close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 155. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne tevellev minkum yevme-ltekâ-lcem’âni innemâ-stezellehumu-şşeytânu biba’di mâ kesebû(s) velekad ‘afa(A)llâhu ‘anhum(c) inna(A)llâhe ġafûrun halîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün içinizden yüz çevirenler, şüphe yok ki bazı hareketleri yüzünden Şeytan'a kapılmışlardı, fakat andolsun ki Allah onları bağışladı ve şüphe yok ki Allah, suçları örter ve ceza vermede acele etmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden (gevşeklik gösterip ahdinden ve nöbet yerinden) geri dönenleri, kazandıkları bazı (geçici) şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti (ama sadakat ve samimiyet ehli, bu dünyevi dürtülerden etkilenmemişti). Andolsun ki, (yine de) Allah onları affetti. Şüphesiz Allah, Bağışlayandır, (kullarına) yumuşak olandır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İki ordunun savaş alanında karşılaştığı gün, kaçanların kendi yaptıkları bazı işlerden dolayı şeytan ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de, Allah onları affetti, doğrusu Allah çok bağışlayan ve yumuşak davranandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Uhut'ta iki ordu karşılaştığı gün, sizden uzaklaşarak, başına buyruk hareket edenleri, sırf işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan yerlerinden kaydırdı, ayırdı. Yine de Allah onları sorgusuz sualsiz affetti. Allah kullarını daima koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcı, kudretli, âdil ve müsamahakârdır, fırsatlar ve imkânlar tanır.
Ahmet Varol
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün şeytan, işlemiş oldukları bazı şeyler dolayısıyla sizden yüz çevirenlerin ayaklarını kaydırmak istemişti. Şüphesiz Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayıcı, çok hilim sahibidir.
Ali Bulaç
swap_vert close
İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Ama andolsun ki, Allah onları affetti. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Uhud savaşında iki ordu karşılaştığı gün içinizden arka çevirip geri dönenler (var ya!), hakikaten onları, Peygamberin emrine aykırı hareket etmeleri yüzünden, şeytan kaydırmak istedi. Bununla beraber (tevbe ettiklerinden) Allah onları bağışladı. Gerçekten Allah çok bağışlayıcıdır, azâbı geciktiricidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İki toplumun karşılaştığı gün, sizden geri kaçanların (durumu) ise, bir kısım yaptıklarından dolayı, şeytanın onların ayaklarını kaydırmasından başka bir şey değildi. Muhakkak Allah, onları affetti. Çünkü Allah affeden ve şefkatle muamele edendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Uhud'da iki ordunun karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan tökezletti. Yine de Allah onları affetti. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, yumuşak davranandır.
Besim Atalay
swap_vert close
Uhud'da, iki bölük erlerinin çarpıştığı gün, içinizden kaçanların, nice işler yüzünden şeytan çeldi ayakların, Allah bunların suçlarını bağışladı, Allah bağışlayıcı, Allah halimdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Uhud Savaşı'nda) iki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah (tevbe ettikleri için) onları affetti. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, halimdir (ceza vermekte aceleci değildir ve müsamahakârdır).
Demek insan nerede ve hangi durumda olursa olsun şeytan yanında ve yakınındadır. Eğer insan Allah’a bütünüyle teslim olmaz ve O’nun rızasına odaklanmazsa şeytanın etkisinde kalarak çok ciddi hatalar yapabilir. Nitekim Uhud Savaşında da böyle bir durum yaşanmıştır. Diğer ayetlere de bakıldığında görülüyor ki; düşmana karşı içten ve samimi bir gayretle mücadele veren Müslümanlar Allah’ın yardımıyla ilk etapta zafer elde etmiş ama daha sonra Hz. Peygamberin talimatına uymayarak ve ganimetlere ilgi göstererek cepheden erken çekilince Allah desteğini çekmiş ve zafer yenilgiye dönüşmüştür.  
Cemil Said
swap_vert close
Orduların çarpışdığı gün kaçanlar işledikleri ba’zı günâhlardan dolayı şeytân tarafından iğfâl idilmişlerdir. Allâh ânları ’afv itdi. Çünki gafûr ve halîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından ötürü şeytan ayaklarını kaydırıp yoldan çıkarmak istemişti. Allah, and olsun ki, onları affetti. Allah bağışlayandır. Halim'dir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün sizden bozguna uğrayanlar var ya, sırf yaptıkları bazı şeyler yüzünden şeytan onların ayaklarını kaydırmıştı. Şüphe yok ki Allah onları affetmiştir, Allah çok bağışlayıcıdır, pek halîmdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Uhud'da) iki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah onları affetti. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
İki ordunun çarpıştığı gün geriye dönenlerinizi yaptıkları bazı işlerden dolayı şeytan kaydırmak istemişti. Ancak ALLAH onları affetti. ALLAH gerçekten çok Bağışlayıcı, çok Şefkatlidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O iki cem'iyyet çarpıştığı gün içinizden arkasını çevirenler, hakikaten onları Şeytan sırf ba'zı kesibleri behanesile kaydırmak istedi, maamafih Allah kendilerinden afvetti, Allah gafurdur halimdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Uhud gazvesinde) iki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden geri dönüp gidenlere gelince; işledikleri bazı hatalardan dolayı şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Şüphesiz Allah, onları (tövbe ettikleri için) affetti. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, (günahı sebebiyle kuluna) hemen ceza vermeyip (tövbe etmesi için) mühlet tanıyandır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İki toplumun, savaş alanında karşılaştıkları gün, içinizden geri dönenler yok mu? Bu yaptıklarından dolayı, şeytan onların ayaklarını kaydırmak istedi. Doğrusu, Allah, yine de onları affetti. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykat, iki ordu karşılaşdığı gün içinizden geri dönenler (yok mu?), onları, irtikâb etdikleri ba'zı şeyler yüzünden, ancak şeytan kaydırmak istedi. Andolsun Allah (yine) onları afvetdi. Çünkü Allah şübhesiz çok yarlığayıcıdır, halimdir (Ukuubetde, cezada acele edici değildir).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki (Uhud'da) iki ordu karşılaştığı gün, içinizden geri dönüp gidenler yok mu, şeytan ancak, yaptıkları bazı şeyler (hatâlar) yüzünden onları(n ayaklarını îmandan)kaydırmak istemişti. Buna rağmen and olsun ki Allah onları affetti. Muhakkak ki Allah, Gafûr(çok bağışlayan)dır, Halîm (azabda hiç acele etmeyen)dir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz iki topluluğun karşılaştığı gün,(Uhud günü) içinizden (gevşeklik gösterip ahdinden) yüz çevirip (nöbet yerinden) kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı, yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah (çok) bağışlayandır, yumuşak davranandır. *
(*) Demek insan nerede ve hangi durumda olursa olsun şeytan yanında ve yakınındadır. Eğer insan Allah’a bütünüyle teslim olmaz ve O’nun rızasına odaklanmazsa şeytanın etkisinde kalarak çok ciddi hatalar yapabilir. Nitekim Uhud Savaşında da böyle bir durum yaşanmıştır. Diğer ayetlere de bakıldığında görülüyor ki; düşmana karşı içten ve samimi bir gayretle mücadele veren Müslümanlar Allah’ın yardımıyla ilk etapta zafer elde etmiş ama daha sonra Hz. Peygamberin talimatına uymayarak ve ganimetlere ilgi göstererek cepheden erken çekilince Allah desteğini çekmiş ve zafer yenilgiye dönüşmüştür. (C. Külünkoğlu Meali 155. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Savaşan iki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, sizin içinizden geri dönenleri, şeytan geride bıraktıklarıyla aldatmış, buna rağmen Allah onların hatalarını affetmiştir. Allah bağışlayıcı ve kullarına hoş davranandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte o kimseler ki iki ordunun karşılaştığı gün yüzgeri ettiler, bir takım suçlarından dolayı onların ayağını Şeytan kaydırmıştı. Doğrusu Allah onların suçunu bağışladı. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, yumuşak davranıcıdır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Uhut/ta iki ordunun karşılaştığı gün içinizden yüz çevirenler yok mu. Onların kazandıkları bâzı amellerinden nâşi [⁴], Şeytan ayaklarını kaydırmak istedi [⁵]. Allah onların suçunu bağışlamıştır. Çünkü gafurdur, halimdir.
[4] Merkezden ayrılmak, ganimete haris olmak, ölümden korkmak, peygambere karşı durmak gibi.[5] Veya vesveseye düşürdü.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İki topluluğun/ordunun karşılaştığı gün, içinizden sizi terk edip uzaklaşanlara gelince; işledikleri bazı hatalardan dolayı şeytan onların ayağını kaydırmıştı ama Allah yine de onları bağışlamıştır. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Halîm’dir.³⁹
39 El-Halîm: Acele etmeyen, sabır ve sükûnet sahibi  
Kadri Çelik
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün şeytan, bazı yaptıklarından ötürü içinizden yüz çevirenlerin ayaklarını kaydırmıştı. Allah, şüphesiz onları affetti. Gerçekten Allah bağışlayandır, hilim sahibidir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün, içinizden savaş meydanını terk edip kaçanlara gelince; şeytan onları, sırf kendi işledikleri birtakım yanlışlıklar yüzünden Allah yolundan çevirerek saptırmak istemişti. Onlar fırsat vermeselerdi, şeytan onları zorla günaha sürükleyemezdi. Fakat her şeye rağmen, Allah onları affetti. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, pek merhametlidir.Şimdi, bu acı olaylardan ders alın:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İçinizden İki Topluluğun Karşılaşma günü geri dönmüş kimseler, doğrusu onları, kazandıklarının bir kısmıyla Şeytan kaydırmak istedi. And olsun Allah onları affetti. Allah, halîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İki taraf Uhut eteklerinde karşı karşıya geldiği gün, içinizden geri dönüp kaçanları bir şeyleri bahane ederek ayartan, şeytanın ta kendisiydi. Ama Allah, onları yine de affetti. Çünkü Allah, engin hoşgörülü ve ince düşüncelidir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün savaştan kaçanları, yaptıkları hatadan dolayı şeytan yoldan çıkararak ayaklarını kaydırmıştı. Kaçtıkları yerlerden geri dönerek tövbe edenleri affettik. Kuşkusuz Rabbiniz bağışlayandır. Düşünüp öğüt almaları için hata yapanlara süre verendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Uhud’da) iki ordu karşılaştığı gün sizi bırakıp gidenleri, işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yemin olsun ki Allah onları affetmiştir. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, hoşgörülüdür.
Mehmet Türk
swap_vert close
O iki toplumun karşılaştığı gün, sizin içinizden (savaştan) kaçanların ayaklarını, bazı hataları¹ sebebiyle ancak şeytan kaydırmıştır. Ama yine de Allah, onları affetmiştir. Çünkü Allah çok bağışlayandır ve (kullarına karşı da) çok yumuşak davranandır.
1 Bu kimselerin hataları, belirtilmeyerek Allah tarafından örtülmüştür.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İki ordunun savaş alanında karşılaştığı gün [görevlerinden] kaçanlara gelince; Şeytan, onları [bizzat] kendi yaptıklarıyla tökezletti. ¹¹⁷ Ama şimdi, Allah onların günahlarını sildi. Doğrusu Allah çok affedicidir, halîmdir.
117 Bu, şöyle özetlenebilecek olan önemli bir Kur’ânî ilkenin tasviridir: Şeytan’ın insan üzerindeki “etkinliği”, günahın ana nedeni değildir, ama onun ilk sonucudur: Yani, kişinin, ahlakî bunalım anlarında önündeki alternatiflerden daha kolay ve görünüşte daha rahat olanını seçmesine ve böylece bir şeyi yaparak veya yapmayı ihmal ederek günah işlemesine yol açan kendi zihinsel tavrının bir sonucu. Böylece, Allah’ın bir kimsenin günah işlemesine “neden olması”, onda böyle bir günah işlemeye yatkınlık oluşturan zihinsel tavrın mevcudiyetine bağlıdır: ki bu da, insanın irade serbestisine -yani, iki veya daha fazla muhtemel davranış tarzı arasında, belli sınırlar içinde bilinçli bir seçim yapma yeteneğine- sahip olduğunu varsayar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı o gün, içinizden kaçanlar var ya, şeytan sırf kendi yanlışları yüzünden onların ayağını kaydırdı. Yine de Allah, onları bağışladı. Zira Allah, çok bağışlayandır ve hemen cezalandırmayandır. 3/175, 18/57-58, 35/45, 64/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün, içinizden kaçanlara gelince: birtakım eylemleri sebebiyle şeytan onların ayağını kaydırdı.[⁶⁷⁹] Fakat (şimdi) Allah onların günahlarını sildi: çünkü Allah tarifsiz bağışlayandır, acele cezalandırmayandır.
[679] Günahın ilk sebebi şeytan değil, şeytanın etkinlik alanına günahkârı sokan kendi tercihidir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şüphe yok ki, iki ordunun karşılaştığı gün (Uhud savaşında) içinizden geri dönenlerin (ganimet için mevzilerini terk edenlerin) ayaklarım şeytan, kazanmış oldukları bazı günahlar yüzünden kaydırmaya yeltendi, fakat Allah onları yine de af eyledi. Çünkü Allah çok bağışlayandır, ceza verme hususunda acele etmeyendir.
Osman Fırat
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenleri, yaptıkları bazı işlerden dolayı şeytân, (yoldan) kaydırmak istemişti. Ama yine de Allâh, onları affetti. Şüphesiz Allâh, çok bağışlayandır, halimdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, iki ordunun karşılaştığı gün sizden geri dönenler yok mu, onların ayaklarını bazı kazanmış oldukları kusurları sebebiyle şeytan kaydırmak istemiştir. Ve mamafih Allah Teâlâ onları muhakkak affetmiştir. Şüphe yok ki Allah Teâlâ gafûrdur, halîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün içinizden arkasına dönüp kaçanlar var ya, işte onları, işlemiş oldukları birtakım hataları sebebiyle şeytan kaydırmak istemişti. Allah yine de onları affetti. Çünkü Allah gafurdur, halimdir (çok affedici ve müsamahalıdır).
Süleyman Ateş
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenleri, yaptıkları bazı işlerden dolayı şeytan, (yoldan) kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah, onları affetti. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, halimdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İki cemâ'atin karşılaşdıkları günde (Uhud güni) geri dönüb kaçanlarınızı şeytân ganîmet kazanmağa hırslandırarak zelîl itmek istedi. (Onlar da şeytâna uyub öyle yapdılar) Allâh Te'âlâ hazretleri (pişmân olub tevbe iylediklerinden) onları 'afv itdi. Allâh gafûr (günâhları 'afv idici) ve halîm (cezâda ve 'ikâbda isti'câl itmez)dir.[¹]
[1] Uhud güni kaçarak mağlûbiyeti bâdî olanlar Medîne'ye 'avdetlerinde 'acabâ Cenâb-ı Hak bizi 'afv ider mi? diye düşünmeğe başladılar. Nedâmet ve tevbeleri cihetiyle 'afv olunacaklarını beyânen bu âyet-i kerîme nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün emre aykırı davrananların[*] ayaklarını, yaptıkları bazı işlerden dolayı şeytan kaydırmak istedi. Allah onları affetti. Çünkü Allah çokça bağışlar, yumuşak davranır.
[*] (Bunun sebebi, Al-i İmran 3/152 âyette geçmişti.)  
Şaban Piriş
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden geri dönenler, işledikleri bazı hataları yüzünden şeytan onların ayağını kaydırmak istedi. Yine de Allah, onları affetti. Allah, çok bağışlayıcı ve çok şefkatlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün geri dönüp kaçanlarınızı, kazandıkları birtakım günahlar sebebiyle şeytan yanıltmak istemişti. Allah ise onların kusurlarını bağışladı. Gerçekten de Allah çok bağışlayıcı ve müsamahalıdır.(30)
(30) Âyetlerin üslûbu son derece dikkat çekicidir. Peygambere itaatsizlik gibi bir nedenle ortaya çıkan bir durumun muhasebesi, sertlik ve tehdit kokan ifadelerle değil, tesellî ve müjdeler arasında yapılmaktadır. Evet, Allah gerçekten de gafûr ve halîmdir!  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün geri dönüp gidenleriniz var ya, yaptıkları bazı işler yüzünden şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Yemin olsun, Allah onları yine de affetti. Allah Gafûr'dur, Halîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anlar kim yüz döndürdiler, sizden, ol gün kim irişdi iki bölük; bayıķ ŧayındurdı anları şeyŧān bir nice sebebi-y-ile anuñ kim işlediler. bayıķ 'afv eyledi Tañrı anlardan; bayıķ Tañrı yarlıġayıcıdur, ivici degül 'aźāb eylemege.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ ol kişiler kim ḳaçdılar sizden ol günde ki buluşdı iki çeri. Anlarıẕillete düşürmedi illā şeyṭān niçesinüñ sebebi‐y‐le ḳazanduḳları yamanişüñ. Taḥḳīḳ ‘afv eyledi Tañrı Ta‘ālā anlardan. Tañrı Ta‘ālā yarlıġayıcıdur,tiz intiḳām eylemez.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ühüd müharibəsində) iki ordu qarşılaşdığı gün sizdən üz döndərənləri Şeytan, məhz etdikləri bə’zi əməllərlə (Peyğəmbərin əmrinə asi olmaqla) yoldan çıxmağa (büdrəməyə) məcbur etdi. (Tövbə etdikdən sonra) Allah artıq onları bağışladı. Həqiqətən, Allah bağışlayandır, həlimdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! those of you who turned back on the day when the two hosts met, Satan alone it was who caused them to backslide, because of some of that which they have earned. Now Allah hath forgiven them. Lo! Allah is Forgiving. Clement.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those of you(468) who turned back on the day the two hosts Met,-it was Satan who caused them to fail, because of some (evil) they had done. But Allah Has blotted out (their fault): For Allah is Oft-Forgiving, Most Forbearing.
468 It was the duty of all who were able to fight, to fight in the sacred cause at Uhud. But a small section were timid; they were not quite as bad as those who railed against Allah, or those who thoughtlessly disobeyed orders. But they still failed in their duty. It is our inner motives that Allah regards. These timorous people were forgiven by Allah. Perhaps they were given another chance: perhaps they rose to it and did their duty then.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp- hesiz
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
تَوَلَّوْا
geri dönüp gittiler
مِنْكُمْ
sizden
يَوْمَ
o gün ki
الْتَقَى
karşılaştı
الْجَمْعَانِۙ
iki topluluk
اِنَّمَا
ancak
اسْتَزَلَّهُمُ
onları kaydır- mak istemişti
الشَّيْطَانُ
şeytan
بِبَعْضِ
bazısı yü- zünden
مَا
o şey- lerin ki
كَسَبُواۚ
kazandılar
وَلَقَدْ
andol- sun ki
عَفَا
affetti
اللّٰهُ
Allah
عَنْهُمْۜ
onları
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
حَل۪يمٌ۟
Halîm'dir
Şüphesiz ki (Uhud'da) iki ordunun karşılaştığı gün, içinizden geri dönüp gidenleri, şeytan ancak sırf bazı işledikleri (yanlışlar) yüzünden (ayaklarını imandan) kaydırmak istemişti. Andolsun ki Allah, onları (bu yaptıklarından dolayı yine de) affetti; çünkü Allah Ğafûr'dur, Halîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden ve hilm sahibi olarak kullarına yumuşak muamele edendir).
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
تَوَلّٰى
Fiil-V
و ل ي
Yüz çevirdi, çevirdi, geri döndü, dönüp gitti, üstlendi, dost edindi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
اِلْتَقَى
Fiil-VIII
ل ق ي
Karşı karşıya geldi, karşılaştı, birbirine kavuştu
جَمْع
İsim
ج م ع
Topluluk
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اِسْتَزَلَّ
Fiil-X
ز ل ل
Kaydırmak istemişti
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَسَبَ
Fiil-I
ك س ب
Kazandı
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
عَفَا
Fiil-I
ع ف و
Affetti, bağışladı, çoğaldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
حَلِيم
İsim
ح ل م
Halîm (Allah'ın esması, ismidir. Hilm sahibi olarak kullarına yumuşak muamele eden demektir), yumuşak huylu, halîm