close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 25. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vebeşşiri-lleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti enne lehum cennâtin tecrî min tahtihe-l-enhâr(u)(s) kullemâ ruzikû minhâ min śemeratin rizkan(ﻻ) kâlû hâże-lleżî ruziknâ min kablu veutû bihi muteşâbihen velehum fîhâ ezvâcun mutahhera(tun)(s) vehum fîhâ ḣâlidûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara müjde ver: Onlar içindir kıyılarından ırmaklar akan bahçeler. Orada bir meyveyle rızıklandılar mı bundan önce de bunu tatmıştık derler, onları dünyadakilere benzetirler. Onlara, dünyadakilere benzer rızıklar sunulur. Orada tertemiz eşler de var onlara, orada ebedi kalırlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) İman edip salih amellerde bulunanları müjdele! Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu (üstün) ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce (dünyada iken) de rızıklandığımızdır" diyerek (sevinip ferahlayacaklardır). Bu, onlara (dünyadakine) benzer olarak sunulmuş (sonsuz ihsan ve ikramlarımızdır). Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İman etmiş olup, bu imanın gereği olan doğru ve faydalı işler yapanlara müjdele ki, ağaç ve köşklerinin altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. Onlara ne zaman rızık olarak oradan bazı meyveler tattırılsa, “Bunlar bize daha önce verilenlerin aynısıymış” derler. Bu rızık onlara bazı yönlerden dünyadakine benzer olarak verilmiştir. Onlar orada tertemiz eşler bulacaklar ve orada ebedî olarak kalacaklardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenleri, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanları, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanları, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenleri müjdele: Onlara, altlarından ırmaklar akan cennet konakları var. Orada kendilerine ikram edilen herhangi bir meyvadan yediklerinde: “Bu, daha önce tattığımız şeydir" derler. Kendilerine dünyadakine benzer yiyecekler sunulacaktır. Onlar için orada, Cennet'te tertemiz, devamlı temiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî yaşarlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
İman edip de salih ameller işleyenleri ise, altından ırmaklar akan cennetlerle müjdele. Her ne zaman kendilerine oradan rızık olarak bir meyve verilse: "Bu bizim daha önce (dünyada) rızıklandığımız şeydir" derler. Orada onlara böyle birbirinin benzer şeyler verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada sonsuza kadar kalacaklardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: 'Bu daha önce de rızıklandığımızdır' derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, kendileri için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Habibim), iman edip sâlih ameller işleyenlere (şunu) müjdele: Onlar için, (ağaçları) altından ırmaklar akar (her türlü meyvalarla süslenmiş) cennetler var. Kendilerine, ne zaman, onlardan bir meyva rızk olarak yedirilse (her def'asında): “Bu, daha önce (dünyâda) bizim yediğimiz şeydir.” diyecekler ve o rızık (dünyâdakine) benzer olarak kendilerine sunulacak. Onlar için orada tertemiz zevceler de var ve onlar, o cennette ebedî olarak kalıcıdırlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bu gruplar içinde iman edip iyi işler (amel-i Salih) yapanları müjdele ki; onlar için altlarında nehirler akan cennetler vardır. O cennetlerin meyvelerinden onlara verildikçe; “Bu daha önce de yediğimiz şeylerdir” derler. (Yani, Cennet meyveleri alışılmış yiyeceklerdir. İnsan alıştığı yiyecekten daha çok lezzet alır.) Ve o rızık onlara değişik yapılarda sunulur. (Yani alışılmışın yanında yenilenmenin lezzetini de alırlar.) Ve onlar için temiz hanımlar vardır. Onlar orada ebedidirler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İman edip de yararlı iş yapanları, içinden ırmaklar akan cennetlerle müjdele! Kendilerine cennette meyve nimeti verildiğinde, “Bu, daha önce de dünyada yediğimize benziyor; bunun benzeri bize verilmişti” diyecekler. Orada onların, her türlü pislikten arınmış tertemiz eşleri olacak ve orada süreli olarak kalacaklardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Müjdele inanarak yararlı iş görenleri, altından ırmaklar akan cennetler onlarındır, oradaki yemişlerden yediklerinde, diyecekler ki: «Bu önceden yediğimiz gibidir»; benzerleri verilir, temiz eşler alırlar, orda sonsuz kalırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İman edip faydalı ve güzel işler yapanları müjdele! Onlara altından ırmaklar akan cennetler vardır. Öyle ki ne zaman rızık olarak orada bazı ürünler bahşedilse: “Bu, bize daha önce (dünyada) bahşedilenlerin aynısıymış.” diyecekler. Oysa bu, onların aynısı olmayıp, (dünyadakilerin) benzeri olarak kendilerine sunulacaktır. Orada onların tertemiz eşleri/arkadaşları da olacak ve onlar orada devamlı kalacaklardır. 
Bkz. 3/15 dipnot ve 4/57  
Cemil Said
swap_vert close
Îman idenlere ve sevâb işleyenlere tebşîr it ki cennetde nehirler ile sulanmış bağçelere nâil olacaklardır. Bu bağçelerin meyvelerini gördükleri zamân bizim dünyâdaki meyvelerimizdir diyecekler. Halbuki ânların yalnız şekli dünyâdakilere müşâbihdir. Orada pâk zevceler bulacaklar ve ilâ nihâye yaşayacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak verildiğinde, "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İman eden ve iyi işler yapanlara, kendileri için zemininden ırmaklar akan cennetler bulunduğu müjdesini ver. Onlara cennetteki meyvelerden biri rızık olarak her sunulduğunda, “Bu daha önce de bize rızık olarak verilendir” derler. O kendilerine, benzer şekilde verilmiştir. Ayrıca orada kendileri için tertemiz eşler de vardır ve orada onlar sonsuza kadar kalıcıdırlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî kalıcılardır.
 Bu âyette, dünyada müslüman olup güzel işler yapan ve gerçekten mümin olarak ahirete göçen kimselerin alacakları mükâfatlar anlatılmış, orada cennetliklere verilen nimetlerin dünyadakilere benzediğine işaret edilmiştir. Ancak, ahiret nimetlerinin dünyadakilerle aynı olduğu düşünülmemelidir. Nitekim, Buhârî’nin «Bedü’l-halk» bahsinde rivayet ettiği bir hadiste «Cennet ehline gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, kalplerden bile geçmeyen nimetler verilir» denilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnanıp erdemli davrananları, içlerinde ırmaklar akan cennetlerle (bahçelerle) müjdele. Kendilerine oradaki ürünlerden rızıklar sunulduğunda "Bu, daha önce bize sunulan nimetlerdir," derler. Böylece, kendilerine mecazi tanımlar (benzetmeler) verilir. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
iyman edip salih ameller işliyenlere ise müjdele: Kendileri için altından ırmaklar akar cennetler var, onlardan: hangi bir semereden bir rızk rızıklandıkça onlar, her def'asında «ha! bu bizim önceden merzuk olduğumuz» diyecekler ve ona öyle müteşabih olarak sunulacaklar, kendileri için orada pak, çok pak zevceler de var, hem onlar orada ebedî kalacaklar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Îmân edip sâlih amel işleyenler için altlarından ırmaklar akan cennetleri müjdele. Onlara ne zaman cennetlerdeki meyvelerden ikram edilse, “Bu daha önce de (dünyada) rızıklandırıldığımız şeydir!” diyecekler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada (cennette) tertemiz zevceler vardır. Ve onlar orada ebedî kalacaklardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İman edip, sâlihâtı¹ yapanları; içlerinde ırmaklar akan cennetler² ile müjdele. Onlara ne zaman yiyecek bir şey sunulsa: “Bu daha önce rızıklandığımız şeydir.” derler. Oysa bu onlara benzer olarak verilmiştir. Onlar³ için arındırılmış eşler vardır. Ve onlar, orada kalıcıdırlar.
1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek. 2- Bahçeler. 3 – Sâlihâtı yapan kadınlar ve erkekler için.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) îmân eden, bir de güzel güzel amel (ve hareketlerde bulunan kimselere muştula ki altlarından ırmaklar akan cennetler onların. Kendilerine ne zaman onlardan bir meyva rızk olarak yedirilse her defasında «ha, bu, evvelce de (dünyâda) rızıklandığımız (yediğimiz) şeydi» diyecekler Ve o rızk (renkde, şekilde) birbirinin benzeri, (fakat tatda, keyfiyyetde başka başka ve çok yüksek ve müstesna kıymetlerde) olmak üzere kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem orada onlar dâim de kalıcıdırlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Îmân edip sâlih ameller işleyenlere, şübhesiz kendileri için altlarından ırmaklar akan Cennetler olduğunu müjdele! (Onlar) ne zaman rızık olarak oradan, herhangi bir meyveden rızıklandırılsalar: “Bu, daha önce rızıklandırıldığımız şeydir” derler. Çünki bu (Cennet ni'metleri), kendilerine (dünyadaki rızıklarıyla) birbirine benzer şekilde verilir. Onlar için orada tertemiz zevceler de vardır ve onlar, orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (Resulüm!) İman edip iyi işler yapmış olan (erkek ve kadın)lara, gerçekten kendileri için altlarından (içlerinden) ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Orada her defasında ürün (meyveden) onlara rızık olarak verildiğinde: ’’Önceden de bu rızıktan bize verilmişti ’’derler. Hâlbuki bunlar (nimetler) onlara (bazı yönlerden) önceden kendilerine verilmiş nimetlere benzer olarak verilmiştir. Ve kendileri için orada (cennete giren her iki cinsten birbirlerine bahşedilmek üzere) tertemiz eşler olacak ve onlar orada (sürekli) kalacaklardır.*
