close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 75. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle-lmeleu-lleżîne-stekberû min kavmihi lilleżîne-stud’ifû limen âmene minhum eta’lemûne enne sâlihan murselun min rabbih(i)(c) kâlû innâ bimâ ursile bihi mu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kavminin ileri gelenlerinden olup iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler, aciz sayıp hor gördükleri kimselerden ona iman etmiş olanlara, siz Salih'i, Rabbinden gönderilmiş mi biliyorsunuz dediler. Onlar da biz dediler, onun vasıtasıyla gönderilenlere inandık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de kendilerince zayıf sayılanlara (müstaz’aflara alay kasıtlı): "Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini (kesinlikle) biliyor musunuz?" diye (sormuşlardı.) Onlar ise: "Biz gerçekten onunla gönderilene (İlahi hüküm ve haberlere) inananlarız" diye (yanıtlamışlardı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O'nun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçümseyip hor gördükleri inananlara: “Siz, Salih'in Rabbi tarafından gerçekten gönderildiğini biliyor musunuz?” dediler. Onlar da: “Doğrusu biz O'nunla ne gönderildiyse O'na iman edicileriz” diye cevap verdiler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kavminin büyüklük taslayan serkeş, zorba kodamanları, içlerinden zavallı bîçâre mü'minlere: "- Sahi siz Sâlih'in Rabbi tarafından rasul olarak görevlendirilip gönderildiğini biliyor musunuz?" dediler. Onlar: "- Biz onunla gönderilen dini hükümlere, mucizelere de inanan mü'minleriz" dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri içlerindeki zayıf düşürülmüşlerden (mustaz'aflardan) iman edenlere: "Siz Salih'in Rabbi tarafından gönderilmiş biri olduğunu biliyor musunuz?" dediler. Onlar da: "Biz onunla gönderilene iman edenleriz" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (müstaz'aflara) dediler ki: 'Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?' Onlar: 'Biz gerçekten onunla gönderilene inananlarız.' dediler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Salih'in kavminden imana gelmeyip kibirlenenler, içlerinden iman eden zayıflar için, alay yollu, şöyle dediler; “- Siz Salih'in hakikaten Rabbi tarafından gönderilmiş bir Peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Onlar da: “- Biz, doğrusu, onunla gönderilen her şeye iman edenleriz.” dediler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Milletinden, büyüklük taslayan o ileri gelenler, iman eden ve zayıf bırakılanlara dediler ki: “Gerçekten Salih’in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?” Onlar: “Biz, onun getirdiği mesajlara inanıyoruz” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf gördükleri inananlara dediler ki: “Siz Sâlih'in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?” Onlar da, “Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
Ulusu arasından büyüklenen uluları, arık gördükleri inanlı kimselere dediler ki: «Siz Salih'in, Allah katından, peygamber geldiğini biliyor muşuz?», Onlar da dediler ki: «Onunla gönderilen her şeye inanmışız»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Salih'in bu çağrısına karşılık) kavminden imana gelmeyip kibirlenenler, içlerinden iman eden zayıflar için, alay yollu, şöyle dediler: “Siz Salih'in hakikaten Rabbi tarafından gönderilmiş bir resul olduğuna inanıyor musunuz?” Onlar da: “Doğrusu biz, (ona ve) onun aracılığıyla gönderilen her şeye iman ediyoruz” dediler.
