(Ey insanlar!) Muhammed sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir, fakat o, Allah’ın (bütün insanlara son vahyini tebliğ etmekle görevlendirdiği) elçisi ve bütün peygamberlerin sonuncusudur. Ve Allah her şeyi hakkıyla bilendir. *
(*) Ne Zeyd Hz. Peygamberin evlatlığıdır, ne de Hz. peygamber onun babasıdır ve aralarında hukûkî olarak akrabalık hükümlerinin uygulanması da imkânsızdır. Zira neredeyse Zeyd Hz. Peygamberle yaşıttır, aynı yaştakilerden biri baba, öbürü ise evlat olur mu? Zeyd çocuk iken Hz. Peygamberin evinde mi büyümüş? Hz. Peygamber mi onu yetiştirmiş? Hayır, O zaman Zeyd 21 veya 30 yaşlarında bir adam idi, peki Zeyd, neredeyse kendi yaşında olan birine nasıl evlat olabilir? Demek ki, Zeyd’in Hz. peygambere olan evlatlığı bir iddiaden öteye geçmez. Bu nedenle Kur’an (تبني)’’tebenni’’yerine (أدعياء)’’ed’îya’’ifadesini kullanmıştır. Ayrıca her ne kadar Peygamber için, kendi ümmetinin babasıdır, denilse de bu, mecâzendir. Ayrıca bu, Kur’ân’ın geleceğe ait haberlerinden bir mucizedir. Hz. Peygamberin sağ olduğu bir zamanda inen bu 40. âyet, onun arkasında bir erkek evlât bırakmayacağını da bildirmektedir. Detay için aşağıdaki Arapça metninde bkz: Ayrıca Nebi sözcüğü, nebe/haber sözcüğünden türemiştir. “Muhbir/haberci” demektir. Kur’an, nebi sözcüğünü, yalnızca önemli haberler hakkında kullanmıştır. Nebi, “önemli haberleri veren” kişi demektir. Bu sözcük, yalnızca nebileri ifade etmek için kullanılmıştır. Zira nebiler, sıradan haberleri değil, hiçbir şeyin kendisi kadar önemli olamayacağı Allah’ın vahyini haber vermektedirler. Resul, gönderilen/elçi demektir. Belli bir amaç için, başkalarına bilgi ve haber götürmek için görevlendirilen kişi demektir. Kur’an bu sözcüğü; Allah’ın, kullarına, haberlerini ulaştırması için seçtiği kişi” anlamında kullanmıştır. Dolayısı ile “işlevsellik” bakımından resul ve nebi arasında bir fark yoktur. Resul ile Nebi arasındaki fark: Bir kimse resul/elçi olarak atanmışsa, onda nebilik görevi de vardır. Zira elçilik görevi olmadan, haber iletme işi olamaz. Resul, “ görev”, nebi de “görevli”, “haberi getiren” demektir. Resul/elçi sözcüğü, nebilik dışında da birçok konuda Kur’an’da yer almaktadır. Örneğin can alıcı melekler için de resul/elçi sözcüğü kullanılmıştır. Haber bittiğine (artık vahiy inzal olamayacağına) göre resullük/ elçilik de bitmiştir. Kimilerinin, nebiliğin bittiğini ancak elçiliğin sürdüğünü ileri sürmeleri tam bir sapkınlıktır. Zira vahiy olmadan elçilik olmaz; haber olmadan, haberci olmaz. (E. Aktaş Meali 40.Ayet Açıklaması)
وحتى في الآية التي سبقتها من سورة الأحزاب: "وما جعل أدعياءكم أبناءكم"، فإنها تتكلم عن قصة محددة تدور حول زيد بن حارثة مولى السيدة خديجة الذي منحته للرسول بعد زواجها منه وكان زيد وقتها في الثلاثين من عمره ومن شدّة تعلقه بالرسول صار يدعى زيد بن محمد، ومن هنا أتت كلمة أدعياء أي الذين يدعون باسم شخص آخر وينسبون أنفسهم له، وما أتى بعدها من طلاقه لزوجته زينب بنت جحش وزواج الرسول منها، ولا يوجد سبب لتعميم أحكام هذه العلاقة الخاصة التي نشأت بين مولى وسيده على الرابطة المتينة التي تنشأ عند تبنّي الرضّع والأطفال وتأمين كافة احتياجاتهم والاعتناء بهم ومراقبتهم ساعة بساعة وهم يكبرون تحت أنظار والديهم (تحريم التبنّي، جريمة رجال الدين بحق الطفولة) ولا يستقيم أن يقوم الرسول بتبنِّى شاب تقريبًا فى مثل سنه الحق أقول لكم إن عملية التدوين التى تمت فى صدر الإسلام، على أهميتها والجهد المشكور كانت تحتاج إلى عملية فرز وتحقيق، حتى يمكن بناء تاريخ مترابط ونسق واحد، أما الاحتفاظ بكل المتناقضات معًا فجعل كل تاريخ المسلمين مفككًا وهشًّا وباعثًا على الشك، ولا أدرى لماذا تأخَّر المسلمون إلى اليوم فى هذه المهمة.. والله المستعان.- (مَن هو الصحابى المذكور فى القرآن الكريم؟