close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 169. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feḣalefe min ba’dihim ḣalfun veriśû-lkitâbe ye/ḣużûne ‘arada hâżâ-l-ednâ veyekûlûne seyuġferu lenâ ve-in ye/tihim ‘aradun miśluhu ye/ḣużûh(u)(c) elem yu/ḣaż ‘aleyhim mîśâku-lkitâbi en lâ yekûlû ‘ala(A)llâhi illâ-lhakka vederasû mâ fîh(i)(k) ve-ddâru-l-âḣiratu ḣayrun lilleżîne yettekûn(e)(k) efelâ ta’kilûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlardan sonra kitaba varis olan öyle bir nesil geldi ki hem şu dünyanın geçici matahını alırlar da elbette ilerde yarlıganırız, suçlarımız örtülür bizim derler, hem de gene ellerine ona benzer geçici bir matah geçse almakta devam ederler. Halbuki Allah'a karşı ancak gerçek olanı söyleyeceklerine dair onlardan o kitabın hükmünce söz alınmamış mıydı ve kitapta olanları okuyup dururlar da. Halbuki ahiret yurdu, sakınanlara daha hayırlıdır, hala mı aklınız ermiyor?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onların ardından yerlerine, kitaba mirasçı (İlahi kurallardan haberi ve payı) olan (Tevrat’ı -daha sonra Kur’an’ı- okuyan ama uymayan) birtakım ’(kötü) kimseler’ geçti. (Bunlar imkân ve iktidar fırsatı bulunca) Şu değersiz olan (dünya)nın geçici yararını alıyor ve: (Nasıl olsa) "İleride bağışlanacağız" diyerek (her türlü zulüm ve ahlâksızlığı yapıyorlardı,) bunun benzeri bir yarar (haram ve haksız bir kazanç fırsatı) gelince onu da alıyorlardı. Halbuki kendilerinden Allah’a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi konuşmayacaklarına (din adına yalan uydurmayacaklarına ve halkı aldatmayacaklarına) ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Ve maalesef onlar (Kitabın) içinde olanı okudular (ama hükümlerine uymadılar. Oysa Allah’tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve ardından ilâhî kitabın mirasçısı oldukları halde, bu değersiz dünyanın, geçici tadlarına sarılan yeni kuşaklar aldı onların yerini; ve “Nasıl olsa sonunda affedileceğiz” diyerek karşılarına çıkan bu kabil geçici şeylere sarılan günahkar kimseler olup çıktılar. Oysa onlardan Allah'a yalnızca doğru ve gerçek olanı söyleyeceklerine dair teminat alınmamış mıydı? Onda yazılı olanı, tekrar tekrar okumamışlarmıydı? Yolunu Allah'ın kitabıyla bulan herkes için, iki hayattan en iyisi, en üstünü ahiret hayatı olduğuna göre, artık aklınızı hâlâ kullanmayacak mısınız?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onların ardından da, Kitabı, Tevrat'ı miras olarak devralan bozuk bir nesil geldi. Şu alçak dünya malını alıyorlar; nasıl olsa bağışlanacağız diyerek onun gibi bir mal ve rüşvet gelse yine alacaklar. Peki, Allah adına haktan, doğrudan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere kesin bir taahhüt, mîsak alınmamış mı idi? Onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa âhiret yurdu, ebedî yurt Allah'a sığınıp, emirlerine yapışanlar, günahlardan arınıp, azaptan, sağlıklarının bozulmasından, hastalıklardan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananlar, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların ardından yerlerine, Kitab'a mirasçı olan bir nesil geldi ki, şu aşağılık dünya menfaatini alır da: "Biz bağışlanacağız" derler. Onun gibi bir başka menfaat gelse onu da alırlar. [12] Kendilerinden Kitap'ta Allah hakkında gerçekten başkasını söylememeleri üzere kesin söz alınmamış mıydı? Onlar da o Kitab'ın içindekileri okuyup incelediler. Sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Akıl etmiyor musunuz?
12.Tefsirlerde bildirildiğine göre burada yahudilerin dünya çıkarları karşılığında Tevrat`ın hükümlerini değiştirmelerine ve sonra da: "Allah, bu kadarına bakmaz bizi bağışlar" demelerine dikkat çekiliyor. Ancak ayette de ifade edildiği üzere onlar böyle bağışlanacaklarını ileri sürmelerine veya böyle bir ümit beslemelerine rağmen kendilerine aynı işi yapmaları üzere bir başka menfaat teklifinde bulunulması durumunda onu da reddetmeyecek bir anlayışa sahiptirler.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan bir takım 'kötü kimseler' geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)ın geçici-yararını alıyor ve: 'Yakında bağışlanacağız' diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet arkalarından bozuk bir toplum bunların yerine geçti ki, kitaba (Tevrat'a) vâris oldular: şu alçak dünya malını rüşvet olarak irtikâp ederler de, bir de: “Bize mağfiret olunacak.” derler. Karşı taraftan da kendilerine öyle bir mal gelse, onu da alırlar. Acaba Allah'a karşı, hakdan başka bir şey söylemiyeceklerine dair kendilerinden, o kitabın hükmü üzere, kuvvetli söz alınmadı mıydı? Ve o kitabın (Tevrat'ın) içindekini ders edinip okumadılar mı? Halbuki âhiret yurdu, Allah'dan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmıyacak mısınız?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlardan sonra yeni bir nesil geldi. Kitaba (Tevrat’a) varis oldular. Önemsiz olan dünya hayatını kazanmaya çalışıyorlar. “Nasıl olsa affedileceğiz” diyorlar (ve tevbe ediyorlar. Tövbe ederler fakat) o işledikleri günahın aynısı kendilerine geldiğinde yine ona saldırırlar. Kitap (Tevrat) ile Allah namına haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mı idi? Onlar o kitaptakileri okumadılar mı? “Ki ahiret yurdu kendini koruyanlar için daha yararlıdır.” Artık idrak etmeyecek misiniz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onların ardından da, âyetleri tahrif karşılığında şu değersiz dünya malını alıp, “Nasıl olsa bağışlanacağız” diyerek kitaba vâris olan birtakım kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, kitapta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar kitaptakini okumamışlar mıydı? Âhiret yurdu, sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınız ermiyor mu?
Besim Atalay
swap_vert close
İmdi bunlardan sonra, yerlerine başka kimseler geçti, kitaba da erdiler, bu dünyanın matahını tuttular, «Bizler bağışlanırız» demekteydiler, bunun gibi, başka matah gelse yine onu alırlar, Allah üzerine «Haktan başka bir şey söylemesinler» diye kitapta olanlardan söz alınmamış mıydı? Onlarsa kitabı okumuşlardı, son dünya sakınanlarçin daha hayırlı, anlamaz mısınız?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Nihayet onlardan sonra gelen (bozuk) bir nesil Kitab'a (Tevrat'a) varis oldu. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal/menfaat gelse (aynı düşünce ile) onu da alırlardı. Peki, Kitap'ta Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar Kitap'takini (defalarca) okumamışlar mıydı? Hâlbuki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak mısınız?
Ayetten anlaşıldığına göre, dünyalık çıkarları için Tevrat’ın hükümlerini değiştiren o günün Yahudilerinin; “Allah nasıl olsa bizi bağışlayacaktır, bu kadar değişiklikten bir şey çıkmaz” demelerine ve daha sonra herhangi yeni bir menfaat için arkasından tevbe etmek şartıyla yine değişiklik yapabildiklerine dikkat çekiliyor. Ve bizleri de buna benzer şeyler yapmamamızla ilgili ikaz ediyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlardan sonra halefleri geldi ve Tevrat’ı tevârüs iylediler, dünyâ emvâlini rüşvet olarak aldılar ve "Biz mağfirete nâil oluruz" didiler. Kendilerinden Tevrat’da mezkûr ’ahid alınmamış mı idi? Allâh hakkında doğrıyı söylesünler kitâbı okuyorlar âhiretde ikāmet, Allâh’dan korkanlar içün dünyâda ikāmetden daha hayırlıdır. Buna ’akılları irmeyecek mi?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
169,170. Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap'a mirasçı oldular. "Biz nasıl olsa affedileceğiz" diyerek Kitap'ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah'a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap'da olanları okumamışlar mıydı? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onların ardından kitaba vâris olan ve “Nasıl olsa bağışlanacağız” diyerek şu dünyanın geçici menfaatine sarılan bir kuşak geldi. (Ne zaman) önlerine bu gibi menfaatler çıksa hemen sarılırlar. Bunlardan, Allah hakkında gerçek olandan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kitabın öngördüğü bir söz alınmamış mıydı? Üstelik onlar kitaptakini de okuyup öğrenmişlerdi. Doğrusu âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onların ardından da (âyetleri tahrif karşılığında) şu değersiz dünya malını alıp, nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek Kitab'a vâris olan birtakım kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, Kitap'ta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar Kitap'takini okumamışlar mıydı? Âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâla aklınız ermiyor mu?
Edip Yüksel
swap_vert close
Onların yerine, kitaba mirasçı olan başka nesiller geçti. Ancak, "Nasıl olsa bağışlanacağız," diyerek aşağılık ve geçici menfaatleri seçtiler. Kendilerine, benzeri geçici menfaatler gelse yine seçerler. Onlardan, kitaba bağlı kalacaklarına ve ALLAH hakkında ancak gerçeği söyleyeceklerine dair söz alınmamış mıydı? Onu okuyup öğrenmediler mi? Erdemliler için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Anlamıyor musunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Derken kitabı (Tevrat'ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. Allah'a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere misak alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Derken arkalarından bunlara bozuk bir güruh halef oldu ki kitâbı miras aldılar, şu alçak Dünya arazını irtikâb ile alırlar da birde «bize mağfiret olunacak» derler. Mukabil taraftan da kendilerine öyle bir şey gelse onu da alırlar, ya Allaha karşı haktan başka bir şey söylemiyeceklerine dâir kendilerinden kitâb mîsakı alınmadınmı idi? Ve onun içindekini ders edinib okumadılarmı? Halbuki Âhıret evi Allahtan korkanlar için daha hayırlıdır, halâ akıllanmıyacakmısınız?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nihâyet onlardan sonra gelen (bozuk) bir nesil, Kitâb’a (Tevrât’a) vâris oldu. (Âyetleri tahrif karşılığında) şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(Nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine (harâm yollarla) benzeri bir mal/menfaat gelse (aynı düşünce ile) onu da alırlardı. Kitaba (Tevrât’ın hükümlerine) bağlı kalacaklarına ve Allah adına haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı? Ve onun (Tevrât’ın) içindeki (hüküm) leri okumamışlar mıydı? (Şunu unutmayın ki) âhiret yurdu, Allah’ın emrine uygun yaşayan ve günahlardan sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
Âyet-i kerîmedeki sorular, esasında, dünya çıkarları karşılığında Tevrât’ın hükümlerini değiştiren ve Allah adına yalan söyleyen yahûdîleri kınama ifadeleridir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onların yerine Kitap'a mirasçı olanlar, nasıl olsa bağışlanacağız diyerek dünyanın geçici menfaatlerini tercih ettiler; kendilerine buna benzer şeyler gelse, onu da tercih ederler. Onlardan, Kitap'a bağlı kalacaklarına ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyeceklerine dair söz alınmamış mıydı? Oysaki onlar, o Kitap'ta olanı okumuşlardı. Ahiret yurdu takva sahibi olanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akletmeyecek misiniz?
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlardan sonra — (bir tarafdan) bu dünyânın geçici metâını kapıb: «Biz (nasıl olsa) ileride yarlığanırız» demek, (bir tarafdan) kendilerine ona benzer bir meta' gelirse onu da (kaçırmayıb) almak (da devam etmek) üzere o kitaba vâris olan — kötü kimseler gelib onların yerine geçmişdir. Allaha karşı hakdan başkasını söylemeyeceklerine dâir kendilerinden o kitabın (hükmü vech ile) te'minât alınmadı mıydı? Halbuki onda olanı durmayıp okumuşlardır da. Halbuki âhiret yurdu (öyle kötü hallerden) sakınanlar için (mahz-ı) hayırdır. Daha aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Buna rağmen onların ardından yerlerine, Kitâb'a vâris olan birtakım (kötü) kimseler geldi; şu değersiz dünyanın geçici menfaatini alıyorlar ve: “(Nasıl olsa) bize mağfiret edilecek!” diyorlar. Fakat kendilerine, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar.Allah'a karşı haktan başka bir şey söylemeyecek lerine dâir Kitab'da ken dilerinden sağlam söz alınma mış mıydı? Ve onun içindekini okumamışlar mıy dı? Hâlbuki âhiret yurdu,(günahlardan) sakınanlar için daha hayırlıdır. Hiç akıl erdirmez misiniz?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlardan sonra, yerlerine yeni kuşaklar geldi ki, Kitaba (Tevrat’a) varis oldular; ama onu şu dünyanın geçici ve değersiz geçimliğine değişir ve sonra da (tam bir aldanmışlık içinde),“ Biz, (Allah’ın seçtiği bir halk ve Onun sevgilileri olarak) nasıl olsa bağışlanacağız!’’ derlerdi ve şayet yine buna benzer (gayrimeşru) bir geçimlik kendilerine gelince onu da alırlardı. Yoksa onlardan, Allah hakkında gerçek dışı bir şey söylemeyeceklerine dair, kitabın hükmüne göre söz alınmamış mıydı? Ve onlar kitapta yazılı olanı okuyup öğrenmemişler miydi? Hâlbuki (kötü işlerden) sakınanlar için ahiret daha hayırlıdır. (İşte ey mü’minler! Bunun böyle olduğunu) artık aklınızı kullanıp anlamaya çalışmaz mısınız? *
(*) Ayetin sonunda gelen (أَفَلاَ تَعْقِلُونَ) ‘’Artık aklınızı kullanıp düşünmez misiniz?’’cümlesinin muhatabı, bu ümmetin mü’minleridir. Bkz: {أَفَلاَ تَعْقِلُونَ}؛ ما يَدرُسون في كتابهم، (التفسير الكبير - الطبراني) وقيل: هو خطاب للمؤمنين ولا التفات فيه (روح المعاني - الالوسي) وقرأ الجمهور بالخطاب على طريقة الالتفات إليهم أو على طريق خطاب هذه الأمة كأنه قيل {أفلا تعقلون} حال هؤلاء وما هم عليه من سوء العمل ويتعجبون من تجارتهم على ذلك (البحر المحيط - اللباب في علوم الكتاب))  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Önceki toplumların arkasından, önceki kitaba (Tevrat) mirasçı olanlar geldi. Kedilerine sunulan hak etmedikleri basit şeyleri aldılar. “Biz nasıl olsa bağışlanacağız” diyerek, daha önce aldıklarının benzerleri karşılarına çıkmış olsa ve onların bir misli daha sunulsa, onları da alırlar. Hâlbuki onlardan, Allah adına doğruları ve Kitab’dan (Tevrat-Kur’an’dan) öğrendiklerinden başka bir şey söylemeyeceklerine dair, yazılı sağlam bir ahit alınmamış mıydı? Sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlardan sonra yerlerine geçenler Kitap’ın kalıtçısı oldular. Onlar bu alçak dünyanın geçici gönenmeliğini edindiler. Bir de "Allah bizi yarlıgayacaktır" dediler. Onlara buna benzer bir gönenmelik daha gelse onu da alırlar. Allah’a, Onun elçisine doğru söyliyecekleri için kendilerinden Kitap’a göre söz alınmış değil miydi? Oysaki bu Kitap’ta olanları okuyorlar. Sakınanlar için öbür dünya evi yeydir. Artık aklınız yatmıyacak mı?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlardan Sonra birtakım kötüler onların yerine geldiler, Kitaba da vâris oldular. Bunlar bu kıymetsiz dünyanın malını alırlar [⁴] «Allah bizi yarlıgayacak» derlerdi. Eğer onlara evvelki gibi bir mal gelseydi yine onu alırlardı [⁵]. Kitapta Allah hakkında ancak doğru demeleri hususunda onlardan bir misak alınmamış mıydı. Onlar Kitaptakini okumuşlardı. Haramdan sakınanlar için âhiret evi daha iyidir. Daha aklınız ermiyor mu?
[4] Rüşvet alıp hükümlerini değiştirirlerdi.[5] Her vakit almakta devam ederler, nadim olmazlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Derken onların ardından Kitap’a vâris olan, şu alçak dünyanın menfaatine sarılan ve “Biz nasıl olsa bağışlanacağız!” diyen bir nesil [halfun] geldi. Eğer kendilerine onun benzeri bir menfaat gelse onu da alıyorlardı. Hâlbuki onlardan Allah hakkında gerçek dışında/hak olmayan bir şey söylemeyeceklerine dair Kitap’ta teminat alınmamış mıydı? Onlar onun içindekileri ders alarak okumadılar mı? Ahiret yurdu, sorumluluk bilincinde olanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan bir takım kötü kimseler kaldı. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünyadaki) geçici menfaatleri alıyor ve “Yakında bağışlanacağız” diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alırlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa (Tevrat'ın) içinde olanı da okuyorlardı. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Derken, onların ardından, Kutsal Kitabın sorumluluğunu devralan bozuk bir nesil geldi. Onlar, Allah’ın ayetlerini gizleme veya bozup değiştirme karşılığında, şu değersiz dünyanın gelip geçici menfaatlerini alıyorlardı. Bütün bunları yaparken de, “Nasıl olsa tövbe eder ve eninde sonunda bağışlanırız!” diyorlardı. Sonra güya tövbe ediyorlar, fakat karşılarına benzer bir menfaat çıkınca, tövbelerini unutarak onu da alıyorlardı. Peki onlardan, “Allah hakkında, yalnızca gerçeği, doğruyu söyleyeceksiniz!” diye KutsalKitapta söz alınmamış mıydı? Üstelik onlar, kitaptaki bu hükümleri defalarca okumamışlar mıydı? O hâlde, sizi yeniden Kitaba dâvet ediyorum! Unutmayın ki, dürüst ve erdemlice bir hayat yaşayarak kötülüğün her çeşidindensakınanlar için âhiret yurdu, bu dünyanın gelip geçici nimetlerinden daha hayırlıdır, hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların ardından Kitab’a mirasçı olmuş bir halef nesil geldi. Şu Fânî Dünya’nın sunumlarını alıyorlar; “bize bağışlama yapılacak!” diyorlar. Onlara onun benzeri bir sunum gelirse, onu da alıyorlar. ‘İçindekileri ders edip okudular (silip bozdular). Allah’a Hakk’tan başka söylemeyecekler’ diye onlardan Kitab’ın mîsâkı (açık ve kesin bağlılık sözü) alınmadı mı? Âhiret Yurdu sakınıp korunanlar için en hayırlıdır. Akletmez misiniz?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Derken, Tevrat’a varis olan yeni bir nesil, iktidar oldu. Bunlar yeryüzünün kaymağını yiyenlerdi. Bir yandan da nasıl olsa: " affedileceğiz " diye diye geleni aşırmaya devam ediyorlardı. Halbuki bunlar, Allah'a karşı sadece doğruyu söyleyeceklerine, içeriğini bilerek Kitap üzerine yemin etmemişler miydi? Ahiret hayatı kendilerini sağlama alanlar için elbet daha önemlidir. Ah bir düşünseniz!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onların ardından dünya mallarına düşkün insanlar geldi. Onlar güya Musa ile gönderdiğimiz kitaba uyduklarını söylüyorlar. Her ne yaparlarsa yapsınlar bağışlanacaklarına inanıyorlar. Kitaptaki ayetlerimizi hep kendi çıkarlarına göre yorumluyorlardı. Onlar hep böyle yaparlar. Onlara çıkarlarına uygun şeyler gösterilse helal haram tanımaz hemen sahip çıkarlar. Onlara sor bakalım! “Allah’ın yasalarından başka yasalara uymayacaklarına dair söz vermemişler miydi? Kitapları bunu emretmiyor muydu? Onlara Allah’ın yasalarını bırakıp kulların yasalarına uymayın denilmemiş miydi? Onlara uydurduğunuz yasalar için bu Allah’ın yasasıdır demeyin denilmemiş miydi?” Elbette okudukları kitapta bunlar tembih edilmiş, onlardan kitaba uygun davranacaklarına, asla kitabı çıkarlarına göre yorumlamayacaklarına dair söz alınmıştı. Sözlerine riayet etmediler. Bilsinler ki ahiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Dünya hayatı gelip geçicidir. Onlar ahiret hayatlarını dünya hayatıyla değişerek büyük yanılgı içine girdiler. Hâlâ aklınız ermiyor mu?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlardan sonra da şu değersiz (dünya) malını alıp, “(Nasıl olsa) bağışlanacağız!” [*] diyerek Kitab’a (Tevrat’a) mirasçı olan birtakım kötü kişiler gelmişti. Onlara, benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlardı. (Peki), Allah hakkında gerçek(ler)den başka bir şey söylemeyeceklerine [*] dair kendilerinden Kitap’ta (Tevrat’ta) söz alınmamış mıydı ve onlar (bunu Kitap’ta) okumamışlar mıydı? Ahiret yurdu [takvâ]lı (duyarlı) olanlar için hayırlı olandır. Akıl etmiyor musunuz?
Bu cümle Yüce Allah’ın azap etme sıfatını görmezlikten gelmenin korkunç bir hata olduğunu göstermektedir. Bu söz, kişileri Yüce Allah ile aldatan şeytanın sözüne benzemektedir. Benzer mesajlar: Lokmân 31:33; Fâtır 35:6; Hadîd 57:14.,Benzer mesaj: A‘râf 7:105.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onların ardından Kitab’a vâris olup da şu geçici dünya malını alan, yine onun gibi bir mal gelse onu da alacak olan, “nasıl olsa sonunda affedileceğiz,” diyen nesiller geldi. Onlardan Allah’a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dâir o kitabın hükmü üzere söz alınmamış mıydı? Ve o kitaptan, “âhiret yurdunun Allah’tan hakkıyla sakınanlar için daha hayırlı olduğunu” okuyup öğrenmemişler miydi? Siz hiç (gerçekleri) idrak etmeye çalışmaz mısınız?”
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve ardından -ilahî kitabın mirasçısı [oldukları halde]- bu değersiz dünyanın geçici tadlarına sarılan [yeni] kuşaklar aldı onların yerini; ve “Nasıl olsa sonunda affedileceğiz” ¹³⁵ diyerek karşılarına çıkan bu kabil geçici şeylere sarılan [günahkar] kimseler olup çıktılar. (Oysa), onlardan Allah’a yalnızca doğru ve gerçek olanı isnat edeceklerine dair ilahî kitap üzerine söz alınmamış mıydı? ¹³⁶ Onda (yazılı) olanı tekrar tekrar okumamışlar mıydı? Allah’a karşı sorumluluk bilinci duyan herkes için [iki hayattan] en iyisi, en üstünü ahiret hayatı olduğuna göre artık aklınızı kullanmayacak mısınız?
135 Yani, dünyevî kazançlar peşinden giderken Allah’ın buyruklarını ihlal etmeleriyle ilgili olarak sonunda affedileceklerini kuruyorlar. Buradaki ifade, onların “Allah’ın seçilmiş kavmi” oldukları ve ne yaparlarsa yapsınlar, Hz. İbrahim’in soyundan gelmiş olmaları sayesinde Allah’ın af ve merhametinin kendileri için muhakkak olduğu yolundaki sabit fikirlerine işaret ediyor.136 Bu da, gerçek ve içten bir nedamet ve tevbe olmaksızın da Allah’ın affının elde edilebileceği yolundaki çarpık kanaatleriyle ilgili bir atıf. Burada iki kere sözü geçen kitaptan kasıt, besbelli Tevrat’tır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların ardından, onları izleyen ve kitaba varis olan bir nesil geldi. Bu dünyanın geçici malını alıyor, nasıl olsa bağışlanacağız diyerek ayaklarına gelen benzer fırsatlara da hemen koyuluyorlardı. Hâlbuki o kitaptan aldıkları ders ile Allah hakkında haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden sağlam bir misak/söz alınmamış mıydı? Oysa sorumlu davrananlar için ahiret yurdu daha iyidir. Aklınızı kullanmıyor musunuz? 2/80, 6/32, 21/10, 28/60, 30/24, 54/43, 35/32
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onların ardından, kendilerinin yerini alan yeni kuşaklar Kitab’a vâris oldular; (fakat) bu değersiz dünyanın geçici hazlarına kapıldılar. Ayaklarına gelen bu türden her (dünyevî) hazzı fırsat bilip üzerine atladıkları hâlde, “Nasıl olsa sonunda bağışlanacağız!” bile dediler. Oysa onlardan Allah hakkında, gerçekten başka hiçbir şey söylemeyeceklerine dair vahiy (ile belgelenen) söz[¹²⁸⁶] alınmamış mıydı? Dahası, onun kitapta kayıtlı bulunan dersini almamışlar mıydı? Tabi ki, sorumluluğunun bilincinde olanlar için âhiret hayatı en hayırlısıdır: Hâlâ akıllanmayacak mısınız?
[1286] Mîsâku’l-Kitâb: Tevrat’ta geçen günah işleyenlerin tevbe etmeden affedilmeyeceklerine dair ilâhî söz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonra da, onların arkasından, -kitab'a varis oldukları halde- daha bozuk kimseler geldi. Ki onlar (ayetleri tahrif karşılığında) "Nasıl olsa bağışlanacağız" diyerek, şu değersiz dünyanın geçici malını alıyorlardı. (Kendi keyiflerine göre hüküm vermekten çekinmiyorlardı) Bu arada şayet kendilerine bir rüşvet daha sunulursa (tevbe etmeye gerek duymadan) onu da alıyorlardı. Oysa vaktiyle, Allah'a karşı, (hiçbir şeyi gizlemeyerek, kitapta olan) gerçeklerden başka bir şey söylemeyeceklerine dair, kendilerinden Kitap üzerine bir söz alınmamış mıydı? Elbette alınmıştı ki) Onlar o kitaptaki (Tevrat'taki) hükümleri (Rableri ile yapmış oldukları andlaşmayı her gün) okuyorlardı! (Buna rağmen nasıl oluyor da, gerçekleri gizleyerek kitaba uymayan hükümler verebiliyorlardı. Rablerinden korunuyorlar mıydı?) Oysa ahiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır! (ey Kitap ehli) Hala aklınızı başınıza almıyacak mısınız?
Osman Fırat
swap_vert close
Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a varis olan bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz bağışlanacağız" derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlardan sonra birtakım kimseler halef oldu, kitaba varis oldular, bu den'î varlığın fani meta'ını alır dururlar ve derler ki: «Elbette biz ileride mağfiret olunacağız.» Ve onlara onun misli bir meta' gelecek olsa onu da alıverirler. Onlardan Allah Teâlâ'ya karşı haktan başkasını söylemeyeceklerine dair o kitabın misakı (onun hükmü veçhile bir ahd) alınmamış mı idi? Halbuki, onlar o kitaptakini okumuşlardı. Ahiret evi ise muttakîler için hayırlıdır. Hâlâ (buna) akıl erdiremiyecek misiniz?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlardan sonra hayırsız bir nesil geldi ki bunlar kitaba (Tevrat'a) vâris oldular, ama âyetleri tahrif etme karşılığında şu değersiz dünya metâını alıp “Nasılsa affa nail oluruz! ” düşüncesiyle hareket ettiler. Af umarken bile, öbür yandan yine gayr-ı meşrû bir metâ, bir rüşvet zuhûr etse, onu da alırlar. Peki onlardan, Allah hakkında gerçek olandan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kitapta mevcut hükümler uyarınca söz alınmamış mıydı? Ve kitabın içindekileri ders edinip okumamışlar mıydı? Halbuki ebedî âhiret yurdu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onların ardından, yerlerine geçip Kitaba varis olan birtakım insanlar geldi ki, onlar, şu alçak(dünyan)ın menfaatini alıyorlar: "Biz nasıl olsa bağışlanacağız!" diyorlar. Kendilerine, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki "Allah hakkında, gerçekten başkasını, söylememeleri hususunda kendilerinden Kitap misakı alınmamış mıydı? Ve onun içindekini okuyup öğrenmediler mi? Âhiret yurdu, korunanlar için daha hayırlıdır. Düşünmüyor musunuz?
Kitapları vâsıtasiyle söz veya yazılı söz  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlardan sonra onlara halef olub kitâbı tevârüs idenler dünyâ metâ'ını satun alırlar ve "Bize mağfiret olunur" dirler. Tekrâr öyle bir şey gelse onı da alırlar. Allâh hakkında ancak doğrıyı söylemek üzere kitâbda mezkûr 'ahid onlardan (seleflerinden) alınmadı mı? Onlar kitâbı okurlar (Bunı bilmeleri lâzımdır) İttikâ idenler içün dâr-ı âhiret dünyâdan hayırlıdır. Bunı ta'akkul idüb düşünmezler mi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Arkalarından o Kitab’a mirasçı olan yeni bir nesil geldi. Şu en düşük olanın geçici menfaatine (dünya menfaatine) yapışır, “Allah bizi bağışlayacaktır” derlerdi. Öyle bir şey daha gelse (ellerindekine benzer uydurulmuş bir din daha gelse)[*] onu da alırlardı. Allah’a karşı yalnızca gerçeği söyleyeceklerine dair o Kitapta onlardan alınmış bir sözün sorumluluğu altında değiller miydi? Üstelik onda olan bilgiye de sahiplerdi. Allah’tan çekinerek kendini koruyanlar için hayırlısı Ahiret yurdudur. Aklınızı kullanmaz mısınız?
[*] Ateş bize birkaç gün dokunur, Allah bizi mutlaka bağışlar gibi hükümleri olan uydurma bir din gelse hemen kabullenirlerdi.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların ardından, onları izleyen ve kitaba varis olan bir nesil geldi. -Biz nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek, bu dünyanın geçici malını alıyorlar. Yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Öğrendikleri kitapta, onlardan 'Allah hakkında doğru olandan başkasını söylememek' üzere 'kitap andı' alınmamış mıydı? Korunanlar için ahiret yurdu daha iyidir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Derken onların arkasından kötü bir nesil geldi ve kitap onların eline geçti. Onlar şu aşağılık dünyanın gelip geçici malını alır, “Nasıl olsa bağışlanacağız” derlerdi. Sonra aldıklarının bir misli daha gelse onu da alırlardı. Yoksa onlardan, Allah hakkında gerçek dışı birşey söylemeyeceklerine dair, kitabın hükmüne göre söz alınmamış mıydı? Ve onlar kitapta yazılı olanı okuyup öğrenmemişler miydi? Sakınanlar için âhiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, kitaba vâris olmuşlardı. Şu basit dünyanın geçici menfaatini esas alıyorlar ve şöyle diyorlardı: "Biz zaten bağışlanacağız!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylememelerine ilişkin kitap mîsakı alınmamış mıydı? O kitabın içindekileri okuyup incelemediler mi? Âhiret yurdu, takvaya sarılanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes girü ķaldı anlardan śoñra girü mįrāŝ oldılar alurlar metā’ını uşbu yaķınıraġuñ ya'nį dünya daħı eydürler “yarlıġamaķ olına bize.” daħı eger gele anlara metā' ancılayın alurlar anı ya'nį tevbe eylemezler. dutılmadı mı anlaruñ üzere tevrįt’üñ 'ahdi ķavli kim eyitmeyeler Tañrı üzere illā girtüyi? daħı oķıdılar anı kim anuñ içindedür. daħı śoñı sarāy yigrekdür anlara kim śaķınurlar añlamaz mısız?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes geldi anlardan ṣoñra bir ṭāyife mīrāẟ itdiler kitābı. Alurlardı dünyāmetā‘ını, rüşveti daḫı. Eydürlerdi: Günāhumuz ‘afv olacaḳdur ve eger gelse özlerine anuñ gibi metā‘ alurlardı. Alınmadı mı anlar üstine ‘ahd, mīẟāḳkitābda ki söylemeyeler Allāh ḥaḳḳına illā girçek sözler. Oḳudılar içindeolanı. Daḫı āḫiret evi ḫayrludur Tañrıdan ḳorḳanlara. Pes niçün fehm eyle‐mezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlardan sonra yerlərinə kitaba (Tövrata) sahib olan xələflər keçdilər. Onlar fani dünya malını alıb deyirdilər: “Biz (Allah tərəfindən) bağışlanacağıq!” Onlara bunun misli qədər (kimi) daha bir haram gəlsəydi, onu da alardılar. Məgər Allaha dair yalnız haqqı demək barədə kitabda (Tövratda) onlardan əhd alınmamışdımı?! Halbuki orada (kitabda) olanları oxuyub öyrənmişdilər. Axirət evi Allahdan qorxanlar üçün daha xeyirlidir. Məgər dərk etmirsiniz?
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And a generation hath succeeded them who inherited the Scriptures. They grasp the goods of this low life (as the price of evil doing) and say: It will be forgiven us. And if there came to them (again) the offer of the like, they would accept it (and would sin again). Hath not the covenant of the Scripture been taken on their behalf that they should not speak aught concerning Allah save the truth? And they have studied that which is therein. And the abode of the Hereafter is better, for those who ward off (evil). Have ye then no sense?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
After them succeeded an (evil) generation: They inherited the Book, but they chose (for themselves)(1142) the vanities of this world, saying (for excuse): "(Everything) will be forgiven us." (Even so), if similar vanities came their way, they would (again) seize them. Was not the covenant(1143) of the Book taken from them, that they would not ascribe to Allah anything but the truth? and they study what is in the Book. But best for the righteous is the home in the Hereafter. Will ye not understand?
1142 Merely inheriting a Book, or doing lip service to it, does not make a nation righteous. If they succumb to the temptations of the world, their hypocrisy becomes all the more glaring. "High finance" is one of these temptations. Cf. also 2:80: "the Fire shall not touch us except for a few numbered days": and 2:88, about their blasphemous self-sufficiency. 1143 Cf. Exod. 19:5-8; 24:3; 39:27; and many other passages.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَخَلَفَ
derken yerine geçti
مِنْ بَعْدِهِمْ
onlardan sonra
خَلْفٌ
birtakım halifeler ki
وَرِثُوا
vâris oldular
الْكِتَابَ
kitaba
يَاْخُذُونَ
alıyorlar
عَرَضَ
menfaatini
هٰذَا
şu
الْاَدْنٰى
aşağılık
وَيَقُولُونَ
ve diyorlar
سَيُغْفَرُ
mağfiret edilecek
لَنَاۚ
bize
وَاِنْ
ve eğer
يَاْتِهِمْ
kendilerine gelirse
عَرَضٌ
bir menfaat
مِثْلُهُ
ona benzer
يَاْخُذُوهُۜ
onu da alırlar
اَلَمْ يُؤْخَذْ
alınmamış mıydı
عَلَيْهِمْ
onlardan
م۪يثَاقُ
söz
الْكِتَابِ
kitapta
اَنْ
dair
لَا يَقُولُوا
söylemeye-ceklerine
عَلَى اللّٰهِ
Allah hakkında
اِلَّا
an-cak
الْحَقَّ
hakkı
وَدَرَسُوا
ve okudular
مَا
o şe-yi ki
ف۪يهِۜ
için- dedir
وَالدَّارُ
ve yurdu
الْاٰخِرَةُ
âhiret
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
لِلَّذ۪ينَ
o kimseler için ki
يَتَّقُونَۜ
takvâlı olurlar
اَفَلَا تَعْقِلُونَ
hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız
Derken onların ardından kitaba vâris olan (birtakım kötü) halifeler geldi. Onlar şu aşağılık (olan değersiz dünya) menfaatini alıyor ve "(nasıl olsa Rabbimiz) bizi (kıyamet günü) mağfiret edecek!" diyorlar. Eğer kendilerine ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. (Peki) Kitapta Allah hakkında haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar kitaptakini oku(yup anla)mamışlar mıydı? (Unutmayın!) Takvâ sahipleri (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışanlar) için âhiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
خَلَفَ
Fiil-I
خ ل ف
Halife oldu, yerine geçti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
خَلْف
İsim
خ ل ف
Arka, halife, nesil, ard
وَرِثَ
Fiil-I
و ر ث
Vâris oldu
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
عَرَض
İsim
ع ر ض
Menfaat, dünya malı
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اَدْنٰى
İsim
د ن و
Daha yakın, aşağılık, daha az
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
عَرَض
İsim
ع ر ض
Menfaat, dünya malı
مِثْل
İsim
م ث ل
Benzer, misli, aynısı, gibi, dengi, kadarı
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
م۪يثَاق
İsim
و ث ق
Sağlam söz, antlaşma
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
دَرَسَ
Fiil-I
د ر س
Okudu, ders aldı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَقَلَ
Fiil-I
ع ق ل
Aklını kullandı, akletti, akıl erdirdi