Muhakkak ki biz Nuh’u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik de o dedi ki: "Ey kavmim! Yalnızca Allah’a kulluk edin (ondan başka hiçbir kimseye kulluk ve kölelik yapmayın), sizin O’ndan başka ilahınız yok. Kuşkusuz (inkâr, zulüm ve kötülüklere devam etmeniz hâlinde) ben, korkunç bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum."*
(*) Eski Yunan, Mısır, Hint, Çin ve Babil edebiyatlarında da Hz. Nuh (a.s.) kıssasına benzer anlatımlar vardır. Hatta Avustralya, Yeni Gine, Malaya, Burma, Amerika’nın çeşitli yerlerinde de benzeri anlatımlar vardır… Demek ki olayın aslı vardır, fakat her yer, kendi tasavvur ve tahayyüllerini ortaya koymaktadır. (S. Yıldırım Meal Açıklaması) Ayrıca Hz. Nuh sadece kendi kavmine gönderildiğinden, onun tebliğine muhatap olmayan dünyanın diğer bölgelerindeki halkların tufan olayına maruz kalmaları mümkün görülmemektedir. Çünkü İsra-17/15. ayette bildirildiği gibi bir topluma Allah’ın mesajını tebliğ eden bir elçi gönderilmedikçe, yani kendilerine hakkıyla ilahi mesajların tebliği yapılmadıkca ilahı azaba maruz kalmazlar. İşte bu nedenle, Nuh Tufanı küresel değil, bölgesel olduğu anlaşılır.