close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 49. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ehâulâ-i-lleżîne aksemtum lâ yenâluhumu(A)llâhu birahme(tin)(c) udḣulû-lcennete lâ ḣavfun ‘aleykum velâ entum tahzenûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, onları rahmetine nail etmez diye yemin ettiğiniz kişiler, bunlar değil miydi? Sonra bunlara girin cennete denir, ne korku vardır size, ne de mahzun olursunuz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ardından onlara cennetlikleri göstererek) "Kendilerine Allah’ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz (ve hiçbir nimet ve fazilete layık görmediğiniz) kimseler bunlar mıydı? (Şimdi bakın ve pişmanlık içinde kıvranın ki, iman, itaat ve sadakat ehli mü’minler, ne kutlu ve mutlu bir sona kavuşmuşlardır. Ve mü’minlere dönerek:) Haydi girin cennete! (diyeceklerdir.) Sizin için artık korku yoktur ve mahzun da olmayacaksınız."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şu cennete girenler, sizin Allah'ın rahmet etmeyeceğine yemin ettiğiniz, cennete giren kimseler değil miydi? Oysa bakın şimdi onlara: “Girin cennete, size korku yok, hüzün de duymayacaksınız” diye sesleniliyor.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Allah onları rahmetine kavuşturmayacak diye yeminler ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" derler. Cennetliklere de: “Girin cennete, artık size ne korku var, ne de geride bıraktığınız yakınlarınız ve yapamadığınız şeyler dolayısıyla mahzun olacaksınız" derler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'ın kendilerine rahmet ulaştırmayacağına yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı? Girin cennete! Size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de!"
Ali Bulaç
swap_vert close
'Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
A'raftakiler, kâfirlerin ileri gelenlerine fakir müminleri göstererek: “- Bunlar, müminlerin zayıfları değil midir ki, siz dünyada bunları tahkir edip onlar Allah'ın rahmetine erişemez (cennete giremez) ler diye yemin ediyordunuz?” derler. O anda fukaraya şöyle denir; “- Cennete girin. Size hiç bir korku yoktur ve siz mahzun da olacak değilsiniz.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
48, 49. O A’raf ehli, yüzlerinden tanıdıkları bazı erlere seslenirler. Derler ki: “Sizin derleme ve toplamanız ve kibirlenerek Allah’ın ayetlerinden uzak durmanız, size hiçbir fayda vermedi. Allah’ın rahmet etmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar (bu Cennete girecek olanlar) değil miydi?” (Ve o Cennete girecek olanlara) “Cennete girin. Sizin için, ne (gelecek) korkusu ne de (geçmişin) üzüntüsü vardır.” (derler.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?” Cennet ehline dönerek: “Giriniz cennete! Artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz” derler.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte bunlar o kimseler değil mi? «Allahın rahmetine erişemezler» diye ant içmiştiniz, iyiler: «Cennete giresiniz size ne korku var, ne de kaygılanırsınız» diyerek çağrırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Allah'ın rahmetine eriştirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bu (cennetlik ola)nlar mıdır?” dedikten sonra (cennetliklere dönerek): “Girin cennete, artık size ne korku vardır ne de üzüleceksiniz” (derler).
Cemil Said
swap_vert close
48, 49. A’râfdakiler ’alâmât-ı fârikalarından teşhis idecekleri âdemlere: "Sizin topladığınız servetler ve kibir ve ’azametiniz neye yaradı?" Mü’minler içün "Allâh’ın rahmetine nâil olmıyacak diyu kasem itdiğiniz âdemler bunlar mıdır?" dirler ve ehl-i cennet de: "Dâhil olınız her dürlü havfden masûn olursınız ve mahzûn olmazsınız" dirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
48,49. Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: "Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz” derler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?” (Cennet ehline de şöyle derler:) “Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?» (ve cennet ehline dönerek): «Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz» (derler).
Edip Yüksel
swap_vert close
"ALLAH onlara bir rahmet dokundurmayacak diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Orta Yerdekilere şunlar denecektir:) "Cennete girin; size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de."
Orta yer, Tanrı'nın rahmetiyle alt cennetlere katılacaktır.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Allah onları hiç bir rahmete erdirmiyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz" derler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Tâ şunlarmıydı o sizin Allah bunları kabil değil rahmetine irdirmez diye yemin ettikleriniz? dedikten sonra berikilere dönüb «girin Cennete size korku yok artık siz mahzun olacak değilsiniz» demektedirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kâfirlere cennetlikleri göstererek,) “Sizin: “Allah bunları rahmete erdirmez” diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı?” (Sonra cennetliklere dönerek,) “Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz” derler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Cehennemliklere; “Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek.” diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Onlara:¹ “Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz.” denir.
1- Cennetliklere.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Kendilerini Allahın, rahmetine erdirmeyeceğine yemîn etdiğiniz kimseler bunlar (bu ehl-i cennet) mi idi? Girin cennete. Size hiç bir korku yokdur ve siz mahzun da olacak değilsiniz».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Yine A'râf ehli:) “Allah, onları hiçbir rahmete eriştirmeyecek, diye yemînettiğiniz (hor gördüğünüz) kimseler bunlar mı?” (derler). (Sonra A'râf ehline de şöyle denilir:) “Cennete girin! Size hiçbir korku yoktur ve siz mahzûn olmayacaksınız!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ve yine onlara:) ’’Allah’ın asla rahmetine erdirmeyeceğine (merhamet etmeyecek diye) yemin ettiğiniz (dünya hayatında kendilerini hor gördüğünüz, ezip sömürdüğünüz o) kimseler bunlar mıydı? (Oysa bakın, şimdi onlara:) “girin cennete, artık (bugün) sizin için bir korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız.”(diye sesleniliyor.) *
(*) Dünyanın bütün azgın ve despotları, toplayıp biriktirdikleri servetlerinin ve emri altına aldıkları adamlarının çokluğundan cesaret alır; bu iki gücün verdiği cüretle hem gerçeği kabul etmeyi kendilerine yediremez hem de insanları küçük görür, kibir ve azamet duygusunun esiri olurlar; bu yüzden yoksul ve kimsesiz olan inançlı ve dürüst insanların, Allah’ın rahmet ve sevgisini kazanacak düzeyde değer taşıyacaklarına da inanmazlar. Bunun üzerine görevli melekler, dünyada iken zalimler tarafından hör görülen bu kimselere’’ Haydi, (Allah’ın izni ile) cennete girin; size ne korku vardır ne de siz üzüleceksiniz’’ derler.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Yeryüzünde iken, küçük gördüğünüz ve Allah’ın rahmetine asla erişemez diye yeminler ettiğiniz, bunlar mıydı?” derler. (Allah) Girin cennete, sizin için orada ne korku nede üzüntü var” der.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
"Kendilerine Allah’ın esirgeyiciliği erişmeyecek diye and içtiğiniz kimseler bunlar mıdır? Size gelince siz Cennet’e girin. Sizin için korku yoktur. Kaygılanacak da değilsiniz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kendilerine Allah/ın hiçbir rahmeti erişmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler [⁴] bunlar değil midir?» derler. O sırada onlara «— Cennete girin, size hiçbir korku yoktur. Siz mahzun da olmazsınız» denecek.
[4] Yani mü'minlerin zayıf olanları.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sizin “Allah onları rahmete erdirmez diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?” (oradakilere), “Cennete giriniz! Artık orada size bir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de” (denir).
Kadri Çelik
swap_vert close
(Ey zalimler!) “Allah'ın asla rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettiğiniz (müminler) bunlar mıydı? (O halde zalimlerin isteklerinin aksine, ey cennet ehli kimseler!) “Cennete girin; size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Sizin bir zamanlar, kendileri hakkında ‘Allah lütuf ve rahmetini böyle yoksul ve çaresiz kimselere vermez!’ diye yemin ettiğiniz insanlar bunlar mı?Oysa bakın, şimdi onlara ne müjdeleniyor: “Girin cennete, artık sizin için ne korku vardır, ne de üzüntü!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“ ’Allah onları rahmete erdirmez’ diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?”. “Cennet’e girin! Size korku yoktur; siz üzülür de değilsiniz”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
bir yandan da cehennemdekilere, cennetlikleri işaret ederek: Sahi bunlar mıydı? Yemin edip:' Allah bunların yüzüne bile bakmaz ' dediğiniz adamlar derler, bir yandan da: " hadi korkusuzca buyurun cennete " diyerek cennetliklere yol verirler...
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Allah’ın kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?” Cennet ehline dönerek: “Girin cennete; artık size korku yoktur. Siz üzülecek de değilsiniz” derler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Haklarında) ‘Allah’ın merhameti onlara ulaşmaz!’ diye yemin ettiğiniz kişiler bunlar mı?” [*] (Oysa onlara:) “Cennete girin! Size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.” (denecektir).
Bu cümle dünya hayatında inkârcıların alay ettiği imanlılara Yüce Allah’ın ikramda bulunacağını, beğenmedikleri insanların cennete girdiklerini görerek alay edenlerin alaycılıklarının feci akıbetini bir kez de bu şekilde yaşayacaklarını ifade etmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve: “(cennetlikleri göstererek) Allah’ın, kendilerini rahmete erdirmeyeceğine dâir yemin ettikleriniz bunlar mıydı?” deyip (ardından cennetliklere dönerek): “Girin cennete, artık bugün sizin için bir korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız.” diyecekler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bir vakit haklarında, ‘Allah rahmetini asla böylelerine ulaştırmaz!’ ³⁸ diye kestirip attığınız kimseler, işte bunlar, [bu onurlandırılmış kimseler] mi? [Oysa, bakın, şimdi onlara:] “girin cennete; size korku yok, hüzün de duymayacaksınız!’ [diye sesleniliyor]”.
38 İnanmayanların ağzından verilen bu ifade, onların, ya inananların Allah’ın rahmetine hak kazanmadıkları yolundaki görüşlerini; ya da bunun başka bir ifadesi olarak, Allah’ın var olmadığı yolundaki görüşlerini dile getiriyor. “Kestirip attığınız” ifadesi (lafzen, “yeminle söylediğiniz”), inanmayanların bu konudaki saplantılarını, fikr-i sâbite varan katı görüşlülüklerini, değişmez kanaatlerini dile getiren mecazî bir ifadedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hani bir zamanlar “Allah bunlara rahmetini ulaştırmaz” diye var gücünüzle yemin ettiğiniz kişiler bunlar mıydı? Derler. – Şöyle seslenilir: - Girin cennete artık size ne bir korku vardır ne de bir hüzün. 38/62-63, 221/101…103, 27/89, 43/68…73, 50/31...35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Cennetlikleri işaret ederek) “İşte şunlar, bir zamanlar ‘Allah rahmetini onlara asla ulaştırmaz!’ diye yeminler ettiğiniz, (şimdi ise) kendilerine ‘Girin cennete! Sizin için gelecek endişesi yok, geçmişten dolayı hüzün duymak da yok!’ denilen kimseler değiller mi?”
Orhan Kuntman
swap_vert close
(İşte bakın fakir oldukları için küçümsediğiniz) "Allah’ın kendilerini asla rahmetine erdirmeyeceğine de yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Ki siz azaba uğrarken onlar cennet yolunu tutmuşlar) diye seslenirler, (sonra da cennet ehline dönerler ve) "Girin cennete, artık size hiçbir korku yoktur ve sizler üzülecek de değilsiniz" derler, (onlara selamet dilerler.)
Osman Fırat
swap_vert close
"Sizin, ’Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ya o kimseler mi idi ki, «Allah onları rahmetine nâil etmez,» diye yemin ediyordunuz! Cennete giriniz, size ne bir korku vardır ve ne de siz mahzun olacaksınız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
48, 49. A'râf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip: “Gördünüz ya, ne topladığınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de büyüklük taslamalarınızın ve o çalımlarınızın size hiç bir faydası olmadı! ”O cennetlikleri göstererek “Sahi, şunlar “Allah, bunları asla lütfuna nail etmez. ” diye yeminler edip hor gördüğünüz kimseler değil miydi? İşte onların ne yüce mevkide olduklarını şimdi anladınız değil mi? derler ve sonra o cennetliklere dönerek: “Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endişe olmadığı gibi, siz asla üzüntü de görmeyeceksiniz. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah onları hiçbir rahmete erdirmeyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!" dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Ashâb-ı A'râf cehennem halkına cennetdeki fukarâ-yı mü'minîni göstererek) "Allâh'ın onları rahmetine nâil itmeyeceği hakkında yemîn itdikleriniz bunlar mıdır?" dirler. (A'râf halkına, cenet ve cehennemi gördükden sonra) "Haydi cennete giriniz, Size korku yokdur ve mahzûn dahî olmazsınız" dinilür.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Ey cehennemlikler!) ‘Allah onlara bir iyilikte bulunmaz’ diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Ey Allah’ın ikramına kavuşanlar) ‘Sizler Cennet’e girin. Üzerinizde ne bir korku olacak ne de üzüleceksiniz.’ ”
Şaban Piriş
swap_vert close
Bunlar mıydı o sizin, “Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir” diye yemin ettikleriniz? derler.-Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız!
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Şu Cennetlikler ise, 'Allah bunlara rahmetini eriştirmez' diye yemin ettiğiniz kimseler değil miydi?” Derken onlara da “Cennete girin,” denir. “Artık ne bir korku vardır size, ne de üzülürsünüz.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Şunlar mıydı o, 'Allah kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyecek' diye yemin ettikleriniz?" Ey cennetlikler! Siz de girin cennete. Ne bir korku var size ne de kederleneceksiniz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“uşbunlar mıdur anlar kim and içdüñüz kim irürmeye anlara Tañrı raḥmet?” “girüñ uçmaķa ķorķu yoķdur üzerüñüze ne daħı siz ķayġurasız.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bunlar anlar mıdur ki and içerdüñüz ki irişmez anlara Tañrı Ta‘ālānuñraḥmeti? Girüñüz uçmaġa diyeler. Ḳorḳu yoḳdur üstüñüze, ne daḫı sizḳayurursız.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Və fağır, yoxsul mö’minləri kafirlərin böyüklərinə göstərərək: ) “Allah onları Öz mərhəmətinə nail etməyəcək, -deyə and içdiyiniz kəslər bunlarmıdır?” – söyləyəcəklər. (O anda Allah həmin mö’minlərə müraciətlə belə buyuracaq: ) “Cənnətə daxil olun. Sizin heç bir qorxunuz yoxdur və siz qəm-qüssə görməyəcəksiniz!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Are these they of whom ye swore that Allah would not show them mercy? (Unto them it hath been said): Enter the Garden. No fear shall come upon you nor is it ye who will grieve.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"Behold! are these not the men whom you swore that Allah with His Mercy would never bless? Enter ye the Garden: no fear shall be on you, nor shall ye grieve."
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ
bunlar mı
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
اَقْسَمْتُمْ
yemin ettiniz
لَا يَنَالُهُمُ
onları erdir-meyecek (diye)
اللّٰهُ
Allah
بِرَحْمَةٍۜ
bir rahmete
اُدْخُلُوا
girin
الْجَنَّةَ
cennete
لَا خَوْفٌ
bir korku yoktur
عَلَيْكُمْ
size
وَلَٓا اَنْتُمْ
ve siz değilsiniz
تَحْزَنُونَ
mahzun oluyorsunuz
(Cennet ehlini onlara göstererek) "Sizin, 'Allah bunları asla rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz bunlar mı?" (Derler ve cennet ehline dönerek) "Girin cennete, (bugün) size hiçbir korku yoktur ve siz mahzun da olmayacaksınız" (derler).
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَقْسَمَ
Fiil-IV
ق س م
Yemin etti
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَال
Fiil-I
ن ي ل
Erişti, başarılı oldu, nail oldu, ulaştı, elde etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
خَوْف
İsim
خ و ف
Korku
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi