close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 64. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fekeżżebûhu feenceynâhu velleżîne me’ahu fî-lfulki veaġraknâ-lleżîne keżżebû bi-âyâtinâ(c) innehum kânû kavmen ‘amîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Fakat onlar, onu inkar ettiler, yalancı saydılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayanları suya boğduk. Şüphe yok ki onlar kör bir kavimdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Buna rağmen) Onu yalanladılar. Biz de onu ve (inanıp) gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda boğup batırdık. Çünkü onlar (gerçeklere karşı) kör (akılsız ve vicdansız) bir kavimdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bu uyarıya rağmen onu yalanladılar ve bunun üzerine biz de, onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlıyanları ise suda boğduk; gerçekten kör bir topluluktu onlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onu yalanladılar. Biz onu ve onunla birlikte olanları gemilere alarak kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da tufanda boğduk. Onlar önlerini göremeyecek kadar kör, basiretleri bağlı düşüncesiz bir kavim idiler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 29/15; 71/25.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da (suda) boğduk. Şüphesiz onlar görmeyen bir topluluk idiler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine Nûh'u tekzip ettiler. Biz de Nûh'u ve kendisiyle bareber gemide bulunanları kurtardık; ve âyetlerimizi yalanlıyanları (tufan ile) boğduk. Çünkü onlar, basiretleri körleşmiş bir kavim idiler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Fakat onlar, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ve ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Şüphesiz onlar kör bir toplum idiler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar manen kör bir kavim idiler.
Besim Atalay
swap_vert close
Onu yalanladılar, biz hem onu, hem de onunla gemide olanları hemen kurtarıp, bizim âyetlerimizi yalanlamış olanları suda boğdurduk, onlar kör bir ulustular,
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bunca uyarılara rağmen) onu yalancılıkla suçlamaya devam ettiler. Bunun üzerine, Biz de (büyük bir tufan gönderdik ve) onu ve gemide beraberinde olan (inanan)ları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayanları da suda boğduk. Çünkü onlar gerçekten, (gönül gözleri) kör (olmuş inatçı ve zalim) bir toplum idiler.
“Nuh Tufanının” bütün dünyayı kapsadığını iddia edenler olsa da ayette geçen “ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk” ifadesi açıkça gösteriyor ki bu olay, Hz. Nuh’un ve kavminin yaşadığı bölgede vuku bulmuştur. Çünkü Hz. Nuh, kendi yaşadığı bölgenin toplumuna peygamber olarak gelmişti ve getirdiği öğretiyi diğer toplumlara ulaştırma imkânı da yoktu. Ayette zikredilen ve isyanları yüzünden boğulan insanlar da o toplumun fertleriydi. İsra suresinin 17/15. âyetinde; “Biz, peygamber göndermedikçe hiç kimseye azap etmeyiz” buyruluyor. Bu da gösteriyor ki; kendi toplumu Hz. Nuh’a iman etmedi, zulme ve isyana devam etti diye Allah diğer toplumlara, milletlere azap etmez. Buradan da anlaşılıyor ki; Nuh tufanı bölgesel bir hadisedir, tufana uğrayanlarda o bölgede yaşayan insanlardır.  
Cemil Said
swap_vert close
Fakat kavmi ânı tekzîb itdiler. Biz ânı ve ma’iyyetindekileri bir gemi ile kurtardık ve bizim âyâtımıza yalan diyenleri tûfânla boğduk kör bir kavim idi?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onu yalanladılar; biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk, çünkü onlar kör bir milletti.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık; âyetlerimizi asılsız sayanları da suda boğduk! Çünkü onlar gerçeği göremeyen bir kavim idiler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onu yalanladılar. Bunun üzerine onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Onlar kör bir halktı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O'nu yalanladılar, biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar, kalb gözleri körleşmiş bir kavim idiler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine onu tekzib ettiler, biz de kendisini ve ma'iyyetinde iyman edenleri gemide necâta erdirdik de âyetlerimizi tekzib edenleri garkeyledik, çünkü bunlar basıyretleri körelmiş bir kavm idiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bunun üzerine) onu (Nûh’u) yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, âyetlerimizi yalan sayanları (ise, cezaya müstahak oldukları için) suda boğduk. Şüphesiz onlar (hakkı inkâr eden, manen) kör bir kavimdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine onu yalanladılar. Biz de kendisini ve beraberinde gemide bulunanları selâmete erdirdik, âyetlerimizi yalan sayanları (tuufan ile) doğduk. Çünkü onlar (kalb gözleri) kör (olan) bir kavm idiler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Buna rağmen onu yalanladılar; bunun üzerine (biz de) onu ve onunla berâbergemide bulunanları kurtardık; âyetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Çünki onlar(basîret cihetiyle) kör bir kavim idiler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Bunca uyarılara rağmen) onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlamış olanları da suda boğduk. Şüphesiz onlar (manevi gözleri ve vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.*
(*) “Nuh Tufanının” bütün dünyayı kapsadığını iddia edenler olsa da ayette geçen “ayetlerimizi yalanlamış olanları suda boğduk” ifadesi açıkça gösteriyor ki bu olay, Hz. Nuh’un ve kavminin yaşadığı bölgede vuku bulmuştur. Çünkü Hz. Nuh, kendi yaşadığı bölgenin toplumuna peygamber olarak gelmişti ve getirdiği öğretiyi diğer toplumlara ulaştırma imkânı da yoktu. Ayette zikredilen ve isyanları yüzünden boğulan insanlar da o toplumun fertleriydi. İsra suresinin 17/15. Âyetinde “Biz, peygamber göndermedikçe hiç kimseye azap etmeyiz” buyruluyor. Bu da gösteriyor ki; kendi toplumu Hz. Nuh’a iman etmedi, zulme ve isyana devam etti diye Allah diğer toplumlara, milletlere azap etmez. Buradan da anlaşılıyor ki; Nuh tufanı bölgesel bir hadisedir, tufana uğrayanlarda o bölgede yaşayan insanlardır. (C. Külünkoğlu Meal Açık…)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nuh’u yalanladılar ve bizde onu ve onunla beraber olanları bir gemi ile kurtardık. Sonra ayetlerimizi yalanlayanları da (suların içinde) boğduk. Çünkü onlar (elçinin getirdiklerine) körleşmiş bir toplumdu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine onu yalancı yerine koydular. Biz de onu, onunla birlikte bulunanları gemiyle kurtardık. Belgelerimizi yalan sayanları da suda boğduk. Çünkü onlar doğruyu görmiyen kimseler idiler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onu yalancı saydılar. Bunun üzerine biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalan sayanları suda boğduk; çünkü onlar kör bir kavim idiler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onu yalanladılar. Biz de onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Çünkü onlar gerçekten de kör²⁰ bir topluluk [kavm] idiler.
20 Burada kastedilen körlük, bildiğimiz fizyolojik körlük değildir. buradaki körlük, manevidir, zihinseldir. Gerçeği göremeyen, derinliğine düşünemeyen idrak özürlü ve kalp gözü kapalı olan anlamındadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onu yalanladılar; biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık ve ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk. Şüphesiz onlar basiretleri körelmiş bir topluluk idiler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ama bunca öğüt ve uyarılara rağmen, onu yalancılıkla suçladılar. Bunun üzerine,tüm ülkeyi sular altında bırakan büyük bir tufan gönderdik ve hem onu, hem de onunla birlikte gemiye binen müminleri boğulmaktan kurtardık, ayetlerimizi inkâr edenleri ise sulara gömerek boğduk! Çünkü onlar, gerçekten kalpleri katılaşmış, gönül gözleri kör olmuş inatçı, zalim ve azgın bir toplum idiler!Ve aradan yıllar geçti, yeni nesiller geldi. İsimler ve şekiller değişti, fakat değişmeyen tek şey vardı; hak ile bâtılın amansız mücâdelesi:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bunun üzerine onu yalanladılar. Onu ve Gemi’de birlikte olanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlamış kimseleri suda boğduk. Onlar, körleşmiş bir kavimdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Derken onu yalanladılar. Biz de onu, yanındakilerle birlikte gemiye alıp kurtardık. sözlerimizi inkar edenleri ise sulara gömdük. Gerçekten körcahil bir millet idiler...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Nuh’u yalanladılar. Biz de Nuh’u ve O’nunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk! Çünkü onlar gerçekleri görmek istemeyen kör bir topluluktu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Kavmi Nuh’u) yalanlamış, biz de onu ve onunla birlikte olanları gemide kurtarmıştık; ayetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğmuştuk! Şüphesiz ki onlar kör bir toplumdu. [*]
Ayetteki ifadeye göre Hz. Nuh’un inkarcı kavminin körlüğünü bedensel ve fiziksel anlamda bir körlük değil de mecaz anlamında hak ve hakikati görmemek, onlara itibar etmemek anlamında manevi körlük olarak kabul etmek gerekir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları, kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar gerçekleri görmeyen bir toplum idiler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [Bu uyarıya rağmen] o’nu yalanladılar! Ve bunun üzerine Biz de o’nu ve gemide o’nunla beraber olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise (suda) boğduk; gerçekten kör bir topluluktu onlar! ⁴⁷
47 Muhammed Ali, Kur’an tercümesinde bu ayeti açıklarken, haklı olarak, ayetin son cümlesinin “tufanın cihanşumül olduğu yolundaki teoriyi doğrulamadığını” işaret ediyor; çünkü bu cümle açıkça ortaya koymaktadır ki, sadece Hz. Nûh’un tebliğatına muhatap olup da onu yalancılıkla itham eden insanlar boğulmuştur. Dolayısıyla burada bahsi geçen tufan, Kitâb-ı Mukaddes’in sözünü ettiği gibi, bütün bir dünyanın değil, sadece Hz. Nûh kavminin başına gelmiştir. Buna bir de şu eklenebilir: Kitab-ı Mukaddes’de, Sümer ve Bâbil efsanelerinde ve nihayet Kur’an’da sözü edilen tufan; çok muhtemeldir ki, buzul çağında, şimdiki Cebelitarık’ın bulunduğu yerde Atlas Okyanusu’nu engelleyen ve -yine şimdiki- Çanakkale Boğazı’nın bulunduğu yerde Karadenizi engelleyen, o çağda mevcut kara engellerin çöküntüsüyle açıklanan ve bugün Akdeniz’in örtmekte olduğu büyük havzayı istila eden su baskınını simgelemektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonunda onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları boğulmaktan kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanları da suda boğduk. Zira onlar (uyarı ve öğütlerimi görmek istemeyen) kör bir toplum idi. 11/40- 41
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
En sonunda onu yalanladılar. Bunun üzerine Biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunanları kurtardık; âyetlerimizi yalanlayanları ise boğulmaya terk ettik: Onlar gerçekten de kör bir topluluk idiler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Bu uyarılara rağmen kavmi Nuh'u) Yalancı saydılar, (sen peygamber değilsin bize yalan söylüyorsun, dediler) Biz de onu ve onunla beraber gemide olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları ise suya gark ettik, (boğduk) çünkü onlar kör bir kavim olmuşlardı. (Kalpleri kapkara kesilmiş, zerre iman nuru kalmamış, basiret elde ederek gerçekleri görebilmekten yoksun kalmışlardı)
Osman Fırat
swap_vert close
O’nu yalanladılar, biz de O’nunla berebar gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bunun üzerine O'nu tekzîp ettiler. Biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide olanları kurtardık. Âyetlerimizi tekzîp edenleri de garkettik. Çünkü onlar bir kör kavim olmuşlardı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar Nûh'u yalancı saydılar. Biz de onu ve yanında olanları gemide kurtardık, âyetlerimizi yalan sayanları ise boğduk. Çünkü onlar, basîretleri körelmiş kimselerdi. [29, 15; 71, 25]
Süleyman Ateş
swap_vert close
O'nu yalanladılar, biz de O'nunla berebar gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kavmi onı tekzîb itdiler. Onı ve onunla berâber olanları gemide kurtardık ve âyetlerimizi tekzîb idenleri de gark iyledik çünki onlar kör ve görmez bir kavim idiler. [¹]
[1] Tûfân ve kavm-i Nûh'un helâki hakkında ileride tafsîlât virilecekdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra onu yalancı yerine koydular. Biz de onu ve onunla birlikte olanları gemiyle kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanları da suda boğduk. Çünkü onlar körlük eden bir topluluktu.
Şaban Piriş
swap_vert close
Fakat, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Onlar, kör bir toplumdu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar Nuh'u yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık; âyetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Çünkü onlar, bir körler güruhu idi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onu yalanladılar. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri gemi içinde kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk. Gözleri görmez bir topluluktu onlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes yalan duttılar anı. pes ķurtarduķ anı daħı anları kim anuñ-ile-y-ıdı gemi içinde daħı ġarķ eyledük anları kim yalan duttılar āyetlerümüzi. bayıķ anlar oldılar-ıdı bir ķavm kör göñüllüler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes yalanladılar Nūḥı, pes ḳurtarduḳ anı daḫı anlar kim bilesinçe‐y‐idigemi içinde. Daḫı ġarḳ eyledük anları ki yalanladılar bizüm āyetlerümizi.Taḥḳīḳ anlar‐ıdı gözsüz ḳavm.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Buna görə onlar (Nuhu) yalançı hesab etdilər. Biz də onu və onunla birlikdə gəmidə olanları xilas etdik. Ayələrimizi təkzib edənləri isə (tufan vaxtı) qərq etdik (suda boğduq). Onlar, həqiqətən, kor bir camaat idilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But they denied him, so We saved him and those with him in the ship, and We drowned those who denied Our token Lo! they were blind folk.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But they rejected him, and We delivered him, and those with him, in the Ark: but We overwhelmed in the flood those who rejected Our signs. They were indeed a blind people!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَكَذَّبُوهُ
derken onu yalanladılar
فَاَنْجَيْنَاهُ
bunun üzerine onu kurtardık
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim-seleri ki
مَعَهُ
onunla beraber
فِي الْفُلْكِ
gemide
وَاَغْرَقْنَا
ve boğduk
الَّذ۪ينَ
o kimse-leri ki
كَذَّبُوا
yalanladılar
بِاٰيَاتِنَاۜ
âyetlerimizi
اِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
كَانُوا
idiler
قَوْماً
bir ka-vim
عَم۪ينَ۟
kör
Derken (kavmi) onu yalanladı, bunun üzerine Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları ise (denizde) boğduk; çünkü onlar (hakkı görmeyen) kör bir kavim idiler.
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
اَنْجٰي
Fiil-IV
ن ج و
Kurtardı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
فُلْك
İsim
ف ل ك
Gemi, gemiler
اَغْرَقَ
Fiil-IV
غ ر ق
Boğdu
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
عَمُون
İsim
ع م ي
Körler