O (insanlara): “Allah’ın indirdiklerine uyun.” Denilince onlar: “Tam tersine biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.”¹ derler. (Peki!) Onların ataları, hiçbir şeye akılları ermeyen ve doğru yolu bulamamış kimseler olsalar bile mi?²
1 Bu âyette, her ne kadar bu ifâdeler kâfirler için kullanılmışsa da “emrin hususiliği, hükmün umumiliğine mani olmadığı” için emir, tüm insanlarla birlikte Müslümanlar için de geçerlidir. Binaenaleyh birilerine uyma sebebi, eskilik-yenilik veya atalar yolu olup-olmamak değil, Hakk’ın emrine uygun olmaktır. Hakk’ın emrine uyan ve ne yaptığını bilene atalar da yeniler de olsa uyulur. Hakk’ın emrini tanımayan, ne yaptığını bilmeyenlere atalar dahi olsa uyulmaz. Allah’ın indirdiği dine bakmayıp da ataların dinini yalnız ata veya efendileri olduklarından dolayı taklit etmek, onları Allah’a eşler kabul etmek ve hakkı bırakıp şeytanın emirlerine uymak demektir ki buna “taassub” denilir. Bir Müslüman için “mutaassıb” kelimesinin kullanılması caiz değildir. Buna göre tüm Müslümanlara, babalarından kalan gelenek ve göreneklere körü körüne uymak değil, bunları Kur’an’ın ve Sünnet’in süzgecinden geçirmek mecburiyeti vardır. Çünkü İslâm, “babalar dini” değil “Allah’ın dini”dir. Böyle yapan ve âyetin nüzulüne sebep olanlar; müşrik Araplar ve Yahudilerden bir gruptur. “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman bunlar; “hayır biz babalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız, çünkü onlar bizden hayırlı, bizden bilgili idiler” demişler (Taberî) ve taassuba sapmışlardır. Binaenaleyh böyle taassub ve taklitçilik müşriklerin ve kâfirlerin özelliğidir. 2 Taassub: Bağnazlık, doğru veya yanlışlığına bakmaksızın bir fikrin savunmasını yapmak, körü körüne kendi dinini veya ekolünü her türlü düşünce ve inançtan üstün görmek demektir. Taassub da kör bir tarafgirlik ve karşı düşünceyi inkâr vardır. Taassub sahiplerine “mutaassıb” denir. Allah’ın indirdiği dine bakmayıp da ataların dinini yalnız ata veya efendileri olduklarından dolayı taklit etmek, onları Allah’a eşler kabul etmek ve hakkı bırakıp şeytanın emirlerine uymak tam bir taassubtur. Her ne kadar halk arasında “mutaassıb” kelimesi dindar anlamında kullanılıyorsa da, bu çok yanlış bir kullanımdır. Kur’an’a ve Sünnete olan bağlılık taassub değildir. Zira iman, tasdik etmek; İslâm ise, hak ve doğru olana teslim olmak demektir. Bilgisizlikten kaynaklanan taassub ise inat ve muhakemesizlik üzere kuruludur. Taassub yalnız dinlerde değil, beşeri ideolojilerde, cemaatlerde ve sûfi ekollerde de bağnazca bağlılıklar olarak görülmektedir. Müslüman, dinine körü körüne değil bilinçli olarak bağlı olan kâmil insandır. (Bk. Fetih: 26)