Cemil Said
swap_vert close
Semûd’ların mütekebbir rüesâsı îmân idenleri kendilerinden za’îf ’add iderek didiler ki: "Sâlih’in rabbiniz tarafından gönderilmiş oldığına emin misiniz?" didiler. Ânlar da "Evet ânın me’mûriyetine inanıyoruz" cevâbını virdiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, "Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?" dediler, onlar da, "Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, “Siz, Salih’in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Onlar da, “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf gördükleri kesimden inananlara dediler ki: “Siz Sâlih’in, rabbi tarafından gönderildiğine gerçekten inanıyor musunuz?” Onlar da, “Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inanırız” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf görülen inananlara dediler ki: Siz Salih'in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz? Onlar da Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız, dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Halkının büyüklük taslayan ileri gelenleri, aşağılayıp zulmettikleri inananlara, "Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş olduğunu nereden biliyorsunuz," dediler. Onlar da: "Biz onun getirdiği mesaja inanıyoruz," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görünen müminlere: "Siz, dediler, Sâlih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kavmi içinden kibirlerine yediremiyen cumhur cemaat o hırpalanmakta olanlara, onlardan iyman eden kimselere, siz, dediler, Salihin hakıkaten rabbı tarafından gönderilmiş olduğunu biliyormusunuz? Biz, dediler: doğrusu onun gönderildiği şeye mü'minleriz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden îmân edip de kendilerince zayıf (ve hor) gördükleri mü’minlere dediler ki: “Sâlih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini (kesin bir şekilde) biliyor musunuz?” Onlar, “Biz gerçekten (ona ve) onunla gönderilene inananlarız.” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Halkının büyüklük taslayan meleleri¹, içlerinden iman eden mustazaf'lara²: “Siz, Salih'in, Rabb'i tarafından gönderilmiş olduğundan emin misiniz?” dediler. Onlar da: “Biz, onunla gönderilen her şeye iman edenlerdeniz.” dediler.
1- Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı. 2- Güçsüzlere, zayıf ve hor görülenlere, küçümsenenlere.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onun kavminden (îman etmeyi) kibirlerine yediremeyen ileri gelenleri de kendilerince hor görünenlere, onların içinden îman edenlere şöyle dedi (ler): «Siz, Saalihin gerçekden Rabbi katından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz»? Onlar da: «Biz, dediler, doğrusu onunla ne gönderildiyse ona îman edicileriz».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, o zayıf bırakılmış (horlanmış)olanlara, içlerinden îmân edenlere (alay ederek) dedi ki: “(Siz) gerçekten Sâlih'i Rabbi tarafından gönderilen biri olarak mı biliyorsunuz?” (Onlar da:) “Şübhesiz ki biz, onunla gönderilen (herşey)e îmân eden kimseleriz!” dediler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kavminin ileri gelenlerinden (üstünlük taslayarak) kibirlenmiş olanlar (halkı ezen, sömüren, kurdukları kölelik sisteminin yıkılacağından korkan, zorba ve diktatörler), âciz sayıp hor gördükleri (müstaz’af) kimselerden ona (Salih’e) inanmış olanlara (alay ederek)’’ Siz gerçekten Salih’i, Rabbi tarafından gönderilmiş biri olarak mı biliyorsunuz?’’ dediler. Onlar da,’’Biz şüphesiz, onunla gönderilene inananlarız” dediler.*
(*) Müstekbir; Büyük oldu, büyüklük tasladı anlamındaki (كَبُرَ) fiilinden etken sıfat fiilidir. Cahiliyye toplumlarında toplumun azgınlığını meydana getiren, ezen, sömüren, büyüklük taslayan ekâbir sınıfı demektir. Müstekbir, kendisi büyük olmayıp bilakis zayıf ve aciz olduğu halde kendisini başkalarından üstün gören, kendisini Allah’tan müstağni sayarak Allah’ın emirlerine itaat etmeyen kimse demektir. Allah’a karşı gelerek müstekbir olan ilk varlık, İblis’dir. Allah her peygamberi gönderdiğinde davete ilk karşı çıkanlar bu, toplumun güya seçkinleri ve mevki sahipleri durumunda olan müstekbirler olmuştur. Müstekbirler kendilerindeki iyiliklere değil de dünya hayatında sahip oldukları kuvvet, mevki, sermaye gibi geçici şeylere güvenirler. Müstekbirler, halkı çeşitli hile ve baskılarla hak yoldan döndüremeyince en son aşama olarak da davetçileri ve inanmış halkı yok etmek ve türlü işkencelerle ortadan kaldırmak için çalışırlar. İmtiyazlarını korumak için bütün hak ve şuurlu davetlere karşı amansız bir mücadeleye girişirler. Çünkü bu mücadele onların ölüm kalım mücadelesidir. Müstekbir”kelimesi Kur’an’da “müstez’af”kelimesinin karşıtı olarak kullanılır. Her iki kelime de “istif’al babından” geldiği için bu kelimelerin anlamı içerisinde, “aslında öyle olmadıkları halde öyle görünme” içeriği yatar. Yani müstekbirler büyüklüğü hak etmedikleri halde büyük sayılanlar, müstez’aflar da ezilmeyi hak etmedikleri halde ezilenler, sömürülenler.” demektir. Müstekbirler, Hz. Âdem’den bu yana hak dinlerin, haklı davasının çilekeşleriyle alay etmişler, onları küçük görmüşler, sömürü aracı olarak kullandıkları kendi sözde kutsallarını ve kutsallaştırdıkları sistemlerini bu kimselere zorla kabul ettirmek için tüm güçleriyle zulmetmişlerdir… (M. Türk Meali Araf-75. Ayet Açıkla…)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kavminden Allah’ın mesajlarına karşı büyüklük taslayanlar, Salih’in getirdiği vahye iman etmiş kavminin zayıf ve güçsüz bırakılmış olanlarına (alaylı bir şekilde) dediler ki ”Salih’in Rabbi tarafından elçi olarak gönderilmiş birisi olduğunu biliyor musunuz?” Onlarda “Salih ile beraber gönderilene inananlarız” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ulusunun büyüklük taslıyan ileri gelenleri kendilerinden küçük gördüklerine dediler: "Gerçekten siz Salih’in çalabı yönünden gönderilmiş bir elçi olduğunu biliyor musunuz?" Onlar da dediler: "Doğrusu, biz onunla ne gönderildiyse ona inanıyoruz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kavminin içinden imanı kibirlerine yediremeyen ileri gelenleri, yine kendilerinden olup zayıf addettikleri mü/minlere istihza ile «— Salih/i Rabbi tarafından gönderilmiş biri mi biliyorsunuz?» dediler. Onlar da «— Biz onunla ne gönderilmiş ise ona iman getiriyoruz» dediler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, içlerinden inanmış olan zayıflara: “Siz Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş biri olduğundan emin misiniz?” dediler. Onlar da “Elbette biz onunla gönderilen şeylere inananlarız” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden zayıf bırakılmış kimselere, “Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?” dediler. Onlar da, “Şüphesiz biz onun gönderildiği şeye iman edicileriz” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Salih’in bu çağrısına karşılık, halkı içerisinden, onların emeğini sömürerek elde ettikleri güç ve servetle küstahça üstünlük taslayan ve Allah’a boyun eğmeyi kibirlerine yediremeyen ileri gelenler; ezilmiş, sömürülmüş ve geri bırakılmış kesimdeki inançlı insanlara, “Siz, gerçekten de Sâlih’in Allah tarafından gönderilmiş bir Peygamber olduğunu mu düşünüyorsunuz? Sakın o, sizi kullanarak iktidarı ele geçirmek isteyen bir mâceraperest olmasın?” dediler. Onlar da, “Doğrusu biz, onun aracılığıyla gönderilen o dosdoğru inanç sistemine yürekten inanıyoruz!” diye cevap verdiler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kavminden olan büyüklenmiş Mele’ / İleri Gelen Takım, onlardan inanmış kimseler için zayıf düşürülmüş / ezilmiş olanlara dedi ki: -“Salih’in, onun rabbi tarafından bir gönderilmiş (rasûl) olduğunu biliyor musunuz?”. Dediler ki: “Biz, onunla gönderilmiş şeylere inanmaktayız”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halkın burunları havada üs yöneticileri, alt tabakadan maddî durumları zayıf olan inançlı kesimine hitaben: " Salih'in gerçekten Tanrı’ elçisi olduğuna inanıyor musunuz? " Halk: " Evet. Onun getirdiklerine inanıyoruz " deyince
Mehmet Çoban
swap_vert close
Büyüklük taslayanlar zayıf gördükleri inananlara dediler ki: “Salih’in Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?” Onlar da “Şüphesiz biz O’nunla ne gönderilmişse ona inananlarız!” deyince,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kavminden kibirli yöneticiler zayıf düşürülmüşlere yani içlerinden iman edenlere “Siz Salih’in Rabbinden gönderilen bir (elçi) olduğunu (gerçekten) biliyor (buna inanıyor) musunuz?” diye sormuşlardı. Onlar da “Şüphesiz ki biz onunla gönderilen her şeye inanıyoruz.” demişlerdi. [*]
Bu ve benzer örneklerde sözü edilen “zayıf düşürülenler” her zaman bu baskıya boyun eğmiş de değillerdir. Nitekim Firavun’un karşısına dikilen büyücüler son derece net bir iman duruşu ortaya koymuş ve Firavun’un tehditlerine aldırış etmemişlerdi. İşte bu ayette de durum aynıdır. Semûd kavminin azgın yöneticileri içlerinden iman etmiş ve zayıf düşürülmüş müminlere soru sormuşlar ve belki de hiç tahmin etmedikleri bir cevapla karşılamışlardı.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Toplumunun büyüklük taslayan¹ ileri gelenleri, ezilenlerden² îman etmiş olanlarına:³ “Siz, Salih’in Rabbi tarafından (peygamber olarak) gönderildiğini gerçekten biliyor musunuz?” dediler. (Onlar da): “(Evet) doğrusu biz onunla gönderilenlere îman ediyoruz!” dediler.
1 Müstekbir: Büyük oldu, büyüklük tasladı anlamındaki (كَبُرَ) fiilinden etken sıfat fiilidir. Cahiliyye toplumlarında toplumun azınlığını meydana getiren, ezen, sömüren, büyüklük taslayan ekâbir sınıfı demektir. Müstekbir, kendisi büyük olmayıp bilakis zayıf ve aciz olduğu halde kendisini başkalarından üstün gören, kendisini Allah’tan müstağni sayarak Allah’ın emirlerine itaat etmeyen kimse demektir. Allah’a karşı gelerek müstekbir olan ilk varlık, İblis’dir. Allah her peygamberi gönderdiğinde davete ilk karşı çıkanlar bu, toplumun güya seçkinleri ve mevki sahipleri durumunda olan müstekbirler olmuştur. Müstekbirler kendilerindeki iyiliklere değil de dünya hayatında sahip oldukları kuvvet, mevki, sermaye gibi geçici şeylere güvenirler. Müstekbirler, halkı çeşitli hile ve baskılarla hak yoldan döndüremeyince en son aşama olarak da davetçileri ve inanmış halkı yok etmek ve türlü işkencelerle ortadan kaldırmak için çalışırlar. İmtiyazlarını korumak için bütün hak ve şuurlu davetlere karşı amansız bir mücadeleye girişirler. Çünkü bu mücadele onların ölüm kalım mücadelesidir. İslâm dışı toplumlarda toplum, sistematikleri farklı olsa da baskı altına alınan ve ezilen büyük çoğunluk ve onlara baskı yapan ve ezen küçük azınlıktan oluşur. Bu toplumlarda kişilerin liyakatleri ve kabiliyetleri hiç önemli değildir. Hiç liyakatleri olmasa da hâkimiyeti elinde bulunduranlar daima yetenekli kişiler olarak kabul ettirilmeye çalışılmıştır. “Müstekbir” kelimesi Kur’an-ı Kerim’de “müstez’af” kelimesinin karşıtı olarak kullanılır. Her iki kelime de “istif’al babından” geldiği için bu kelimelerin anlamı içerisinde, “aslında öyle olmadıkları halde öyle görünme” içeriği yatar. Yani müstekbirler büyüklüğü hak etmedikleri halde büyük sayılanlar, müstez’aflar da ezilmeyi hak etmedikleri halde ezilenler, sömürülenler.” demektir. Müstekbirler, Hz. Âdem’den bu yana hak dinlerin, haklı davasının ilk çilekeşleriyle alay etmişler, onları küçük görmüşler ve sömürü aracı olarak kullandıkları kendi sözde kutsallarını ve kutsallaştırdıkları sistemlerini bu kimselere kabul ettirmek için tüm güçleriyle zulmetmişlerdir ve hâlâ da zulmetmeye devam etmektedirler. Peygamberlere ilk inananlar genelde müstez’aflardır. Allah’ın peygamberleri ile gönderdiği hak nizamların temel amaçlarından birisi de bu müstekbirlerle mücadele yöntemlerinin en güzelini göstermektir. Zira Allah’ın koyduğu kurallarla yapılmayan mücadelelerin sonunda mutlaka yeni müstekbirler ortaya çıkmış yani zulüm, zalimlerle mazlumlar arasında el değiştirmiştir. Asrımız, müstaz’aflara ezilmişliklerinin de unutturulduğu çağdaş ve teknik bir zulüm asrı haline getirildiği için öncelikle bu insanlara ezildiklerini, daha sonra da uyanmaları gerektiğini hatırlatma ve müstekbirlere başkaldırıya hazırlama çağıdır. Eğer müstaz’aflar Allah yolunda gerçekten mücadele ederlerse Allah onları yeryüzüne önderler yapacağını ve müstekbirlerin de cezasını vereceğini Kitabında iman eden kullarına va’detmektedir.2 Müstez’af: Zayıf buldu, zayıf gördü, zillete duçar etti anlamındaki (ضَعُفَ) fiilinden edilgen sıfat fiilidir. Cahiliyye toplumlarında toplumun çoğunluğunu meydana getiren, ezilen, hor görülen, güçsüz bırakılmış halk tabakası demektir. İslâm dışı toplumlarda toplum, sistematikleri farklı olsa da baskı altına alınan ve ezilen büyük çoğunluk ve onlara baskı yapan ve ezen küçük azınlıktan oluşur. Müstez’af kelimesi Kur’an-ı Kerim’de müstekbirler (büyüklük taslayanlar) kelimesinin karşıtı olarak kullanılır. Her iki kelime de istif’al babından geldiği için bu kelimelerin anlamı içerisinde, aslında öyle olmadıkları halde öyle görünme içeriği yatır. Yani müstekbirler büyüklüğü hak etmedikleri halde büyük sayılanlar, müstez’aflar da ezilmeyi hak etmedikleri halde ezilenler, sömürülenler demektir. Genelde Peygamberlere ilk inananlar müstez’aflardır ve Hz. Âdem (a.s.)’den bu yana hak dinlerin, haklı davasının ilk çilekeşleri bunlardır. Müstekbirler ise bu inananlarla devamlı alay etmişler, onları küçük görmüşler ve sömürü aracı olarak kullandıkları kendi sözde kutsallarını ve kutsallaştırdıkları sistemlerini bu kimselere kabul ettirmek için tüm güçleriyle zulmetmişlerdir. Allah’ın peygamberleri ile gönderdiği hak nizâmların temel amaçlarından birisi de bu müstekbirlerle mücadele yöntemlerinin en güzelini göstermektir. Eğer bu müstez’aflar Allah yolunda gerçekten mücadele ederlerse Allah onları yeryüzüne önderler yapacağını Kitabında îman eden kullarına va’detmektedir.3 Bu toplumda sadece Müslümanlar değil, diğer insanlar da eziliyordu. Ancak Müslümanlar, ileri gelen adamlardan değil bu ezilen insanlardandı. Bu anlamı vurgulamak için tercüme yukarıdaki şekilde yapılmıştır. Ancak, “îman etmiş olanlar,” Müslümanlardan bedel olarak düşünülürse; âyetin anlamı “kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, ezilenlere, yani îman etmiş olanlara” şeklinde olur. Bk. (Kasas: 5)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Güçsüz görülenlere karşı küstahça büyüklük taslayan toplumun ileri gelenleri inananlara: “Siz Salih’in [gerçekten] Rabbinin katından gönderildiğinden emin misiniz?” dediler. Onlar da: “Elbette inanıyoruz o’nun getirdiği habere” ⁶⁰ diye cevap verdiler.
60 Hz. Salih’in getirdiği haberin kendi muhtevası, Hz. Salih’in görevi konusunda, ayrıca batınî ya da mucizevî bir “delile” ihtiyaç bırakmaksızın bu mesajın sıhhat ve değerini kabul etmeleri yönünde yeterli göründü onlara. Bu iman ikrarı, ince bir tarzda, Semûd kıssasının sadece tarihî bir olay olarak taşıdığı yüklemi aşan derin bir anlam ifade etmektedir. Bu, dinî bir mesajın ilahî kaynak ve niteliğine inanmakta güçlük çeken şüpheci kimseler için, onların asıl mesajın içsel anlamı ve değerini anlamaya, değerlendirmeye çalışmaları, fakat inanç ve tasdiklerini, gerçekleşmesi nesnel olarak imkansız bir takım zahirî ve mucizevî ispatlara dayandırmamaları yolunda yapılmış bir davet niteliğindedir. Çünkü bir mesaj, sıhhat ve doğruluğunu ancak muhtevasıyla, ifade ettiği anlamla ortaya koyabilir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kavminin büyüklük taslayanlarından ileri gelenleri, zayıflar arasından iman edenlere dediler ki: – Siz Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna inanıyor musunuz? Onlar: – Elbette biz ona ve onunla birlikte gönderilen vahye iman edip mümin olmuş kimseleriz, dediler. 13/43, 23/24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Toplumunun güçsüzlere karşı büyüklük taslayan seçkinleri, ezilenler arasındaki inanan kimselere dediler ki: “Siz Sâlih’in Rabbi tarafından gönderildiğine inanıyor musunuz?” Onlar “Elbette” dediler, “biz onunla gönderilene de iman etmiş kişileriz!”
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kavminden (iman etmeyi) kibirlerine yediremeyen elebaşları ise, -hakir gördükleri- iman edenlere "Siz Salih'in gerçekten Rabbi katından gönderilmiş bir peygamber olduğu inancını mı taşıyorsunuz? dediler. (Onları doğru yoldan alıkoymaya yeltendiler fakat) Onlar: "Biz kuşkusuz, iman edenleriz, (o deveye asla kötülük yapmayız)" diye cevap verdiler.
Osman Fırat
swap_vert close
Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görülenlerden imanedenlere: "Siz, dediler, Salih’in, gerçekten rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene iman edenleriz!" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Kavminden mütekebbir bulunan bir cemaat, onlardan hakîr görülenlere, onlardan imân edenlere dedi ki: «Siz, Sâlih'i hakikaten Rabbi tarafından gönderilmiş mi bilirsiniz?» Onlar da dediler ki: «Biz şüphe yok, O'nunla gönderilmiş olan şeye inanmışlarız».
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kavminden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf görünen müminlere alay yollu: “Siz, gerçekten Salih'in Rabbi tarafından size elçi olarak gönderildiğini biliyor musunuz? ” dediler. Onlar da: “Elbette, biz onunla gönderilen her şeye inandık, iman ettik. ” diye cevap verdiler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görülen inananlara: "Siz, dediler, Salih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kavminden büyüklük taslayanlar zu'afâ ve 'aceze 'add itdikleri mü'minlere müstehziyâne bir sûretde: "Biliyor mısınız ki Sâlih rabbi tarafından rasûldür" didiklerinde Îmân idenler: "Biz onun irsâl olundığı şeye îmân idenlerdeniz" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Halkının kendini büyük gören önderleri, güçsüz saydıkları kişilere; onların inanmış olanlarına şöyle dediler: “Siz Salih’i, gerçekten Rabbi tarafından elçi olarak gönderilmiş biri mi sanıyorsunuz?” Dediler ki “Evet. Biz onunla gönderilmiş her şeye inanıp güveniriz.”
Şaban Piriş
swap_vert close
O'nun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri de, hor gördükleri halktan iman edenlere sordular:-Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz? Onlar da şöyle dediler:-Biz, Onunla gönderilenlere iman ediyoruz!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, o kavmin horlanan mü'minlerine, “Salih'in Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu nereden biliyorsunuz?” dediler. Onlar da “Biz onunla gönderilene inanan kimseleriz” cevabını verdiler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Toplumunun kibre saplanmış kodamanları, içlerinden inanıp da baskı altında tutularak ezilenlere şöyle dediler: "Siz Sâlih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar: "Onun aracılığıyla gönderilene gerçekten inanıyoruz." dediler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti bir bölük serverler anlar kim boyun virmediler ķavmundan anlara kim ża'if śayıldılar aña kim įmān getürdi anlardan “bilür misiz bayıķ śālih viribinilmişdür çalabı’sından?” eyittiler “bayıķ biz aña kim viribinildi anuñ-ile inanıcılaruz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdi ol ulular ki büyüklendiler ḳavminden anlara kim ża‘īfler‐idi ḳavminden ki īmān getürdiler: Bilür misiz ki taḥḳīḳ Ṣāliḥ gönderilmişdürTañrısından? Eyitdiler: Taḥḳīḳ biz anuñ peyġamberlıġına inanuruz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Saleh tayfasının (iman gətirməyi) özlərinə sığışdırmayan təkəbbürlü başçıları içərilərindən iman gətirən əlsiz-ayaqsız yoxsullara üz tutub: “Siz Salehin, doğrudan da, Rəbbi tərəfindən göndərilmiş (bir peyğəmbər) olduğunu bilirsinizmi?” – deyə soruşdular. Onlar: “Bəli, biz onunla göndərilən hər bir şeyə (bütün dini hökmlərə) inanırıq!” – deyə cavab verdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The chieftains of his people, who were scornful, said unto those whom they despised, unto such of them as believed: Know ye that Salih is one sent from his Lord? They said : Lo! In that wherewith he hath been sent we are believers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The leaders of the arrogant party among his people said to those who were reckoned powerless - those among them(1045) who believed: "know ye indeed that Salih is a messenger from his Lord?" They said: "We do indeed believe in the revelation(1046) which hath been sent through him."
1045 As usually happens in such cases, the Believers were the lowly and the humble, and the oppressors were the arrogant, who in selfishly keeping back nature's gifts (which are Allah's gifts) from the people, were deaf to the dictates of justice and kindness. Salih took the side of the unprivileged, and was therefore himself attacked. 1046 Notice the relation between the question and the answer. The godless chiefs wanted to discredit Salih, and put a personal question, as much as to say, "Is he not a liar?" The Believers took back the issue to the higher plane, as much as to say, "We know he is a man of Allah, but look at the justice for which he is making a stand: to resist it is to resist Allah". The answer of the godless was to reject Allah in words, and in action to commit a further act of cruelty and injustice in hamstringing and killing the she-camel, at the same time hurling defiance at Salih and his God.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi ki
الْمَلَاُ
ileri gelenler
الَّذ۪ينَ
o kimse-ler ki
اسْتَكْبَرُوا
kibirlendiler
مِنْ قَوْمِه۪
kavminden
لِلَّذ۪ينَ
o kimse-lere ki
اسْتُضْعِفُوا
zayıf bırakıldılar
لِمَنْ
o kimse-lere ki
اٰمَنَ
iman ettiler
مِنْهُمْ
onlardan
اَتَعْلَمُونَ
biliyor
musunuz
اَنَّ
gerçek-ten
صَالِحاً
Sâlih
مُرْسَلٌ
gönderi-lendir
مِنْ رَبِّه۪ۜ
Rabbinden
قَالُٓوا
dediler
اِنَّا
muhak-kak biz
بِمَٓا
o şe-ye ki
اُرْسِلَ
gönde-
rildi
بِه۪
onun-la
مُؤْمِنُونَ
iman
edenleriz
Kavminden ileri gelen kibirliler, içlerinden zayıf görülen iman edenlere dediler ki: "Siz Sâlih'i gerçekten Rabbi tarafından gönderilen biri olarak mı biliyorsunuz?" Onlar da, "biz muhakkak ki (ona ve) onunla gönderilene iman edenleriz" dediler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَلَاٌ
İsim
م ل ا
İleri gelenler
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَكْبَرَ
Fiil-X
ك ب ر
Kibirlendi, büyüklük tasladı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَضْعَفَ
Fiil-X
ض ع ف
Zayıf görüldü, güçsüz bırakıldı, zayıf düşürüldü
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
صَالِح
Özel isim
ص ل ح
Hz. Sâlih (a.s.)
مُرْسَل
Edilgen fiil-IV
ر س ل
Resuller, gönderilenler, elçiler
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan