close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 123. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle fir’avnu âmentum bihi kable en âżene lekum(s) inne hâżâ lemekrun mekertumûhu fî-lmedîneti lituḣricû minhâ ehlehâ(s) fesevfe ta’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Firavun, ben size izin vermeden önce ona inanıyor musunuz dedi, bu, şüphe yok ki halkını oradan çıkarmak için şehirde kurup düzdüğünüz bir düzen; yakında ne yapacağımı öğrenirsiniz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Firavun (iman eden sihirbazlara dönüp): "Ben size izin vermeden (ve aramızda özel bir fitne projesi üretmeden) önce ona (Hz. Musa’ya) iman ettiniz öyle mi? Bu tavrınız, muhakkak halkı buradan sürüp-çıkarmak amacıyla (Musa ile birlikte herhalde gizlice) şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı yakında görüp) bileceksiniz" (diye homurdanmıştı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Firavun sihirbazlara: “Ben size izin vermeden, O'na inandınız öyle mi?” dedi. “Bakın, bu yaptığınız, şehrin halkını oradan çekip götürmek için yaptığınız sinsice hazırlanmış bir tuzaktır. Ama yakında başınıza ne geleceğini bilirsiniz siz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Firavun: “Ben size izin vermeden Allah'a, Mûsâ'nın peygamberliğine iman edersiniz ha! Bu bir hiledir. Bu şehrin ahalisini buradan çıkarmak için, şehirde sinsice hazırladığınız bir tuzaktır. Yakında başınıza gelecekleri göreceksiniz." dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Firavun şöyle dedi: "Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Bu, halkını içinden çıkarmak amacıyla şehirde kurmuş olduğunuz bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Firavun: 'Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Firavun, onlara şöyle dedi: “- Ben, size izin vermeden, siz ona iman ettiniz ha! Şüphesiz bu bir hiledir ki, siz onu, şehirde (Mısır'da) anlaşıp kurmuşsunuz; yerli halkı bu şehirden çıkarmak (ve kendiniz yerleşmek) istiyorsunuz. O halde (başınıza ne geleceğini) yakında bilirsiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Firavun. “Ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz bu, ahalisini ondan çıkarmak için şehirde düzenlediğiniz bir hiledir. İlerde (ne yapacağımı) bileceksiniz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Firavun dedi ki: “Demek ben size izin vermeden ona inandınız ha! Bu, şehirde tezgâhladığınız bir tuzaktır ki, bununla şehir halkını oradan çıkarmak peşindesiniz. Yakında anlayacaksınız.”
Besim Atalay
swap_vert close
Ellerinizi, ayaklarınızı verevine keseceğim, sonra sizin hepinizi asacağım da!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Firavun: “Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu yerli halkı oradan çıkarmak amacıyla şehirde planladınız. (Size ne yapacağımı) sonra anlayacaksınız!”
Cemil Said
swap_vert close
123, 124. Fir’avn ânlara didi ki: "Nasıl, ben size müsâ’ade itmezden evvel îmân mı idiyorsunuz? Siz şehirden ahâlîyi çıkarmak içün bir tedbir mi tertîb iylediniz, yakında görirsiniz bir tarafdaki elinizi diğer tarafdaki ayağınızı kesdireceğim sonra hepinizi asacağım."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
123,124. Firavun: "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir, fakat siz göreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Firavun dedi ki: “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz öyle mi? Şüphe yok ki bu, halkını şehirden çıkarmak için orada kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında göreceksiniz!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Firavun dedi ki: «Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz!
Edip Yüksel
swap_vert close
Firavun: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? Bu bir plandır. Şehirde bu planı kurdunuz ki halkını oradan çıkarasınız. Ama yakında bileceksiniz!," dedi,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Firavun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Fir'avn, siz, dedi: Ona ben izin vermeden iyman ettiniz ha, bu her halde bir hud'a siz bu hud'ayı şehirde kurmuşsunuz, yerli ehaliyi ondan çıkarmak istiyorsunuz, o halde yakında anlarsınız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Firavun (îmân eden sihirbazlara dönüp) dedi ki: “Ben size izin vermeden ona (Mûsâ’nın peygamber olduğuna) îmân mı ettiniz? Şüphesiz bu, (Mısır) halkını (Kıptileri) oradan (Mısır’dan) çıkarmak ve (İsrâiloğullarını oraya yerleştirmek) için şehirde (Mûsâ ile aranızda anlaşarak) kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Firavun: “Ben size izin vermeden mi ona inandınız?” dedi. “Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır.” Ama yakında göreceksiniz!”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Fir'avn «Ben size izin vermeden, dedi, Ona îman mı etdiniz? Bu, hiç şübhesiz ki şehirde — onun halkını içinden çıkarmanız için — kurduğunuz bir hıylekârlıkdır. Yakında (başınıza ne geleceğini) bilirsiniz siz».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Fir'avun: “(Ben) size izin vermeden önce mi ona îmân ettiniz?” dedi. “Şübhesiz ki bu, (buraya gelmeden önce aranızda kararlaştırarak) ahâlisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz apaçık bir hîledir. Fakat ileride, bileceksiniz!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Bu manzara karşısında çılgına dönen) Firavun dedi ki:“Ben size izin (onay) vermeden mi ona inandınız? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir; ama yakında (başınıza neler geleceğini) bileceksiniz!”
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Firavun “Ben size izin vermeden önce, iman ettiniz. Bu, şehrin yerlilerini dışarı atmak için, şehirlerde gizlice planladığınız bir komplo. (Benim ne kadar güçlü olduğumu) Öğreneceksiniz/ bileceksiniz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Firavun dedi: "sizler benim uygunum olmadan Ona inandınız öyle mi? Besbelli ki bu, sizin kentte kurduğunuz düzendir. Kentin insanlarını dışarı çıkarmak için. Yakında ben size gösteririm.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Fir/avun onlara dedi: «— Ben size izin vermeden evvel ona iman mı getirdiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini çıkarmak için [¹] şehirde [²] kurduğunuz gizli bir hiledir. Size yapacağımı yakında göreceksiniz.
[1] Kıptileri çıkarıp Mısır'ı ele geçirmek için.[2] Çöle çıkmadan evvel.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Firavun) “Ben size izin vermeden önce ona inandınız ha? Bu muhakkak bir tuzaktır. Şehirde bu tuzağı kurdunuz ki halkı oradan çıkarasınız⁴³ ama yakında bileceksiniz/göreceksiniz!” dedi.
43 Mısır’ın yerli halkını çıkarıp yerine İsrailoğullarını yerleştirmek istediklerini düşünüyor. Firavun, sihirbazların böyle bir tuzak peşinde olduğu kanaatinde.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Firavun dedi ki: “Ben size izin vermeden mi O'na iman ettiniz? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir; ama yakında (başınıza neler geleceğini) bileceksiniz!”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu manzara karşısında çılgına dönen Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız, öyle mi?” diye haykırdı, “Demek siz, ta başından beri Mûsâ adına çalışan birer ajan idiniz! Nasıl da akıl edemedim? Aslında bütün buolup bitenler, bu ülkenin halkını buralardan sürüp çıkarmak ve böylece tahtımıza, tacımıza konmak için daha siz şehirde iken bana karşı hazırlamış olduğunuz sinsi bir tuzaktan ibaret! Fakat şimdi görürsünüz siz:”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Firavun dedi ki: -“Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Bu, ahâlisini çıkarmak için Şehir’de kurduğunuz bir tuzaktır. İlerde bileceksiniz”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Firavun: - Ben izin vermeden ona nasıl inanırsınız? Herhalde bu, şehirde oynadığınız bir oyun. Sanıyorum şehir halkını ürkütüp kaçırmak için yaptınız, ama yakında gününüzü görürsünüz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Firavun, "Ben size izin vermeden O’na iman ettiniz ha! Şüphesiz bu yaptığınız halkımı yaşadığı şehirden çıkarmak için kurduğunuz tuzaktır. Göreceksiniz size neler yapacağım!" Dedi. Firavun kendisine karşı tuzak kurulduğunu, düzenine yapılan büyük bir başkaldırı olduğunu düşündü. Zaten Musa sarayda büyümüştü. Saraydan kovulmasaydı, Risalet göreviyle görevlendirilmeseydi, belki Firavun olacaktı. Firavunun kafasında oluşan şey iktidarına karşı yapılan bir ayaklanmaydı. Ona göre Musa ile sihirbazlar önceden anlaşıp tuzak kurmuşlardı. Musa’nın Firavunlukta gözü vardı. Böyle bir oyuna başvurmuştu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Firavun onlara şöyle demişti: “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz (öyle mi)? Şüphesiz ki bu, halkını oradan çıkarasınız diye şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. İleride (gerçeği) bileceksiniz.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Firavun büyücülere): “Ben size izin vermeden siz, o (Mûsa’ya) inandınız ha?¹ Kesinlikle bu, halkı buradan (Mûsa ile birlikte) çıkarmak amacıyla, şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse (size yapacağımı yakında) anlayacaksınız.” dedi.
1 Firavun’un bu ifâdesinden; Firavunlar ve benzerlerinin, insanların nelere inanacaklarını belirlemeye kadar onlara zulmettikleri ve bunun, onların genel mantığı olduğu anlaşılmaktadır. Bunun mefhum-i muhalifini alırsak, insanlara böyle davrananların da; firavun mantıklı kimseler olduğu anlaşılır. Bk. (Tâ Hâ: 71, Şuara: 49)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Firavun: “Ben size izin vermeden ona ⁹¹ inandınız, öyle mi?” dedi, “Bakın, bu sizin yaptığınız sinsice hazırlanmış bir tuzak; hem de bu [benim kendi] şehrimde, böylelikle ahalisini çekip götürmek için… Ama (bekleyin) yakında göreceksiniz:
91 Bu kişi zamiri Allah’a da Hz. Musa’ya da ilişkin olabilir; fakat 20:71 ve 26:49’daki benzer bir ifade, bunun daha çok Hz. Musa’ya ilişkin olduğunu göstermektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Firavun: - Demek siz benden izin almadan O’na iman ettiniz öyle mi? Şüphesiz ki bu, halkı buradan sürüp çıkarmak için kurguladığınız bir tuzaktır. Yakında bunun cezasını göreceksiniz. 20/71, 26/49
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Firavun: “Demek siz ben izin vermeden ona inandınız ha?” dedi; “İyi dinleyin: Bu sizin kurduğunuz haince bir tuzaktır! (Üstelik bana ait) şehirde… Hem de şehrin ahalisini oradan çıkarmak için… Fakat yakında gününüzü göreceksiniz!
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Bunun üzerine) Firavun: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Şüphe yok ki, yaptığınız bu şey, (kıptileri Mısır'dan çıkarmak için) şehirde (Musa ile bana karşı) kurduğunuz bir tuzaktır. (Sizler istiyorsunuz ki Mısır sırf sihirbazlar ile İsrailoğullarının olsun) Ama başınıza gelecekleri yakında göreceksiniz!
Osman Fırat
swap_vert close
Firavun, "Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz " dedi. "Şüphesiz bu şehir halkını yerinden çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır öyle ise yakında bileceksiniz. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Fir'avun dedi ki: «Ben size izin vermeden evvel O'na imân etmişsiniz. Şüphe yok bu bir hud'adır. Siz bu hud'ayı şehirde yaptınız ki, ahalisini ondan çıkarıveresiniz. Artık yakında bileceksiniz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
123, 124. Firavun dedi ki: “Demek siz, benden izin almadan ona iman ettiniz hâ! Şüphe yok ki bu, yerli olan kıbtî ahaliyi yurtlarından sürmek için, sizin şehirde beraberce planladığınız gizli bir oyundur. Ama yakında bileceksiniz başınıza gelecekleri! Evet, ellerinizi ve ayaklarınızı, değişik taraflardan olarak keseceğim, sonra da hepinizi toptan asacağım! ” [20, 71]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Fir'avn: "Ben size izin vermeden ona inandınız mı?" dedi. "Bu, bir tuzaktır, şehirde bu tuzağı kurdunuz ki, halkını oradan çıkarasınız, ama yakında (başınıza gelecekleri) bileceksiniz!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(O zamân) Fir'avn: "Ben size izin virmeden evvel ona îmân mı itdiniz? Halkını memleketden çıkarmak içün bu sizin uydurdığınız bir hîledir. Şimdi size yapacağımı görürsünüz."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Firavun dedi ki “Ben izin vermeden ona inandınız ha? Besbelli ki bu gizli bir düzendir. Ülkede bu düzeni kurdunuz ki halkını buradan çıkarasınız. Ben size göstereceğim.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ben size izin vermeden önce, ona iman mı ettiniz? Bu kesin bir tuzaktır. Halkı şehirden çıkarmak için, bu tuzağı kurdunuz. Bu yüzden siz görürsünüz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Firavun “Fakat ben size izin vermeden iman ettiniz,” dedi. “Bu sizin şehirde iken kurduğunuz bir tuzaktır. Böylelikle şehir halkını oradan çıkarmak istiyorsunuz. Ama göreceksiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Firavun dedi ki: "Demek ben size izin vermeden ona inandınız ha! Bu, şehirde tezgâhladığınız bir tuzaktır ki, bununla şehir halkını oradan çıkarmak peşindesiniz. Yakında anlarsınız."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti fir'avn “įmān getürdüñüz mi aña andan ilerü kim destūr virem size? bayıķ uşbu yavuz śanmaķdur kim yavuz śanduñuz anı şar içinde tā çıķarasız andan ķavumını pes śoñra bilesiz”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Fir‘avn eyitdi: Īmān mı getürdi‐siz aña, size ben destūrumdan bu‐run? Taḥḳīḳ bu ḥīledür, siz ḥīle idüp ṭanışduñuz anı Mūsā‐y‐ıla mī‘āda çıḳma‐ dan burun. Mıṣr şehrinde[n] çıḳarmaġ‐ıçun şehr ehlini ki Ḳıbṭdur, siz sākinolmaġ‐ıçun. Siz göresiz ne işler‐men sizüñ bile.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Fir’on (onlara) dedi: “Mən sizə izin vermədən əvvəl siz ona iman gətirdiniz?” Bu (sizin Musa ilə birlikdə gördüyünüz işlər), şübhəsiz ki, əhalisini çıxartmaq (qibtiləri qovub Misiri ələ keçirmək) məqsədilə şəhərdə qurduğunuz (gizli) bir hiylədir. (Gördüyünüz işlərə görə başınıza nə oyun açacağımı) biləcəksiniz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Pharaoh said: Ye believe in Him before I give you leave! Lo! this is the plot that ye have plotted in the city that ye may drive its people hence. But ye shall come to know!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Said Pharaoh: "Believe ye in Him before I give you permission? Surely this is a trick which ye have planned in the city to drive out its people: but soon shall ye know (The consequences).(1082)
1082 Pharaoh and his Court were doubly angry: first because they were made to look small when confronted by the power of Allah, and secondly, because their dupes and instruments were snatched away from them. These men, the sorcerers, at once recognised the Signs of Allah, and in their case the mission of Moses and Aaron was fulfilled. They turned back on their past life of imposture, makebelieve, false worship, and oppression of the weak, and confessed the One true God. As usually happens, hardened sinners resent all the more the saving of any of their companions from sin and error. Judging other people's motives by their own, they accuse them of duplicity, and if they have the power, they take cruel revenge. Here the Pharaoh threatens the repentant sinners with the extreme punishment for treason and apostasy (cutting off of hands and feet, combined with an ignominious death on the cross, as in the case of the worst malefactors). But they remained firm, and prayed to Allah for patience and constancy. Probably their influence spread quietly in the commonality. Ultimately it appeared on the Throne itself, in the person of Amenophis IV about five or six generations afterwards. See Appendix V, on Egyptian Religion, printed at the end of this Surah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
فِرْعَوْنُ
Firavun
اٰمَنْتُمْ
iman mı ettiniz
بِه۪
ona
قَبْلَ
önce
اَنْ اٰذَنَ
izin vermemden
لَكُمْۚ
size
اِنَّ
şüp-hesiz
هٰذَا
bu
لَمَكْرٌ
elbet bir tuzaktır ki
مَكَرْتُمُوهُ
onu kurdunuz
فِي الْمَد۪ينَةِ
şehirde
لِتُخْرِجُوا
çıkarmanız için
مِنْهَٓا
oradan
اَهْلَهَاۚ
halkını
فَسَوْفَ
ama yakında
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz
Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden önce siz ona iman ettiniz (öyle mi)? Şüphesiz ki bu, (Mûsâ'nın) halkını oradan çıkarmak için (sizin Mûsâ'yla beraber) şehirde kurduğunuz bir tuzaktır; ama yakında (buna karşılık size yapacaklarımı) bil(ip gör)eceksiniz!"
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
فِرْعَوْن
Özel isim
فِرْعَوْن
Firavun
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَذِنَ
Fiil-I
ا ذ ن
İzin verdi, dinledi, kulak verdi
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مَكْر
İsim
م ك ر
Tuzak kurmak, hile yapmak
مَكَرَ
Fiil-I
م ك ر
Tuzak kurdu, hile yaptı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَدِينَة
İsim
م د ن
Şehir, Medine
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
سَوْف
Fiil
سَوْف
Yakında, -ecek, -acak, olacak
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi