündeki Yaşama Etkisi – Yaratılış) Demek ki, 1400 sene önce Kur’an’ın de ifade ettiği gibi yaşam için gerekli olan elemntlerin çoğu göklerdeki/ uzaydaki yıldızlardadır. “Sadece yaşam dostu bir gezegende değil aynı zamanda yaşam dostu bir evrende bulunuyoruz… Gece gökyüzüne baktığımızda yıldızları görmemiz rastlantı değildir, çünkü yıldızların varlığı çoğu kimyasal elementin oluşumunda ilk koşuldur ve kimyanın etkisi olmadan yaşam olamazdı. Fizikçilerin hesabına göre, eğer fizik kanunları ve değişmezleri bir parça bile farklı olsaydı, evren yaşamı imkânsız kılacak şekilde gelişirdi” (TANRI YANILGISI S.135, RİCHARD DAWKİNS) Dawkins şunu diyor: Bugün bilim yaşamın oluşması için gerekli elementlerin uzaydan geldiğini ispatladı. Yıldızlar birer element oluşturma fabrikasıdır. Yıldızlar belli bir sürenin sonunda patlıyor ve o patlamanın etkisiyle evrene saçılan elementler sayesinde yaşam var oldu. Yani uzak yıldızlar bile yaşamımıza hizmet ediyor. Yaşam dünya sayesinde olmadı evrenin tamamı sayesinde oldu. İşte bu yönüyle Kur’an’ı Kerim 1400 sene önce (ki o zaman böyle bir şey bilinmiyordu) uzayda ve yerkürede ne varsa hepsi başta insanoğlu olmak üzere canlılar içindir. Kaynak: (İmtihan Yeri Dünya ise Allah, 200 Milyar Galaksiyi Neden Yarattı?) Tarihin en önemli bilim insanlarından Carl Edward Sagan şöyle demiştir. Hepimiz Yıldız Tozuyuz! Ama Nasıl? Ne Kadar? Vücudumuzdaki atomların %40’ı “yıldız tozu”dur. Konuya bir de kütlece bakmaya çalışalım: Hidrojen dışındaki atomlar daha ağırdır ve insan vücudu kütlece %60 sudan oluşmaktadır. Hidrojen ise bu kütlenin sadece %11’ini oluşturmaktadır. Bu da bize hidrojenin vücudumuzda kütlece yaklaşık %7’lik bir kısmı oluşturduğunu ve %93 oranında ise “yıldız tozu” olduğumuzu gösterir. Bizler gerçekten Carl Edward Sagan’ın da dediği gibi “hepimiz yıldız tozuyuz, kütlece %93 oranında... Bkz: (Hepimiz Yıldız Tozuyuz! Ama Nasıl? Ne Kadar? - Evrim Ağacı)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Göklerde ve yerde olan ne varsa tümünü sizin kullanımınıza veren de Allah’dır. Bunlarda düşünen bir toplum için elbette alınacak ibretler var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O, yerlerde, göklerde ne varsa hepsine, kendiliğinden sizin için boyun eğdirdi. İşte bütün bunlarla düşünenler takımı için belgeler vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O, göklerde ve yerde bulunan şeyin hepsini kendi tarafından olmak üzere size müsahhar kılmıştır. İşte bunda düşünen cemaat için ibretler vardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, göklerde bulunan ve yerde bulunan her şeyi kendi katından (bir lütuf olarak) sizin hizmetinize sunmuştur². Muhakkak ki bunda düşünen bir kavim için elbette ibretler [âyât] vardır.
2 Krş. Lokmân, 31/20  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, göklerde ve yerde ne varsa hepsini katından bir lütuf olaraksizin hizmetinize vermiştir. Hiç kuşkusuz bunda, düşünen bir toplum için nice ibretler, nice deliller vardır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Topluca Gökler’deki şeyleri de, Yer’deki şeyleri de sizin için hizmete verdi / kullanıma sundu. Bunda, düşünecek bir kavim için elbette âyetler vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Göklerde ve yerde her ne varsa onları da sizin emrinize verdi. Bunlarda, düşünce toplumu için ipuçları vardır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Gökyüzündeki yeryüzündeki her şey; insanlığın hizmetine verilmiştir. Bütün mesele insanlığın hizmetine verilenlerin adaletle insanlar arasında paylaşılmasıdır. Bu paylaşımın planlanması, organize edilmesi, hakkaniyetle yerine getirilmesi de insana düşmektedir. İnsanın verilen nimetleri adalet çerçevesinde paylaşabilmesi, Rabbinin ayetlerine uyması ile mümkündür. Ancak aklına, nefsine, arzularına uyarsa; yeryüzünün zenginlikleri güçlüler arasında kalır. Zenginliklerde hakkı olanlar fakir, yoksul bırakılır. Elbette bu zulümdür, haksızlıktır. Elbette ayetlerle açıklanan bu gerçekler; düşünen toplumlar için doğru yolu gösteren işaretlerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütuf olarak) size boyun eğdirmiştir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
(O Allah) Kendinden¹ (bir nîmet olarak) göklerde ve yerdekilerin tümüne sizin için² boyun eğdirdi.³ Şüphesiz bunda, dü-şünen bir topluluk için gerçekten mûcizeler vardır.
1 (جَمِيعًا مِنْهُ) ifâdesindeki (مِنْ) harf-i cerrini Hıristiyanlar ve bazı sufi ekolleri “ba’ziyyet bildirir” şeklinde anlayarak; Hıristiyanlar; “Hz. İsa’nın Allah’ın bir cüz’ü olduğuna, vahdet-i vücutçular da kendi bâtıl düşüncelerine” delil gibi göstermeye çalışmışlardır. Aslında (مِنْهُ) ifâdesi (سَخَّرَ) fiilinin (تَسْخِيرًا كَائِناً مِنْهُ) şeklindeki takdiriyle mutlak mef’ulü olur. Yani boyun eğdirme, insanların ve varlıkların sebebiyle değil “bizzat Allah’ın insanlara bir lütfundan” dolayıdır. Yoksa bu âyeti, “göklerde ve yerde kendisinden bir parça olan bütün varlıkları” şeklinde anlamak mümkün değildir. Ayrıca (جَمِيعًا مِنْهُ) ifâdesindeki (مِنْ) i’rab yönüyle; hâl olarak düşünülürse anlamı: “O Allah, bütün bu eşyayı Kendi katından meydana gelmiş olarak emrinize amade kıldı” şeklinde olur. 2 (وَسَخَّرَ لَكُمْ) ifadesi; “sizin emrinize verdi” veya “sizin için boyun eğdirdi” şeklinde tercüme edilebilir. Bu tercümenin ikisi de, insanların bütün her şeyden daha önemli olduğunu ifade eder. Çünkü bütün gökler ve yerdeki eşyanın insana boyun eğmesi, insanın hepsine hâkimiyetini ve üstünlüğünü ifâde edeceği gibi insan için boyun eğdirilmiş olması da insanın; “yaratılışın hedefi” olmasını ifâde eder. Her iki durumda ise insan, diğer varlıklardan daha gelişmiş bir şekilde yaratılmıştır. İnsanın iki yönü vardır. Birisi fizikî, birisi de rûhî yönüdür. Fizikî yönüyle açıkça biliniyor ki insanın yaratılışı gökler ve yerin yanında bir zerre denemeyecek kadar küçüktür. Allah tarafından “içine ruhumdan üflediğim” ifadeleriyle yüceltilmiş olan insan ruhu, âlemlerin diğer canlı ve cansız cisimlerinin sahip olmadığı yüksek bir kapsamlılığa sahiptir. İşte bu âyette açıkça ifâde edilen “itaat ettirme” de bu yönüyledir. İnsanın bir bakışla yer ve gökten ne kadar geniş bir sahayı görebildiği göz önünde bulundurulursa bu “itaat ettirmenin” bir anı düşünülmüş olur. Bu âyetin, bilhassa tefekkür âyeti olmak üzere seçilmiş olması da gösterir ki buradaki genel itaat ettirmeden maksat, ruhî yönden itaat ettirmedir. Fiilen itaat ettirme ise onun bir neticesi olarak meydana gelir. 3 Yani başka birinin tavassutuyla değil, yalnız Kendisinin yaratma ve emrinize âmâde kılma arzusuyla, Zatından bir lütuf olmak üzere onların tamamını sizin istifadenize ve hizmetinize sundu. Bunda tefekkür edecek bir toplum için; Allahu Teâlâ’nın insan üzerindeki nimetinin çokluğuna, insana olan ikramının önemine ve insanın Allah’tan başkasına kulluğunun câiz olamayacağına delâlet eden birçok âyetler vardır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
O, göklerde ve yerde olan her şeyi, Kendinden [bir bağış olarak] emrinize vermiştir: ¹¹ bunda düşünen bir topluluk için mesajlar vardır!
11 Yani, bütün canlı varlıklar arasından yalnız insana yaratıcı akıl/zeka vererek ve böylece, kendisini çevreleyen ve kendi içinde bulunan tabiatı bilinçli şekilde kullanma yeteneği ile donatarak.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Evet göklerde ve yerde bulunan şeyleri de, hepsini sizin istifadenize O sunmuştur. İşte bunda derinlemesine düşünebilen bir toplum için nice mesajlar vardır. 14/32...34, 31/20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendi katından (bir bağış olarak) emrinize âmâde kılmıştır.[⁴⁴⁷⁶] Elbet bütün bunlarda da düşünen bir toplum için sayısız mesajlar vardır.
[4476] Bunu hem eşyaya yasalar koyarak hem de insanı eşyanın yasalarını keşfedecek üstün bir kabiliyetle donatarak yapmıştır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O, (bununla yetinmemiş) göklerde ve yerde ne varsa hepsini de, katından (bağış olarak) sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bu nimetlerde düşünen bir toplum için ibretler vardır. (Ki onlar Rablerine her zaman şükrederler, büyüklük taslamazlar)
Osman Fırat
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunan her şeyin cümlesini kendisinden (bir lutuf olarak) size boyun eğdirdi. Elbette bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsini sizin için, tarafından musahhar kıldı. Şüphe yok ki, bunda düşünecekler olan bir kavim için elbette alâmetler vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hem göklerde ve yerde ne varsa, hepsini Kendi tarafından bir lütuf olarak hizmetinize veren de O'dur. Elbette bunda düşünecek kimseler için ibretler vardır. [16, 53]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göklerde ve yerde bulunan şeyleri kendisinden (bir lutuf olarak) size boyun eğdirdi. Elbette bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Göklerde ve yerde olanların cümlesini, kemâl-i fazl ve kereminden size müsahhar kıldı. Tahkîk bunda tefekkür iden kavim içün âyetler ve 'ibretler vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O göklerde ve yerde olan her şeyi, onayı dahilinde hizmetinize vermiştir[*]. Bunda, düşünen bir topluluk için göstergeler (ayetler) vardır.
[*] إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ [يس : 82]  
Şaban Piriş
swap_vert close
Göklerde bulunan şeyleri de, yerde bulunan şeylerin hepsini de sizin hizmetinize sunmuştur. İşte bunda da düşünen bir toplum için ayetler vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Göklerde ne var, yerde ne varsa, hepsini O kendi tarafından bir lütuf olarak sizin hizmetinize verdi. Tefekkür eden bir topluluk için bunda nice âyetler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Göklerde ne var, yerde ne varsa tümünü, O'ndan bir lütuf olarak size boyun eğdirmiştir. Bunda, derin derin düşünen bir topluluk için elbette ibretler vardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı musaḥḥar eyledi sizüñ-içün anı kim göklerdedür daħı anı kim yirdedür dükelini andan bayıķ şunuñ içinde nişānlardur ķavma kim endįşe eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı size musaḫḫar itdi her ne kim göklerde var‐ısa ve her ne kim yirlerde‐y‐ise. Barçası andandur. Taḥḳīḳ anda āyetler vardur bir ḳavme ki fikr iderler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Göylərdə və yerdə nə varsa, hamısını öz tərəfindən sizin ixtiyarınıza qoyan da Odur. Həqiqətən, bunda düşünən bir qövm üçün ibrətlər vardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And hath made of service unto you whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth; it is all from Him. Lo! herein verily are portents for people who reflect.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And He has subjected to you, as from Him, all that is in the heavens(4747) and on earth: Behold, in that are Signs indeed for those who reflect.
4747 Cf. 31:20, and n. 3605. The sea was only one example of Allah's cherishing care in making all things in nature available for the use of man, through the genius and faculties which He has given to man. Man should never forget that it is all "as from Him", i.e., from Allah. For is not man Allah's vicegerent on earth ( 2:30 )?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَسَخَّرَ
ve boyun eğdirdi
لَكُمْ
sizin için
مَا
o şey- leri ki
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerdedir
وَمَا
ve o şey- leri ki
فِي الْاَرْضِ
yerdedir
جَم۪يعاً
hepsini
مِنْهُۜ
kendi katından
اِنَّ
şüp- hesiz
ف۪ي ذٰلِكَ
işte bunda vardır
لَاٰيَاتٍ
elbette âyetler
لِقَوْمٍ
bir toplum için ki
يَتَفَكَّرُونَ
tefekkür ediyorlar
O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendi katından (bir lütuf olmak üzere) sizin hizmetinize vermiştir. Elbette bunda (enine boyuna düşünüp) tefekkür eden bir kavim için âyetler (ibret ve deliller) vardır.
سَخَّرَ
Fiil-II
س خ ر
Boyun eğdirdi, amade kıldı, hizmetine verdi, istifadesine verdi, musallat etti
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
جَمِيع
İsim
ج م ع
Bir araya gelenler, topyekün, cemaat,topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
تَفَكَّرَ
Fiil-V
ف ك ر
Tefekkür etti, düşündü