(Ey Muhammed! Allah’ın istediği gibi) îman edip (inandığı) iyi işleri yaşayanlara,¹ zemîninden ırmaklar akan cennetlerin,² kendileri için olduğunu müjdele. Onlara rızık olarak o (cennetten) her bir meyve ikram edildiğinde: “işte bunlar bize daha önce (dünyadayken) rızık olarak (vâdedilen) şeylerdir.”³ diyecekler. Onlara orada birini diğerine tercih edemeyecekleri rızıklar verilecek. Onlara cennette tertemiz eşler⁴ de vardır ve onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.
1 Salihat, kelimesi saliha’nın çoğuludur. Salih; aslında iyi, faydalı, sağlam, hayırlı anlamında bir sıfat olup, “Allah’ın emrettiği doğrultuda yapılan veya yapılması gereken ibâdet” anlamında isimdir. Bu ifâdede îmanla amel, ayrı ayrı ifâde edilmişse de hitâp, hem îman eden ve hem de “amel-i salih” yapanadır. “Salih amel” ise: Allah’a ve âhiret’e Îmandan sonra, Allah’ın indirdiği hükümlere göre, güzel yaşayışta bulunmaktır. Bu da; diğer kitaplar bozulduğuna göre sadece Kur’an’a uymakla mümkündür. Buradan, amelle îmanın ayrılmaz birer ikili olduğu, tıpkı, bedenle rûhun beraberce bir işe yaradığı gibi amelsiz îmanın da îmansız amelin de bir işe yaramayacağı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki ifâde, bu düşünceyle bu meâlin tamamında böyle tercüme edilmiştir.2 Cennet: Kök itibarıyla “örtmek” fiilinden, “mastar’ül-merra” (bir defa oluş bildiren mastar)’dır ve “bir örtüş” demektir. (cin: herkese görünmeyen gizli yaratık, cinnet: aklın kaybolması gibi) Cennet: “zemini görünmez, gâyet girift ağaçlarla örtülü bahçe veya dünya gözüyle bilinemeyen, sevap kazananların âhirette mükâfat olarak girecekleri yer,” demektir. Kur’ân’da "Cennet" kelimesi ma’rife (belirli) olarak kullanılırsa ahiret cenneti kastedilir. Fakat nekra (belirsiz) olarak kullanılırsa yerine göre kâh dünya ve kâh ahiret cenneti kastedilir. Nitekim "Rabbinin hükümranlığından sakınan kimse için ise, iki Cennet vardır." (Rahmân: 46)’daki cennetlerden biri dünya, diğeri de ahiret cennetidir. Eğer insanların hepsi Allah’tan korkmuş ve ona göre amel etmiş olsalardı, dünyanın her tarafı cennet olurdu. 3 Bu bölüm; “Onlara rızık olarak (cennetten) her bir meyve ikram edildiğinde; ‘bu, bundan önce dünyada bize verilenlerdendir’, diyecekler.” diye tercüme edilebilirse de yukarıdaki tercüme; dünya nîmetleriyle, âhiret nîmetlerinin aynı olmayacağı kanaatiyle daha uygun görülmüştür. (Kurtubî)4 Bu meyvelerden başka onlar için o cennetlerde tertemiz, eşler, yani erkekler için hanımlar, hanımlar için de kocalar vardır. Ve bunların hiç birinde dünyadaki pisliklerden eser yoktur. O eşlerde maddî ve cismanî kir olmadığı gibi, ahlâksızlık ve geçimsizlik, gibi nefsani kirler de olmayacaktır.