close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 199. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ḣużi-l’afve ve/mur bil’urfi vea’rid ‘ani-lcâhilîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Özrü kabul edip suçları bağışla, iyiliği emret ve bilgisizlerden yüz çevir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Elçim!) Sen (yine de) af (veya kolaylık) yolunu tutup benimse, (İslam’a ve insan fıtratına, hayırlı ve yararlı gelenek kurallarına) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Onların kabalık ve kabahatlerine aldırış etme!)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Sen affetme yolunu tut, iyilik ve güzel davranışla emret, cahillerden yüz çevir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen benimsenmesi ve yapılması kolay olanı tercih et. Mallarından gönül rızalarıyla ihtiyaç fazlasını al. Kur'ân'ın ve sünnetin hükümlerini, meşru olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü'minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planları, programları, adâleti uygulayarak kamu düzenini sağla, iyiliği emret. Bilgiden, muhakemeden uzak, tutarsız davranışlarda bulunan cahillerin faaliyetlerine karşı tedbir al.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve bilgisizlerden yüz çevir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, örf ile emret ve cahillerden yüz çevir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sen bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Güzellik yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen, affetme yolunu tut/tedbirini al! Uygun olanı emret, câhillerden yüz çevir!
Besim Atalay
swap_vert close
Sen bağışı ele al, buyurasın türeyle, bilmezlerden yüz çevir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Sen affetmeyi ve müsamahayı esas al. İyiyi ve güzeli emret, cahillerden uzak dur (onlara aldırış etme)!
Burada, hitap doğrudan Hz. Peygamber’e yapılıyor olsa da “sen” hitabı Kur’an’a bağlılık gösteren herkese, dolayısıyla her çağda bütün Müslümanlara yöneliktir. Bu ayette, İslam’ı tebliğ için yola çıkanların uygulayacakları metot hakkında adeta yol haritası veriliyor. Öncelikle İrşad vazifesini üstlenen Müslümanın bütün tepkilere karşı vakarlı, anlayışlı, müsamahakâr ve affedici olması gerektiği vurgulanıyor. Çünkü insan, doğal güdü ve sezgileriyle yaşayan diğer bütün yaratıklardan farklı olarak özgür ve ahlaki bir iradeye sahiptir. Dayatma, zorlama ve baskı ile terbiye edilecek bir varlık değildir. Şartlar ne olursa olsun her zaman iyi ve güzel, doğru ve yanlış hoş bir üslupla ona anlatılmalıdır. A. İmran 3/159’da “Eğer sert, katı kalpli biri olsaydın, kuşkusuz çevrenden uzaklaşırlardı” fermanı da kabalık ve baskıdan uzak bir yöntemin insan için en doğru yol olacağını işaret etmektedir. “Cahillerden uzak dur!” emri; onlara temkinli yaklaş, ihtiyatlı davran, meclislerinde fazla kalma, onlarla beraber olma, onların seviyesine inmeyi tevazu olarak görme, onlarla çok konuşma, arkadaşlık kurma, dost olma anlamındadır. Cehalet, kendi bildiğinin dışında bir bilgi ve düzey olduğunu bilmemektir. Cehalet bilmediğini bilmemektir, kindir, inattır, kibirdir, sefalettir, bağnazlıktır, yobazlıktır, vurdumduymazlıktır. Yoksulluğun, karanlığın, şiddetin, nefretin, hasedin en âlâsıdır cehalet. Bu bakımdan Kur’an cahilliği ortadan kaldırmak için seferberlik ilan emiş ve cahil kalan ve kalmak isteyenlerle ilişki konusunda ciddi prensipler ortaya koymuştur. Bunlardan bağlayıcı cümle olarak ayet sonlarında gelenlerden birkaç örnek: “Ben cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım”(Bakara 2/67), “Sakın cahillerden olma!”(En’am 6/35), “Sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim!”(Hud 11/46), “Biz cahillerle bir arada olmak istemeyiz”(Kasas 28/55)  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! ’Afvı mu’tâd it her iki taraf içün ’adâletle hükm it ve câhillerden sakın.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sen af yolunu tut, bağışla, uygun olanı emret, bilgisizlere aldırış etme.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kolaylığı seç, iyi olanı emret, cahillere aldırma!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.  
 Bu âyette iyilik olarak tercüme edilen «örf»den maksat, şeriatın ve aklın beğendiği şeydir. Yoksa cahiliye Araplarının rastgele örfü değildir. İslâm onların kötü örflerini kaldırmış, iyilerini de kısmen veya tamamen ibka etmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Affedici ol, toleransı öğütle ve cahillere aldırış etme.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sen afiv yolunu tut, urf ile emret ve kendilerini bilmezlerden sarfı nazar eyle
Emrah Demiryent
swap_vert close
Affetme yolunu tut, iyiliği emret ve câhillerden yüz çevir (kendini bilmezlerin söz ve hareketlerine aldırış etme).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Affedici ol, urf¹ ile buyur, câhillerden² yüz çevir.
1- Yararlı, güzel, iyi ve hayırlı olan şeylerle. 2- Düşüncesizce hareket eden, nankör, bağnaz kimseler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) sen (güçlüğü değil) kolaylığı (sağlayan yolu) tut. İyiliği emret. Câhillerden yüz çevir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Habîbim!) Af (ve kolaylık) yolunu tut; iyiliği emret ve câhillerden yüz çevir!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm! Ama) Sen (her zaman) af (ve kolaylık) yolunu tut, iyilikle emret ve kendilerini bilmezlerden yüz çevir (olumsuz tutumlarına karşılık verme)!*
(*) Burada, hitap doğrudan Hz. Peygamber’e yapılıyor olsa da “sen” hitabı Kur’an’a bağlılık gösteren herkese, dolayısıyla her çağda bütün Müslümanlara yöneliktir. Bu ayette, İslam’ı tebliğ için yola çıkanların uygulayacakları metot hakkında adeta yol haritası veriliyor. Öncelikle İrşad vazifesini üstlenen Müslümanın bütün tepkilere karşı vakarlı, anlayışlı, müsamahakâr ve affedici olması gerektiği vurgulanıyor. Çünkü insan, doğal güdü ve sezgileriyle yaşayan diğer bütün yaratıklardan farklı olarak özgür ve ahlaki bir iradeye sahiptir. Dayatma, zorlama ve baskı ile terbiye edilecek bir varlık değildir. Şartlar ne olursa olsun her zaman iyi ve güzel, doğru ve yanlış hoş bir üslupla ona anlatılmalıdır. 3/159’da “Eğer sert, katı kalpli biri olsaydın, kuşkusuz çevrenden uzaklaşırlardı” fermanı da kabalık ve baskıdan uzak bir yöntemin insan için en doğru yol olacağını işaret etmektedir… (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Affetmek yolunu tercih et ve onlara iyilikleri emret, bilmezlerden (cahillerden) yüz çevir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bağışlayıcı ol. Uygunu buyur, kendini bilmezlerden yüz çevir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Suç bağışla. İyi iş buyur, cahillerden yüz çevir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sen bağışlamayı/kolay olanı/uygun olanı esas al [afv]! İyiliği kendine iş edin ve çevrene de tavsiye et ve cahillerden yüz çevir/uzak dur!
Kadri Çelik
swap_vert close
Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İçerisinde yetiştikleri olumsuz şartlardan dolayı hakîkati görmekte zorluk çeken bu insanlara kaba ve sert davranma, sen af yolunu tut ve dâimâ iyiliği emret, hakîkati bildikleri hâlde, inatla ona karşı koyan câhillere aldırış etme! Bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et! Fakat nihâyetinde sen de bir insansın; inatçı câhiller karşısında zaman zaman öfkene gem vurmakta zorlanabilirsin. Onun için:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Aff yolunu tut! Ma’rûf’u (Örf’e Uygun Olan’ı / Bilindik Olan’ı) iş edin! Câhiller’den uzak dur / aldırış etme!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm sen yine de hoşgörülü ol. Ortak değerlere sahip çık. Kaba kuvvetten uzak dur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar ne yaparsa yapsın sen yine de af yolunu tut! İyiliği emret! Cahillerden yüz çevir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sen af yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir! [*]
Bu ve sonraki ayetlerdeki hitap, her ne kadar Hz. Muhammed’e yönelik olsa da amaç, bir davranış modeli olarak bütün müminleri bilinçlendirmektir. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:104, 110; Mâide 5:79; A‘râf 7:164; Tevbe 9:71; Hûd 11:116.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sen yine de affa sarıl,¹ iyiliği emret² ve cahillerden uzak dur.
1 Bu, “affa sarıl” ifâdesi; “a- insanlarla ilişkilerinde onlara kolaylık göster, kendilerine zor gelecek şeyleri isteme, b- insanların günahına, kusuruna bakma, c- vergi alacağın zaman halka zorluk vermeyecek şekilde ve havaici asliyelerinin fazlasından al”, diye de anlaşılabilir.2 Örf: Örf: Kelime olarak, iyilik, bilme, tanıma, akıl ve dinin güzel gördüğü şey demektir. Aklın delâletiyle kişilerde yerleşen ve benimsenip, kabul edilen, insanların, diğerine karşı uygulamasını tanıdığı güzelliğini kabul ettiği ve tiksinmediği söz ve fiiller anlamında bir İslâm hukuku terimidir. Örf ve âdet terimleri İslâm hukukunda eş anlamda kullanılır. Örf kelimesi Kur’an ve Sünnette daha çok edilgen sıfat fiil kalıbında “marûf” şeklinde geçer. Marûf; “aklın ve dinin güzel gördüğü şey, iyilik ve ihsan” demektir. Kur’an’da 39 yerde bu şekilde geçmektedir. Örf İslâm’da bir delil ve bir hüküm kaynağıdır. Hz. Peygamber (s.a.v): “Müslümanların güzel gördüğü şey Allah katında da güzeldir” buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel) Kur’an’da bazı konular örfe bırakılmıştır. Mesela, kadının ve çocukların nafakası, sütanneye verilecek ücret, boşanma durumunda verilecek mihir, yoksul velinin yetimin malından yiyebileceği miktar örfen belirlenir. Örf ile emretmek demek, her örfe uymak vaciptir anlamına gelmez. İslâm’a göre halk arasında yaygın bulunan her âdet, örf değildir ve bunların pek çoğu haddi zatında bâtıl şeylerdir. Aslında Peygamberlerin gönderiliş gayelerinin başında, insanları bu bâtıl adetlerden kurtarmak gelir. Buna göre uyulması gereken örf’ün; ya yaratılıştan güzel olması, ya da Allah ve Elçisi tarafından güzel olduğunun belirtilmiş olması gerekir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SEN, insan fıtratının kabule yatkın olduğu yolu tut; ¹⁶² iyi olanı emret; bilgisiz kalmayı seçenleri ¹⁶³ kendi hallerine bırak.
162 Lafzen, “[İnsan yapısından] kolayca (kopup) geleni al”. Zemahşerî’ye göre huzi’l-‘afv’ın anlamı; “insanların eylem ve tavırlarından sana kolay geleni [ya da kendiliğinden sana uygun olanı] seç; insanların sırtına gereksiz yükler yüklemeksizin işleri onlar için kolaylaştır; ve onlar için çok zor olacak çabaları isteme onlardan.” Pek çok klasik müfessirin de benimsemiş olduğu bu açıklama, huzi’l-‘afv deyimi için, hem Abdullah b. Zübeyr ile kardeşi ‘Urve’nin (Buhârî), hem Hz. Ayşe’nin ve hem de bir sonraki kuşaktan Hişâm b. ‘Urve ile Mücâhid’in yaptıkları benzer açıklamalara dayanmaktadır (bkz. Taberî, Beğavî ve İbni Kesîr). “İnsan zayıf yaratılmıştır” (4:28) ve “Allah hiç kimseye gücünün üstünde yük yüklemez” (2:286, 6:152, 7:42, 23:62) şeklindeki Kur’ânî öğretilerle de tam bir uyum içinde olan bu ayet, böylece, inanan kimselere insan fıtratının kabule yatkın olduğu yolu tutmalarını, hata içinde olanlara karşı fazla sert ve zorlayıcı olmamalarını öğütlüyor. Bu öğüdün (tavsiyenin), özellikle, günahların en affedilmez olanı durumundaki şirkten (yani, Allah’tan başka herhangi bir kimseye ya da nesneye ilahî güçler ve sıfatların yakıştırılması) hemen sonra zikredilmesi onu daha da anlamlı kılıyor.163 Lafzen, “cahilleri”. Bununla, ahlakî gerçeklere inatla sağır ve kapalı kalanlar kasdediliyor olmalı; yoksa bu ahlakî gerçeklerden habersiz olanlar, bunların henüz farkında olmayanlar değil.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen hoş görülü davran iyi ve güzel olanı tavsiye et ve kendini bilmezlere aldırış etme! 3/104, 5/63, 9/112, 11/116,
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SEN insan fıtratına uygun olan yolu tut,[¹³¹³] iyi olanı emret ve haddini bilmezlere aldırma![¹³¹⁴]
[1313] Mücâhid’in huzi’l-‘afve ibaresine verdiği anlam şudur: “İnsanların yaratılışlarına uygun tavır ve davranışlarından kolay, doğal olanını al” (huzi’l-‘afve min ahlâki’n-nâs ve a‘mâlihim). Taberî de bu anlamı tercih eder. Buhârî’nin Urve’den naklettiği “Allah, Elçisine insanların fıtratlarına uygun davranışlarından kolay olanını almasını emretti” hadisini İbn Kesir bu âyetin tefsiri sadedinde nakleder. Yukarıda sayılan isimlerin bu tercihini bu sûrenin son pasajlarının eksen âyeti olan 172. âyet de desteklemektedir. Bu ibareyi “müşriklere karşı af yolunu tut” şeklinde anlayan yaklaşımı, bu âyetin hemen öncesinde gelen âyetle, müşriklere karşı Allah Rasûlü’nü “Haydi, çağırın Allah’a ortak koştuklarınızı, sonra önüme her türlü tuzağı kurun ve bana göz açtırmayın!” şeklinde meydan okumaya çağıran 195. âyet desteklememektedir. [1314] Cahilîn, lafzen “cehalette ısrar edenler”. Burada ve her yerde cahillerden kasıt düz anlamıyla “bilmeyenler” olamaz. Zaten Allah Rasûlü bilmeyenlere bildirmek için bir bildiriyle (Kur’an) gönderilmiş bir Bildirici (Nebi)’dir. Allah Rasûlü’nün, her şeye rağmen ısrarla “tebliğ etmesi”, “işine bakması”, “yapılanlara aldırmaması”nı emreden âyetlerle birlikte düşündüğümüzde bu âyette ilişiğin kesilmesi emredilen kişilerin tipik özelliği ortaya çıkar: “Haddini” ya da “kendini bilmezler”. Cehalet bu anlamı izleyerek 172, 175 ve 179’da atıf yapılan “fıtratına yabancılaşanları” da kapsar. Mekke toplumunun en bilgili ve kültürlü simalarından biri olan Amr b. Hişam’a (ö. 2/624) “Ebu Cehil” (cehaletin babası) adının verilmesi de bu yaklaşımın bir sonucudur. İ’râda verdiğimiz anlam için bkz: 4:81 ve 53:29, ilgili notlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sen (buna rağmen) af yolunu, tut. (Onlara karşı hoşgörü sahibi ol, fakat affı gözeteyim derken) Örf (şeriatın ve aklın beğendiği şey) ile emretmeyi terk etme ve cahillerden yüz çevir! (O cahillerin ahmakça sözlerine misliyle karşılık vermeye kalkma)
Osman Fırat
swap_vert close
Sen af yolunu tut, maruf olanı emret ve cahillerden yüz çevir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Affı iltizam et, ma'ruf ile emirde bulun ve cahillerden yüz çevir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sen af ve müsamaha yolunu tut, iyiliği emret, cahillere aldırış etme.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Affı al, iyiliği emret, cahillere aldırış etme.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara 'afv ile mu'âmele it, aklın ve 'âdetin beğendiği ile emr iyle ve câhillerden yüz çevir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Artandan[1] al, iyiliği emret; kendini bilmezlerden[2] de yüz çevir.
[*] Bu anlamı, Bakara 2/219. ayetten dolayı tercih ettik. [2] Kendini tutamayan, engelleyemeyen, hakim olamayanlardan.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden uzak dur!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Af yolunu tut, iyiliği tavsiye et, cahillere aldırma.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Affetmeyi esas al! İyiyi ve güzeli emret, cahillerden yüz çevir!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
dut sehel dutmaġı daħı buyur eylügi daħı yüz döndür bilmeklerden ya'nį bunlara berāberlik eyleme yavuzlıķda.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā Muḥammed, günāh baġışlamaġı ḫūy idin ve buyur yaḫşı işleri, daḫı yüzdönder cāhillerden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sən bağışlama yolunu tut, yaxşı işlər görməyi əmr et və cahillərdən üz döndər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Keep to forgiveness (O Muhammad), and enjoin kindness, and turn away from the ignorant.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Hold to forgiveness; command what is right; But turn away from the ignorant.(1170)
1170 Allah comforts the Prophet and directs his mind to three precepts: (1) to forgive injuries, insults, and persecution; (2) to continue to declare the faith that was in him, and not only to declare it, but to act up to it in all his dealings with friends and foes: (3) to pay no attention to ignorant fools, who raised doubts or difficulties, hurled taunts or reproaches, or devised plots to defeat the truth: they were to be ignored and passed by, not to be engaged in fights and fruitless controversies, or conciliated by compromises.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
خُذِ
tut
الْعَفْوَ
affı
وَاْمُرْ
ve emret
بِالْعُرْفِ
iyiliği
وَاَعْرِضْ
ve yüz çevir
عَنِ الْجَاهِل۪ينَ
cahillerden
Sen af (ve kolaylık yolun)u tut, (Allah'a göre) iyiliği emret ve cahillerden (de cahiliye âdetlerinden de) yüz çevir!
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
عَفْو
İsim
ع ف و
İhtiyaç miktarından fazla mal, affetme
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
عُرْف
İsim
ع ر ف
İyilik, ard arda
اَعْرَضَ
Fiil-IV
ع ر ض
Yüz çevirdi, çekindi, döndü
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
جَاهِل
Etken fiil
ج ه ل
Cahil