Ve eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimizde şüphede iseniz, haydi onun (Kur’an’ın) benzeri bir sûre getirin! Eğer iddianızda doğru iseniz Allah’tan gayri (insanlardan, Kur’an’ın bütün özelliklerini içinde barındıran benzeri bir süre getirdiğinize dair) şahitlerinizi (yardımcı ve konunun uzmanlarını)da çağırın.*
(*) Kur’an-ın daha önce Mekke’de inen sûrelerinde de inkârcılara meydan okunmuş; bu kitabın Allah’tan geldiğinde şüphesi olanların, onu Hz. Peygamber’in uydurduğu iddialarında samimi iseler benzerini yapıp getirmeleri istenmiştir… İnkârcı Araplar bütün arzularına ve teşebbüslerine rağmen bunu yapamamışlar, bir âyete benzer söz dahi söyleyememişler... Kur’ân-ı Kerîm’in bir sûresinin, hatta bir âyetinin bile benzerinin yapılamaması özelliğine i‘câz denir. Kelimenin sözlük mânası “âciz, çaresiz bırakmak”tır… Kur’an kalıcı bir mûcizedir; çünkü bu eşsiz kitap, son Peygamber’in risâletinin hak ve gerçek olduğunu ispat eden en kalıcı delil olmuştur. Bu aziz kitabın muciz ve mûcize oluşu hangi özelliklerinden gelmektedir? Burada bir fikir vermek üzere Kur’an’ın i‘câzını ortaya koyan üç özelliğinden söz etmek mümkündür: 1. Söz Sanatı. Seçilen kelimeler ve dizilişi, grameri, uygulanan edebî sanatlar, kelimelere –dilin imkânları sonuna kadar kullanılarak– yüklenen mânalar. 2. Üslûp ve şekil özelliği. Kur’ân-ı Kerîm’den önce Araplar’da, sözlü edebiyatın iki şekli vardı: Şiir ve nesir. Nesir de hitabet ile kâhinlerin kafiyeli sözlerinden ibaretti. Kur’ân-ı Kerîm şiir olmadığı gibi Araplar’ın bildiği nesirden de farklıdır… 3. Muhteva Özelliği. Kur’ân-ı Kerîm’in muhtevası iman (inanmak), inanılacak esaslar, ibadet ve çeşitleri, hükümler ve tâlimat, ahlâk bilgisi ve eğitimi, yaratılış ve oluş, (Kur’an’daki kozmik ayetlerin biliminin bulgularıyla tamamen paralel olması vs.) gayb âlemi ve buradaki varlıklar, bazı peygamberler ve kavimler tarihi, insan ve kâinatın yapısı, gelecekle ilgili bazı haber ve bilgilerden oluşmaktadır. Hz. Peygamberin çevresi ve yetişme şartları bellidir. Hem onun, hem de çevresindekilerin bu bilgilere sahip olmadıkları, bu bilgilerin bir kısmına o çağda yaşayanların da sahip bulunmadıkları bilinmektedir…(Kur’an Yolu Tefsiri) Bu nedenle Hz. Peygamberin bütün bunları kendiliğinden bilmesi mümkün değildi. Özetle: Onlar Kur’an’ın bir benzerini, onun gibi kendine has bir anlatım üslubuyla, fesahat, belağat ve bütün edebi özellikleriyle manasını anlayan ve hatta hiç anlamayan insanları etkileyebilen Kur’an gibi bir eseri yapamadıklarına göre, o bir mucizedir. Bu da gösteriyor ki, Kur’an ancak Allah’tan gelmiştir, başka bir ihtimal yoktur.