Peki, [Allah’ın] göklerdeki ve yerdeki mutlak egemenliğini, yarattığı bütün o nesneleri hiç gözönüne almıyorlar mı? Ve [sormuyorlar mı kendilerine] ya vakt erişip ecelleri gelmişse? Artık bundan sonra, başka hangi habere inanacaklar? ¹⁵¹
151 İnsanın mutlak ve nihaî anlamda Allah’a bağımlı olduğuna dair bir hatırlatma olmasının dışında, yukarıdaki bu bölümün düşündürdükleri şunlardır: Müşahede edilebilir ya da zihnen tasavvur edilebilir, kavranabilir âlemde her şey, inkarı mümkün olmayacak bir biçimde yaratılmış yahut sonradan husule gelmiş olduğuna göre her şeyin bir başlangıcı ve dolayısıyla bir sonu olması gerekir. Ayrıca, kainat bir başlangıcı olmamak anlamında ezelî olmadığına ve “kendi marifetiyle” hiçlikten doğup inkişaf etmiş de olmayacağına göre -çünkü “hiçlik”, her türlü realite fikrinden uzak bir kavramdır- bizim bütün müşahede sınırlarımızın ve dolayısıyla düşünce kategorilerimizin de ötesinde bir İlk Sebeb’in yani, Allah’ın varlığına hükmetmek zorundayız. Yukarıdaki ayette geçen “hadîs: olgu/haber” kavramının anlamı bizce budur.