close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Alak Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İkra/ bi-ismi rabbike-lleżî ḣalak(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Oku Rabbinin adıyla ki bütün mahlukatı yarattı.
Kur’ân'ı, Besmele ile başla da oku.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Her şeyi ve sürekli yoktan) Yaratan (ve her an varlıkta tutan) Rabbinin adıyla oku! (Tüm helâl ve hayırlı işlere besmele ile başlanmalıdır ki, tüm kâinat harikaları ve Kur’an hakikatleri anlaşılıp anlatılsın.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Oku, yaratan Rabbin adına ki, bütün varlığı O yarattı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Her şeyi emsalsiz güzellikte yaratan Rabbinin, insan, toplum, tabiat ve yaratıcı ilişkilerine meşrûiyyet getiren, düzen içeren kitabını, Kur'ân'ı, Rabbbinin adı, izni ve yardımıyla oku, düşün, duyur!
Ahmet Varol
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku.
Ali Bulaç
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, besmele getirerek) Rabbinin adı ile (Kur'an'ı) oku ki, (her şeyi) o yarattı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Her şeyi şekillendirip yaratan sahibin ve ilahın olan Allah’ın ismiyle, O’nun namına oku!
Ana rahmine yapışan, döllenmiş yumurtadan söz ettiği için bu ismi almıştır. İbn-i Abbas ve Mücahid’e göre, ilk inen suredir.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adı ile oku![780][779]
[779] ‘Alak sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 227.[780] Hz. Peygamber’e vahyin ilk verilişi hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 229-237.  
Besim Atalay
swap_vert close
Yaratan Tanrının adıyla oku
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
Cemil Said
swap_vert close
1,2. Her şeyi halk iden ve insânı kan pıhtısından halk iyleyen Allâh’ın ismiyle başlayarak Kur’ân’ı oku.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2. Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak”dan yarattı.[587]
“Alak”, yahut “alaka”, erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler ile ilgili olarak Hac sûresinin 5. ve Mü’minûn sûresinin 14. âyetine bakınız.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yaratan rabbinin adıyla oku!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2. Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yaratan Rabbinin ismiyle oku.
1-19 Muhammed'in okuma yazma bildiğini kanıtlayan ayetlerden birisi de ilk inen ayetlerdir. Bak 2:78; 7:157-158. Bu sure Kuran'ın sonundan itibaren 19. sırada olup 19 ayete sahiptir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Oku ismiyle o rabbının ki yarattı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Oku, yaratan Rabbinin adıyla.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yaratan Rabb'inin adıyla duyur.¹
1- Vahyin ilk ayeti olduğu kabul gören bu ayetteki “ıkra” sözcüğüne “oku” anlamı vermek önemli bir yanılgıdır. Henüz ortada okunacak bir metin olmadığına göre, okumaktan söz etmek doğru değildir. Bu sözcükle ifade edilen şey; sana vahyettiğimiz mesajı, aklında tut, derleyip toparla ve ondan sonra da insanlara duyurmaya, ilan etmeye, ulaştırmaya başla demektir. Ikra, sözcük anlamı olarak esasen “bir şeyleri biriktirip onu dağıtmak, başka yerlere nakletmek” demektir. Bu ayeti, İslam'ın bilgiye verdiği değeri örneklemek için konu edinmek; “İslam'ın ilk emri okudur” türü bir tanımlama yapmak doğru değildir. Zira ayet, okumanın öneminden değil, vahyin insanlara duyurulmasından söz etmektedir. Nasıl ki “ezan okumak”, “türkü okumak” dendiği zaman, okunan bir metinden değil de duyurmaktan, söylemekten söz edilmiş olunuyorsa, ayetteki “ıkra” sözcüğü de duyurma anlamındadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adiyle oku.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yaratan Rabbinin ismiyle oku!
İhsan Aktaş
swap_vert close
1, 2. (Kâinatı ve bütün mahlukatı) yaratmış olan Rabbinin adıyla (vahiy olunan mesajları ve hakikatleri anlatan kâinat kitabını) oku (öğren, düşün, aklında tut, ondan sonra da bütün insanlara duyurmaya, ilan etmeye, ulaştırmaya başla). O, insanı (insan türünü) bir alaktan (ana rahmine yapışıp asılı duran bir hücre topluluğu olan embriyodan) yaratmıştır. *
(*) Bu iki ayetin açıklaması; Alak sûresini ilk sûre olarak kabul eden görüşe göredir. İkrâ: Okumanın, yaratılanlardan Yaradan’a ulaştıracak derin düşünme, anlama ve kavrama sürecini ifade eder. Buradaki okuma henüz vahiy denecek bir metin bulunmadığı için yaratılan varlık âlemini parçadan bütüne ulaşacak tarzda okumayı, düşünmeyi ve anlamayı ifade eder. “karae” kelimesini "okumak" diye çevirmek yeterli olmaz. Çünkü Türkçede kullanılan "okumak"kelimesinin karşılığı, Arapçada tilâvet’tir. Bir de okuma olarak meallendirilen ‘’kıraat’’vardır. Kıraat, ’harflerin ve kelimelerin ’tertil’ üzere birbirlerine ulanması’ demektir ki burada tilâvetteki takip ve duyurmadan ziyade akletme, kavrama süreci bu okumaya eşlik etmektedir. Görüldüğü üzere “ikrâ” kelimesinin temel anlamı tek bir kelimeyle ifade edilememektedir. Meal ve tefsirlerde ‘’ikrâ’’ kelimesine "oku" diye anlam verilmiş olsa bile içerdiği mâna ve okuyucudaki çağrışımı daha geniş olmalıdır. Bu sebeple ‘’ikrâ’’ kelimesini önce bilgilerin toplandığı sonra nakledildiği, aktarıldığı bir ‘’eğitim faaliyeti’’ olarak anlamak daha doğru olacaktır... (Kurandan hayata) Ayrıca burada ‘’Rabbinin adını oku değil de, Rabbinin adına oku veya adıyla oku’’ ifadesiyle okunacak nesnenin belirtilmemesi çok manidar ve dikkat edici bir ifade olup bununla, ilahi mesajlarla birlikte bütün kâinat ve varlık âlemi kastedilmektedir. Îkra, sözcük anlamı olarak esasen “bir şeyleri biriktirip onu dağıtmak, başka yerlere nakletmek” demektir. Çünkü ayet, basit bir okumanın öneminden değil, ilahi mesajların öğrenilmesi, doğru anlaşılması, zihinde tutulması ve insanlara duyurulmasından söz etmektedir. Nasıl ki “ezan okumak”, “türkü okumak” dendiği zaman, okunan bir metinden değil de daha önce öğrenilen ve zihinde tutulan söz konusu ezan veya türküyü duyurmaktan, söylemekten söz edilmiş olunuyorsa, ayetteki “ıkra” sözcüğü de bunun gibi önce öğrenilip zihinde tutulduktan sonra duyurma anlamındadır. Yani okumak iki şekilde olur: 1- Yazılı metne bakarak okumak, 2- Bir şey öğrenildikten sonra zihinde/hafızada/ tutulanları okumaktır. İşte buradaki (اقْرَأْ) ikra’dan maksat bu ikinci anlamıdır. Çünkü vahiy yazılı bir metin hâlinde gelmiyordu. İkinci Ayetin Açıklamasına gelince: Sözlükte “yapışmak, asılmak, gibi anlamlara gelen alaka kelimesi ile ana rahmine yapışıp asılı duran bir hücre topluluğu olan embriyo kastedildiği anlaşılmaktadır. Kur’an’da nutfeden sonra “alaka”kelimesinin kullanılması, modern ilmin gözle gördüğü ince hakikatleri içermesi bakımından bir mucizedir. Çünkü bu kelime, hem asılmak, yapışmak hem de emmek manasını ihtiva etmektedir. Modern tıbbın/embriyolojinin kabul ettiği gerçek şudur ki, rahimdeki cenin/embriyo alaka konumuna geldiği zaman, rahmin duvarına asılır ve rahmin damarlarından -bir sülük gibi- kan emmeye başlar ve gıdasını alır. (İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri) Henüz döllenmenin ikinci günü tek hücre olan zigot, art arda bölünmelerle çoğalır. Üçüncü gün yuvarlak bir dut (morula) veya böğürtlene benzerken, dördüncü gün, içi boş bir top şeklini (blastosist) alır. Beşinci gün asıl cenini oluşturacak hücreler, bu kümenin bir tarafında toplanır ve ortaya çıkan şekil, kaşlı bir yüzüğü andırır (geç blastosist). Altıncı gün tüpteki yolculuğunu bitirip, dokuz ay kalacağı anne rahmine gelir ve bir tohumun toprağa ekilmesine benzer tarzda anne rahmine tutunur (implantasyon). (bk. Dr. Arslan Mayda, Bir Hücreden İnsana, Sızıntı, Şubat, 2010) Ayrıca âyetler insanın kâmil bir varlık haâline gelmesi için önce yaratanı, sonra da yaratılanı yani kendisini ve evreni tanımasının gerekli olduğunu gösterir... Özetle: Hz. Muhammed Hira mağarasında günlerce uzlete çekilmiş olup bu evren için mutlaka eşi, benzeri ve dengi olmayan, kendi dışındaki varlıkları yaratan, yaşatan ve yöneten, varlığı kendinden olan, ezeli ve ebedi olan, madde üstü, üstün bir akıl, üstün bir bilinç, üstün bir irade ve her şeye güç yetiren yüce bir yaratıcının varlığı ve birliği üzerinde düşünüp yalnızca ona ibadet ederken, o yüce yaratıcı olan Allah’ın emriyle vahiy meleği inip, onun varlığı ve tevhid inancını tüm insanlığa fiilen okuyup tebliğ etmesini emrediyor. Peki Hira Mağarasında Cebrail’in Hz. Peygambere vahiy getirirken ona,‘’Oku’’ şeklindeki emrini üç defa tekrarlamış olması ve her defasında da Hz. Peygamberin ona ‘’Neyi Okuyayım!’’ diye şeklinde cevap vermesiyle ilgili rivayet gerçekten sahih midir? İşte söz konusu rivayet şu şekildedir: Hz. Muhammed, Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’nda tefekkürle meşgulken Cebrail adlı melek geldi ve ona "Oku" dedi. Muhammed "Ben neyi okuyayım." dedi. Bunun üzerine Cebrail, Muhammed’i sıkarak, yine "Oku" dedi, Muhammed tekrar neyi okuyayım, söyleyince, Cebrail onu sararak aynı şekilde sıktı ve geri bırakarak "Oku!" dedi. Muhammed "Ben neyi okuyayım, söyle" diye karşılık verince Cebrail, Alak Suresi’nin ilk ayetlerini okudu: şeklindedir. Ama bu rivayet hem sened bakımından zayıf olup delil olamaz hem de neyi okuyayım, dediği halde Cebrail’in buna ısrar etmesi matıken mümkün değildir. Çünkü henüz okunacak bir şey ortada yokken, defalarca ‘’oku’’ demenin anlamı yoktur. Zaten ilgili rivayetlerin tümü tutarsız ve sened bakımından zayıftır. Zira bu sûre çoğunluğa göre ilk inen sûredir, hem de ittifakla bi’set’in ilk yılında inmiştir. Hâlbuki bun rivayet eden Hz. Aişe, o zaman 4-5 yaşlarında bir çocuk idi, ama bu sûrenin inişinden tam 15 yıl sonra Medine’de Hz. Peygamberle yeni evlenmiştir. (Ayrıca bu da gösteriyor ki Hz. Aişe 20 yaşlarında iken Hz. Peygamberle evlenmiştir.) Yani Hz. Aişe Mekke döneminde ne onun eşi idi ne de o zaman (4-5 yaşlarında) küçük bir çocuk iken onun bu şekilde bunu bilmesi mümkündür. Fakat o günden beri sanki kendisinin hep peygamberin yanındaymış ve olup biten her şeye vakıf olmuş gibi anlatıyor. Hâlbuki bu durumda olan biri ya diyecek ki, ben bunu peygamberden duydum ya da o zaman peygambere iman eden ve onunla birlikte olan birinden bu rivayeti duydum demesi gerekirdi. Yani Hz. Aişe bu olayı Hz. Peygamberden duydum veya bize bu şekilde anlatıyordu demesi gerekirdi, ama rivayette onun böyle bir ifadesi yoktur. Bu da rivayeti zayıf kılmaktadır. Çünkü râvi, rivayet ettiğini kimden duymuşsa onun adını da söylemesi gerekir. Ayrıca bunu Hz. Aişe’den rivayet eden ez- Zühri de birçok âlime göre müdellistir: (Örneğin: İbn Hacer, İmam Şafii, Darkutni ve daha nicelerinin söyledikleri gibi: Bkz:(كتاب التبيين لاسماء المدلسين – برهان الدين الحلبي – 2 - كتاب المدلسين - ولي الدين العراقي 1-) Yani ravilerde atlama yapıyor, görmediği ve duymadığı kimselerden rivayette bulunuyordu. Bu nedenle Hz. Aişe’nin o dönemde hem küçük bir çocuk olması hem de Hz. Aişe’den bunu rivayet eden ez- Zühri’nin müdellis olması yüzünden söz konusu rivayet zayıf olup kabul edilmesi mümkün değildir. Demek ki, bu rivayet Hz. Aişe’ye uydurlmuş olmaktan başka bir şey olamaz! (الله اعلم) Not: Hz. Aişe’nin 9 yaşında iken Hz. Peygamberle evlenmiştir’’ şeklindeki rivayet de uydurma, yalan ve iftira olup sahih bir senedi yoktur. 1- عندما كان يتفكر نبينا محمد صلى االه عليه وسلم في الغار انه لا بد لخالق لهذا الكون وهذا دليل على تفرده عن باقي البشر عليه الصلاة والسلام لانه كان يقرأ الكون ويتصفح عظم الخلق له في ذهنه نزلت اول اية تعظم هذا الفكر وهذا التصفح بالمخلوقات منادية اياه ثم اتباعه من البشر بالقول:"اقرا باسم ربك الذي خلق....". اي تفكر بالذي خلق وبالمخلوق ولا تعني القراءة من قراطيس ولا بكلمات مكتوبة : قوله (اقرأ) بمعنى اطلع على ما في الكون وانظر ما فيه من عظمة الله سبحانه وتعالى :اقرأ أي أنت رسولي وبلغ ما سأنزله عليك للخلق كافة، وإذا أردت معنى آخر لأقرأ أي اقرأ ما في الكون من آيات، تعرف على عظمة الله من خلال الكون، وفي كل شيء له آية تدل على أنه واحد ... المرجع (موسوعة علوم الاسلامي النابلسي) (خلق الإنسان مِنْ عَلَقٍ} يريد بالإنسان جنس الناس كلهم، خلقوا من علق بعد النطفة (النكت والعيون - المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) -2- لقد وردت أحاديث عدة من طرق مختلفة بهذا المعنى؛ منها ما هو موقوف، ومنها ما هو مرفوع، وأصحها ما جاء عن معمر، عن الزهري قال: أخبرني عروة عن عائشة رضي الله عنها قالت: كان أوَّلَ ما بدئ به رسول الله -ﷺ- الرؤيا الصادقة في النوم، فكان لا يُرى رُؤيا إلا جاءت مثل فلق الصبح، ثم حبب إليه الخلاء، فكان يلحق بغار حراء، فيتحنث فيه. قال: والتحنث: التعبد الليالي ذوات العدد، قبل أن يرجع إلى أهله، ويتزود لذلك، ثم يرجع إلى خديجة، فيتزود بمثلها، حتى فجَأهْ الحق وهو في غار حراء، فجاءه الملك فقال: اقرأ , قال ما أقرأ ؟ الخ ثلاث مرات (البسيط للواحدي — الواحدي (٤٦٨ هـ)) أ (الجرح والتعديل ! الإمام الزهري (الراوي عن عروة عن عائشة) مكثر من التدليس؛؛ مشهور بالتدليس لايحتج بحديثه حتى يصرح بالسماع؟ ـ[بو الوليد]ــــــــ[17 - 11 - 02, 07:30 م) ـذكر ابن حجر في مراتب الموصوفين بالتدليس خمسة مراتب كما هو معلوم ..والمرتبة الثالثة كثر فيها الاستدراك عليه في بعض الرواة المذكورين فيها؛ وهذه المرتبة جعلها لمن أكثر من التدليس فلم يحتج الأئمة من أحاديثهم إلا بما صرحوا فيه بالسماع، ومنهم من رد حديثهم مطلقاً، ومنهم من قبلهم - - ثم بعده ابن حجر وضع الإمام الزهري في (المرابة الثالثة) من مراتب المدلسين فقال (6 ... .وقد ذكر في هذه المرتبة الإمام الزهري، وذكر أن الشافعي والدارقطني وغيرهما وصفوه بالتدليس- وممن تابع العلائي وسبط ابن العجمي في وضع الزهري في الطبقة الثانية من المدلسين: أبوزرعة العراقي في كتاب المدلسين (89_90) رقم (للمرجع: ((أرشيف ملتقى أهل الحديث - 2) كان الزهري مدلساً، فقد وصفه الشافعي والدارقطني وغير واحد بذلك: المرجع (كتاب مرويات الإمام الزهري في المغازي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adı ile oku.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yaratan çalabının adını anarak oku.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adiyle oku [⁶].
[5] Mekke'de nâzil olmuş (19) âyettir. [6] Okurken Besmele çek.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku.¹
1 “Kara’e” fiili; okumak, dile getirmek, çağırmak, davet etmek gibi anlamları olsa da aslında anlayarak ve sindirerek okumanın karşılığıdır. Bir diğer ifadeyle, zihnine nakşetmek, iyice yerleştirmek demektir. Kur’an’ın adı da bu fiilden gelir. “Anlaşıla anlaşıla, sindire sindire okunan” demektir. Anlaşılmadan okunan Kur’an’ın bir faydası olmadığı gibi, amacına da uygun değildir. Bu sûre ilk sûre, bu ayet de ilk ayettir. Bu sûrenin ilk defa beş ayeti nazil olmuştur. Bilahare diğer ayetler gelmiştir. Hz. Peygamber, ilk vahyin gelişini özetle şöyle anlatır: Cebrail “Oku!” diyerek Hz. Peygamber’i kucaklar, sıkar. O da “Mâ ene bi-kâri’in” (Ben okuma bilmem) der. Bu olay art arda üç kez tekrar eder. Sonra da melek: “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” diyerek ilk beş ayeti indirir. (Bkz. Buhari, Bed’u’l-vahy, 3; Müslim İman, 252). Hz. Peygamber elbette yazılı bir şey okuyacak değildir. Gelen vahyi düşünerek irdeleyecek ve onları insanlara tebliğ edecektir, duyuracaktır, anlatacaktır. “Oku!” emri Kur’an’ın ilk emridir. Bu emir, anlayarak okumanın ve zihne nakşetmenin adı olduğuna göre, anlayarak okumak herkese farzdır. Zaten, zihnin yaşlanmaması, muhakemenin zayıflamaması ve aklın sürekli işler kalması için yararlı ve faydalı her şeyi bir sistem içinde okumak gerekir. Bu okumak rastgele okumak değil, düşüne düşüne, sindire sindire okumaktır. Hakikati araştırmanın yolu zaten anlayarak ve düşünerek okumaktan geçer. Hz. Peygamber’e hitaben gelen vahiy üzerine oku emri, aslında genel bir emirdir, hepimizedir. Biz insanlar da bilgileri okuyarak, düşünerek, araştırarak, sorarak öğreneceğiz ve anlatacağız.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
(Alak, insanın yaratılış safhalarından olan aşılanmış yumurtayı ifade eder. Bu sureye “İkra suresi” de denir. Mekke’de nazil olmuştur ve 19 ayettir. İlk 5 ayeti, Kur’an’ın ilk inen ayetleridir. Bu surede okumanın, öğrenmenin üstünlüğü, insanın yaratılışı, kalemin özelliği, bunların insana Allah’ın ihsanı olduğu, insanın bunları düşünmesi, Rabbine itaat etmesi gerektiği, aksi halde azaba duçar olacağı anlatılır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey insan! Yaratan Rabb’inin adıyla oku! Sana Rabb’in tarafından gönderilen ve bundan böyle ayet ayet, sûre sûre muhatap olacağın bu kitabı, onu güzelce anlamak, zihnine nakşetmek, hayatına yansıtmak ve başkalarına tebliğ etmek amacıyla oku fakat bâtıl değerler, sahte ilâhlar adına değil; onların rızası için, onların istediği doğrultuda değil; yalnızca Rabb’inin adıyla oku!
Bu sûrenin ilk beş ayeti, Hz. Peygamber’e vahyedilen ilk Kur’an ayetleridir. Geri kalan ayetler bir yıl sonra nazil olmuştur. Adını, ikinci ayetinde geçen ve “kan pıhtısı şeklinde bir yere yapışıp duran şey” anlamına gelen “Alak” kelimesinden almıştır. 19 ayettir.Hz. İsa’dan takriben altı asır geçmişti. Daha önceki elçilerin getirdiği mesaj, Yahudilik ve Hıristiyanlık adı altında tamamen yozlaştırılmış, özünden saptırılarak tanınmaz hâle gelmişti. Zulüm ve haksızlık yeryüzünü kuşatmış, ahlâkî değerler bozulmuş ve ilâhî vahiyden uzaklaşan insanlık, korkunç bir bunalımın pençesine düşmüştü. İşte insanoğlu böyle adım adım felâkete doğru sürüklenirken, Hicretten 13 yıl önce, Miladi 610 yılında, Ramazan ayının bir gecesi, Kadir Gecesinde ilâhî rahmet yeniden tecellî etti ve sonsuz ilim, kudret, rahmet ve merhamet sahibi Allah, “Oku!” emriyle başlayan ve bizzat kendi koruması altında kıyâmete kadar insanlığa yol gösterecek olan Son Mesajı Kur’an-ı Kerim’i göndererek, bütün dertlere, sıkıntılara, bunalımlara son veren, insanı dünya ve ahirette gerçek anlamda huzura, mutluluğa ulaştıran biricik çözüm yolunu gösterdi:  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yaratmış olan rabbinin adıyla oku!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yaratan Allah adıyla oku!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Olayları, hayatı seni yaratan Rabbinin adıyla oku! Rabbinin adıyla Rabbinin gösterdiği şekilde okuman hayatı daha iyi anlamanı daha iyi düşünmeni sağlar. Bugüne kadar başkalarının adıyla okumuş olabilirsin. Başkalarının bakış açılarıyla, başkalarının yol göstermeleriyle hayatı, olayları okumuş olabilirsin. Başkalarının adıyla okursan hayatı gereği gibi anlayamazsın! Atalarının yolundan okursan ataların yanlış anlamış olabilir. Kendi aklınla okursan eksik yanlış anlayabilirsin!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adı ile oku! [*]
Bu ayetteki emir vahyin ilk buyruğunu oluşturduğu için, henüz herhangi bir metnin olmadığı bir ortamda buradaki [kıraat] emrini bilinen anlamda “okumak” değil de daha çok “anlamak, düşünmek, yaratılana bakarak Yaratan’ı bulma çabası” anlamında entelektüel bir faaliyet olarak yorumlamak gerekmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2. (Ey Muhammed!)¹ Yaratan² Rabbinin adıyla oku!³ Ki O, insanı pıhtılaşmış bir kandan⁴ yarattı.
1 Bu sûrenin ilk beş âyeti, Efendimize inen ilk ayetlerdir. Hz. Peygambere, Hıra mağarasında iken, Cebrâil gelip şiddetli bir şekilde sıkıp, “oku!” der. Peygamberimiz, “ben okuma bilmem” der. Bu olay, üç defa tekrar eder. Sonra Cebrâil, bu beş âyeti indirir.2 Halk (Yaratma): Doğru takdir etme, yoktan var etme, bir şeyi başka bir şeyden meydana getirme anlamlarına gelir. Halk, mastar olmasına rağmen ism-i mef’ûl (edilgen sıfat fiil) anlamında da kullanılır. O takdirde “yaratılan” manasındadır. Kelime yoktan var etme “ibdâ” ile eş anlamlı olduğunda, yalnızca Allah (c.c) için “hâlık” denilir. Bir başka şeyden meydana getirme, takdir etme anlamıyla “hâlık” Allah’tan başka varlıklar için de kullanılabilir. “Biz, böyle bir şeyi son dinde bile duymadık. Bu, tamamen uydurmadan (yalan yaratmadan) başka bir şey değildir.” (Sâd: 7) “Siz kesinlikle Allah’ı bırakıp birtakım putlara tapmaktan ve sadece yalan üretmekten (yalan yaratmaktan) başka bir şey yapmıyorsunuz.” (Ankebut: 17) ayetlerindeki (خَلَقَ) fiili, “yaratmak” anlamında değil, “iftira etmek” anlamındadır. Zâten iftira, aslı astarı olmayan yani yoktan meydana getirilen söz, demektir. “Yalan yaratıyorsunuz” demek, “yalan yere hayalden ibaret olan birilerine mabut veya şefaatçi diyor ve onlara tapıyor, onlardan şefaat bekliyorsunuz” demektir. Ancak, yaratma kelimesi Türkçede yoktan var etmek anlamında olduğu için Allah’tan başkalarına nispet edilmesi doğru değildir. Hâlik için Bk. (Haşr: 24)3 Yani; okumaya başla. Gerçi sen, bu zamana kadar okumadın, (Ankebut: 48) kitabın ve îmanın esasını bilmezdin, (Şura: 52) şimdi yaratan rabbinin ismiyle başlayarak, oku! Bu emir, Hz. Peygamberi okuma bilmezken okur yapmış, ilk görevinin Allah’ı tanıtmak ve onun ismiyle okumaya başlamak olduğunu bildirmiştir. Okumak için mutlaka yazı şart değildir. Okumanın en üst seviyesi de ezbere okumaktır. Gözle okumaya, zihinden hatırlamaya okumak demek de mecazdır. Hakikaten kıraatin en mükemmeli ezbere okumaktır. Hz. Peygamber’in hadisinde söylendiği üzere, “yüzünden okumanın sevap ve fazileti, kavrama ve ezberlemeye vesile olmasından” dolayıdır. Rasulullah’ın kıraati, yazıya ihtiyacı olmaksızın Allah tarafından kendine böyle inmiş olan Kur’ân’ı ezberinden en mükemmel şekilde okumaktır ki, kendi kendine veya namazda veya diğerlerine tebliğ için okumayı, okutmayı ve yazdırmayı kapsar. İşte eskiden hiç kitap okumamış, yazı yazmamış olan Ümmî Peygamber’e bu emir ile bir mucize olarak okunacak bir kitap verilmeye başlanmış ve kendisine yazmadan okuyacak okutacak, emir yoluyla yazdırtacak bir kıraat kudreti ihsan buyurulmuştur. (بِاسْمِ رَبِّكَ) “Rabbinin adıyla” ifadesinden dolayı okumaya besmele ile başlanması da emrolunmuştur. Bazılarının bu bölümü, “yaratan Rabbin adına” diye tercüme etmesi olsa olsa keyfi bir yorum olabilir. 4 Alak: lügatte, “yapışıp ilişmek” mânâsınadır ve mutlak şekilde ilişken ve yapışkan nesneye de denir. Bundan her türlü “kana ve kırmızı kana” ve özellikle “uyuşuk kana” “alak” denilmiştir. Kandan bir kısım olması itibariyle veya doğrudan doğruya ilişiklik mânâsı ile ana karnındaki pıhtılaşmış kana da “aleka” denilmiştir. Bunlar “alak”ın maddî mânâsıdır. Daha geniş bilgi için Bk. (Hacc: 5, Mü’minun: 12-14) Bunlardan başka “alak”, ruhanî ve manevî olarak “alâka” gibi aşk ve sevgi mânâsına geldiği de lügatlerde açıklanmıştır. Tefsir bilginleri, yaratılışın maddi yönünü göz önünde bulundurarak meni (sperma)nin aşılamasından sonra meydana gelen “kan pıhtısının” çoğulu olmasıyla yetinmişler ve bunu “en alçaktan en yükseğe yükselmeyi” göstermek için açıkça anlaşılan mânâ olarak görmüşlerdir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
OKU ¹ yaratan Rabbin adına,
1 Zımnen, “bu ilahî kelâmı”. İkra’ emri, “oku” yahut “telaffuz et/dile getir” olarak çevrilebilir. Birinci çeviri, bana göre, bu bağlamda daha tercihe şayandır; çünkü “telaffuz etmek/dile getirmek” kavramı, yalnızca o anda yazılı olan veya hafızada bulunan bir şeyi -anlayarak veya anlamadan- dil ile söylemeyi ifade eder; oysa “okumak”, bir dış kaynaktan, burada Kur’an mesajından, alınan sözleri veya düşünceleri, yüksek sesle olsun veya olmasın, ama anlamak niyetiyle bilinçli olarak zihnine nakşetmeyi ifade eder.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Seni yaratan Rabbinin adına bu ayetleri oku/duyur! 16/98, 6/19, 50/45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
OKU[⁵⁸⁰⁰] yaratan Rabbin adına;[⁵⁸⁰¹]
[5800] Kur’an’ın adıyla aynı kökten olan “oku” emrinin tümleci zikredilmemiştir. Esasen ikra’, etimolojik olarak icma’ mânasına gelir. “Şehir” anlamındaki karye, “hayız başlangıcı-bitişi” anlamındaki el-kur’ hep cem ve ictima kök anlamıyla alâkalıdır (Mekâyîs). Zımnî anlamı şudur: “Kalbine yazılan vahyin ışığında hakikatin parçaları arasında bağ kur! Parçanın bütüne aidiyetinin illet ve hikmeti üzerinde düşün! Varlığı Allah merkezli bir okumaya tabi tut! Sözün özü “Oku” emri, okumanın tüm anlamlarını içerir. Bu âyet, Allah’tan bağımsız bir bilgi ve bilim anlayışını kökten reddeder. İkra’, “İlet, tebliğ et” anlamına hasredilemez. Bu ancak tâlî ve dolaylı bir mâna olabilir. Zira ilk pasajda üçüncü şahısları gösteren lafzî veya zımnî hiçbir dilsel karine yer almaz. Her şey “O ve sen” arasında gerçekleşir. Allah Rasûlü’ne ilk “uyar” emri Müddessir sûresinin ilk âyetiyle verilmiştir. [5801] İlk muhatap için dolaylı olarak “Vahyi Allah adına ilet”, tüm muhataplar için “İletileni Allah adına al ve oku” anlamına gelir. Varlığı Allah adına okuma çabası, onu Allah’a referansla anlama çabasıdır. Fakat okuma her şeyden önce zihinde olanı dile dökme işidir. Zira el-kırae: “Kalpte yazılı veya kayıtlı olanı bilinen bir lisanda dillendirmek” (nutkun bi-kelâmin mu’ayyenin mektûbin ev mahfûzin ‘alâ zahri kalb) anlamına gelir (İbn Âşûr).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
Osman Fırat
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyle oku.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Oku, Rabbin ismiyle ki, o yaratmıştır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku,
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyle oku.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yaradan rabbinin ismiyle oku.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rabbinin adıyla oku; yaratan odur.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Oku!Yaratan Rabbinin adıyla..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yaratan Rabbinin adıyla oku/çağır!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
oķı çalabuñ adıyıla ol kim yarattı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Oḳı yā Muḥammed, senüñ Tañrıñ adıyla. Ol ki barça nesneyi yaratdı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər! Qur’ani-Kərimi bütün məxluqatı) yoxdan yaradan Rəbbinin adı ilə (bismillah deyərək) oxu!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Read: In the name of thy Lord who createth,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Proclaim! (or Read!)(6203) in the name(6204) of thy Lord and Cherisher, Who created-
6203 Iqra'may mean "read", or "recite or rehearse", or "proclaim aloud", the object understood being Allah's Message. For an account of the circumstances in which this first revelation-the divine commission to preach and proclaim Allah's Message came to the Prophet, in the cave of Hira ', see C. 27-31. In worldly letters he was unversed, but with spiritual knowledge his mind and soul were filled, and now had come the time when he must stand forth to the world and declare his mission. 6204 The declaration or proclamation was to be in the name of Allah the Creator. It was not for any personal benefit to the Prophet: to him there was to come bitter persecution, sorrow, and suffering. It was the call of Allah for the benefit of erring humanity. Allah is mentioned by his tide of "thy Lord and Cherisher", to establish a direct nexus between the source of the Message and the one addressed. The Message was not merely an abstract proposition of philosophy, but the direct concrete message of a personal Allah to the creatures whom He loves and cherishes. Thy addressed to the Prophet is appropriate in two ways: (1) he was in direct contact with the divine Messenger (Gabriel) and Him Who sent the Messenger; (2) he represented the whole of humanity, in a fuller sense than that in which Christ Jesus is the "Son of Man".  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِقْرَاْ
oku
بِاسْمِ
adıyla
رَبِّكَ
Rabbinin
الَّذ۪ي
O ki
خَلَقَۚ
yarattı
(Zatıyla ve sıfatlarıyla tecelli edip tüm mevcudatı) Yaratan Rabbinin adıyla (kendini ve tüm mahlûkatı) oku (anla, idrak et)!
قَرَاَ
Fiil-I
ق ر ا
Okudu
اِسْمٌ
İsim
س م و
Ad, isim
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı