close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 71. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle innehu yekûlu innehâ bekaratun lâżelûlun tuśîru-l-arda velâ teski-lharśe musellemetun lâ şiyete fîhâ (c)kâlu-l-âne ci/te bilhakk(i)(c) feżebehûhâ vemâ kâdû yef’alûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Musa, Allah diyor ki demişti, ne çifte koşulup tarla sürmüş olacak, ne ekin sulamış olacak. Ayıpsız, lekesiz, alacasız olmalı. Hah demişlerdi, şimdi gerçeği söyledin. İneği boğazladılar, boğazladılar ama az kaldı bu emri yerine getiremeyeceklerdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bunun üzerine Musa onlara, Rabbim) Diyor ki: "O (sığır), yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma (serbest dolaşıp kusuru bulunmayan) ve alacası olmayan bir inektir" diye bildirmiş, (o zaman mecburen:) "Şimdi gerçeği getirdin" demişler, böylece ineği kesmişlerdi. Ama (bu kasıtlı ve sorumluluktan kaytarıcı soruları yüzünden) neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Musa'nın cevabı şu oldu: “Allah o kurbanın, ne boyunduruğa koşulup arazi süren ve ne de ekin sulayan bir hayvan olmayacağını; kusursuz ve alacasız bir sığır olmasını istiyor.” Onlar: “İşte sonunda gerçeği bildirdin” dediler. Bunun üzerine o ineği güç bela bulup boğazladılar, az kalsın bunu yapmıyacaklardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mûsâ: “Allah, henüz boyunduruk altına alınmayan, tarla sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, kusursuz, sağlıklı, renginde hiç alaca olmayan bir sığırdır, buyuruyor" dedi. Bunun üzerine: “İşte şimdi hakikati ortaya koydun" dediler. Onu kestiler. Az kalsın bu emri yerine getirmeyeceklerdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Musa da: "O, onun yeri sürerek veya ekin sulayarak bitkinleşmiş olmayan, kusursuz ve üzerinde alacalık bulunmayan bir inek olduğunu söylüyor" dedi. Bunun üzerine "İşte şimdi gerçek olanı bildirdin" dediler ve ineği kestiler. Ama az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Bunun üzerine Musa, “Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir' dedi. (O zaman): 'Şimdi gerçeği bildirdin” dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Mûsâ dedi ki, Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “- bir sığırdır ki, ne çifte koşulur, tarla sürer, ne de ekin sular; ayıbsız ve salmadır. Alaca değildir. İsrâil Oğulları: “- İşte şimdi, ineğin vasıfını doğru ve tastamam getirdin.” dediler. Bunun üzerine o ineği (bulub) boğazladılar ki, az kalsın bunu yapamıyacaklardı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Musa: “Rabbim diyor ki; o boyunduruk altına alınıp yeri süren, ekini sulayan bir inek değildir. Sapasağlam ve rengi katıksızdır” dedi. Onlar: “İşte şimdi hakkı söyledin” dediler. Ve o ineği kestiler. Neredeyse yapmayacaklardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mûsâ dedi ki: “Allah şöyle buyuruyor: O inek, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, hiç alacası bulunmayan bir inektir.” “İşte şimdi gerçeği anlattın” dediler ve bunun üzerine onu bulup kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Musa dedi: «Toprak sürüp, aylak dolaşmış ola, ekin dahi sulamamış buluna, esen ola, alacalı olmaya»; dediler ki: «Şimdi doğru söyledin», hemen onu kestiler, az kala kesmezlerdi !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Musa) demişti ki: “(Allah) buyuruyor ki: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir.” Bunun üzerine onlar: “İşte şimdi gerçeği anlattın,” diyerek tanımlanan sığırı kestiler. Ama az kalsın bu emri yerine getiremeyeceklerdi.
Aslında buradaki emri olduğu gibi alıp fazla detaya girmemeleri gerekirdi. Yani emri uygulayın, kendinize daha da zorlaştırmayın denmektedir. “Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur’an indirilirken sorarsanız, size açıklanır..." (Maide, 5/101) ayeti de bu tezi doğrulamaktadır. Hz. Musa’nın kavminin herhangi bir ineği kesmesi yeterli olacaktı. Fakat bugün birçok konuda olduğu gibi o günün insanı da basit bir inek kesme emrini bile o kadar abarttı ki, sonunda kendileri de işin içinden çıkamaz hâle geldiler. Fakat vahiy devam ettiği için sorun çözülmüş oldu. Ancak bugün için aynı imkân söz konusu değildir. Kur’an’ın emirlerini olduğu gibi alıp, aklın ve vicdanın sesini dinleyip, vahyin bu konuyla ilgili diğer öğretileriyle de bir araya getirerek netice almak durumundayız. Aksi takdirde uydurma hurafelerle bizden istenileni, asıl mecrasından, varması gereken yerden çıkarmış oluruz.  
Cemil Said
swap_vert close
Mûsâ: "Allâh istiyor ki bu sığır çift ile tarlalara su taşımakla yorulmuş bir sığır olmasun ve hiç bir kusurı bulunmasun" didi. Şimdi bize hakîkati söyledin didiler ve öyle bir sığır kurbân itdiler. Fakat az kaldı ki bunı yapmasunlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Yeri sürüp, ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor" dedi. "Şimdi gerçeği bildirdin" deyip sığırı boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Mûsâ, “Rabbim şöyle buyuruyor, dedi: O, henüz boyunduruk altına alınıp yer sürmemiş, ekin sulamamış, serbest dolaşan ve alacası bulunmayan bir inektir.” “İşte şimdi doğrusunu anlattın” dediler ve ineği (bulup) kestiler, ama az daha (bunu) yapmayacaklardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir. «İşte şimdi gerçeği anlattın» dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
"O diyor ki, o düve yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir düvedir," dedi. "İşte şimdi gerçeği getirdin!," diyerek sonunda düveyi boğazladılar; az kalsın bunu yapmıyacaklardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Musa, "Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşulup tarla süren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır". Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediler. Nihayet onu bulup boğazladılar. Az kaldı yapmayacaklardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Rabbim, dedi: Şöyle buyuruyor: Bir bakare ki ne koşulur arazi sürer ne de ekin sular, salma, hiç alacası yok, işte dediler, şimdi hak ile geldin, bunun üzerine o bakareyı boğazladılar, ki az kaldı yapmıyacaklardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim buyuruyor ki: ‘O, çift sürmek ve ekin sulamak için hiç boyunduruğa vurulmamış, kusursuz (azaları tam ve renginde), hiç alacası olmayan (sapsarı) bir sığırdır.’” Onlar, “İşte şimdi sığırın vasfını (hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde) tastamam bildirdin.” dediler. Nihâyet o sığırı (bulup) kestiler, (yersiz sorularından ötürü) neredeyse bunu yapmayacaklardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Musa: “Allah, onun ekin sulayarak, çifte koşularak yıpranmamış; alacası olmayan, kusursuz bir sığır olduğunu söylüyor.” dedi. Onlar: “İşte şimdi gerçeği bildirdin.” dediler. Ve nihayet sığırı boğazladılar. Az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Musa şöyle dedi: «Rabbim buyuruyor ki: O, ne boyunduruğa koşulub arazî sürecek, ne ekin sulayacak bir inek değildir. Salmadır (yahud ayıbdan salimdir). Hiçbir alacası da yokdur». Onlar: «İşte şimdi hakikati getirdin (vasfını tastamam bildirdin)» dediler. Bunun üzerine o ineği (bulub) boğazladılar ki az kaldı (bunu) yapmayacaklardı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Mûsâ şöyle) dedi: “Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: Doğrusu o, ne yeri sürmek üzere boyunduruğa vurulan, ne de (su taşıyarak) ekin sular bir sığırdır. Kusursuzdur, onda bir alaca yoktur.” (Onlar:) “İşte şimdi gerçeği getirdin!” dediler. Bunun üzerine onu (bulup)kestiler, fakat nerede ise (bunu) yapmayacaklardı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer (tarla) sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir sığırdır. Onlar: ‘’İşte şimdi gerçeği getirdin’ ’dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, fakat (bunlar ineği kutsal saydıklarından dolayı) nerede ise (bunu) yapmayacaklardı. *
(*) Sığır kesme kıssası! a) Eski Mısırlıların ineğe tapmaları, bir ara yahudilerin de buzağıya tapmış olmaları nedeniyle Hz. Musa’ya gönderilen vahiy ile kendilerine 67-71. ayetlerde vasfı belirtilen bir sığırın kesilmesi emrediliyor ve böylece onlara hiçbir sığırın kutsal olmadığına dair ilahi hüküm bilfiil uygulanmaya konuluyor. Yani böyle bir sığırın kesilmesi gelecek 72-73. ayetlerde belirtilen hadiseyle bir alakası yoktur. Çünkü, burada bir kişinin öldürülmesi olayı, sığırın kesilmesinden sonra anlatılmaktadır. Hâlbuki, önce adamın öldürülmesi, daha sonra bu faili meçhul cinayetin aydınlanması için sığırın kesilmesiyle ilgili hükmün anlatılması gerekirdi. Oysa buradaki durum tam tersinedir. Bu nedenle 72-73.ayetlerde belirtilen hadise ile, 67-71. ayetlerde belirtilen hadise arasında bir bağlantı olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Yani mevcut tefsirlerde anlatılan durum ayetlerin sibak ve siyaklarıyla bağdaşmamaktadır… b) 73. ayette geçen نفسا))‘’ nefsen‘’ kelimesi dişil olduğundan, ona raci olan ( اضربوه )‘’idribuhu’’daki zamirin de dişil olup ( اضربوها ) şeklinde olması gerekirdi. Demek ki, (اضربوه ) daki zamir dişil olan‘’nefse’’yani maktule raci değildir. Öyleyse bu eril zamiri katil olmakla itham edilen adama racidir. Ayette geçen ببعضها))‘’bi ba’dıha’’daki dişil zamir ise, dişil olan (نفسا ) ‘’nefsen’’kelimesine raci olur… c) Açıkça bir karine yoksa, Arapça dili gramer kuralları gereği zamirler daima ismi geçen en yakın nesneye gider. İşte burada da (ببعضها) ‘’bi ba’dıha’’daki zamir kendine en yakın olan ‘’nefsen’ kelimesine gitmesi Arapça dili gramer kuralları gereğidir… d) Merhum ustaz Abdulvahhap En-Necar ile Reşit Rıza’nın görüşleri de bu doğrultuda olup M. Ebu Zehran’ın da ‘’Abdulvahhap En-Necar’ın‘’ konuyla ilgili görüşünü daha uygun olduğunu belirtmektedir. ولكن في العصر الحديث قرر المرحوم الأستاذ الكبير الشيخ عبد الوهاب النجار ، أنهما قصتان سيقتا لغرضين مختلفين : أما الأولى فهي قصة البقرة ، وهي قائمة بذاتها سيقت لبيان آثار العقائد المصرية في نفوس بني إسرائيل ، ولجاجتهم في الامتناع عن ذبح البقرة متأثرين بتقديس المصريين للبقر . . والثانية سيقت لبيان أثر رؤية المقتول في نفس القاتل ، وتأثره بذلك ، وأنه يحمله على الاعتراف بالجريمة عندما يرى المقتول ويمس جسده - لكن المرحوم الأستاذ الشيخ عبد الوهاب النجار ، عدهما قصتين منفصلتين لا اتصال بينهما بأي نوع من الاتصال البياني ; ولذا لم يجعل الضمير في قوله تعالى : اضربوه ببعضها عائدا على البقرة إنما جعله عائدا إلى جثة المقتول ، بمعنى فاضربوا القاتل الذي قام الاتهام على أنه القاتل ببعض جثة المقتول فإن ذلك يحمله على الاعتراف ، وإذا قام الاعتراف فقد قام الدليل الموجب للقصاصه: أن الضمير في اضربوه ببعضها إذا عاد إلى النفس المقتولة يعود إلى أقرب مذكور ، وعودة الضمير إلى أقرب مذكور هو القاعدة العامة إلا إذا أدى فيها الأمر إلى شذوذ غير معقول ، أو كان ذلك مستحيلا - ونحن نميل إلى رأي الأستاذ النجار ، لأنه لو كانت الحياة من الضرب ببعضها لأدى ذلك إلى إشباع ما في نفوسهم من أوهام حول تقديس البقر كما كان يتوهم [ ص: 273 ] المصريون (زهرة التفاسير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Musa “O sığır, toprağı sürmek için koşulmamış, tarla sulamak için götürülmemiş, kusursuz (her organı tamam, eksiksiz), alacasız bir sığır olsun istiyor” dedi. Onlarda “Şimdi tam olarak doğru bir tarif getirdin” dediler ve sığırı kestiler. Neredeyse kesmeyi yapmayacaklardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Musa dedi: « Allah buyuruyor ki bu inek toprağı süre süre yıpranmamış, ekin sulamamıştır, bu ineğin hiçbir alacası da yoktur.» Onlar dediler: « İşte şimdi bize doğrusunu bildirdin.» Bunun üzerine ineği kestiler. Az kalsın bunu yapmıyacaklardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Musa «— Rabbim buyuruyor ki o ram olup tarla sürmemiş, ekin sulamamış bir inektir, ayıptan salimdir, lekesizdir [¹]» dedi. Onlar «— işte şimdi doğru bildirdin, dediler. Hemen o ineği bulup boğazladılar, az kaldı bunu yapmayacaklardı.
[1] Ben yoktur, düz sarıdır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Musa: “Allah, toprağı ve ekini sulamak için çifte koşulmamış, gösterişli, üzerinde alacası olmayan bir inek olmalı diyor” dedi. Onlar da: “İşte şimdi gerçeği bildirdin” dediler. Sonunda uygun ineği bulup boğazladılar. Az kalsın yapmayacaklardı.⁵³
53 İbn Abbâs, “Başlangıçta seçtikleri bir ineği kesselerdi sorun yoktu. Birtakım sorularla onu daha karmaşık hâle getirdiler. Allah da işlerini zorlaştırdı.” kanaatindedir. Keza Zamahşerî de dini hukukun başlangıçta sade olduğunu, daha sonra ilave detaylarla sert ve katı yasalar oluşturulduğunu düşünür. Menar Tefsiri’nde de aynı izahlar yer alır. İlk müslümanlarda din çok sade idi. Zamanla, çeşitli içtihatlar ve teferruatlar dine sokuldu. Din toplum için ağır gelmeye başladı. Bu ayetten çıkaracağımız sonuç, dini yasalardaki sadeliği korumak, lüzumsuz teferruattan kaçınmak ve dini yaşanır olmaktan uzaklaştırmamak gerektiğidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz ve alacasız bir sığır olduğunu söylüyor” dedi. “Şimdi hakkı bildirdin” deyip sığırı boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Mûsâ: “Allah onun, henüz boyunduruk altına alınmamış, toprak sürmeyen, ekin sulamayan, her yerde serbestçe dolaşan, alacasız ve beneksiz, kısacası tam da Mısırlılarca kutsal sayılan özellikleri taşıyan bir inek olduğunu söylüyor!” deyince, onlar nihâyet, daha fazla itirazın kendilerini helâke sürükleyeceğini anlayarak:“İşte şimdi gerçeği söyledin!” dediler ve istemeyerek de olsa, ineği boğazladılar, fakat az kalsın bunu yapmayacaklardı.Aslında bu iş için herhangi bir ineğin kesilmesi yeterli olacaktı. Fakat bu insanlar, basit bir inek kesme emrini bile o kadar kurcaladılar ki, sonunda kendileri de işin içinden çıkamaz hâle geldiler. Öyleyse, size emredilenleri gücünüz yettiğince yapmalı, olmadık yorumlara dalıp gereksiz yükümlülükler icat ederek dini karmakarışık ve uygulanamaz bir hâle getirmekten kaçınmalısınız.Bu ineğin kurban edilişinin asıl hikmetine gelince:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“O söylüyor ki bu, ne koşulup Arazi’yi sürer, ne Ekin’i sular; salma bir sığır, lekesi olmayan kusursuzdur” dedi. “Şimdi Hakk’ı getirdin” dediler. Derken onu kestiler. Az kalsın yapmıyorlardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Musa: - Allah onun, çift sürerek tarla sulayarak ezilmemiş, kusursuz ve alacasız bir düve olduğunu söylüyor. Halk: - İşte şimdi doğru söyledin. Sonunda düveyi boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Mûsâ şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar, "İşte şimdi tam doğrusunu bildirdin!" dediler. Nihayet sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. Böylece kalplerindeki buzağıyı tanrı edinme putundan kurtuldular. Putlarından vazgeçmemek için sürekli tevil istemişlerdi. Ama olmadı. Sonuçta Allah’a teslim oldular.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Musa da) “Allah diyor ki o, henüz boyunduruk altına alınmayan, toprak sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir.” demişti. (Bunun üzerine onlar) “İşte şimdi gerçeği getirdin (tam olarak açıkladın)!” cevabını vermişler ve hemen (onu bulup) kesmişlerdi ama neredeyse yapamayacaklardı.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Mûsa): “Rabbim o sığırın yeri sürüp, ekin sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz ve alacasız bir sığır olduğunu söylüyor.” dedi. Bunun üzerine onlar: “İşte şimdi tam anlattın.”¹ diyerek onu kestiler. Ama az kalsın bunu yapmayacaklardı.²
1 Âyetin bu bölümü, kelime anlamıyla, “İşte şimdi gerçeği anlattın” şeklinde tercüme edilebilir. Yukarıdaki anlam cümle akışına daha uygun düştüğü için tercih edilmiştir.2 İsrâil oğulları Allah’ın bu emrinden kurtulmak için güya ayrıntılı bilgi almak istediler. Aslında kolaylıkla yapabilecekleri işi “çok soru sorarak” zora soktular. Sonunda kurnazlıkları kendilerine pahalıya mal oldu  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Musa’nın] cevabı şu oldu: “O, bu kurbanın ekinleri sulamak veya toprağı sürmek için hiç koşulmamış, kusursuz, alacasız bir sığır olmasını istiyor”. Onlar: “İşte, sonunda gerçeği bildirdin!” dediler; ve hemen (onu) kurban ettiler, halbuki neredeyse hiçbir şey yapmadan kalacaklardı. ⁵⁵
55 Yani, Hz. Musa vasıtasıyla kendilerine vahyedilen basit bir emrin daha net bir tanımını elde etmeye yönelik inatçılıkları, neredeyse emri yerine getirmelerini imkansız kılacaktı. Bu paragrafla ilgili yorumunda Taberî, İbni ‘Abbâs’ın aşağıdaki görüşünü aktarır: “Eğer [ilk anda] seçtikleri herhangi bir sığırı kurban etseydiler görevlerini yerine getirmiş olacaklardı; ama onu kendileri için karmaşık hale getirdiler ve Allah da onu onlar için zorlaştırdı.” Benzer bir görüş, aynı bağlamda, Zemahşerî tarafından da ifade edilmiştir. Bu kıssanın ahlakî yönünün, bütün dinsel hukukların (dolayısıyla İslam Hukuku’nun) önemli bir problemine işaret ettiği görülmektedir: yani, başlangıçta genel ifadelerle verilen herhangi bir dinî kanunla ilgili ilave detaylar istemenin hoş görülmemesi -çünkü bu tür detaylar, sayı ve şekil olarak ne kadar çok olursa, kanun da o kadar katı ve karmaşık hale gelir. Bu noktayı çok iyi kavrayan Reşid Rıza, yukarıdaki Kur’an pasajı üzerindeki yorumunda aşağıdaki görüşleri serdeder (bkz. Menâr I, 345 vd.): “Bundan alınacak ders, kişinin kanunları daha karmaşık hale getirecek olan (hukukî) taleplerde bulunmaması gerektiğidir. İşte ilk Müslüman nesiller meseleyi böyle görmüşlerdir. Onlar meseleleri kendi içinde giriftleştirmediler ve böylece onlar için, şeriat (dîn), tabii, kolay ve müsamahakar idi. Ama sonradan gelenler, kendi kıyaslamaları (ictihâdları) yoluyla çıkardıkları (bazı) buyrukları dine ilave ettiler; ve bu (ilave) buyruk ve yasakları o kadar çoğalttılar ki şeriat, toplum için ağır bir yük haline gelmeye başladı.” İslam Hukuku’nun gerçek emir ve buyruklarının, yani, Kur’an’da ve Hz. Peygamber’in öğretilerinde açık ve kesin olarak vaz‘edilmiş olanların -neden detaylardan adeta tamamen uzak olduğunun sosyolojik sebepleri konusunda State and Government in Islam adlı kitabımı (s.11 vd. ve muhtelif bölümleri) salık veririm. (Türkçe çevirisi, İslâm’da Yönetim Biçimi -T.ç.n.) Yukarıdaki sığır kıssasında tasvir edilen ve Hz. Peygamber’in Ashâbı tarafından doğru şekilde kavranan bu problemin önemi, sureye neden “Bakara” (sığır) adı verildiğini izah eder. (Keza bkz. 5:101 ve ilgili notlar 120-123.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Musa; “Allah, onun yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor.” dedi. “Şimdi gerçeği bildirdin.” deyip sığırı kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı. 2/67...71
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“O diyor ki: o, toprağı sürmek[¹³⁵] ve ekin sulamak için çifte koşulmamış, kusursuz, alacasız bir inek olmalı” dedi. Onlar: “İşte şimdi gerçeği bildirdin” dediler ve hemen onu (bulup) kurban ettiler: fakat neredeyse yapmayacaklardı.[¹³⁶]
[135] Tusîru, “öküz/boğa” anlamına gelen sevr ile aynı köktendir. Bu da en azından Apis Öküzü’ne bir atıf içerir. Eski Ahid’de Mısır’dan “çalımlı bir inek” olarak söz edilir. Aslında kesilmesi istenen inek, Mısır’ı temsil ediyordu. Kesilmesi emrolunan sığır üzerinden, düşmanına âşık olan herkese mesaj: Düşmanına hayran olan, gün gelir onun putuna tapar! [136] Bir kuralı uygulamanın, kişinin ona olan inancından öte mantıkî nedenselliğe dayalı bir kuralı yoktur. Bu kurallı yaşamanın en sağlıklı yolunun imanlı yaşamak olduğunu gösterir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(o zaman) Musa da: "Rabbim buyuruyor ki, o inek; ne çifte koşulup tarla süren, ne ekin sulayan, ne de başıboş gezen ve hiç alacası olmayan bir inektir!" diye cevap verince onlar: "işte şimdi gerçeği ortaya koydun" dediler ve sonunda onu bulup kestiler, ama az kalsın kesmiyeceklerdi. (Fakat ilahi vahyin zoru ile emri yerine getirdiler.)
Osman Fırat
swap_vert close
Mûsâ şöyle dedi: Rabbim diyor ki; o(sığır) çift sürmek, ’’üretim için sulamaya boyunduruk vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayandır. Onlar; İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dedi ki: «O buyuruyor ki, o muhakkak bir sığırdır ki zillete uğramamıştır. Ne tarla sürmeğe, ne de ekin sulamağa alıştırılmamıştır. Bütün kusurlardan salîmdir. Onda renk karışıklığı yoktur, tam sarıdır.» Dediler ki: «İşte şimdi hakikatı getirdin. Hemen onu (o sığırı bulup) boğazladılar.» Halbuki (bunu) yapmağa asla yaklaşmıyorlardı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mûsâ: «Rabbim şöyle diyor: O inek, ne toprağı sürmek için çifte koşulmuş, ne de ekin sulamada çalıştırılmış olmayan, salma ve her kusurdan uzak, hiç alacası bulunmayan bir inek olacaktır. » Onlar: «İşte şimdi gerçeği tam anlayacağımız tarzda bildirdin» diy
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dedi: "O şöyle diyor: O, henüz boyundurluk altına alınmamış bir inektir. Yeri sürmez, ekin sulamaz. Salma, (çifte koşulmamış) hiç alacası yok." "İşte şimdi gerçeği getirdin" deyip ineği boğazladılar; az daha yapmayacaklardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mûsâ: Rabbiniz: O, kimseye râm olub tarla sürmemiş ve ekin sulamamışdır, 'ayıbdan ve kusurdan sâlim, başıboş gezer salmadır. Üstünde kendi rengine yabancı bir 'alâmet yokdur buyuruyor didi. Onlar da: Şimdi hakkıyla vasf iyledin diyerek öyle olan sığırı kesdiler, az kaldı bunı yapmayacaklardı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dedi ki Sahibim şöyle diyor: “O bir boğadır; [1] ne koşulup toprağı sürmüş ne de ekin sulamıştır. Salmadır; [2] alacası da yoktur.” “Şimdi tüm bilgiyi getirdin!” dediler ve boğayı kestiler. Neredeyse emri yerine getirmeyeceklerdi.
[1] Bakara بَقَرَةٌ, bakar = بَقَر'ın tekilidir, sığır demektir. Âyetteki (تُثِيرُ الأَرْضَ= tusîru'l-arda = yeri sürer) sözü, onun erkek olduğunu gösterir. Ayetlerdeki fiillerin müennes olması بَقَرَةٌ nın müennes-i lafzî olmasından dolayıdır. [2] Ortaya salınmış, bir işte kullanılmamışsa, boğadan başkası olamaz.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Musa:-Rabbim, onun yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir inek olduğunu söylüyor, dedi.-Şimdi gerçeği bildirdin, deyip ineği kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Musa, “Allah buyuruyor ki,” dedi, “o boyunduruğa koşulup da toprağı sürmemiş, ekin sulamamış bir inektir. Kusursuzdur, renginde alacası yoktur.” Onlar, “İşte şimdi bize gerçeği anlattın” dediler. Onu bulup kestiler; ama az kalsın bunu yapamayacaklardı.(38)
(38) Hz. Musa, kavmine inek kesme emrini bildirdiğinde onlar hemen bir inek kesecek olsalardı, hiç sıkıntıya girmeyeceklerdi. Ancak onlar işi kurcaladılar, gereksiz sorularla içinden çıkılmaz hale getirdiler. Âyet ve hadislerde, insanların, bu tür gereksiz sorularla dini kendileri için ağırlaştırmamaları konusunda uyarılar vardır. 5:101’e bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Cevap verdi Mûsa: "Allah diyor ki, bahsettiğim, boyunduruk yememiş bir inektir; toprağı sürmez, ekini sulamaz. Salma hayvandır. Alaca yoktur onda." Dediler ki: "İşte şimdi gerçeği getirdin." Ve ardından onu boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti mūsā: “bayıķ ol eydür: bayıķ ol bir śıġırdur, yavaş olmış degül, aķtara yiri; daħı śuvarmaz ekini. selāmet olınmışdur ya'nį 'ayıbdan 'aybı yoķ yā ayruķsı rengi yoķ anuñ içinde.” eyittiler: “imdi getürdüñ ḥaķķı” ya'nį bellü eylemegi. pes boġazladılar anı; daħı yaķın olmadılar kim işleyeler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Mūsā eyitdi ki: Tañrı Ta‘ālā eydür, ol bir ṣıġırdur ki ẕelīl degüldür. Yiri sürmeyüpdür, ekini daḫı içürmeyüpdür. Sālimdür, ḳamu ‘ayblardan. Hīç‘aybı yoḳdur. Eyitdiler: İmdi geldüñ ḥaḳḳ‐ıla, bellü itdüñ. Pes boġazladılarol ṣıġırı, daḫı yaḳın olmadılar işlemege.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Musa) dedi: “(Rəbbiniz) buyurur ki, o (heç kəsə) ram olmayıb boyunduruq götürməyən, tarla sürməyən, əkin suvarmayan, eyibsiz-qüsursuz və ləkəsiz (sapsarı) bir inəkdir”. (Bu zaman) onlar: “İndi işi həqiqətə gətirib çıxartdın”, -dedilər və onu (inəyi tapıb) kəsdilər. Amma az qalmışdı ki, bu işi yerinə yetirməsinlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(Moses) answered: Lo! He saith: Verily she is a cow unyoked; she plougheth not the soil nor watereth the tilth; whole and without mark. They said: Now thou bringest the truth. So they sacrificed her, though almost they did not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He said: "He says: A heifer not trained to till the soil or water the fields; sound and without blemish." They said: "Now hast thou brought the truth." Then they offered her in sacrifice, but not with good-will.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
اِنَّهُ
muhak- kak O
يَقُولُ
buyu- ruyor
اِنَّهَا
şüphe- siz o
بَقَرَةٌ
bir sı- ğır ki
لَا ذَلُولٌ
ne boyundu- ruğu vurulan
تُث۪يرُ
sürüyor
الْاَرْضَ
yeri
وَلَا تَسْقِي
ve ne sular
الْحَرْثَۚ
ekini
مُسَلَّمَةٌ
kusursuzdur
لَا شِيَةَ
bir alaca yoktur
ف۪يهَاۜ
onda
قَالُوا
dediler
الْـٰٔنَ
şimdi
جِئْتَ
geldin
بِالْحَقِّۜ
hak ile
فَذَبَحُوهَا
bunun üzerine onu kestiler
وَمَا كَادُوا
ama nerede ise değillerdi
يَفْعَلُونَ۟
yapıyorlar
(Mûsâ) Dedi ki: "Muhakkak O (Allah) buyuruyor ki: O, yer sürmek, ekin sulamak için boyunduruk altına alınmamış, kusursuz, (renginde) hiç alacası bulunmayan bir sığırdır." Onlar, "işte şimdi (bize) hakkı getirdin!" dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler; ama nerede ise (bunu) yapmayacaklardı.*
*Hz.Mûsâ'nın kavmi önceden buzağıya taptığı için onu kesmekten korkuyordu; ama Allah onu kesmelerini emredip onlara bu işi yapmamak için hiçbir mazeret bırakmayınca onu kesmek zorunda kaldılar ve böylece kalplerindeki buzağı sevgisi ve korkusu son buldu.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
بَقَرَة
İsim
ب ق ر
Sığır
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ذَلُول
İsim
ذ ل ل
Boyunduruk altında bulunan, boyun eğen
اَثَارَ
Fiil-IV
ث و ر
Sürdü, altüst etti, harekete geçirdi. اَثَرْنَ: (Toz) Kaldıranlar
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
سَقٰى
Fiil-I
س ق ي
Suladı, içirdi
حَرْث
İsim
ح ر ث
Ekin, tarla
مُسَلَّمَة
Edilgen fiil-II
س ل م
Kusursuz, teslim edilmiş
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
شِيَة
İsim
و ش ي
Renklerin ana bütününden farklı her tür renk, alaca, kusur
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الْـٰٔن
Zarf
الْـٰٔن
Şimdi, şu anda
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
ذَبَحَ
Fiil-I
ذ ب ح
Kesti, boğazladı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَادَ
Fiil-I
ك و د
(Bir şey yapmak üzere olmak ama onu yapmamak) Nerede ise, neredeyse
فَعَلَ
Fiil-I
ف ع ل
Yaptı, muamele etti