close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 156. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vektub lenâ fî hâżihi-ddunyâ haseneten vefî-l-âḣirati innâ hudnâ ileyk(e)(c) kâle ‘ażâbî usîbu bihi men eşâ/(u)(s) verahmetî vesi’at kulle şey-/(in)(c) feseektubuhâ lilleżîne yettekûne veyu/tûne-zzekâte velleżîne hum bi-âyâtinâ yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şu dünyada da iyilikler ver bize, ahirette de ve şüphesiz ki sana yöneldik biz. Tanrı, dilediğimi azabıma uğratırım dedi, fakat rahmetim, her şeyi kaplamıştır da çekinenleri, zekat verenleri ve ayetlerime inananları rahmetime mazhar ederim.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"(Rabbim) Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, (hayır ve huzur takdir et ki) şüphesiz biz dönüp Sana yöneldik" diye (dua etti. Allah da buyurup) Dedi ki: "Azabımı dilediğime (müstahak olana) isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; onu (iyilik ve güzellikleri Rabbinden) korkup kötülükten vazgeçenlere (müttakilere), zekâtı verenlere ve Bizim ayetlerimize (gönülden) iman edenlere (ve İslam’ın gereğini yerine getirenlere) yazacağım (ki bu onların hakkıdır)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bizim için bu dünyada da, ahirette de iyi olanı yaz. Bak işte, pişmanlık içinde sana yöneldik.” Allah şöyle karşılık verdi: “Azabıma dilediğim kimseyi uğratabilirim. Ama rahmetim herşeyi kuşatmıştır. Bunun içindir ki o rahmetimi, yolunu Allah ve kitap ile bulanlarla, arınmak için verilmesi gereken zekatı veren ve ayetlerimize inanan kimselere ayıracağım.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Bize bu dünyada bir bayrak altında yaşamayı, sağlıklı olmayı, zenginliği, sâlih ameller işlemeyi, iyilikler yapmayı, âhirette, ebedî yurtta da mükâfatlandırılmayı divan defterine yaz. Biz isyandan vazgeçtik, tevbe ederek sana yöneldik." dedi. Allah: “Azâbım var, sünnetim, düzenimin yasaları ve irademin tecellisi içinde onu dilediğime isabet ettiririm. Rahmetim de var, her şeyi kucaklamıştır. Rahmetimi bana sığınanlar, emirlerime yapışanlar, günahlardan arınıp, azaptan, sağlıklarının bozulmasından, hastalıklardan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananlar, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenler, özellikle âyetlerimize iman edenler için vâcip kılıp yazacağım.” buyurdu.
bk. Kur’an-ı Kerim, 6/54; 40/7.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bizim için bu dünyada da ahirette de iyilik yaz. Biz sana yöneldik." (Allah) dedi ki: "Azabıma dilediğimi uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu sakınan, zekatı veren ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki: 'Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; onu korkup-sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bize, hem bu dünyada bir iyilik, hem de âhirette bir iyilik ver. Gerçekten biz tevbe edip sana döndük. (Allah şöyle) buyurmuştur: “- Ben azabımı kullarımdan dilediğime isabet ettiririm. Rahmetim dünyada her şeyi kuşatmıştır (mümine de kâfire de şamildir). Fakat âhirette onu, küfürden sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize iman etmiş olanlara has kılacağım.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“Bu dünyada da bize güzellik buyur, ahirette de. Biz sana döndük.” dedi. (Allah da:) “Azabımı istediğime indiririm. Rahmetim de her şeyi kuşatmıştır. O rahmetimi, ayetlerimize inananlar, zekâtı verenler ve özlerini koruyanlara nasip edeceğim.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Bize, bu dünyada da âhirette de iyilik yaz. Şüphesiz biz sana yöneldik.” Allah buyurdu ki: “Kimi dilersem, onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Ayrıca rahmetimi, sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.”[141]
[141] Velî kavramı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VII, 342-345.  
Besim Atalay
swap_vert close
Bizler için hem bu dünyada, hem de öbür dünyada iyilik yazasın, bizler sana yöneldik», Allah buyurdu ki: «Dilediğim kimseyi azabıma uğratırım, benim rahmetim her şeyi kaplamıştır, ben onu sakınçlara, zekâtını verenlere, bizim âyetlerimize inanan kimselere ayıracağım»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Bize bu dünyada da ahirette de iyilik nasip et! Şüphesiz ki biz (tevbe edip) sana yöneldik.” Allah buyurdu ki: “Ben, eylemlerine göre dilediğim kimseyi azabıma uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inananlara nasip edeceğim.”
Cemil Said
swap_vert close
"Bize bu dünyâda ve âhiretde iyilik ihsân it. Biz sana müntehî olan tarîk-i müstakîmindeyiz" Allâh buyurdu ki: "Benin ’azâbım kime ister isem âna râci’ olur. Benim rahmetim her şeyi ihâta ider. Ânı korkanlara, zekât virenlere ve âyâtımıza inananlara hasr idiyorum."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
156,157. "Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bize bu dünyada da âhirette de iyilik yaz! Şüphesiz biz sana yöneldik.” Allah buyurdu ki: Azabıma dilediğimi uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; ayrıca rahmetimi Allah korkusu taşıyanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Şüphesiz biz sana döndük.» Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatır. Onu, sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Bu dünyada da bizim için iyilik yaz, ahirette de... Biz sana yöneldik." Dedi ki: "Azabım dilediğim kimseye dokunacaktır. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır; onu özellikle: erdemli bir hayat sürenlere, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."
Zekat'ın önemi vurgulanıyor. Zekatın miktarı 2:219; 17:26, 29 ayetlerinde, ne zaman verileceği 6:141, kimlere verileceği 2:215, nasıl verileceği 2:274; 13:22; 16:26-29, ve niçin verileceği de 30:39 ayetlerinde bildirilir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz gerçekten de tevbe edip senin hidayetine döndük." Buyurdu ki, azabım var, onu dilediğime isabet ettiririm, rahmetim de vardır , o ise her şeyi kaplamış ve kuşatmıştır. Onu da özellikle korunanlara, zekatını verenlere ve âyetlerimize inananlara mahsus kılacağım.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve bize hem bu Dünyada bir hasene yaz hem Âhırette, biz sana cidden tevbe ile rücua geldik. Buyurdu ki azâbım, onunla dilediğimi musâb kılarım, rahmetim ise her şey'e vâsi'dir, ileride onu bilhâssa onlar için yazacağım ki korunurlar ve zekât verirler, hem onlar ki âyetlerimize iyman ederler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Mûsâ duasına şöyle devam etti:) “Bize hem bu dünyada hem de âhirette iyilik nasip et. Şüphesiz (ben ve kardeşim *zellelerimizden dolayı), biz (im ümmetimiz olan kavmim de günahlarından ötürü tövbe edip) sana (rahmetine, affına) yöneldik.” (Allah) buyurdu ki: “Ben, dilediğim kimseyi (müstahak olduğundan dolayı) azabıma uğratırım. Rahmetim ise (dünya da) her şeyi kuşatmıştır: (Fakat) onu (rahmetimi, âhirette,) takva sahibi olanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara has kılacağım.”
* Peygamberler, ismet (günahsızlık) sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar. * “Zelle”; Peygamberlerden bir kasıt olmaksızın, unutarak ya da yanılarak meydana gelen, evlayı terk kabilinden, makamlarına uygun düşmeyen söz veya davranış.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bize, bu dünyada da ahirette de iyilik yaz. Biz Sana yöneldik. Allah: “Azabıma dilediğimi¹ uğratırım, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, takva sahibi olanlara², zekâtı verenlere³ ve ayetlerimize inanlara yazacağım.” buyurdu.
1- Azabı gerektirecek “şey”ler yapana azap ederim; bağışlanmayı gerektirecek “şey”ler yapanı bağışlarım. Azabı hak edeni azaplandırır, bağışlanmayı hak edeni bağışlarım. 2- Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan. 3- Zekâtın esas anlamı “arınma”, “arındırma,” ”arınmaktır.” Ayette geçen “zekâtı vermek” sözcüğü, malın zekâtı/arınması değil, bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak, demektir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Dünyâda da, âhiretde de bize iyilik yaz. Biz hiç şübhesiz (tevbe ederek) sana döndük». Buyurdu: «Ben azabıma kimi dilersem onu dûçâr ederim. Benim rahmetim ise her şey'i kuşatmışdır. Onu (rahmetimi, küfürden, masıyetden) sakınmakda, zekâtı vermekde, bir de âyetlerimize îman etmekde olanlar (yok mu?) işte onlara has olmak üzere tesbît edeceğim».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve (Mûsâ:) “Bize bu dünyada da, âhirette de iyilik yaz; şübhesiz ki biz sana yöneldik.” (dedi). (Allah ise) buyurdu ki: “Azâbımı, (kötülük yapanlardan) dilediğime isâbet ettiririm. Rahmetim ise herşeyi kaplamıştır. Fakat (âhirette) onu (günahlardan)sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize îmân edenlere yazacağım!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (Musa: Ey Rabbim!) Bizim için bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz. Şüphesiz biz pişmanlık içinde (tövbe edip) Sana yöneldik! ’’(Allah ise) dedi ki: Azabımı, (kötülük yapıp azabı hak eden kimselerden) dilediğime isabet ettiririm. (Ama buna rağmen) Rahmetim ise her şeyi kaplamıştır. Fakat onu (kötülüklerden) sakınanlara, (yoksul, fakir, işsiz ve muhtaçlara) zekâtı verenlere ve âyetlerimize iman edenlere (takdir edip) yazacağım!’’*
(*) Allah’ın rahmetinin “kuşatmasının” di’li geçmiş zamanla ifâde edilmesi, Rahmetin asıl olduğunu, Dünyada Müslüman-inkârcı, ayırımı yapmadan herkesi kapsadığını ve kapsayacağını göstermektedir. Çünkü her şey yaratılışından itibaren, mutlaka Allah’ın rahmetinden nasibini hiçbir ayırım yapılmadan almıştır. Zira Allah’ın onu yaratmaya layık görmesi, sıhhat ve rızık vermesi, yaşatmaya devam ettirmesi, îman-inkâr noktasında serbest bırakması ve hemen helâk edivermemesi gibi şeyler, hep Allah’ın Rahman sıfatının bir tecellisi olan rahmetidir… (M. Türk Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“(Rabbimiz) Bize bu dünyada ve ahirette güzellikler yaz. Biz, yalnızca sana yöneldik” dedi. Allah dedi ki “Azabım dilediğim kimselere isabet edecektir. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Rahmetimi korunanlara, mallarından zekâtı verenlere yazacağım. İşte böyleleri ayetlerime inanan kimselerdir.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu dünyada da, öbür dünyada da bize iyilikler yaz. Gerçekten biz Senin yolundayız." Allah buyurdu: "Ben azabımı kime dilersem ona değdiririm. Benim esirgeyiciliğim her nesneyi kaplayıcıdır. Yarın Ben bu esirgeyiciliğimi o kimseler üzerine yazacağım ki onlar sakınırlar, zekat verirler, hem de o kimseler Bizim belgelerimize inanırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bu dünyada da, âhirette de bizim için iyilik yaz, biz, sana döndük». Allah dedi: «— Ben dilediğim kimseyi azabıma düçar ederim. Benim merhametim herşeyi kuşatmıştır. Ben rahmetimi sakınıp zekât verenler, âyetlerimize inananlar için yazacağım.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Bizim için bu dünyada da ahirette de iyilik yaz/nasip et. Biz Sana yöneldik” dedi. (Allah) buyurdu: “Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim her şeyi kapsamıştır. Onu, sorumluluk bilincinde olanlara, yardımlaşarak arınanlara [zekât] ve ayetlerimize inananlara yazacağım/ nasip edeceğim.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Bu dünyada ve ahirette bizim için iyilik yaz ve şüphesiz biz sana doğru hidayete erdik” dedi. Allah dedi ki: “Azabımı dilediğim kimseye uğratırım ve de rahmetim her şeyi kaplamıştır. Rahmetimi takva sahiplerine, zekât verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazacağız.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Bize hem bu dünyada, hem de âhirette iyilikler ve güzellikler nasip eyle; çünkü biz, affını ümit ederek yalnızca Sana yöneldik!”Buna karşılık Allah, şöyle buyurdu: “Azâbımla, kullar arasından dilediklerimi cezalandırırım; rahmetime gelince, o her şeyi tamamen kuşatmıştır. Onu, dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek kötülüğün her çeşidinden korunanlara, zekâtını verenlere ve ayetlerime yürekten inananlara nasip edeceğim.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Bize bu Dünya’da da, Âhiret’te de iyilik / güzellik yaz! Biz, sana yöneldik”. Dedi ki: “Dileyeceğim kimselere azabımı isabet ettiririm. Benim rahmetim ise her şeyi kapsamıştır; onu yazacağım, âyetlerimize iman edenlere, sakınıp korunanlara, Zekât’ı verenlere!".
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ya Rab! bize hem bu dünyada hem öbür dünyada iyilik yazıver. Kapına geldik ya Rab!. " Allah: " Sevgili Musa! Evet ben, istediğimi tutup yere çalarım ama, benim her şeyi sarıp sarmalayan bir sevgim var. Çünkü kendisini sağlama alanları, zekatı verenleri, sözlerimize yürekten inananları sevip kucaklamak, benim görevimdir. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Bize bu dünyada da iyilik yaz ahirette de! Şüphesiz biz sana döndük.” Allah buyurdu ki: “Kimi dilersem onu azaba uğratırım! Rahmetim her şeyi kuşatır. Mükâfatımı ayetlerime inanarak kendilerini arındıranlara yazacağım! Unutmayın ki ayetlerim sizi her türlü pislikten arındırır. Sizi tertemiz yapar. İçinizdeki kötü düşünceleri hayatınızdaki kötülükleri size gösterir. Kötü düşüncelerden kötü davranışlardan arındıkça temizlenir güzel bir insan olursunuz.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bizim için bu dünyada da iyilik yaz, ahirette de! [*] Şüphesiz ki biz sana yöneldik.” (Allah da) şöyle demişti: “Dilediğime (layık olana) azap ederim. Merhametim ise her şeyi kapsamıştır [*] ve onu [takvâ]lı (duyarlı) olanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.
Bu ayet Bakara 2:201. ayetle birlikte okunmalıdır.,Bu cümle En‘âm 6:12, 54 ve 147 ile okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ve devamla): “Ve bize hem bu dünyada, hem de ahirette iyilik yapmayı nasip et. Biz gerçekten Sana yöneldik.” dedi. Bunun üzerine Allah: “Ben kimi dilersem, azabımı ona isabet ettiririm.¹ Rahmetime gelince o her şeyi kuşatmıştır.² (Fakat ileride onu) sadece Benden hakkıyla sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara (ayrıca) nasip edeceğim.” buyurdu.
1 “Azabın isabetinin” geniş zamanla ifâde edilmesi; Rahmetin asıl olup, azabın asıl olmadığını ve azabın, ancak hak edilirse verileceğini göstermektedir.2 Allah’ın rahmetinin “kuşatmasının” di’li geçmiş zamanla ifâde edilmesi, Rahmetin asıl olduğunu, Dünyada Müslüman-kâfir, ayırımı yapmadan herkesi kapsadığını ve kapsayacağını göstermektedir. Çünkü her şey yaratılışından itibaren, mutlaka Allah’ın rahmetinden nasibini hiçbir ayırım yapılmadan almıştır. Zîrâ Allah’ın onu yaratmaya layık görmesi, sıhhat ve rızık vermesi, yaşatmaya devam ettirmesi, îman-küfür noktasında serbest bırakması ve hemen helâk edivermemesi gibi şeyler, hep Allah’ın Rahman sıfatının bir tecellisi olan rahmetidir. Ancak Allah dilediği kullarına rahmetini artırdığı gibi, dilediklerine de azap edebilir. Allah âyetin sonundaki ve devamındaki özellikleri taşıyan kullarına ise, âhirette Rahim sıfatının tecellisi olarak mutlaka rahmetini ayrıca vereceğinin sözünü vermektedir. Aynı konu ile ilgili olarak Bk. (En’am: 12, 54)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bizim için bu dünyada da, ahirette de iyi ve güzel olanı yaz. Bak işte, pişmanlık içinde Sana yöneldik!” [Allah] şöyle karşılık verdi: “Azabıma dilediğim kimseyi uğratabilirim, ama rahmetim her şeyi kuşatır, ¹²³ bunun içindir ki onu Bana karşı sorumluluk bilincine sahip olan, arınmak için verilmesi gerekeni veren ve ayetlerimize inanan kimselere pay olarak ayıracağım;
123 Karş. 6:12 (ve ilgili 10. not) ve keza 6:54.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bize bu dünyada ve ahirette iyilik yaz; biz pişmanlık içinde sana yöneldik. Allah da buyurdu ki: – Hak eden kimseyi cezalandırabilirim, ama rahmetim her şeyi kuşatmıştır, rahmetimi sorumlu davrananlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inanıp güvenen müminlere yazacağım. 2/201, 3/53- 181, 21/94, 43/19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bizim için bu dünyada da tarifsiz güzellikler yaz, âhirette de; işte biz, pişmanlık içinde Sana sığındık!” (Allah) buyurdu ki: “İstediğim kimseyi azabıma hedef kılabilirim, fakat rahmetim her şeyi kuşatmıştır. En sonunda o (rahmetimi, kişilerin mensubiyetine değil davranışına bakarak), sorumlu davranan ve arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli ödeyen kimselerin,[¹²⁶⁸] -ki onlar âyetlerimize inanan kişilerdir- namı hesabına yazacağım;
[1268] İniş zamanı tartışmalı olan Müzzemmil 20’yi görmezden gelirsek, Kur’an’ın iniş sürecinde muhtemelen zekâtın ilk geçtiği yer burasıdır. Zekâ kökü, “çoğalan, üreyen, artma potansiyeline sahip olan” anlamına gelir. Zekâtın lügat mânası ‘ekonomik’ değil ‘ahlâkî’dir: Salah (kurtuluş, yetkin olmak). Aynı kelimenin türevi olan tezkiye “övgüye değer kılmak, saflaştırarak yüceltmek” anlamına gelir (Lisân). Şer’î anlamıyla zekât, bu âyetlerin indiği Mekke yıllarında henüz kavramlaşmamıştı. Burada değil ama, hepsi de Mekkî sûrelerde yer alan 73:20; 19:31; 27:3 ve 31:4 gibi zekât’ın namazla birlikte anıldığı âyetler de bu gerçeği değiştirmez. Esasen zekât kavramının vahiy sürecindeki anlam seyri, sadece kazancı paylaşarak artıp arınmayı değil, aynı zamanda hak edilmemiş olan ve emeğe saygıyı yok eden bazı gelir kalemlerinden daha baştan vazgeçmeyi de ifade eder. Mamafih zekât terimi, sonradan kazandığı şer’î anlamda olduğu gibi doğrudan “muhtaç kimseler yararına karşılıksız mal çıkarmayı” değil, bu araç-eylemle kazanılması umulan nihaî amaca işaret etmektedir. “İçten gelerek vermek” anlamındaki îtâ ile birlikte Kur’an icazının bir boyutu olan eksiltili dilin muhteşem bir örneğiyle karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır. Çevirimiz, icaz gereği sıkıştırılmış olan bu ifadenin açılımıdır (Îtâ için bkz: 92:18, not 14).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bize hem dünyada, hem de ahirette iyilik yaz. (Her iki alemde bizi selametten ayırma) kuşkusuz biz sana döndük, (rahmetine sığındık)" diye dua ve niyazda bulundu. Buna karşı Allah da "Ben kimi dilersem onu azabıma uğratırım, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu da (rahmetimi de, - ilerde- günahlardan) sakınacak, zekatı verecek ve ayetlerimize iman edeceklere, işte onlara has kılacağım!
Osman Fırat
swap_vert close
Bize bu dünyâda da iyilik yaz, âhirette de. Biz sana yöneldik. (Alah) buyurdu ki: "Azabıma, dilediğimi uğratırım; rahmetim ise her şeyi kaplamıştır. Onu, korunanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize iman edenlere yazacağım. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ve bizim için bu dünyada da ve ahirette de bir iyilik yaz. Biz muhakkak ki Sana döndük.» Buyurdu ki: «Azabımdır. Bununla dilediğimi mus'ab ederim. Rahmetim ise herşeyi kuşatmıştır. Onu ittikada bulunanlar ve zekâtlarını verenler ve Bizim âyetlerimize imân edenler için elbette yazacağım.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Bize bu dünyada da, âhirette de iyilik nasib et. Biz Sana yöneldik, Senin yolunu tuttuk. ”Hak Teâlâda şöyle buyurdu: “Ben dilediğim kimseyi cezalandırırım. Rahmetim ise her şeyi kaplar. Rahmetimi (âhirette) Allah'a karşı gelmekten korunan, zekât veren ve özellikle Bizim âyetlerimize iman edenlere nasib edeceğim. ” [40, 7; 6, 54]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bize bu dünyada da iyilik yaz, ahirette de. Biz sana yöneldik. (Allah) buyurdu ki: "Azabıma, dilediğimi uğratırım; rahmetim ise her şeyi kaplamıştır. Onu, korunanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Yâ Rabbî! Bize dünyâda eyilik ve tevfîk ve âhiretde de sevâb ve cennet ihsân buyur. Biz sana tevbe ve rücû' itmişlerdeniz" didi. Allâh Te'âlâ da: "Dilediğime 'azâbımı isâbet itdiririm ve rahmetim her şeyi ihtivâ ider (rahmetim her şeyi şâmildir) O rahmetimi ittikâ iden, zekâtı viren ve âyetlerime îmân iyleyen kimselere yazarım" buyurdı. (Rahmetim bu gibilere mukarrerdir)[¹]
[1] Mûsâ 'aleyhisselâm kıssası ber-tafsîl "Tâhâ" sûresinde gelecekdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu dünyada bize iyilik yaz[*], Ahirette de... Biz sana yöneldik.” Allah dedi ki “Azap edeceğime, koyduğum düzene göre azap ederim. İkramım ise her şeyi kaplar. İlerisinde onu, çekinerek kendini koruyanlar ve zekât verenler ile âyetlerime inanıp güvenenlere has kılacağım.
[*] كتب kelimesi yazmaktır. Allah bir ayetinde şöyle buyuyor. "Yeryüzünde veya kendinizde meydana gelen bir tek olay yoktur ki onu, ayrı bir varlık olarak yaratmamızın öncesinde bir deftere kaydedilmiş olmasın. Bu, Allah'a göre kolaydır." (Hadid 57/22) Burada yaratma olayından önce Allahın yazı ile kayıt altına aldığını belirtir. Allah sürekli yaratma halinde olduğunu bize bildiriyor. "Göklerde ve yerde ne varsa hepsi, isteklerini O'na sunarlar. O, her an yaratma halindedir." (Rahman 55/29) İyilik sahibi olmamız için Rabbimiz bize de iyilik yaz diye dua etmemizi tavsiye eder.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bize bu dünyada ve ahirette iyilik yaz; biz sana yöneldik. Allah:-Dilediğime azabım dokunur. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onunla ayetlerimize iman etmiş olarak korkanlar, günahtan kaçanlar ve zekat verenleri yazacağım, dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Bize bu dünyada da, âhirette de güzellik yaz. Biz Senin yolunu tuttuk.” Allah buyurdu ki: Ben azabı dilediğime veririm. Rahmetim ise herşeyi kaplamıştır; onu da sakınanlara, zekâtı veren ve âyetlerimize iman edenlere yazacağım.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Bize hem bu dünyada güzellik yaz hem de âhirette! Dönüp dolaşıp sana geldik." Buyurdu ki: "Azabıma dilediğimi çarptırırım. Rahmetime gelince, o her şeyi çepeçevre kuşatmıştır. Ben onu; sakınıp korunanlara, zekâtı verenlere, ayetlerimize inananlara yazacağım."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[85a] “daħı yaz ya'nį ŝābit eyle bizüm içün uşbu dünyede eyü iş daħı āħiretde . bayıķ biz döndük senüñ yaña.” eyitti “ 'aźābum irürürin anı kime diler-isem. daħı raḥmetüm ķapladı her nesneeyi pes yazam anı anlara kim śaķınurlar daħı virürler zekātı daħı anlar kim anlar nişānlarumuza inanurlar.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı yaz bize bu dünyāda ḥasenātı, āḫiretde daḫı. Biz saña döndük. TañrıTa‘ālā benüm ‘aẕābumı yitişdürür‐men kime dilesem didi. Daḫı benümraḥmetüm barça nesneyi ḳaplamışdur. Yazacaḳ‐men anı benden ḳorḳanlara,zekāt virenlere daḫı. Daḫı ol kişilere kim bizüm āyetlerümüze inanurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bizə bu dünyada da yaxşılıq yaz. (Dünyada yaxşı əməllər, axirətdə Cənnət qismət elə). Biz (tövbə edib bağışlanmağımızı diləyərək). Sənə tərəf (hüzuruna) döndük!” (Allah) buyurdu: “İstədiyimi əzabıma düçar edərəm. Mərhəmətim hər şeyi ehtiva etmişdi. Onu Allahdan qorxub pis əməllərdən çəkinənlərə, zəkat verənlədə, ayələrimizə iman gətirənlərə yazacağam!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And ordain for us in, this world that which is good, and in the Hereafter (that which is good), Lo! We have turned unto Thee. He said: I smite with My punishment whom I will, and My mercy embraceth all things, therefore I shall ordain It for those who ward off (evil) and pay the poor due, and those who believe Our revelations;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"And ordain for us that which is good, in this life and in the Hereafter: for we have turned unto Thee." He said: "With My punishment I visit whom I will; but My mercy extendeth(1125) to all things. That (mercy) I shall ordain for those who do right, and practise regular charity, and those who believe in Our signs;- (1126)
1125 Allah's mercy is in and for all things. All nature subserves a common purpose, which is for the good of all His creatures. Our faculties and our understandings are all instances of His grace and mercy. Each unit or factor among His creatures benefits from the others and receives them as Allah's mercy to itself; and in its turn, each contributes to the benefit of the others and is thus an instance of Allah's mercy to them. His mercy is universal and all-pervasive; while His justice and punishment are reserved for those who swerve from His plan and (to use a medieval juridicial formula) go out of His Peace. 1126 The personal grace and mercy— and their opposite—are referred to the singular pronoun "I", while the impersonal Law, by which Allah's Signs operate in His universe, is referred to the plural pronoun of authority and dignity, "We".  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاكْتُبْ
ve yaz
لَنَا
bize
ف۪ي
içinde
هٰذِهِ
bu
الدُّنْيَا
dünya
حَسَنَةً
iyilik
وَفِي الْاٰخِرَةِ
ve âhirette
اِنَّا
muhak-kak biz
هُدْنَٓا
yöneldik
اِلَيْكَۜ
Sana
قَالَ
buyur- du
عَذَاب۪ٓي
azabım ki
اُص۪يبُ
isabet ettiririm
بِه۪
onu
مَنْ
o kim-seye ki
اَشَٓاءُۚ
dilerim
وَرَحْمَت۪ي
ve rahmetim
وَسِعَتْ
kaplamıştır
كُلَّ
her
شَيْءٍۜ
şeyi
فَسَاَكْتُبُهَا
ve onu yazacağım
لِلَّذ۪ينَ
o kimse-lere ki
يَتَّقُونَ
takvâlı olurlar
وَيُؤْتُونَ
ve verirler
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim-selere ki
هُمْ
onlar
بِاٰيَاتِنَا
âyetlerimize
يُؤْمِنُونَۚ
iman ederler
"Bize, bu dünyada da âhirette de güzellik yaz! Muhakkak ki biz, Sana yöneldik." (Allah) Buyurdu: "Ben azabımı (günah işleyenlerden) dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu da takvâlı olanlara (kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışanlara), zekâtı ver(ip nefsinin cimriliğini temizley)enlere ve âyetlerimize iman edenlere yazacağım."
كَتَبَ
Fiil-I
ك ت ب
Yazdı
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
حَسَنَة
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هَادَ
Fiil-I
ه و د
Yahudi oldu, yöneldi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
وَسِعَ
Fiil-I
و س ع
Kapladı, kuşattı
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
كَتَبَ
Fiil-I
ك ت ب
Yazdı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı