close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahzâb Sûresi 56. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnna(A)llâhe vemelâ-iketehu yusallûne ‘alâ-nnebiy(yi)(c) yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû sallû ‘aleyhi vesellimû teslîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki Allah ve melekleri, salavat getirir Peygambere; ey inanlar, siz de ona salavat getirin, tam teslim olarak da selam verin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kesin bir gerçektir ki; Allah ve O’nun melekleri (ve kâinattaki tüm görevlileri ve enerji (nur) güçleri Hz.) Peygambere salât edip (destek vermekte ve dua etmektedirler. Öyle ise) Ey iman edenler, siz de Ona salât edin (Hz. Peygamberin sünnetine ve hayat sistemine uyuverin ve Hakk Dinin hâkimiyeti için gayret gösterin) ve tam bir teslimiyetle Ona salâtü selam getirin. (Resulüllah’a saygılı ve itaatli davranın.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah ve melekleri peygamberi kutsarlar yani Allah O'nun şerefini ve şanını yüceltip makamını yükseltmekte, melekler de dua edip bağışlanmasını dileyip yüksek derecelere yükseltilmesini istemekteler. Ey inananlar! Siz de O'na dua ederek, derecesinin yükseltilmesini isteyin, hayırla yad edin, kendinizi O'nun rehberliğine tam bir teslimiyetle terk edin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah ve melekleri, peygamberi, itibarının yükselmesi, davetinin kabul görmesi, şeriatının devamı, ümmetine şefaatinin gerçekleşmesi, mükafatının katlanarak verilmesi için rahmetle anarlar, överler, ona saygı gösterirler, iltifat ederler; salavat getirirler Ey iman edenler, siz de ona salavat getirin, onu dua ve saygıyla, salâtü selâm ile anın, tam bir teslimiyetle ona bağlanın, onu selâmlayın, ona selâmet dileyin.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/157; 33/41-43.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere salat etmektedirler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve içtenlikle selam verin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçekten Allah ve melekleri, Peygambere salât ederler (şeref ve şanını yüceltirler). Ey iman edenler! Siz de O'na salât edin (Allahümme salli alâ MUHAMMED, deyin) ve gönülden teslim olun.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şüphesiz Allah ve melekleri, Peygambere rahmet indirirler: (Onu desteklerler.) Ey iman edenler! Siz de, ona rahmet duasını okuyun (onu destekleyin) ve ona selam verin!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah ve melekleri peygambere destek oluyorlar. Ey iman edenler! Siz de peygambere destek olunuz, ona yürekten bağlılığınızı ifade ediniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah ile melekler peygambere dua ederler; ey inanmış olanlar! Ona siz de dua edin, iyicene selâmlayın
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphe yok ki, Allah ve melekleri, Peygambere destek veriyor. Ey inananlar! Onu siz de destekleyin ve tam bir teslimiyetle onun rehberliğine teslim olun!
Ayette geçen “yusallûne” fiili “desteklerler” anlamında kullanılmıştır. “Allah ve melekleri peygamberi desteklediği gibi ey mü’minler siz de onu destekleyin, onun davasına omuz verin, onunla beraber Allah’ın dinini tebliğ edin, gelen vahyin hayata geçirilmesi ve diğer insanlara ulaşması için gayret gösterin” demektir. “Peygamberi övün, şanını yüceltin, onu tazim edin, onun adını anın!” demek değildir. 43. ayette mü’minlere hitaben; “O (Allah), sizi melekleri eşliğinde üzerinize indirdiği (vahiyle) destekleyip dimdik ayakta tutuyor…” buyruluyor. Burada da aynı kelime (“yusallî”) destek anlamında kullanılmıştır. “Övgü, yüceltme, tazim ve anma” gibi anlamlar verilseydi bu ayet “O sizi melekleri eşliğinde övüyor, tazim ediyor, yüceltiyor ve sizi anıyor” demek olurdu ki bu Allah’ın şanına yakışmaz. Bu kelimeye “dua ediyorlar” anlamı da veremeyiz çünkü duanın doğrudan muhatabı olan Allah’ın resulüne dua etmesi de düşünülemez. Dolaysıyla “salat” terimi burada destek anlamında kullanılmıştır. Bu âyetin doğrudan muhatapları olan günümüz Müslümanları maalesef Hz. Peygambere salavat okumayı alışkanlık haline getirerek onun davasına verilmesi gereken fiili desteği dua desteğine dönüştürmüştür. Oysa Allah vahiy göndererek peygambere verilmesi gereken desteği zaten vermiştir, Müslümanların Allah’tan aynı desteği istemesi anlamsız bir tekrardır. Salavat diye adlandırdığımız cümlede Allah’ın mü’minlere peygamberlerine destek verme emri varken, mü’minlerin bu işi Allah’a havale etmesi ciddi bir saygısızlıktır. Mü’minlere düşen Hz. Peygambere salavat okumak değil, onun davasına destek vermektir. Nitekim ayetin son cümlesinde “tam bir teslimiyetle onun rehberliğine teslim olun!” buyrularak mü’minlerden desteklemeleri gereken davada Hz. Peygamberin rehberliğine teslim olmaları emrediliyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh ve melekleri nebîye salavât iderler. Ey mü’minler! Siz dahî âna salavât ve selâm idin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler: Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salat ve selam getirin.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.[441] Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.
Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; mü’minlerin salât etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.  
 Allah’ın salevâtı, rahmet etmek ve kulunun şânını yüceltmektir. Meleklerin salevâtı, Peygamber’in şânını yüceltmek, müminlere bağış dilemek anlamınadır. Müminlerin salâtı ise, dua anlamına gelmektedir. Allah bütün müminlere, peygamberlerine salât ve selâm getirmelerini emretmekte ve ona saygı göstermelerini istemektedir. «Allahümme salli alâ Muhammedin» demek salât, «Esselâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü» demek selâmdır. Peygamberimizden rivayet edilen çok sayıda salevât-ı şerîfe vardır. Bunları okumak, mümkün olduğu kadar çok salât ve selâm getirmek, Peygamber’in sevgisini celbeder, şefâatine sebep olur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH ve melekleri peygamberi desteklemektedir. Ey inananlar siz de onu destekleyin, gereken saygı ve itaati gösterin.
Bu ayet, anlamı kaydırılarak suistimal edilen ayetlerden biridir. "Desteklemek" olarak çevirdiğimiz kelime 33:43 ve 9:99,103 ayetlerinde de geçmektedir. Bu üç ayeti birlikte incelediğinizde, sözkonusu kelimeyle nasıl oynandığını göreceksiniz. Bu ayetin anlamını kaydıran dinadamları, Müslümanları, sürekli olarak Allah'ı anıp yüceltmek yerine Muhammed'i anıp yüceltmeye sevketti (33:41-42). Ayrıca bak 2:157.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Muhakkak ki Allah ve Melâikesi Peygambere hep salât ile tekrim ederler, ey o bütün iyman edenler! haydin ona teslimiyyetle salât-ü selâm getirin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler. Ey îmân edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle ona selâm verin.
Allah Teâlâ’nın, Peygamberine salât etmesi, ona rahmet etmesi, feyizler ve bereketler yağdırması, onun şanını/makamını yüceltmesidir. Meleklerin Peygambere salât etmesi, duadır. Îmân edenlerin Peygambere salât ve selâm etmesi ise dua, tazim ve selâmdır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kuşkusuz Allah ve melekleri, Nebi'ye salat¹ ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salat edin. Tam bir bağlılıkla salat edin.
1- Destek olun, yardım edin. Allah ve melekleri, nebiye destek oluyorlar, siz de ona destek olun.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhesiz ki Allah ve melekleri o peygambere çok salât (ve tekrîm) ederler. Ey îman edenler, siz de ona salât edin, tam bir teslîmiyyetle de selâm verin.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Muhakkak ki Allah ve melekleri, o peygambere salât ederler. Ey îmân edenler! (Siz de) ona salât edin ve (ona) teslîmiyetle selâm verin!(1)
(1)Allah-ü Teâlâ’nın Hz. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a salât etmesi, ona rahmet edip ondan râzı olması; meleklerin salât etmesi ise, duâ edip mağfiret dilemeleridir. (İbn-i Kesîr, c. 3, 110)“Evet salavâtın ma‘nâsı, rahmettir. Ve o zîhayat mücessem rahmete rahmet duâsı olan salavât ise, o*رَحْمَةً ِللْعاَلَم۪ينَ*’e (âlemlere rahmet olan Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a) vusûle (kavuşmaya)vesîledir. Öyle ise sen salavâtı kendine, o رَحْمَةً ِللْعاَلَم۪ينَ ’e ulaşmak için vesîle yap ve o Zât’ı da rahmet-i Rahmân’a vesîle ittihaz (kabûl) et!” (Lem‘alar, 14. Lem‘a, 103)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz Allah ve melekleri peygambere salât ediyorlar (yardım edip destekliyorlar). Ey inanmış olanlar! Siz de ona salât edin (ona yardım edip destekleyin, onun davasına sahip çıkıp yüceltin) ve (Allah’tan getirdiklerine) tam bir teslimiyetle (içtenlikle) teslim olun. (*)
(*) Burada (صلاة)’’Salât’’ ilgilenmek, destek ve yardım vermek anlamındadır. Çünkü aynı ayette art arda gelen (صلاة)’’salât’’ kelimesi, üç farklı anlamda gelmesi mümkün değildir. Yani Allah için ayrı (merhamet etmek gibi), melekler için ayrı (istiğfar etmek gibi) ve müminler için ayrı (dua etmek ve övmek gibi) anlamları söz konusu olamaz. Zaten Allah’tan, selât’ın merhamet anlamında olamayacağının Bakara suresi -157. ayetten net ve kesin bir şekilde anlaşılmaktadır. (اُو۬لٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ) ’’İşte onlara Rablerinden salavat ve rahmet vardır.’’ Eğer burada salâvat kelimesinden rahmet anlamını alırsak, o zaman bu ayette aynı anlam taşıyan iki kelime kullanıldığı için bir anlatım bozukluğu söz konusu olur. Hâlbuki yüce Allah’ın gönderdiği Kur’an’da böyle bir hata olamaz? Demek ki maalesef söz konusu ‘’salât’’ kelimesiyle (ve bu ayetle) ilgili geleneksel tefsirler ve birçok meal hatalıdır. Bu nedenle âyetin metninde geçen yusallûne =يُصَلُّونَ ‘nin türediği es-salât = الصَّلَاة kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan’ul-Arab) Bu ayet yüce Allah’ın Hz. peygamberin vahiy ve melekleriyle sürekli desteklediğini gösterir. Yani burada mü’minlere verilen emir; sürekli onun ve davasının arkasında olmaları, kıyamete kadar davasına sahip çıkmaları, yüceltmeleri ve bu konuda samimi davranmaları istenmektedir… İşte burada (صلوا عليه) ‘’sallü âleyhi’’ yani, ‘’Ona destek olun, davasına icabet edin, onunla ilgilenin, ona yardım edin, davasına sahip çıkıp yüceltmeye çalışın vs.’’ şeklindedir. (الله اعلم) Ayrıca ‘’Cemal Külünkoğlu Meali Ahzâb- 56. Ayet Açıklaması’’da şöyledir: Ayette geçen“yusallûne”fiili “desteklerler” anlamında kullanılmıştır. “Allah ve melekleri peygamberi desteklediği gibi ey mü’minler siz de onu destekleyin, onun davasına omuz verin, onunla beraber Allah’ın dinini tebliğ edin, gelen vahyin hayata geçirilmesi ve diğer insanlara ulaşması için gayret gösterin” demektir. “Peygamberi övün, şanını yüceltin, onu tazim edin, onun adını anın!” demek değildir. 43. ayette mü’minlere hitaben; “O (Allah), sizi melekleri eşliğinde üzerinize indirdiği (vahiyle) destekleyip dimdik ayakta tutuyor…”buyruluyor. Burada da aynı kelime (“yusallî”) destek anlamında kullanılmıştır. “Övgü, yüceltme, tazim ve anma” gibi anlamlar verilseydi bu ayet “O sizi melekleri eşliğinde övüyor, tazim ediyor, yüceltiyor ve sizi anıyor” demek olurdu ki bu Allah’ın şanına yakışmaz. Bu kelimeye “dua ediyorlar” anlamı da veremeyiz çünkü duanın doğrudan muhatabı olan Allah’ın resulüne dua etmesi de düşünülemez. Dolaysıyla “salat” terimi burada destek anlamında kullanılmıştır. Bu âyetin doğrudan muhatapları olan günümüz Müslümanları maalesef Hz. Peygambere salavat okumayı alışkanlık haline getirerek onun davasına verilmesi gereken fiili desteği dua desteğine dönüştürmüştür. Oysa Allah vahiy göndererek peygambere verilmesi gereken desteği zaten vermiştir, Müslümanların Allah’tan aynı desteği istemesi anlamsız bir tekrardır. Salavat diye adlandırdığımız cümlede Allah’ın mü’minlere peygamberlerine destek verme emri varken, mü’minlerin bu işi Allah’a havale etmesi ciddi bir saygısızlıktır. Mü’minlere düşen Hz. Peygambere salavat okumak değil, onun davasına destek vermektir…’’ Yine ‘’Mehmet Okuyan Meali 56. Ayet Açıklamsı’’ da şöyledir: Bu cümleye “Allah ve melekleri Peygamber’e [salavat] getiriyor/dua ediyor” şeklinde anlam vermek büyük bir hatadır. Buradaki [yüsallûne] fiili ile [sallû] emir kalıbı, tıpkı Tevbe 9:103 ve Ahzâb 33:43’teki ilgili kelimelerde olduğu gibi “yardım etmek, destek olmak” demektir. Bu anlamın delili Enfâl 8:62’dir. Ayetteki buyruk Yüce Allah’ın ve meleklerinin yaptığı gibi müminlerin de Hz. Muhammed’e destek vermeleridir…’’ Aşağıdaki Arapça metinlerine de bakılabilir فافتراض استخدام كلمة (الصلاة) في آية واحدة، مرّةً بنحو المعنى الحقيقي وهو الدعاء، ومرّة أخرى بنحو المعنى المجازي وهو فعل الرحمة والمغفرة والتزكية ـ ضمن سياق من هذا النوع- يبدو ويعاني من شيء من التنافر وعدم الوضوح والانسجام، ويبدو أن معنى صلوٰة الله والملائكة على النبي هنا حسب سياق النص هى المساندة والعون، ويدعو الله تعالى أيضاً المؤمنين بمساندته وإعانته والإستجابة لما جاء به من رسالة، ولا سيما أن ما جاء بعد هذا النص يتحدث عن الذين كانوا يؤذون النبي في عصره ويدعو النص لمساندته وعدم إيذائه ﴿ إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا (56) إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُهِينًا (الاحزاب - 57) ويتفق معنى صلوٰة الله والملائكة هنا مع ماورد في النص الثاني ﴿ هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا) فصلوٰة الله والملائكة على المؤمنين هنا لا تتعارض مع معنى العون والمساندة لإخراجهم من الظلمات إلى النور). (43) (سورة الأحزاب) المقصود بالصلوٰة على النبي التي جائت في سورة الأحزاب على ما يبدو أنها نداءً كان موجهاً الي المؤمنين بمساندته وإعانته وعدم إيذائه والتسليم له أي الخضوع لما جاء به من الحق (مفهوم الصلاة على النبي - ملفات محايدة) .هنا نأتى الى معنى آخر من معانى الصلاة ، وهو (الصلة ) أى العلاقة الوثيقة فى أسمى صورها بين طرفين ، حين تقوم على الصدق والايمان ، ويجمع الطرفين ( النبى والمؤمنين ) صلة مشتركة ،أو عروة وثقى وهو التمسك بالقرآن الكريم والتصديق به - لقد يفهم من هذا البيان القرءانى أن عبارة الصلاة" هى من المساندة والعون. وكلمة "على" تحدد من تصيبه هذه المساندة والعون (الصلاة على النبى من صحيفة اهل القران ) الصلاة بمعنى الالتزام بالتأييد والنصر والتوفيق إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ }الأحزاب 56 ومن ذلك قولنا: صلة الرحم، التي تدل على فعل القيام بشؤونهم ومساعدتهم فهي قطعاً ليست الصلاة التعبدية، - يريد الله من المؤمنين أن يُصلّوا على النبي بمعنى الصلة به، أي العلاقة والالتزام بما نزل عليه من شرع ؛ أن ينصروه ويحموه ويدافعوا عنه وعن دعوته ويسلموا لأوامر الله تسليماً، ويتكتلوا معه لنصرة الدين والحق، وهذا الأمر الإلهي مستمر بعد وفاة النبي (مفهوم الصلاة على النبي - أهل القران - سامر إسلامبولي) قال فى شرح الكشاف وغيره معنى قوله اللهم صل على محمد اللهم عظمه فى الدنيا باعلاء دينه واعظام ذكره واظهار دعوته وابقاء شريعته الخ (روح البيان في تفسير القرآن – اسماعيل حقي) "يصلّي" من مادة (صلاة) وهي هنا تعني الرعاية والعناية الخاصّة، الخ (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) الخلاصة -. إنّ الله تعالى أمر المسلمين أن يتّصلوا بالنبيّ ويتعلّموا اُمور دينهم منهُ ويسمعوا لقولهِ ويعملوا بأمرِه (من كتاب حقائق التأويل في الوحي والتنزيل ) معنى صلاة الله والملائكه هي التواصل مع النبي والمساندة له ولدعوته والاعتناء به والمطلوب منا التواصل مع تعاليم النبي والمساندة والمعاونة له ولاعلاء دعوته وليست الصلاة علي النبي مجرد قول نردده دون معرفة معناه ...يريد الله من المؤمنين أن يُصلّوا على النبي بمعنى الصلة به، أي العلاقة والالتزام بما نزل عليه من شرع ؛ أن ينصروه ويحموه ويدافعوا عنه وعن دعوته ويسلموا لأوامر الله تسليماً، ويتكتلوا معه لنصرة الدين والحق، وهذا الأمر الإلهي مستمر بعد وفاة النبي بانتقال فعل الصلاة للرسالة الإسلامية التي نزلت على النبي محمد المحتواة في القرءان الكريم، ومن بعده لمن يحمل هذه الرسالة من العلماء والقادة الراشدين، يجب أن نصلي عليهم، بمعنى التكتل حولهم ومعهم لنصرة الدين والحق ونشر الوعي بين الناس وحضهم على فعل الخير والمعونة لصلاة على بعضهم بعضاً. مفهوم الصلاة على النبي – الموقع الرسمي للباحث ا سمر اسلامبولي) لنرى استخدام القرءان لكلمة الصلاة.: الصلاة بمعنى الالتزام بالدعاء {وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَداً وَلاَ تَقُمْ عَلَىَ قَبْرِهِ إِنَّهُمْ كَفَرُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَمَاتُواْ وَهُمْ فَاسِقُونَ }التوبة84 2- الصلاة بمعنى الالتزام بالتأييد والنصر والتوفيق والهداية.{إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ علَى النَّبِيِّ }الأحزاب 56 ) أيضا سياق الآية يؤكد ما ذهبت إليه وتفضلت به “وسلموا تسليما” ولم يقل سلموا سلامًا إذن فهو تسليم وإذعان والتزام بالأوامر وليس مجرد تمتمات جوفاء… هذه هي الصلاة الحقيقة فالله وملائكته يصلون على النبي بالوحي والرسالة والمؤمنون يصلون عليه بالالتزام والاتباع “ثم لا يجدوا في أنفسهم حرجا مما قضيت ويسلمواتسليما (مفهوم الصلاة على النبي - الموقع الرسمي للباحث سامر إسلامبولي) معنى الصلاة على النبي ؟ وكيف نفهم صلاتنا وصلاة الله عليه ؟ اثناء ما كان يدعوا النبي للاسلام كان يعاني من صعوبات جمه ومحاربه من الكفار المشركين واهل الكتاب فاخبرنا الله تعالى انه وملاكته يصلون على النبي وامر نا ان نصلي عليه اي ندعمه ونؤازره وننصره وندعوا الله له بذالك والذي اخبرنا سبحانه انه يعمل ذالك عندما قال ان الله وملاكته يصلون على النبي وان نسلم ونصدق بما جاء به تصديقا (نفس المصدر))  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah ve melekleri peygambere yardım edip destekliyorlar. Ey inananlar sizde peygambere yardım edip destekleyin ve onun emirlerini (verdiği görevleri) tam bir teslimiyetle yerine getirin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Allah ile melekleri peygamberi över. Ey inananlar! Siz de onu övün, bütün varlığınızla ona bağlanın.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şüphe yok ki Allah ve melâikesi peygambere salâvat getirirler. Ey iman edenler! Siz de O/na salâvat getirin; selâm getirin.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere yardım ve destek [yusallûn] verirler. Ey inananlar! Siz de ona yardım ve destek/dua [sallû] veriniz ve onu tam bir teslimiyetle selâmlayınız.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz Allah ve melekleri peygambere salâvat gönderirler. Ey iman edenler, siz de ona salâvat gönderin ve tam bir teslimiyetle teslim olun.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hiç kuşkusuz Allah ve melekleri, Peygambere salât ederler. Allah Peygamber’ine karşı çok merhametlidir; ona dâimâ sevgiyle yönelir, onu över, işlerini bereketli kılar, ismini yüceltir ve onun üzerine rahmetini indirir. Melekler de Peygamber’i çok severler; onun en yüce makâmlara ulaşması, İslâm’ın ve Müslümanların üstün gelmesi için Allah’a duâ ederler. Onun şerefini gözetmeğe, şanını yüceltmeğe özen gösterirler. O hâlde, ey inananlar, sizin kurtuluşunuz için her şeyini fedâ eden bu Peygamberin izinden yürüyün, tüm gücünüzle dâvâsını destekleyin, ona saygı duyun, onu yüceltin; böylece siz de ona salât edin ve ona tüm kalbinizle esenlikler dileyerek içtenlikle selâm edin!Allahumme salli ve sellim alâ nebiyyinâ Muhammed!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah ve O’nun melekleri, Nebiyy’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Ona salât edin; kesin ve tam olarak teslimiyet gösterin!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah ve melekleri resule hep destek olurlar. Sevgili müminler! Siz de salatu selâm ile/dua ve esenlik dileyerek resule güven tazeleyin
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şüphesiz Allah ve melekleri Nebi’nin esenliği, barışı, huzuru için her türlü desteği veriyorlar. Ey iman edenler! Siz de Nebi’nin esenliği, barışı, huzuru için ona destek verin! Sözlerinizi davranışlarınızı ona göre yapın!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah ve melekleri, Peygamber’e [salât] ediyorlar (destek veriyorlar). Ey iman edenler! Siz de ona [salât] edin (destek verin) ve tam teslimiyet gösterin! [*]
Bu cümleye “Allah ve melekleri Peygamber’e [salavat] getiriyor/dua ediyor” şeklinde anlam vermek büyük bir hatadır. Buradaki [yüsallûne] fiili ile [sallû] emir kalıbı, tıpkı Tevbe 9:103 ve Ahzâb 33:43’teki ilgili kelimelerde olduğu gibi “yardım etmek, destek olmak” demektir. Bu anlamın delili Enfâl 8:62’dir. Ayetteki buyruk Yüce Allah’ın ve meleklerinin yaptığı gibi müminlerin de Hz. Muhammed’e destek vermeleridir; ayrıca bütün müminlerin ona teslimiyet ve samimiyet göstermeleridir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz, Peygambere, Allah rahmet eder ve melekleri duâ eder.¹ Ey îman edenler! Siz de ona hürmet edin² ve tam teslim olun.³
1 Salât kelimesi; Allah için rahmet, melekler için istiğfar ve dua, mü’minler için hürmet anlamına gelir. Bk. (Ahzab: 43)2 Bu âyete göre Peygambere ismi zikrolundukça salâvat farzdır. Peygamber (s.a.v): “Allah benim için iki Melek görevlendirmiştir. Benim ismim bir Müslüman’ın yanında anılıp da bana salâvat getirince o iki melek ona: Allah seni bağışlasın der. Allah ve diğer melekler de âmin derler. Benim ismim bir Müslüman’ın yanında anılıp da bana salâvat getirmezse o iki melek ona: “Allah seni bağışlamasın der. Allah ve diğer melekler de âmin derler” buyurmuştur. (Kurtubî) Namazda son tahiyyattaki “Allahümme salli ve barik” dualarını okumak Hanefilere göre sünnet, Şafiilere göre, vaciptir. 3 Bu âyetin son bölümü “Ey îman edenler! Siz de ona salâvat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah ve melekleri, şüphesiz, Peygamberi kutsarlar: [o halde] ey iman etmiş olanlar, siz de o’nu kutsayın ve kendinizi [o’nun rehberliğine] tam bir teslimiyetle terk edin!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hiç kuşku yok ki Allah ve melekleri nebiye destek vermektedirler. Ey iman edenler! Siz de O’na destek olun ve O’nu her türlü şaibe ve çirkin yakıştırmalardan uzak tutun. 7/157, 48/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Elbette Allah ve O’nun melekleri Nebî’yi desteklerler. Ey iman edenler! Onu, siz de destekleyin![³⁷⁸³] Ve onu her tür şaibeden ve ithamdan uzak tutun![³⁷⁸⁴]
[3783] Lafzen: “..salat ederler.. salat edin”. Burada Allah ve meleklerinin Rasul için yaptığı eylemi mü’minlerin de yapması emredilmektedir. Bu âyetin kapsamı, Allah ve meleklerinin mü’minleri desteklediğinden (yusallî ‘aleykum ve melâiketuhu) söz eden 43. âyetle birlikte (Krş: 2:157; 9:99, 103) değerlendirilmelidir. Mü’minler gibi Rasul de vahiyle desteklenmiştir. Hemen üstteki âyetler bu desteğin açık göstergesidir. Kelimenin türetildiği salâ zaten “destek” anlamına gelmektedir (87:15, not 15). Salat, “dua” mânasına bu kökten yola çıkarak ulaşmıştır. Fakat Allah’ın kuluna “dua etmesi” caiz olmayacağı için, âyetin yorumunda ilk otoriteler farklı görüşler dile getirmişlerdir. İbn Abbas bunu “tebrik etmek” olarak anlamıştır (Taberî). Süfyan Allah’ın salatı “rahmet”, meleklerinki “dua” demiştir. Ata “Rahmetim herşeyi kuşatmıştır” âyetini okumuştur. Said b. Cübeyr İbn Abbas’tan bu âyetin tefsiri sadedinde şunu nakletmiştir: “İsrâiloğulları Musa’ya ‘Rabbin seni destekliyor (yusallî ‘aleyke) mu?’ diye sordular. Musa’nın Rabbi nida etti: ‘Evet Ben de meleklerimle birlikte tüm nebi ve rasullerimi destekliyorum.’ Cabir’in eşi Rasulullah’tan kendine ve eşine salat etmesini istedi, Rasulullah ona “Allah sana ve eşine salat etsin (sallallahu ‘aleyke ve ‘ala zevcike)” diye dua etti (İbn Kesir). Bütün bunlar salâtın bir destek emri olduğunu, Allah’ın ve meleklerinin bu salâtı vahyi gönderip indirerek yaptıkları, mü’minlerinse filî dua ile risalet mirasını desteklemeleri gerektiğini göstermektedir. Aslında Allah Rasûlü için edilen dua olan salavât da bu desteğin sözlü boyutudur. Fakat salavât konusu, rivayet edebiyatında en çok istismar edilen ve çığırından çıkarılan konuların başında gelir. Yüce Rabbimizin, mü’minleri sevgili Rasûl’ümüze destek vermeye davet ettiği bu âyet, “ne kadar salevât o kadar hûri” sululuğuna âlet edilebilmiştir. (Konu için bkz: Üç muhammed, 111-115). [3784] Salâta Allah ve melekleri de katılırken selâmın sadece mü’minlere emredilmiş olması manidardır. Ahzâb 56. âyetin içinde yer aldığı pasaj (53-59) başta olmak üzere, bu pasajların (49-73) konusu tamamıyla Allah Rasûlü’nün şahsı ve ailesidir. Hatta Kur’an’da sadece Allah Rasûlü’nü ilgilendiren nadir âyetlerdin biri (52) bu pasajda yer alır. Vahyin sahibi Allah, bu âyetlerde, gönderdiği Elçi’nin tüm şâibelerden uzak tutulmasını istemekte, Allah Rasûlü ve pâk ailesi hakkında dedikodu üretenleri mahkûm etmektedir. Bu amaçla, hem Elçi’nin kendisine, hem de ona imân eden mü’minlere düşenleri bir bir öğretmektedir. Elçi’yi destekleme (salât) emrini içeren bu âyetin sonunda gelen ve sellimû teslîmâ ibaresi ile mü’minlere, ne tasavvur ve düşüncelerinde, ne de söylem ve eylemlerinde ona ilişkin hiçbir şâibe barındırmamaları, onu her tür şâibeden sâlim ve uzak bilmeleri emredilmektedir. “Bir rasule nasıl şâibe bulaştırılır?” sorusunun cevabı da, 69. âyette, Hz. Mûsâ ve ona şâibe bulaştırma çabası içine giren İsrailoğulları üzerinden verilmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kuşkusuz Allah ve melekleri, peygamber üzerine salatta bulunurlar. (Allah Teâla Peygamber’ine rahmet eder, onu meleklere metheder. Melekler de Peygambere duada ve bağışlanma dileğinde bulunur, muhabbet ve hürmetlerini izhar ederler) Ey iman edenler siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin!
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz Allah ve melekleri Nebiye değer veriyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona değer vererek esenlik dileyin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak ki, Allah Teâlâ ve melekleri peygamber üzerine salatta bulunurlar. Ey imân etmiş kimseler! O'nun üzerine salatta, teslimiyetle selâmda bulunun.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin. [33, 41-43; 2, 157]
Allah’ın salatı: Nebîsini rahmetine mazhar etmesi, onun şanını yüceltmesidir. Meleklerin salatı Hz. Peygamber’in şanını yüceltme, müminler için duadır. Müminlerin salatı da, duadır. Selamları ise ona güven verme, ona kendileri tarafından vâki olabilecek zarar, saygısızlık gibi olumsuz durumlardan teminat verme anlamına gelir.Demek ki salat-u selâm, Hz. Peygamber’in Allah Teâlâ tarafından getirdiği ne kadar ahkâm varsa hepsini kabul edip, devamlı sûrette ona verilen biatı yenileme mânasına gelir. Evet, her salavat bir tecdid-i biattır. Hatıra gelen bir soru da, Hz. Peygamber’in salata, dua ve rahmete ihtiyacı olmadığı halde bunun üzerinde önemle durmanın sebebidir. Cevap olarak şöyle denilebilir: Ümmetin Hz. Resulullaha ihtiyacı fazladır. Hele bu ihtiyaç, uzun ve tehlikeli, meşakkatli âhiret hallerinde son derece fazla olacaktır. Resul-i Ekrem (a.s.m) ın bu itibarı, tabir caiz ise Allah Teâlâ nezdindeki bu kıymeti, ne kadar artarsa, bu imkânların kullanılması o derece fazlalaşacaktır. Her bir Müslümanın ondan istifadesi daha da artacaktır. Demek ki salavat, nihayetsiz ümmetin, nihayetsiz ihtiyaçları ile ilgili olduğu için, ne kadar yapılsa yeridir.Ayrıca salavatla müminler Hz. Peygamber’e karşı görevlerini daha sık hatırlamakta, onun buyruklarıyla irtibata geçme ve ona olan sevgilerini artırma vesilesi bulmaktadırlar.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ı ve melekleri, Peygambere salat etmekte(onun şerefini gözetmeğe, şanını yüceltmeğe özen göstermekte)dir. Ey inananlar, siz de ona salat edin, (onun şanını yüceltmeğe özen gösterin); içtenlikle selam edin (ona esenlik dileyin).
Allah tarafından salât: rahmet ve kulunun şânını yüceltmek anlamına gelir. Meleklerin salâtı da burada yine peygamber'i esirgemek, onun şânını yüceltmek demektir. Ayrıca meleklerin mü'minlere salât etmesi, onların bağışlanmalarını dilemeleridir. Mü'minlerin salâtı ise, du'â, acıma anlamınadır. Yüce Allah, bütün mü'minlere, peygamber'e salât ve selâm getirmelerini emretmektedir. Yani onun için rahmet ve esenlik dilemelerini, böylece ona saygı göstermelerini istemektedir. Aslında bu âyet, çeşitli dedikodularıyle peygamber'i rahatsız eden kişilerle ilgilidir. Onlara, peygamber'e acımaları, onu rahatsız etmemeleri emredilmiştir. Ömürde bir kez olsun Hz. peygamber'e salât ve selâm getirmek farzdır. Bir rivâyete göre onun adı her anıldığında salât ve selâm getirmek gereklidir. "Allahumme salli Œlâ Muhammedin" demek salât; "es-selâmu Œleyke eyyuhâ'n-nebiyyu" demek selâmdır. peygamberimizden rivâyet edilen birçok salâvât-ı şerîfe vardır. Bunları okumak, mümkün olduğu kadar çok salât ve selâm getirmek, bize karşı peygamber'in sevgisini çeker ve kendimiz için de rahmet olur.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ ve melekleri Nebî üzerine salât getirirler. Ey Mü'minler onun üzerine salât ve selâm getiriniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah ve melekleri bu nebîye destek olurlar. Ey inanmış kimseler! Ona siz de destek olun ve içtenlikle samimi davranın.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah ve melekleri peygamber'e rahmet eder. Ey iman edenler! Siz de onun için rahmet ve esenlik dileyin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.(23)
(23) Veya “tam bir teslimiyetle ona teslim olun.” Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmek; meleklerin ve bizim salât etmemiz de onun için rahmet duası etmek anlamına gelir. Onun rahmete erişmesi ise, ümmeti olarak bizim rahmete erişmemiz demektir. Çünkü hayatı boyunca görüldüğü gibi, onun bütün kaygısı ümmetinden ibarettir. Bir gece sabaha kadar ümmeti için Rabbine yakardıktan sonra Allah ona Cebrail ile “Biz seni ümmetin hakkında hoşnut edeceğiz ve asla üzmeyeceğiz” şeklinde haber göndermiştir. (Müslim, İman: 346.) 17:79’da da ona “Övülmüş Makam” adıyla şefaat makamının verileceği müjdelenmiştir ki, bu durum, bizi Allah’ın Resulü ile çok yakın ve sıcak bir ilişki içinde bulunmaya davet etmektedir. İşte salâvat, onunla bizim aramızda bu sıcak ilişkiyi kuran, devam ettiren ve pekiştiren en önemli bir vasıtadır. Bu konuda Peygamberimizin birçok hadisi bulunmaktadır ki, bunlardan birkaç tanesi şöyledir: “Kabrimi bayram yerine çevirmeyin. Bana salât ve selâm edin. Çünkü nerede olsanız salât ve selâmınız bana ulaşır.” (Ebû Davud, Menâsik: 97.) “Günlerinizin en üstünü Cuma günüdür. O gün bana çok salât ve selâm getirin. Çünkü sizin salât ve selâmlarınız bana sunulur.” “Ey Allah’ın Elçisi,” diye sordular. “Sen ölüp de senden bir iz kalmadıktan sonra salât ve selâmlarımız sana nasıl sunulur?” Peygamberimiz buyurdu ki: “Allah, peygamberlerin cesetlerini çürütmeyi toprağa yasaklamıştır.” (Ebû Davud, Salât: 201.) Übeyy ibni Kâ’b birgün Peygamberimize şöyle sordu: “Ey Allah’ın Elçisi, ben sana çok salâvat getiriyorum. Duamın ne kadarını salâvata ayırayım?” Peygamberimiz “Dilediğin kadarını” buyurdu. Übeyy yine sordu: “Dörtte birini ayırayım mı?” Peygamberimiz yine “Dilediğin kadarını,” buyurdu. “Ama arttırırsan senin için daha iyi olur.” “Yarısını?” “Dilediğin kadarını. Ama arttırırsan senin için daha iyi olur.” “Peki, duamın tamamını salâvata ayırsam?” “İşte o zaman Allah senin bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını da bağışlar.” (Tirmizî, Kıyamet: 23.) “Yeryüzünde Allah’ın seyyah melekleri vardır; ümmetimin selâmlarını bana ulaştırırlar.” (Müstedrek, 2:456, no. 3576.) “Ey Allah’ın Elçisi, sana selâm vermeyi anlıyoruz; peki, nasıl salât edeceğiz?” sorusuna karşılık ise, Peygamberimiz, namazların teşehhüdlerinde okumakta olduğumuz “Allahümme salli, Allahümme bârik” duâlarını öğretmiştir. (Buhârî, Tefsir 33:10; Tirmizî, Tefsir 33:23.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şu bir gerçek ki, Allah ve melekleri, o Peygamber'e destek verirler/onun şanını yüceltirler. Ey inananlar! Siz de ona destek olun/onun şanını yüceltin ve ona içtenlikle selam verin.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ Tañrı daħı firişteleri śalavat eylerler peyġamber üzere iy anlar kim įmān getürdiler! śalavāt eyleñ aña daħı selām virüñ selām virmek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā raḥmet eyler, melā’ikeler istiġfār ider peyġamber üstine. İyīmān getürenler, nebīye du‘ā idüp ṣalavāt virüñüz, daḫı selām vi‐rüñüz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Həqiqətən, Allah və Onun mələkləri Peyğəmbərə salavat göndərirlər (xeyir-dua verirlər). Ey iman gətirənlər! Siz də ona salavat göndərib (onun üçün salavat deyib) layiqincə salamlayın! (Allahümmə səlli əla Muhəmmədin və ali Muhəmməd; əssəlamu əleykə əyyuhənnəbi və rəhmətullahi və bərəkətuhu–deyin!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! Allah and His angels shower blessings on the Prophet. O ye who believe! Ask blessings on him and salute him with a worthy salutation.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah and His angels send blessings on the Prophet:(3761) O ye that believe! Send ye blessings on him, and salute him with all respect.
3761 Allah and His angels honour and bless the Prophet as the greatest of men. We are asked to honour and bless him all the more because he took upon himself to suffer the sorrow and afflictions of this life in order to guide us to Allah's Mercy and the highest inner Life.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
وَمَلٰٓئِكَتَهُ
ve melekleri
يُصَلُّونَ
salât ederler
عَلَى النَّبِيِّۜ
nebîye
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
صَلُّوا
salât edin
عَلَيْهِ
ona
وَسَلِّمُوا
ve teslim olun
تَسْل۪يماً
bir teslimiyetle
Muhakkak ki Allah ve melekleri, nebîye salât ed(ip dinine yardım ederek onu destekl)erler. Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Siz de ona salât ed(ip dine yardım ederek onu destekley)in ve tam bir teslimiyetle (onun örnekliğine) teslim olun!
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَلَك
İsim
م ل ك
Melek
صَلّٰى
Fiil-II
ص ل و
Namaz kıldı, dua etti, destekledi, salât etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
صَلّٰى
Fiil-II
ص ل و
Namaz kıldı, dua etti, destekledi, salât etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
سَلَّمَ
Fiil-II
س ل م
Teslim etti, teslim oldu, kurtardı, selam verdi