(*) Bu âyetin tefsirinde Elmalılı’nın “Cennetlerde tertemiz, pam pak çiftler, eşler, yani erkekler için zevceler, kadınlar için zevcler vardır.” (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, Eser Kitabevi, İstanbul, tsz., I/276.) ifadesi, bazıları tarafından yanlış anlaşılarak erkeklere birden çok kadın verildiği gibi kadınlara da birden çok erkek verileceği şeklinde değerlendirilmiştir. Oysa burada anlatılmak istenen cennette kadın-erkek herkesin evli olması, temiz eşlere sahip olmasıdır. Erkekler ve kadınlar çoğul olarak zikredildiği için, onların eşleri olarak zikredilen zevceler ve zevcler de çoğul olarak zikredilmiştir. Yani her erkeğin temiz zevcesi ve her kadının da temiz zevci vardır denmek isteniyor. Bu ifade, bir öğretmenin yıl sonunda talebelere hitaben, “Şimdi karnelerinizi dağıtacağım.” demesi gibidir. Bu ifadeden bir talebeye birden fazla karne verileceği manası çıkmaz. Aksine her birine bir karne verileceği anlaşılır. Talebeler çoğul olduğu için karne de çoğul olarak zikredilmiştir. Bu tür ifadeleri yanlış anlamada, konu hakkında bilgi sahibi olmamanın rolü büyüktür. İşte aşağıdaki tefsir metinlerinden de anlaşılıyor ki, (ازواج) ’’ezvac’’ dünyadaki eşlerdir (erkek ve kadınlardır), cennetteki farklı bir yaratık olan huriler değildir. Çünkü huriler cinsel amaçlı yaratıklar olmadığı gibi, görevleri de tıpkı vildanlar gibi erkek- kadın demeden cennet ehline hizmet etmektir. ويقال: الزوج للذكر والأنثى، ويكون لأحد المزدوجين ولهما معاً، (روح المعاني - التحرير والتنوير) (ولهم فيها أزواج) ، والأصل فيها المصاحبة (تفسير الألوسي ) (: ولهم فيها أزواج مطهرة والأزواج جمع زوج ذكرا كان أو أنثى ، فهي تطلق على المرأة المتزوجة ، كما تطلق على الرجل المتزوج (( تفسير ابن عطية )ومعنى مطهرة أنها خالية من الدنس النفسي المعنوي والجسدي وقد يقول قائل : إن المرأة متعة الرجل في الآخرة ، ونقول إن الجزاء لهما معا ، فلها كل الثمرات التي للرجل ، والأزواج متعة للرجل والمرأة ، فهو متعتها وهي متعته ، إن صح هذا التعبير ; ولذلك صرح القرآن الكريم بأن الجزاء لهما (زهرة التفاسير) وقول الله: {لهم فيها أزواجٌ مطهَّرة} تعني الجنسين من الرجال والنساء،،،لأن كلمة (أزواج) تصلح جمعاً للذكور وللإناث، ففي لغة العرب تقول للرجال أزواج وللنساء أزواج،،()  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İman edip, Allah’ın belirlediği doğru işleri yapanlara, altlarından ırmakların aktığı bahçeleri (cennetleri) müjdele. Onlar ne zaman o bahçelerin /cennetin) yiyeceklerinden yeseler, “Bunlarla daha önce de rızıklanmıştık” derler. Onların cennette yediklerinin benzerleri (dünyada iken) verilmişti. Ayrıca onlar için orada, tertemiz eşler var ve orada sürekli kalacaklardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’a inananlarla iyilik edenlere müjdele ki işte onlar için içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu cennetlerin ürünlerinden onlara yedirildikçe onlar: « Biz bunları daha önce yemiştik» diyeceklerdir. Kendilerine eskiden yediklerine benziyenleri verilir de ondan. Orada onlar için arı sili eşler vardır. Onlar orada hep kalacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İman edip iyi iş işleyenlere müjde et ki onlar için ağaçları altından ırmaklar akar cennetler vardır, oradaki yemişlerden yedikçe «evvelce de bunu yemişdik» diyecekler, onlara eski yedikleri yemişe benzer yemişler verilecek, orada onlar için her türlü kusurdan pâk olmuş zevceler bulunacaktır. Onlar orada daim kalacaklardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnananlar ve iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapanlara kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Her ne zaman onlara oranın ürünlerinden bir rızık ikram edilse, “Biz daha önce bundan tatmıştık” derler. Onlara benzer ürünler verilmiştir. Orada onlar için tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ölümsüzdürler [hâlidûn].
Kadri Çelik
swap_vert close
İman edip salih işler yapanlara, kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Oradan bir meyve ile rızıklanınca, “Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir” derler. Kendilerine birbirine benzer (nimetler) verilmiştir. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve onda temelli kalıcılardır.
(“Hulud” kelimesi mutlak süreklilik ve devam anlamındadır. Bu süreklilik ve devam mutlak bir şekilde mülahaza edildiği için mekân ve mahal sürekliliği türüne, hakeza konunun sürekliliği miktarına bağlanmaktadır. Aynı zamanda belli bir vaktin başlangıcından itibaren muhasebe edilmektedir. O halde “hulud” kelimesi ezeli ve ebedi olmakla farklılık arz etmektedir. “Hulud” kelimesinde ezeliyet yoktur. Sınırlı bir başlangıçtan başlamaktadır. Ebediyet ise kayıtsızdır ve bir haddi bulunmamaktadır, ama ister istemez mevzu ve mahallin sürekliliği miktarına bağlı bulunmaktadır. “Hulud” kavramının konusu; kalbinde küfür ve dinsizlik inançları ile tuğyan, inat ve zulüm sıfatlarının kökleştiği ve sabit hale geldiği veya ruhunda ruhanî sıfatların, nuraniyetin, hak inançların ve imanın sağlamlaştığı ve meleke (yeti) haline geldiği nefistir.O halde insanın nefsi; kökleşen ve meleke haline gelmiş olan bu hususiyetler ve değişimlerle beka ve süreklilik içinde olduğu müddetçe temelli olarak cehennemde veya cennette olacaktır. Dolayısıyla “hulud” un kıvamı zatî vücubu olmayan konular iledir. Aynı şekilde zatî imkân içinde olan yerlerde karar kılmaktadır. Dolayısıyla “ebedi” diye mana ve tefsir edilmesi vücudî hususiyetlerine aykırıdır. “Hulud” cennette olsun veya cehennemde insanın nefsinde kökleşen ve sabit hale gelen halet ve sıfatların neticesidir.Hususiyet ve sürekliliğin devamı ise hangi hadde kadar sebat ve süreklilik içinde olması açısından batınî inançlara ve sıfatlara tabidir. Hakikatte “hulud”, kalbi melekelerin ve ruhi sıfatların cilvesi ve zuhurudur ve bu melekeler (yetiler) sabit olduğu müddetçe hulud da devamlılık içinde olmaktadır. Bu açıdan hulud haletinin sürekliliği şahıslara göre farklılık arz etmektedir. Bu hususta melekelerin kötü işlere ve amellere bağlılığı ve taalluku ile hataların ihata ediciliği kâmil bir mahcubiyet (örtülülük) icat etmekte ve böylece insan, nur ruhaniyet ve sefa âlemlerinden tümü ile mahrum ve uzak düşmektedir. İşte bu zulmet ve karanlık insanın içinde baki kaldığı müddetçe sürekli olarak cehennem ve ateş muhitinde kalacaktır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
İman edip güzel davranış gösterenlere müjdele; onlar için, yemyeşil ağaçlarının altından ırmaklar çağıldayan cennet bahçeleri vardır. Onlara ne zaman rızık olarak oradan bir meyve sunulsa, “Biz bunu daha önce de tatmıştık!” diyecekler. Çünkü onlara, hep birbirine benzer nîmetler verilmiştir. Âhiret nîmetleri, —çok daha lezzetli ve üstün olmakla birlikte— dünyadakilere benzeyecek ve her tadıldığında, bambaşka bir tat ve lezzette olacaktır.Ayrıca, onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar sonsuza dek orada yaşayacaklardır.İşte Allah, sizi eğitip olgunlaştırmak üzere, çeşitli misallerle size öğütler verir. Gerektiğinde sivrisinekten, karıncadan, örümcekten, arıdan söz eder. Fakat ilâhî hikmetten nasip almamış bazı câhiller, bu misallerin özünde yatan gerçekler üzerinde kafa yoracakları yerde, sırf itiraz etmiş olmak için, Allah’ın böyle ‘basit ve değersiz’ varlıklardan bahsetmesini bir eksiklik ve ayıp olarak niteliyor, içinde böyle örnekler bulunan bir kitabın ilâhî kaynaklı olamayacağını öne sürüyorlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İman etmiş ve Salih Ameller’i işlemiş (İyi İşler’i yapmış) olanları müjdele! Onlar için altından Irmaklar akan cennetler vardır. Oradan rızık olarak bir üründen tattırıldıkça: “Bu önceden tattıklarımızdır” dediler. Ona öyle benzeşimli verildi. Orada onlar için temizlenmiş eşler de vardır. Orada sürekli kalacaklardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! İnanıp da yararlı faaliyette bulunanlara şu müjdeyi verebilirsin: Onlara, içinde suların çağladığı bahçeler tahsis edilecektir. Kendilerine, ne zaman bu bahçeden bir ürün takdim edilse, öncekilerin benzeri verildiği halde: “ aa! bunun aynısı az önce de verilmişti.“ diyecekler, orada tertemiz eşleri ile birlikte sonsuza kadar kalacaklardır...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İman edip güzel işler yapanlara içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Cennetin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, "Bu tıpkı daha önce dünyada iken bize verilen rızık!" diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara dünyadakine benzer olarak verilmiştir. Onlar için cennette tertemiz eşler vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İman edip iyi işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Oradan (cennetlerdeki) herhangi bir meyveden kendilerine her ne zaman rızık verilirse, “Bu, bize daha önce verilmişti.” demiş (olacaklar)dır. Bu (rızık)lar onlara (dünyadakine) benzer olarak verilecektir. [*] Onlar için orada (cennetlerde) tertemiz eşler [*] de vardır ve onlar orada [ebedî] [*] kalıcıdır.
Gelecekte gerçekleşmesi kesin olan olaylar için bazen geçmiş zaman kalıbı kullanılması bir Kur’an üslubudur Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:15; Nisâ 4:57.,Cennetin ebedî oluşuyla ilgili ayrıca bkz. Bakara 2:82; Âl-i İmrân 3:15, 107, 136, 198; Nisâ 4:13, 57, 122; Mâide 5:85, 119; A‘râf 7:42; Tevbe 9:22, 72, 89, 100; Yûnus 10:26; Hûd 11:23, 108; Ra‘d 13:35; İbrâhîm 14:23; Kehf 18:108; Tâhâ 20:76; Enbiyâ 21:102; Mü’minûn 23:11; Furkân 25:15, 16, 76; ‘Ankebût 29:58; Lokmân 31:9; Zümer 39:73; Zuhruf 43:71; Ahkâf 46:14; Fetih 48:5; Kâf 50:34; Hadîd 57:12; Mücâdele 58:22; Teğâbun 64:9; Talâk 65:11; Beyyine 98:8.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed! Allah’ın istediği gibi) îman edip (inandığı) iyi işleri yaşayanlara,¹ zemîninden ırmaklar akan cennetlerin,² kendileri için olduğunu müjdele. Onlara rızık olarak o (cennetten) her bir meyve ikram edildiğinde: “işte bunlar bize daha önce (dünyadayken) rızık olarak (vâdedilen) şeylerdir.”³ diyecekler. Onlara orada birini diğerine tercih edemeyecekleri rızıklar verilecek. Onlara cennette tertemiz eşler⁴ de vardır ve onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.
1 Salihat, kelimesi saliha’nın çoğuludur. Salih; aslında iyi, faydalı, sağlam, hayırlı anlamında bir sıfat olup, “Allah’ın emrettiği doğrultuda yapılan veya yapılması gereken ibâdet” anlamında isimdir. Bu ifâdede îmanla amel, ayrı ayrı ifâde edilmişse de hitâp, hem îman eden ve hem de “amel-i salih” yapanadır. “Salih amel” ise: Allah’a ve âhiret’e Îmandan sonra, Allah’ın indirdiği hükümlere göre, güzel yaşayışta bulunmaktır. Bu da; diğer kitaplar bozulduğuna göre sadece Kur’an’a uymakla mümkündür. Buradan, amelle îmanın ayrılmaz birer ikili olduğu, tıpkı, bedenle rûhun beraberce bir işe yaradığı gibi amelsiz îmanın da îmansız amelin de bir işe yaramayacağı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki ifâde, bu düşünceyle bu meâlin tamamında böyle tercüme edilmiştir.2 Cennet: Kök itibarıyla “örtmek” fiilinden, “mastar’ül-merra” (bir defa oluş bildiren mastar)’dır ve “bir örtüş” demektir. (cin: herkese görünmeyen gizli yaratık, cinnet: aklın kaybolması gibi) Cennet: “zemini görünmez, gâyet girift ağaçlarla örtülü bahçe veya dünya gözüyle bilinemeyen, sevap kazananların âhirette mükâfat olarak girecekleri yer,” demektir. Kur’ân’da "Cennet" kelimesi ma’rife (belirli) olarak kullanılırsa ahiret cenneti kastedilir. Fakat nekra (belirsiz) olarak kullanılırsa yerine göre kâh dünya ve kâh ahiret cenneti kastedilir. Nitekim "Rabbinin hükümranlığından sakınan kimse için ise, iki Cennet vardır." (Rahmân: 46)’daki cennetlerden biri dünya, diğeri de ahiret cennetidir. Eğer insanların hepsi Allah’tan korkmuş ve ona göre amel etmiş olsalardı, dünyanın her tarafı cennet olurdu. 3 Bu bölüm; “Onlara rızık olarak (cennetten) her bir meyve ikram edildiğinde; ‘bu, bundan önce dünyada bize verilenlerdendir’, diyecekler.” diye tercüme edilebilirse de yukarıdaki tercüme; dünya nîmetleriyle, âhiret nîmetlerinin aynı olmayacağı kanaatiyle daha uygun görülmüştür. (Kurtubî)4 Bu meyvelerden başka onlar için o cennetlerde tertemiz, eşler, yani erkekler için hanımlar, hanımlar için de kocalar vardır. Ve bunların hiç birinde dünyadaki pisliklerden eser yoktur. O eşlerde maddî ve cismanî kir olmadığı gibi, ahlâksızlık ve geçimsizlik, gibi nefsani kirler de olmayacaktır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama imana ermiş olup doğru ve yararlı işler yapanlara, içlerinden ırmaklar akan hasbahçelerin kendilerine ait olacağını müjdele! Onlara ne zaman rızık olarak oradan bazı ürünler bahşedilse, “Bunlar, bize daha önce bahşedilenlerin aynısıymış” diyecekler. Çünkü onlara o [geçmişte tadılanlar]ı hatırlatacak şeyler ¹⁷ verilecek. Onlar, orada tertemiz eşler bulacaklar ve orayı mesken edinecekler.
17 Lafzen, “ona benzeyen bazı şeyler”. Bu pasaj için, bazısı oldukça spekülatif ve batınî mahiyette birçok yorum yapılmıştır. Bu çeviri tarzını, “bu, daha önce de bize rızık olarak verilen şeyin aynısıdır” cümlesini, “yeryüzündeki hayatımız sırasında iman edip doğru ve yararlı işler yapmamızın karşılığı olarak bize vaad edilen budur” anlamında tefsir eden Muhammed Abduh’a borçluyum (Menâr I, 232 vd.). Diğer bir ifadeyle, insanın bu dünyadaki eylem ve davranışları, onların öteki dünyadaki “meyveleri”ne ya da ürünlerine yansıyacaktır. -Kur’an’ın başka ayetlerinde ifade edildiği gibi “Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görecek ve kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görecektir” (99:7-8). Bir sonraki cümlede “eşler”e yapılan atıflara gelince, zevc (çoğulu ezvâc) teriminin bir çiftin her iki tarafını -yani, hem dişiyi hem de erkeği- ifade ettiğini belirtmek gerekir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İman eden ve imanının gereği iyi ve güzel işler yapanlara, tabanından ırmakların çağladığı cennetler olduğunu müjdele! Ne zaman oradaki rızıklardan rızıklandırılsalar “Bu, daha önce de rızıklandığımız şey!” diyecekler. O rızıklar kendilerine dünyadakilerin bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar için tertemiz eşler de vardır ve onlar orada kalıcıdırlar. 41/8, 9/124, 36/11, 42/22-23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İman eden ve bu imanla uyumlu iyilikler[⁴¹] işleyen[⁴²] kimseleri zemininden ırmaklar akan cennetlerle müjdele! Her ne zaman oranın nimetlerinden ikram olarak onlara sunulsa, “Bunlar bize daha önce bahşedilenlerin aynısıymış” diyecekler. Oysa bu, o nimetlerin çağrıştırdığı belli belirsiz bir benzerlik.[⁴³] Ve onlar için cennette tertemiz eşler olacak ve onlar orada kalıcıdırlar[⁴⁴]
[41] “Sâlih amel”, vahyin nüzûl sürecinde farklı vurgular kazanarak zenginleşen merkezi bir kavramdır. Bireysel ve fıtri olandan toplumsal ve eğitsel olana doğru bir seyir takip eder. Başlarda “sorumlu davranış”, ortalarda “Allah’ın razı olduğu eylemler”, Medine’de ise “ıslah edici iyilikler” vurgusu kazanır (Açıklama için bkz: 95:6, not 5). Sâlih bir amel şu beş özelliği bünyesinde taşımalıdır: 1) İfsadın karşıtı olarak bir kötülüğü düzeltmelidir (ıslah-ifsad karşıtlığı için bkz: 7:56 ve 7:85). 2) Fâsıkın karşıtı olarak doğru ve dürüst olmalıdır (sâlih-fâsık karşıtlığı için bkz: 21:74-75 ve 24:55). 3) Seyyienin karşıtı olarak özünde iyi(lik) taşımalı (sâlih-seyyie karşıtlığı için bkz: 9:102). 4) Nefrete değil barışa ve sevgiye yönelik olmalıdır (4:128,129; 49:9). 5) Fâsitin karşıtı olarak yararlı olmalıdır (Bkz: 47:2; sâlihât ile hasenât arasındaki fark için bkz: 103:3, not 5). Sâlih amel Kur’an’da iman ile birlikte geldiği tüm yerlerde “imanla uyum içindeki bir eylem ahlâkına ve hayata” delâlet eder. [42] ‘Amile ile fe‘ale fiillerinin arasındaki farkı vurgulamak için birincisini mümkün olduğunca “işledi”, ikincisini ise “yaptı” şeklinde çevirdik. Çünkü birinci fiil “bir süreçte yapmayı” ifade ederken, ikincisi “bir anda yapıvermeyi” ifade eder (İtkân II, 208). [43] Teşâbuh, ya özün sabit kalıp şeklin değişmesi, ya da tersidir. Muteşabihenin belirsiz niteliği çeviriye “belli-belirsiz” olarak yansımıştır. Yani: Dünyadaki nimetler cennetteki nimetlerin çok çok uzak bir kopyasıdır (Müteşabih için bkz: 3:7, not 5). [44] Hâlidîn, uzun bir süre. el-Huld, bir şeyin uzun süre bozulmadan kalmasını ifade eder (Râğıb).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) İman edip salih ameller işleyenlere ise müjde ver ki, (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetler onlarındır!.. Kendilerine o cennetlerden ne zaman bir meyva sunulsa, her defasında "bu evvelce de dünyada yediğimiz şeydi!" diyecekler. (Evet) Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir! (fakat aynısı değildir, dünyadaki saf olmayan, ahiretteki ise saftır, dünyadakiler posa bırakır, ahirettekiler ise tenden geçer ruha şevk ve haz verir, dünyadakiler bir müddet geçince çürür ve kokar, ahirettekiler ise, saflığını sonsuza dek korur) Orada onlar için tertemiz eşler de vardır! (ki o eşler de dünyadakilerden farklıdır, nurludurlar, saftırlar ki, dünyadaki şehvetlerin ahirette hiç yeri yoktur) Ve onlar cennetlerde sonsuza dek kalıcıdırlar!... (Kafirler verilen örnekleri ve bu teşbihleri hoş karşılamazlar da "temsiller, teşbihler Allah kelamına hiç yakışır mı?" derler)
Osman Fırat
swap_vert close
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; altından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, "Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!" diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmân edip sâlih amellerde bulunanlara müjde var. Şüphe yok ki onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. Her ne vakit o cennetlerden bir meyva ile merzûk olunca diyeceklerdir ki: «Bu meyva bizim evvelce de merzûk olduğumuz bir meyvadır.» Onlara birbirine benzeyen (böyle nîmetler) verilmiş olacaktır. Ve onlar için cennetlerde tertemiz zevceler de vardır ve onlar o cennetlerde ebedî olarak kalacaklardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İman edip makbul ve güzel işler yapanları müjdele: Onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Öyle cennetler ki, ne zaman meyvelerinden kendilerine bir şey ikram edilirse: “Bu, daha önce de dünyada yediğimiz şey! ” diyecekler. Oysa bu, onların aynısı olmayıp, benzeri olarak kendilerine sunulacaktır. Orada onların tertemiz eşleri de olacak ve onlar orada devamlı kalacaklardır.
Cennetlikler için, cennetlerde tertemiz, eşler vardır. Bunlar sadece temiz değil, her yönden temizlenmiştirler. Hem her türlü maddî pisliklerden hem de ahlâksızlık, geçimsizlik gibi manevî kirlerden. Dünyada da bu mutlulukların benzeri bulunabilir. Fakat başta gelen önemli fark, dünyanın geçiciliğine karşı, cennetin daimî olmasıdır. Birtakım kimseler, bu gibi müjdelerde, bilhassa yemek içmekten, kadınlardan bahsedilmesine itiraz etmek istiyorlar ve: “Dine ait duygular, insanı bunlardan kesip, yalnız ruhanî lezzetler ile uğraştırmalı.” diyorlar. Fakat şurası gariptir ki, böyle diyenlerin hepsi, bedene ait bu iki çeşit zevk peşinde koşanlardan çıkmaktadır. Halbuki bu müjdeler, görüldüğü üzere, her yönü kapsayan eksiksiz zevkleri bir araya getirmektedir. Ve âhiret zevklerinde dünyadaki zevklerden hiçbirinin benzerinin eksik olmadığını ve bunun karşısında dünyaya ait şehvetlerin âdiliğini, çirkinliğini de gösteriyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine aidolduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıkça: "Bu, daha önce de rızıklandığımız şeydir, (dünyada iken de bu rızıktan yemiştik)" derler. (Cennetteki bu rızık), onlara, o(dedikleri)ne benzer verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
Kur'ân-ı Kerîm'de mesânî denilen, karşılıkılı, alternatif bir zıtlık (karşıtlık) üslûbu vardır. Kur'ân, karşıt şeyleri birlikte anarak anlatmak istediği mânâyı insan zihnine perçinler. Bundan dolayı Allah'ın, Kitapı mesânî (ikişerli, karşıtlı) olarak indirdiği belirtilmiştir. İşte bu üslûb gereği, bundan önceki âyetlerde kötülerin davranışları ve sonuçları anlatıldıktan sonra bu âyette de onların tam karşıtı olan iyilerin davranışları ve sonuçları özetle belirtilmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Îmân iden ve eyi işler işleyen mü'minleri, kendileri içün ağaçları altından nehirler akan cennetler oldığı ile tebşîr it. Onlara cennetde her ne zamân cennet meyvelerinden ikrâm olunsa bunlar, bizim evvelce yidiğimiz şeylerdendir, dirler (dünyada iken yidikleri meyvelere) benzedirler. Ve onlar içün cennetde her dürlü 'ayıb ve kusurdan pâk zevceler vardır ve orada dâimî olarak kalırlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnanan ve iyi işleri yapanlara da müjde ver: İçinden ırmaklar akan bahçeler onlar içindir. Kendilerine hangi üründen sunulsa: “Bu bize daha önce de sunulmuştu.” derler; ama onlara onun bir benzeri verilir. Orada kusursuz hale getirilmiş [*] eşleri de olur ve ölümsüz olarak kalırlar.
[*] "Eş" diye tercüme ettiğimiz "zevc" kelimesi Kur'ân'da hem kadın hem de erkek için kullanılır. Cennete giden eşler, eksiklerden arındırılacağı İçin, biri diğerinde bir kusur bulamayacaktır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İman edenler ve doğruları yapanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele!.. Ne zaman oradaki meyvelerden rızıklandırılsalar:-Bu, daha önce de rızıklandığımız şey! diyecekler. O meyveler kendilerine dünyadakilerin bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar için tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İman edip güzel işler yapanlara müjdele: Onların, altından ırmaklar akan bahçeleri olacak. O bahçelerden ne zaman rızık olarak bir meyveyle nasiplenecek olsalar, “Bu daha önce bize verilen rızık” derler; çünkü o rızık, benzer şekilde onlara verilmiştir.(11) Onların orada tertemiz eşleri olacak; ve onlar orada ebedî kalacaklar.
(11) Cennette sunulan nimetlerin benzerliği konusunda yapılan yorumların başlıcaları şöyledir: (1) Âhirette iman ehline sunulan rızıklar, dünyadaki iyi işlerin meyvesidir. Âdetâ, dünyadaki iyi işler sevaba dönüşmüş ve Cennette rızık olarak verilmiştir. Onun için, Cennet ehli kendilerine verilen rızkı tanır ve “Bunlar, dünyada iken yaptığımız güzel işlerin sonucudur” derler. (2) Cennet nimetleri dünyadakine benzer şekilde sunulur; ancak lezzetleri arasında pek büyük fark vardır. (3) “Daha önce”den maksat, yine Cennette, az önce verilmiş olan nimetlerdir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İman edip hayra/barışa yönelik işler yapanlara şunu müjdele: Kendileri için, altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. Onlardaki herhangi bir meyveden bir rızık olarak her nasiplendirildiklerinde, şöyle diyeceklerdir: "İşte bu, daha önce rızıklandırıldığımız şey!" Bu rızık onlara buna benzer şekilde verilmişti. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada sürekli kalacaklardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlara kim įmān getürdiler, daħı işlediler eyü işler kim bayıķ anlaruñdur uçmaķlar aķar altından anlaruñ ırmaķlar. her niçe kim rūzį virinildiler andan yimiş rūzį virmek eyittiler “uşbu oldur kim rūzį virinildük ilerden” daħı getürinildi birbirine bende. daħı anlaruñdur uçmaķ içinde 'avratlar gey arınmışlar. daħı anlar anuñ içinde ebed ķalıcılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā Muḥammed muştıla anlara kim īmān getürürler. Daḫı işlediler eyüişleri. Taḥḳīḳ anlaradur uçmaḳlar. Aḳar altlarından ırmaḳlar. Nice kirızḳ virile anlara dürlü dürlü yemişlerden. Eyideler: Bu yemiş ol rızḳdur kibundan burun yimiş‐idük, diyeler. Daḫı virile anlara dürlü ni‘metler, biri biri‐ne beñzer. Daḫı vardur anlar‐çun uçmaḳda arı cüftler, bikr ḥūrīler. Daḫı an‐lar anuñ içinde ebedī ḳalurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) İman gətirən və yaxşı işlər görən kimsələrə müjdə ver: onlar üçün (ağacları) altından çaylar axan cənnətlər (bağlar) vardır. (O cənnətlərin) meyvələrindən bir ruzi yedikləri zaman: “Bu bizim əvvəlcə (dünya evində) yediyimiz ruzidir”,- deyəcəklər. Əslində isə bu (ruzi, meyvələr) onlara (dünyadakılara zahirən) bənzər olaraq verilmişdir. Onlardan ötrü orada (hər cəhətdən) pak (olan) zövcələr də var. Onlar (mö’minlər) orada əbədi qalacaqlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And give glad tidings (O Muhammad) unto those who believe and do good works; that theirs are Gardens underneath which rivers flow; as often as they are regaled with food of the fruit thereof, they say: This is what was given us aforetime; and it is given to them in resemblance. There for them are pure companions; there for ever they abide.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But give glad tidings to those who believe and work righteousness, that their portion is Gardens, beneath which rivers flow. Every time they are fed with fruits therefrom, they say: "Why, this is what we were fed with before," for they are given things in similitude; and they have therein companions pure (and holy)(44); and they abide therein (forever).
44 What can be more delightful than a Garden where you observe from a picturesque height a beautiful landscape round you — rivers flowing with crystal water, and fruit trees of which the choicest fruit is before you. The fruit of goodness is goodness, similar, but choicer in every degree of ascent. You think it is the same, but it is because of your past experiences and associations of memory. (R). (Cj. 4:57 ).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَبَشِّرِ
ve müjdele
الَّذ۪ينَ
o kimse- leri ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
وَعَمِلُوا
ve işlediler
الصَّالِحَاتِ
sâlih ameller
اَنَّ
şüp- hesiz
لَهُمْ
onlar için vardır
جَنَّاتٍ
cennetler
تَجْر۪ي
akar
مِنْ تَحْتِهَا
altlarından
الْاَنْهَارُۜ
ırmaklar
كُلَّمَا
her ne zaman
رُزِقُوا
rızıklan- dırıldılar
مِنْهَا
onlar- dan
مِنْ ثَمَرَةٍ
bir meyveden
رِزْقاًۙ
rızık olarak
قَالُوا
dediler
هٰذَا
bu
الَّذ۪ي
o şey- dir ki
رُزِقْنَا
rızıklan- dırıldık
مِنْ قَبْلُ
önceden
وَاُتُوا
ve onlara verildi
بِه۪
bunlar
مُتَشَابِهاًۜ
benzer şekilde
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
ف۪يهَٓا
orada
اَزْوَاجٌ
eşler
مُطَهَّرَةٌ
tertemiz
وَهُمْ
ve onlar
ف۪يهَا
orada
خَالِدُونَ
ebedi ka- lıcıdırlar
(Resulüm!) İman edip sâlih ameller işleyenlere, şüphesiz kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Onlar ne zaman rızık olarak oradan herhangi bir meyveden rızıklandırılsalar, "bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) rızıklandırıldığımız şey(lerden)dir" derler. Bu (rızıklar) onlara (bazı yönleriyle dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
بَشَّرَ
Fiil-II
ب ش ر
Müjdeledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
صَالِحَات
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih ameller, sâliha kadınlar
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
تَحْت
İsim
ت ح ت
Altında
نَهَر
İsim
ن ه ر
Irmak, nehir
كُلَّمَا
Zaman zarfı
ك ل ل
Her ne zaman, ne zaman ki
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ثَمَرَة
İsim
ث م ر
Meyve
رِزْق
İsim
ر ز ق
Rızık, yiyecek
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مُتَشَابِه
Etken fiil-VI
ش ب ه
Benzer şekilde, müteşâbih
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
مُطَهَّرَة
Edilgen fiil-II
ط ه ر
Tertemiz, tertemiz edilmiş
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
خَالِدٌ
Etken fiil
خ ل د
Ebedi kalıcı, devamlı kalıcı, ölümsüz