Ve [Bu uyarıya rağmen] o’nu yalanladılar! Ve bunun üzerine Biz de o’nu ve gemide o’nunla beraber olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise (suda) boğduk; gerçekten kör bir topluluktu onlar! ⁴⁷
47 Muhammed Ali, Kur’an tercümesinde bu ayeti açıklarken, haklı olarak, ayetin son cümlesinin “tufanın cihanşumül olduğu yolundaki teoriyi doğrulamadığını” işaret ediyor; çünkü bu cümle açıkça ortaya koymaktadır ki, sadece Hz. Nûh’un tebliğatına muhatap olup da onu yalancılıkla itham eden insanlar boğulmuştur. Dolayısıyla burada bahsi geçen tufan, Kitâb-ı Mukaddes’in sözünü ettiği gibi, bütün bir dünyanın değil, sadece Hz. Nûh kavminin başına gelmiştir. Buna bir de şu eklenebilir: Kitab-ı Mukaddes’de, Sümer ve Bâbil efsanelerinde ve nihayet Kur’an’da sözü edilen tufan; çok muhtemeldir ki, buzul çağında, şimdiki Cebelitarık’ın bulunduğu yerde Atlas Okyanusu’nu engelleyen ve -yine şimdiki- Çanakkale Boğazı’nın bulunduğu yerde Karadenizi engelleyen, o çağda mevcut kara engellerin çöküntüsüyle açıklanan ve bugün Akdeniz’in örtmekte olduğu büyük havzayı istila eden su baskınını simgelemektedir.