Onlar ki; ümmi (Kitap Ehli’nden olmayan, Tevrat ve İncil okumayan, hiçbir beşerden eğitim almayan) ve Peygamber olan (Allah’ın) elçisine uyarlar. O elçi ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı olarak onun sıfatlarını bulurlar. (O elçi Rabbinden almış olduğu vahiyle, Kur’an’la) Onlara iyiliği emreder, kötülüklerden onları sakındırır. Ve (o vahiyle) hoş güzel (sağlıklı) şeylerin onlara helal olduğunu, pis (sağlığa) zararlı şeylerin de haram olduğunu beyan eder, omuzlarında olan ağır yükleri (ağır mükellefiyetlerini) ve zincirleri (sosyal sıkıntıları) onlardan indirir. Artık onlar ki ona (elçiye gönülden) inandılar, saygı gösterip aziz tuttular, ona yardımda bulundular ve onunla beraber indirilen nura (Kur’an’a) uydular, işte kurtuluşa erecek olanlar onlardır.*
(*) Bazıları “ümmi” sözünden peygamberimizin okuma yazma bilmeyen bir insan olduğunu söylerken bazıları da ehli-kitap olmayan, o günün değişmiş, yozlaşmış, hurafelerle, sapkınlıklarla dolu dinlerin hiç birisine tabi olmayan bir insan olduğunu savunmaktadır. Bu konuda izlenecek olan en isabetli yol; “Ümmi” kelimesiyle ilgili Kur’an ayetlerini aklın ve mantığın süzgecinden geçirerek neticeye varmaktır. Bakara 2/78, Ali İmran 3/20, 75, Ankebût 29/48, Şura 42/52 ve Beyyine 2. ayetlerinden anlıyoruz ki; Hz. Peygamber, okuma yazma biliyordu. Peygamberlik yaşına kadar ticaretle uğraşmış, kervanlara öncülük etmiş, bu sahada başarılı olmuş bir insanın okur-yazar olmaması mümkün olabilir mi? Ayrıca o kadar çalışmış didinmiş ve işinde başarılı olmuş, hayatın süzgecinden geçerek toplumun güvenini kazanmış bir insanın 40 yaşına kadar okuma yazmayı öğrenememesi düşünülebilir mi? Bizim bildiğimiz ve inandığımız bir gerçek vardır ki o da Hz. Muhammed, peygamber olduğu güne kadar şirke bulaşmamış, diğer dini kitapları okumamış ve herhangi bir ideolojik kodlamanın etkisi altına girmemiştir. (C. Külünkoğlu Meali A’râf Suresi 157. Ayet Açıklaması) Özetle: Ümmi, okuryazarlığı olmayan değil, kitap ehli olmayan, Tevrat ve İncil okumayan, ama okuryazarlığı olan kimse demektir. Demek ki Hz. Peygamberin okuryazarlığı vardı, bunun tersini söylemek doğru değildir. (الله اعلم) Ayrıca ayetteki (يحل - يحرم) ‘’yuhillu ve yuharrimu’’ ifadeleriyle Resul yüce Allah’tan aldığı vahiyle Allah’ın helal kıldığını helal olduğunu, haram kıldığını da haram olduğunu bildiriyor. Yani helal ve haram yapan sadece yüce Allah’tır, Resul değil. Bu ayette Resulullah’ın, iyiliği emredip, kötülüğü yasaklaması, tayyibâtı (temiz şeyleri) helal habâisi (pis şeyleri) haram kılması, insanların üzerlerindeki ağır yükleri kaldırıp zincirleri kırması, esasında Kur’an’da var olanları bildirmesiyle gerçekleşmektedir. Bu fiillerin Resulullah’a izafe edilmesi, onun “resul” yani “elçi” olması hasebiyledir. Allah’ın resulü, Allah’ın kendisine bildirdiği emir ve yasakları herhangi bir ilave veya çıkarma yapmadan, olduğu gibi aktaran kişidir. Çünkü Allah Teâlâ ona kendisine indirdiği Kur’an ile hükmetmesini emir buyurmuştur. (Bkz: Mâide, 5/48, 49.) Sadece Resulullah değil, Allah’ın tüm elçileri, Allah’ın Kitabı’ndaki emir ve yasakları, ekleme veya çıkarma yapmaksızın insanlara olduğu gibi tebliğ ederler… Ayrıca bir şeyin temiz (tayyib) ya da pis (habîs), yani helal veya haram olduğuna karar veren sadece Allah’tır… Eğer Hz. Peygamberin Allah’ın serbest bıraktığı bazı şeyleri haram kılma yetkisi olsaydı “Ey Nebî! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? (Tahrim-1) şeklinde böyle bir ayetin Kur’an’da ne işi olurdu! Cenâb-ı Hak bir taraftan ona böyle bir izin, böyle bir yetki vermiş olacak, ardından da yetkisini kullandığı için nebîsini uyaracak! Böyle bir şeyin düşünülmesi bile abestir. Nitekim Resûlullah bu hususu şu sözleri ile gayet güzel bir şekilde izah etmiştir: “Ben ancak Allah’ın, Kitabı’nda (yani Kur’an’da) helal kıldığı şeyi helal ve yine ancak Allah’ın, Kitabı’nda haram kıldığı şeyleri haram kılarım… Bir başka hadis ise şöyledir: “Helal, Allah’ın, Kitabı’nda helal kıldıkları, haram da Kitabı’nda haram kıldıklarıdır. Hakkında bir şey söylemedikleri ise O’nun affettiği şeylerdir.” İşte bu her iki hadisten de anlaşıldığı gibi helal, haram kılma ve dini konularda hüküm koyma yetkisi sacece Allah’a aittir.
فمعنى لفظ " الأمي " هو غير كتابي و ليس معناها الذي لا يعرف الكتابة و القراءة ويدعم هذا بقوله تعالى: ( رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُول ً مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ الخ) (آل عمران ) ۱۵۷ ) قوله تعالى ( وَمَا كُنْتَ تَتْلُو مِنْ قَبْلِهِ مِنْ كِتَابٍ وَلا تَخُطُّهُ بِيَمِينِكَ إِذاً لارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ ) ( العنكبوت) ۴۸) ﻻيفهم من هذه بأنه {ص} ﻻيعرف القرائة والكتابة بل يفهم من هذه اﻻية أنه لم يشتغل بقرائة الكتب القديمة وﻻبالكتابة الخ قد ورد لفظ الأميين مقابلاً لأهل الكتاب أو مَن ليس لهم كتاب؛ وَمِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ إِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ وَمِنْهُمْ مَنْ إِنْ تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَا يُؤَدِّهِ إِلَيْكك إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَائِمًا ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْأُمِّيِّينَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ – ال عمران - 75﴾ .واللفظة -على هذا- مختصة بالنبي صلى الله عليه وسلم وغير مضمنة معنى عدم الكتابة – (تفسير ابن عطية - محاسن التأويل) وقيل الامي نسبة إلى أمّ القرى، وهي مكة. (فتح القدير) وقال الالوسي في روح البيان في تفسير هذه السورة أن جبرئيل قال للنبي(ص) اقرأ قال وما اقرأ؟ يعني وما الذي أقرأ ؟ كرر عليه ثلاثاً ثم قال اقرأ باسم ربك الذي خلق.) خلاصة القول في مفهوم الأمي في القرآن: - دكتور محمد عابد الجابري يقول إن الآيات التي يستدل بها البعض على عدم معرفة النبي بالقراءةوالكتابة لاتدل على ذلك -1/ (الذين يتبعون الرسول النبي الأمي) 2/(فآمنوا بالله ورسوله النبي الأمي) .امثال هذه الايات لاتدل على المعنى المتبادر إلى الأذهان أن الأمية هي الجهل القراءة والكتابة (وقل للذين أوتوا الكتاب والأميين)"، فالذين أوتوا الكتاب هم اليهود والنصارى، والباقي من الناس هم الأميون) (4). إذن، فالمصطلح القرآني: (الأميون) مصطلح عبري الأصل، وهو يعني: العرب، أو العرب المشركين عموما، أو مشركي مكة على وجه الخصوص، الذين هم الطرف المقابل لأهل الكتاب في الجزيرة العربية. أي أننا في هذا المصطلح أمام ثنائية: كتاب ولا كتاب. فمن لا يملكون كتابا هم الأميون العرب، ومن يملكونه هم اليهود والنصارى {وَقُلْ لِلَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالأُمِّيِّينَ ءَأَسْلَمْتُمْ} .(وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَاتِ} يبين لهم تحليل ما في الكتاب من لحوم الإبل وألبانها وشحوم البقر والغنم وغيرها {وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ ٱلْخَبَآئِثَ} يبين لهم تحريم ما في الكتاب من الميتة والدم ولحم الخنزير وغير ذلك (تفسير القرآن - الفيروزابادي) {