close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahzâb Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ ce’ala(A)llâhu liraculin min kalbeyni fî cevfih(i)(c) vemâ ce’ale ezvâcekumu-llâ-î tuzâhirûne minhunne ummehâtikum(c) vemâ ce’ale ed’iyâekum ebnâekum(c) żâlikum kavlukum bi-efvâhikum(s) va(A)llâhu yekûlu-lhakka vehuve yehdî-ssebîl(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, bir kişiye iki yürek vermedi ve zıhar yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerine koymadı ve evlatlıklarınızı öz oğullarınız olarak halk etmedi; bunlar, sizin ağızlarınızdaki laflar ve Allah, doğruyu söyler ve o, doğru yolu gösterir.
Zıhâr, bir erkeğin, karısına senin sırtın, anamın sırtı gibi demesi, karısını anası yerine koymasıdır. Cahiliyye devrinde, bu sözü söyleyen kişinin karısı, kendisinden boş düşerdi. Evlâtlığın karısı da Câhiliyye devrinde alınamazdı. Halbuki Hz. Muhammed (s.a.a), oğulluğu olan Zeyd'in boşadığı zevcesi Hz. Zeyneb'i almıştı Zıhar için 58. sûrenin 1-4. âyetlerinin izahına bakınız).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmamış (iki gönül yaratmamıştır. İmanla beraber inkârın ve nifakın bir kalpte barışık bulunması imkânsızdır). Ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunup "Artık bana annem gibisin" diyerek boşadığınız) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmamıştır; (başkalarından alıp edindiğiniz) evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymamıştır. Bunlar sadece sizin ağzınızla söylediğiniz (boş laflardır. Her konuda elbette) Hakkı söyleyen ve (doğru olan) yola yöneltip-ileten ise ancak Allah’tır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah hiç kimseye tek vücutta, iki kalp yaratmamıştır ve kendilerini annelerine benzeterek yemin edip boşamaya kalktığınız eşlerinizi de hiçbir zaman sizin anneleriniz yapmamış ve evlatlıklarınızı da, gerçek çocuklarınız gibi saymamıştır. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren, kuru laflardan ibarettir. Halbuki Allah, mutlaka sözün doğrusunu söyler ve doğru yola iletir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah, bir erkeğin göğsüne, iki ayrı kalp-gönül planlayıp yerleştirmedi, bir erkeği iki ayrı ruhtan müteşekkil iki ruhlu, iki şahsiyetli yaratmadı. Zıhar yaptığınız, analarınız kadar haram saydığınız eşlerinizi de analarınız haline getirmedi. Evlatlıklarınızı da öz oğullarınız yerine koymadı. Bunlar sizin ağızlarınızdan kaçan sözlerden ibarettir. Allah gerçeği, hakkı, doğruyu söyler, doğru yolu, İslâmî hayatı aydınlatıcı bilgiler verir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/23; 33/37-40; 58/2.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah bir adamın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Kendilerine zıhar yaptığınız ("Sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek kendinize haram kıldığınız) eşlerinizi analarınız yapmadı; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız saymadı. Bunlar, sizin ağızlarınızda dolaştırdığınız sözlerinizdir. Allah gerçeği söyler ve (doğru) yola iletir.
4.Tirmizi`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) bir gün Medine`de namaza durdu. Bu sırada hatırına bir şey geldi. Bunu öğrenen münâfıklar: "Görüyor musunuz, onun iki kalbi var. Bir kalbi sizinle bir kalbi de kendiyle" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bu konuda daha başka rivayetler de nakledilmiştir. Ancak hepsinin ortak yönü insanlardan bazılarının göğüslerinde iki ayrı kalplerinin olduğunun ileri sürülmesine karşı bu ayeti kerimenin indirildiğinin bildirilmesidir.Ayeti kerimenin: "Kendilerine zıhar yaptığınız ("Sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek kendinize haram kıldığınız) eşlerinizi analarınız (yerinde) tutmadı" mealindeki kısmı da cahiliye dönemi Arapları arasında yaygın olan zihar adetiyle ilgili olarak indirilmiştir. Bu adete göre bir kimse karısını boşamak ve onu sonsuza kadar kendine yasak etmek istediğinde ona: "Sen bana anamın sırtı gibisin" der ve bir daha ona yaklaşamazdı.Evlatlıklarınızı da öz oğullarınız saymadı mealindeki kısmında da yine cahiliye Arapları arasında yaygın olan evlat edinme ve bu şekilde evlat edinilenleri öz evlat gibi sayma, onları öz babalarına değil de evlat edinen adamlara nisbet etme adetlerine karşı indirilmiştir. Rivayete göre Resulullah (a.s.) daha kendisine vahiy gelmeden önce kölesi Zeyd bin Harise (r.a.)`yi evlat edinmiş ve amcası Hz. Hamza (r.a.) ile kardeşleştirmişti. Daha sonra Resulullah (a.s.) Zeyd (r.a.)`in boşadığı Zeyneb bintu Cahş`ı nikâhlayınca münâfıklar: "Muhammed oğlunun karısını aldı. Oysa kendisi insanları bundan (yani oğullarının karılarıyla evlenmekten) nehyediyor" diye dedikodular çıkardılar. Bunun üzerine Yüce Allah böyle buyurdu. Bu husustan bu surenin 40. ayeti kerimesinde de söz edilmektedir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah, bir adamın göğüs boşluğunda iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip-iletir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah bir adamın göğsünde iki kalb yaratmamıştır. Kendilerinden “Zihar” yaptığınız= annelerinize benzettiğiniz, karılarınızı analarınız kılmamıştır. (Bir kimsenin karısını, annesinin bir uzvuna benzetmesine “Zihar” denir. Ancak benzetilen annenin uzvu, veya mahreminin uzvu, zihar yapan için bakılması haram olan bir uzuv olması şartdır. Meselâ bir kimsenin karısına: “- Sen bana, annemin arkası veya karnı gibisin” demesi zihar olur. İslâmdan önce, bu gibi sözler boşanmayı icab ettiriyordu. İslâmda bunun telâfisi bir keffaret ödemekledir). Evlâdlıklarınızı da (neseben olan) oğullarınız yerinde tutmamıştır (Cahiliyyet devrinde olduğu gibi, mirasçı ve mahrem olmazlar. Yabancı bir kimse için, benim oğlumdur diye) bu söylediğiniz, ağızlarınızdaki sözünüzdür (boşuna bir sözdür). Allah ise hakkı söyler ve O, doğru yola hidayet buyurur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmış değildir. Kendilerinden zihar(*) şekliyle boşandığınız karılarınızı da analarınız yapmamıştır. Evlatlıklarınızı da öz oğullarınız yapmamıştır(**). Bunlar, sizin ağızlarınızla söylediğiniz boş laflardır. Allah ise, gerçeği söyleyendir. Ve O, doğru yolu gösterendir.
(*) İslam’da geçerli olmayan, cahil Arapların uyguladığı bir boşanma biçimidir. (**) Yani, insanın içinde aynı anda iki duygu olamayacağına göre, insanın hanımı da anası olamaz. Başkasından olan bir insan da, insanın öz çocuğu olamaz.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, hiçbir insanın içine iki kalp koymamıştır. Zıhâr yaptığınız/sırtlarını annenize benzettiğiniz eşlerinizi de analarınızın gibi saymadı ve evlatlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar, sizin dillerinize doladığınız sözlerdir. Allah, gerçeği söylemektedir, doğru yola O iletir.[436]
[436] Zıhâr ve evlatlık meselesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 245-252.  
Besim Atalay
swap_vert close
Allah, bir adamın içersinde iki yürek yaratmadı, kadınlara: «Senin sırtın, anamın sırtı gibi olsun!» dediğinizde, o kadını size ana kılmadı, oğulluğa aldığınız kimseyi de, oğul etmedi, bunlar sizin ağzınızda dolaşan sözdür; hak olanı Allah söyler, doğru yola o iletir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah hiç kimseye tek bedende iki kalp yaratmamıştır. (Aynen böyle) kendilerine zihâr yaptığınız (vücutlarını annelerinizin vücudu gibi haram saydığınız) eşlerinizi de hiçbir zaman sizin gerçek anneleriniz kılmamış ve evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız saymamıştır. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz boş ve anlamsız sözlerden ibarettir. Allah (mutlak) doğruyu söyler ve (size) doğru yolu ancak O gösterir.
“Allah hiç kimseye tek bedende iki kalp yaratmamıştır” ifadesi, kalplerin sadece Allah’a has kılınması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bir kalpte hem Allah sevgisi hem dünya tutkusu hem Allah’a itaat hem şeytana bağlılık olamaz. İnsan dünyalık evleri bile iki ayrı kişiye kiraya veremezken kalbini nasıl aynı anda hem Allah’a hem şeytana tahsis edebilir? “Zıhar”, bir kimsenin eşine “Sen, bana anamın sırtı gibisin” demek suretiyle onu kendisine haram kılması demektir. İslam öncesi Arap geleneğine göre koca, eşini, sadece “Sen benim için artık annemin sırtı gibisin” demek suretiyle boşayabiliyordu. Müşrik Arap toplumunda bu boşama şekli kesin ve geri dönülmez görülürdü; üstelik bu şekilde boşanan kadın yeniden evlenemez ve ölünceye kadar eski kocasının kontrolünde kalmaya mahkûm olurdu. Bu ayet, cahiliye döneminden kalan bu tip saçmalıklara son vermiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh insâna iki kalb virmemişdir. Zevcelerinize vâlidelerinizin hukûkunı ve evlâdlıklarınıza evlâd hukûkunı virmemişdir bu kelimeler yalnız sizin ağzınızdadır. Hakîkati ancak Allâh söyler ve hidâyete o sevk ider.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr[434] yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı[435] da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir.
434. “Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen, bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle, onu kendisine haram kılması demektir. Cahiliye döneminde zıhar yapmak, kadını kocasına ebediyen haram kılardı. İslâm ise kefaret uygulamasıyla, bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı, Mücâdele sûresinin 2-4. âyetlerinde açıklanmaktadır.435. Cahiliye Arapları, evlatlıklarını öz çocukları gibi kabul ederlerdi. Evlatlıklar, asıl babasının adıyla değil, evlat edinenin adıyla anılır ve onun mirasından öz çocuğu gibi pay alırdı. Âyetler, söz konusu bu uygulamayı kaldırmaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah bir kişinin göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır, annelerinize benzeterek haram olsun dediğiniz eşlerinizi anneleriniz kılmamış, evlâtlıklarınızı da gerçek oğullarınız yapmamıştır. Bunlar sizin kendi iddianızdır; hak ve hakikati Allah söyler, doğru yolu da O gösterir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, «zıhâr» yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir.  
 Araplar arasındaki bir geleneğe göre, bir adam karısına «sen bana anamın sırtı gibisin» dedi mi, o kadın kendi anası gibi sayılır ve artık o adam ona yanaşamazdı. İşte buna «zıhâr» denirdi. Âyette, bir insanda iki kalbin birarada bulunmadığı gibi, hem annelik hem zevceliğin, hem başka soydan evlâtlık hem gerçek oğul olma vasfının birleşemeyeceği anlatılmaktadır. Kur’an, Araplardaki bu iki geleneği (zıhâr ve evlâtlık edinmeyi) tanımamıştır. Zıhâr yapılması halinde, ceza olmak üzere «keffâret» hükmü getirilmiştir (bak. Mücâdele 58/ 1-4). Âyette Araplar arasında akıllı kişilerin iki kalp taşıdığı yolundaki inanca işaret olunduğu da bazı tefsirlerde belirtilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH hiç bir adamın içine iki kalp koymamıştır. Annenize benzeterek kendinize haram kıldığınız eşlerinizi annelerinize çevirmemiş, evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız yapmamıştır. Tüm bunlar, ağzınızdan çıkan sözlerinizden ibarettir. ALLAH doğruyu söylüyor ve O doğru yola iletir.
Temelsiz savlarla gerçeğin değişmeyeceğini bildiren bu ayetin bağlamını gözönüne alırsak, Kuran'ın vahyedildiği dönemde bazı insanların iki kalpli olduğuna dair bir inancın varolduğunu öğreniyoruz. Kuran bu tür böbürlenmelerin asılsız olduğunu bildiriyor. Ayrıca, bu ayetin işaretiyle şunu da anlamak mümkün: "Kalp" kelimesi, Kuran'da, düşünce, inanç ve sevgi merkezi için kullanılmaktadır. Kalpler sadece Allah'a adanmalı, O'na olan kulluk ve ibadet paylaşılamaz.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah adam için içinde iki kalb yapmamıştır, ve kendilerinden zıhar yaptığınız zevcelerinizi analarınız kılmamıştır, Evlâtlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır, O sizin ağzınızda lâfınızdır, Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yola hidayet eyliyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah, bir adamın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmadı. Kendilerine *zıhar yaptığınız zevcelerinizi, anneleriniz (hükmünde), evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız (hükmünde) kılmadı. (Evlatlıklarınız sizin sulbünüzden değildir, onlarla hiçbir nesep bağınız yoktur. Câhiliye devrinde olduğu gibi, onlar size mirasçı ve mahrem olmazlar.) Bu (tür sözler/iddiâlar) sizin ağızlarınızda dolaşan (ancak bizim nezdimizde hiçbir geçerliliği olmayan, bâtıl) sözlerden ibarettir. Allah ise hakkı buyurur ve doğru yola iletir.
* “Zıhar”; Câhiliye döneminde, karısından kesin olarak ayrılmak isteyen bir erkeğin “Ben seni boşadım” sözü yerine, karısını, annesinin bakılması harâm olan bir uzvuna benzeterek, karısına hitaben, “Bundan sonra sen bana anamın sırtı gibisin” ya da, “Bundan sonra sen bana anamın baldırı gibisin” gibi ifadeler kullanması.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Zihar¹ yaptığınız eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve evlatlıklarınızı² sizin öz evlâdınız gibi saymadı. Bunlar sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.
1 - Bedenlerini, annenizin bedeni gibi saydığınız. Zihar yapmak, Cahiliye döneminde bir kimsenin, hanımının sırtını annesinin sırtına benzeterek yemin etmesi ve böylece eşiyle ilişkiye girmeyi kendisine haram saymasıdır. 2- Evlât edinip, “Evlâdım!” diye çağırdığınız.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah bir adamın içinde iki kalb yaratmadı. Kendilerinden «zıhâr» yapdığınız karılarınızı o, sizin analarınız (yerinde) tutmadı (ğı gibi) evlâdlıklarınızı da (öz) oğullarınız (gibi) tanımadı. Bu, sizin ağızlarınızdaki lâfınızdır. Allah, hakkı söyler ve O, (doğru) yolu gösterir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah, bir adamın içinde iki kalb kılmadı. Ve kendilerine zıhâr(1) yaptığınız zevcelerinizi, analarınız saymadı. Evlâdlıklarınızı da öz oğullarınız (gibi) kılmadı. Bunlar sizin ağızlarınızdaki sözünüzdür. Hâlbuki Allah, hakkı söyler ve doğru yola O hidâyet eder.
(1)Zıhâr: Eşinin bir uzvunu anasının a‘zâsına benzetmektir. Câhiliye devrinde iken bir kimse, eşine meselâ: “Senin sırtın, anamın sırtı gibidir” dediğinde artık eşini kendi anası gibi sayar ve böylece ona yaklaşmazdı. Bazen bu bir boşanma sebebi de olabiliyordu. Daha sonra İslâmiyet bu hükmü kaldırmış, cezâ olarak da keffâret hükmünü getirmiştir.Bu âyette, başka âileden olan evlâdlığın hakīkī oğul, onu evlâd edinen karı-kocanın da o çocuğun hakīkī anne-babası olmayacağı ve bir kimsenin evlâdlığının boşadığı kadını nikâh etmesinin haram olmayacağı da beyân buyurulmaktadır. (Beyzâvî, c. 2, 238-239)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah (aynı anda) bir kimsenin içinde (beyninde) iki akıldan (iki zıt fikirden, iki inançtan) bir şey oluşturmamıştır ve zihar yaptığınız (kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız) eşlerinizi de anneleriniz (gibi haram) kılmamıştır. Evlâtlık olarak iddia ettikleriniz de (öz) çocuklarınız yapmamıştır. Bunlar ağızlarınızda dolaşan (hiçbir hüküm ifade etmeyen) sözlerinizdir, Allah ise (sadece) hakkı söyler ve doğru yolu gösterir. *
(*) Yani aynı anda bir kişinin beyninde iki akıl, iki vicdan, iki inanç ve iki düşünce olamaz. Ayrıca bu ayette ne büyolojik kalp ne göğüs ne de göğüs boşluğu ifadesi vardır, bu ifadeler tamamen hatalı melallerden kaynaklanıyor. Çünkü Kur’an’ı Kerim’de geçen (قلب )‘’kalb’’ın kan pompalayan biyolojik organla bir alakası yoktur. Kur’an’da geçen kalb ifadeleri yerine göre bazen akıl, idrak, gönül, vicdan ve duygu gibi anlamlarda gelir, bazen de akıl, idrak, düşünme ve karar verme merkezi olan beyin anlamında gelir. Ayrıca Ebu Hanife (r.a) de Kur’an’da geçen kalb, akıl demektir, akıl da beyindedir, beyin ise baştadır diyor. Konuyla ilgili detaylı açıklama aşağıdadır. Ayrıca burada zihâr adı verilen İslam öncesi Arap geleneğine işaret edilmektedir. Bu geleneğe göre koca, eşini, sadece “Sen benim için artık annemin sırtı gibi [haram]sın” demek suretiyle boşayabilirdi. Zahr (“arka/sırt”) terimi, burada, “beden”i sembolize etmektedir. Müşrik Arap toplumunda bu boşama şekli kesin ve geri dönülmez görülürdü; üstelik bu şekilde boşanan kadın yeniden evlenemezdi ve ölünceye kadar eski kocasının kontrolünde kalmaya mahkûm olurdu. Daha sonra İslâmiyet bu hükmü kaldırmış, cezâ olarak da kefâret hükmünü getirmiştir. Bkz: (ما جعل الله لرجل من قلبين في جوفه) كناية عن امتناع الجمع بين المتنافيين في الاعتقاد فان القلب الواحد أي النفس الواحدة لا يسع اعتقادين متنافيين ورأيين متناقضين فان كان هناك متنافيان فهما لقلبين وما جعل الله لرجل من قلبين في جوفه فالرجل الواحد لا يسعه أن يعتقد المتنافيين ويصدق بالمتناقضين وقوله: (في جوفه) يفيد زيادة التقرير كقوله: (ولكن تعمى القلوب التي في الصدور) الحج: 46.(تفسير الوسيط) فالمعنى: لا يجتمع اعتقادان متغايران في قلب. (الجامع لاحكام القرآن) وقال أبو حنيفة القلب هو العقل وهو في الدماغ وهو في الرأس - فسرالنصوص الشرعية التي تتناول القلب بأن المقصودبها الدماغ قائلاً بأن مركزالعقل الدماغ وليس القلب… والعرب تطلق القلب على اللحمة الصنوبرية ، وتطلقه على الإدراك والعقل ، ولا يكادون يطلقونه على غير ذلك بالنسبة للإنسان وذلك غالب كلامهم على الحيوان ، وهو المراد هنا ، ومقره الدماغ لا محالة ولكن القلب هو الذي يمده بالقوة التي بها عمل الإدراك . (التحرير والتنوير) (وقد يعبر بالقلب عن العقل - معجم المعاني الجامع) القَلْبُ الفؤاد وقد يعبر به عن العقل قال الفراء في قوله تعالى { لمن كان له قلب } أي عقل) قاله السدي ويكون معناه: ما جعل الله لرجل من فهمين.( النكت والعيون) {مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِي جَوْفِهِ}، أي: دينين في جوفه: الإيمان والنفاق، (تأويلات أهل السنة)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, hiçbir adamın göğsünde iki kalp yaratmamış olup, “Eşim bana annemin sırtı gibi olsun” diye yemin ettiğiniz eşlerinizi de annelerinizin yerine koymamış ve aynı şekilde evlatlıklarınızı da sizin öz oğullarınızla bir tutmamıştır. Bunlar sizin ağzınızla söylediğiniz sözleriniz olup (Allah katında hiçbir hüküm ifade etmez), Ancak Allah’ın söyledikleri gerçeğin kendisidir. Doğru yola ileten yalnızca O dur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah kimsenin göğüs boşluğunda iki yürek yaratmamıştır. Allah ana yerine koyduğunuz karılarınızı ana tanımadığı gibi, kendinize çocuk edindiğinizi de sizin öz çocuklarınız olarak tanımadı. Bütün bunlar sizin ağzınızda dolaşan sözlerdir. Allah doğruyu söyler, doğru yola ileten de Odur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah hiçbir kimsenin bedeni içinde iki kalb yaratmadı, bunu yapmadığı gibi «Zıhar/ da» [²] bulunduğunuz zevcelerinizi, size ana yapmadı. Oğulluk edindiğiniz kimseleri size hakikî oğul kılmadı. Bu, ağzınızda dolaşan sözlerdir [³], Allah doğru söyler, doğru yola götürür.
[2] Cahiliyyet zamanında bir şahıs zevcesine «senin arkan anamın arkası gibi» demekle kadın ebediyyen haram oluyordu. Arka azanın direği olmakla zat ifade eden azada arka hükmündedir. Zahar'ın (Zahar) hükmü Mücadele süresinde gelecektir.[3] Behaim sözü gibi ağızdan çıkan, hakikatten âri olan sözlerdir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah, bir adamın içine iki kalp koymamıştır, zıhar¹ yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Himayenizde olanları [ed’ıyâekum]² öz çocuklarınız olarak da kılmamıştır. Bunlar sizin ağzınızdan çıkan (boş) laflardır. Allah sadece gerçeği söyler ve doğru yola iletir.
1 Zıhar, sırt demektir. Eski Arap geleneğinde erkek eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek suretiyle kadına ebediyen yanaşamazdı. Böylece kadın hem kocasına haram hem de boş olup bir başka erkekle evlenemez, ebediyen terk edilirdi. İslam bu geleneği kaldırdı. Mücadele 28/2-4’te zıhar yapanlara yapmaları gereken şeyleri söylüyor. 2 “Ed’iya’ikum” kelimesi her ne kadar “evlatlıklarınız” olarak tercüme edilse de bugün kullandığımız gerçek evlat edinme kavramı ile aynı değildir. “Ed’ıyâ” kelimesi, aslında himaye altına girmek, koruma altında olmaktır. Câhiliye dönemi Araplarında bir gelenek olarak “öz babası dışında birine yamanan ve ona nispet edilen” den tutun da “gayr-i meşru olarak doğmuş, birisine verilmiş” veya “ait olmadığı bir kavme katılmış” vb olanlara kadar bu kavram kullanılmıştır. Hz. Peygamber, kendi kavmine ait olmayan Zeyd bin Hârise’yi himayesi yani koruması altına almıştır. Böylece Zeyd’e kendi kavmine olan hasretini hissettirmemiştir. Bugünkü anlamdaki evlatlık demek değildir. Onun için ben bu kelimeyi “himayenizdekiler, himayeniz/korumanız altında olanlar” olarak tercüme ettim. Bu tercümemiz Kur’an semantiğine daha uygundur. Zaten Zeyd, Hz. Peygamber’den sadece 5 yaş kadar küçüktü. Aralarında hukuken evladı olacağı bir yaş aralığı da yok. Arapçada evlat edinme ise, “et-tebenni” kelimesiyle ifade edilir. Kur’an’da “ittehaze veleden” (çocuk edinmek) şeklinde geçer. Ayrıca bkz. Ahzâb, 33/37 dipnot.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (ziharda bulunduğunuz) eşlerinizi de sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip iletir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, hiç kimsenin göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Dolayısıyla, bir kalpte hem Allah sevgisi, hem dünya tutkusu veya hem iman, hem inkâr olamaz! Ayrıca, kendilerine Kur’an’ın indiği dönemde adet olan, “Sen bundan böyle, bana öz annem gibi haramsın! Yani benim gözümde, artık anam bacım gibisin! Bu yüzden, ömür boyu bir daha sana yaklaşmayacağım!” diyerek zıhar yaptığınız hanımlarınızı, Allah hiçbir zaman sizin gerçek anneleriniz kılmamış, öte yandan öz oğlunuz gibi gördüğünüz evlatlıklarınızı da hukuken öz oğullarınız yapmamıştır. Bu tür iddialar, ağızlarınızda dolaşan boş ve anlamsız sözlerden ibarettir. Oysa Allah, her zaman doğruyu söyler ve dâimâ doğru yolu gösterir.Dolayısıyla:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, bir adama iç boşluğunda iki kalb vermedi. Zıhâr yaptığınız karılarınızı sizin anneleriniz kılmadı. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmadı. Böylesi, sizin ağzınızdaki bir sözünüzdür. Allah, Hakk’ı (Gerçeği) söylüyor. O, Yol-Yordam’ı gösteriyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, bir erkeğin içine iki kalp koymadı. Eşleriniz, anamsın demekle ananız olmaz. Keza oğulluklarınız da kendi oğlunuz sayılmaz. Bunlar sizin kendi kuruntularınızdır. Allah doğru söylüyor ve yol gösteriyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah hiçbir adamın göğsüne iki kalp koymamıştır. Kendilerine artık ben seni karım gibi görmüyorum, seni annem gibi görüyorum demeniz olmaz. Nasıl anneniz eşiniz ya da karınız olamayacaksa, eşinizde anneniz gibi olmaz. Her şeyden önce annelik makamına saygınız olmalıdır. Öfkeye kapılıp sakın eşinize annem gibisin demeyin! Böyle dediğiniz için Rabbiniz eşinizi anneniz yapmaz. Yine Allah evlatlık olarak aldığınız çocukları öz çocuklarınız gibi saymaz. Bunlar sizin söylediğiniz ama gerçekliği olmayan sözlerdir. Allah size gerçeği söyler. Sizi doğru yola iletir. Sizler haddinizi aşarak maksadını aşan sözler söyleyip sevgi saygı düzenini bozmayın!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah hiçbir erkeğin (insanın) göğsünde iki kalp yaratmamıştır. [Zıhar] [*]yaptığınız eşlerinizi anneleriniz kılmamış ve evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız yapmamıştır. [*] Bunlar sizin ağızlarınızdaki (boş) sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve (doğru) yola O ulaştırır.
[Zıhâr], kişinin “Sen bana annemin sırtı gibisin!” diyerek eşinin sırtını annesine benzetmesi ve böylece eşini boşanmış sayması ahlaksızlığıdır. Bu konuda ayrıca bkz. Mücâdele 58:1-4 Kur’an’da evlatlık çocukların kişilerin kendi çocukları olmadığı açıkça ve özellikle belirtilmektedir. O kadar ki Ahzâb 33:37’de de dile getirildiği gibi evlatlıkların boşadığı kadınlarla söz konusu kişilerin evlenmesinde herhangi bir sakınca görülmemektedir. Çünkü evlatlıklar kişilerin kendi çocukları olmadığı için onların eşleri de kişilerin gelini durumunda değildir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Nasıl ki Allah, bir insanın göğüs boşluğunda iki kalp¹ yaratmamışsa, zıhar² yaptığınız eşlerinizi, sizin anneleriniz yapmamış ve evlâtlıklarınızı³ da öz oğullarınız olarak yaratmamıştır. Bütün bunlar sizin ağzınızdan çıkan tamamen (bâtıl) sözlerdir. En doğruyu ancak, hak yola ulaştıran Allah, söyler.⁴
1 Bu bir temsildir. Ayrıca bu temsilden kimsenin içerisinde ikinci bir kimse olmayacağı, yani “Süleyman’dan içeri bir Süleyman” daha olamayacağı açıkça anlaşılmaktadır. Zira insan, rûhuyla ve bedeniyle birlikte tek varlıktır. Onun içerisinde kendi iradesi ve kontrolü dışında olan ikinci bir varlık düşünmek söz konusu değildir. Buna göre, sapkın vahdet-i vücûd mantığının eseri olan, “Bir ben vardır bende, benden içeri” demek, doğru değildir. 2 Zıhar: Bir adamın, eşine: “senin sırtın bana anamın sırtı gibi olsun veya sen, bana anamın sırtı gibisin.” demesidir. Bu, mecâzen; “anam bana nasıl haram ise sen de bana öyle haramsın” demektir. Araplar, böyle denilen bir kadını, ana gibi kabul ederler, hemen ayrılırlar ve bir daha onunla tekrar evlenmezlerdi. Burada onlara ana gibi demekle, hakikaten anne olmayacakları ve bu âdetin yanlışlığı, anlatılmaktadır. Ensardan Evs b. Samit, bir gün eşi Havle binti Sa’lebe’ye öfkelenip, sen bana, anamın sırtı gibisin der. Sonra da söylediğine pişman olup, eşini çağırır. Kadın; “canım elinde olan rabbime yemin ederim ki sen, o sözü söyledikten sonra Allah ve Rasûlü hükmünü verinceye kadar sen benim yanıma gelemezsin!” der ve hemen Rasûlüllah’ın huzuruna varıp: “Ey Allah’ın Rasûlü! Evs, beni anası gibi kıldı, kimsesiz bıraktı, benim durumum ne olacak?” diye sorar. Peygamberimiz: “O sana haramdır” der. Kadın: “ama o beni boşamadı” deyince, Peygamberimiz tekrar: “O sana haramdır” der. Kadın bunun üzerine: “Allah’ım yalnızlığımın şiddetinden ve bana zor gelecek olan ayrılmamın acısından, Sana sığınırım, küçük çocuklarım var...” diye ağlamaya başlar. Bu olay üzerine Ahzab suresinin ilk ayetleri indirilmiştir. Hz. Ömer, bu kadın yanına geldiği zaman ona ikram eder ve Allah onu dinledi derdi. (Buhârî-Ebû Dâvût-Vahidi) İlgili hükümler için Bk. (Mücadele: 2-4)3 Bu âyetten, İslâm’da evlâtlık diye bir müessesenin olmadığı, bunun müşriklerin bâtıl bir inancı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Onlar hakkında oğul hükümleri uygulanamaz. Yani; onun boşadığı bir kadınla evlenmek haram olmaz. Bk. (Ahzab: 37)4 Âyetin son bölümünden de insanların uydurdukları sözlerin, geleneklerin Allah’ın sözleri karşısında hiçbir değerinin olmadığı ifâde edilmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ALLAH hiç kimseye tek bedende ² iki kalp vermemiştir: ve [aynı şekilde,] “kendiniz için annelerinizin bedeni kadar haram” saydığınız eşlerinizi hiçbir zaman sizin [gerçek] anneleriniz kılmamış ³ ve evlatlıklarınızı da [gerçek] çocuklarınız ⁴ saymamıştır: bunlar ağzınıza doladığınız boş laflar[ın işaretlerin]den başka bir şey değildir; halbuki Allah [mutlak] doğruyu söyler: ⁵ ve [size] doğru yolu ancak O gösterir.
2 Lafzen, “onun içinde”. Bu ayet, ilk bakışta, önceki pasaj ile bağlantılı olup insanın gerçek anlamıyla Allah’a karşı sorumluluk bilinci duymayacağını ve aynı zamanda, “hakikati inkar edenlerin ve ikiyüzlülerin” görüşlerine uyacağını gösterir (Râzî). Yukarıdaki cümle, ayrıca, ayetin öncesi ve sonrası ile kavramsal bir bağ oluşturarak tek ve aynı kimseye insan ilişkileri çerçevesinde iki çelişen rol yüklemenin Allah’ın kontrolündeki tabiat kanunlarına aykırı düştüğünü -ve; bu sebeple gayriaklî ve gayriahlakî olduğunu- ifade eder (Zemahşerî).3 Burada zihâr adı verilen İslam öncesi Arap geleneğine işaret edilmektedir. Bu geleneğe göre koca, eşini, sadece “Sen benim için artık annemin sırtı gibi [haram]sın” demek suretiyle boşayabilirdi. Zahr (“arka/sırt”) terimi, burada, “beden”i sembolize etmektedir. Müşrik Arap toplumunda bu boşama şekli kesin ve geri dönülmez görülürdü; üstelik bu şekilde boşanan kadın yeniden evlenemezdi ve ölünceye kadar eski kocasının kontrolünde kalmaya mahkum olurdu. 58. surenin (Mücadele) -ki bu sureden belli bir süre önce nazil olmuştur- ilk dört ayetinden anlaşılacağı gibi, bu ölçüsüz ve gaddar müşrik geleneği, yukarıdaki surenin nüzulü sırasında zaten yürürlükten kalkmıştı. Burada ise, sadece daha sonra gelen, “ağzınıza doladığınız boş lafların [lafzen, “sözlerin”] işaretleri”nin insan ilişkileri gerçekliği ile her zaman çakışmadığı şeklindeki hükmün tasviri için değinilmiştir.4 Yani, kan bağı anlamında: bu nedenle gerçek oğullara -ve kızlara da- uygulanan evlilik sınırlamaları, evlatlıklara uygulanamaz. Bu ifade, aşağıdaki 37. ayet vd. ile kesin bir ilişki içindedir.5 Yani, ebeveyn ile çocuk arasındaki fiilî, biyolojik ilişkiyi koca ile eş yahut üvey ebeveyn ile evlatlık arasındaki ilişki gibi insan ürünü sosyal ilişkilerden farklı kılmak suretiyle. Bu bağlamda, Kur’an’ın, Allah’ın yaratıcılık eylemini ifade etmek için sık sık Allah’ın “konuşma”sı mecazını kullandığını unutmamalıyız.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, hiç kimse için bir sinede iki kalp iki ayrı kişilik meydana getirmediği gibi, bedenlerini annelerinizin bedenlerine benzeterek boşadığınız hanımlarınızı da asla sizin anneleriniz yapmamıştır ve evlatlıklarınızı da sizin gerçek evlatlarınız yapmamıştır. Bunlar sizin ağızlarınızda söylediğiniz boş sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösterir. 33/37- 38, 58/2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ALLAH hiç kimse için bir bedende iki kalp[³⁷¹⁴] yaratmamıştır; aynen böyle, vücudunu annenizin vücudu gibi haram saydığınız eşlerinizi de hiçbir zaman sizin gerçek anneleriniz kılmamıştır;[³⁷¹⁵] yine evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız kılmamıştır:[³⁷¹⁶] bütün bunlar (düşünmeden) ağzınıza aldığınız boş laflardır; ne ki Allah yalın gerçeği söyler ve O hep doğru yolu gösterir.[³⁷¹⁷]
[3714] Veya: “iki akıl” ya da “iki vicdan”. Yani bir şey aynı anda hem hak hem bâtıl, hem beyaz hem siyah, hem soğuk hem sıcak olamaz. Bu sûre bağlamında bir kadının aynı anda hem eş hem anne olamayacağı vurgusunu taşır. Eğer meseleye Zeyd ve Zeyneb özelinde bakacak olursak, ‘evlatlığın’ aynı anda hem mahrem hem namahrem olamayacağı vurgusunu taşır. Eşyanın hakikati sabittir. İlâhî yasalar herkes için geçerlidir. Âyet, psikolojik açıdan çift kişilikli ve şizofren tavra işaret eder. [3715] Mücadile sûresinin ilk dört âyetinde ele alınan zıhar geleneğine atıftır. Bâtıl inanca dönüşmüş bu gelenek kadınları sorumsuz erkeklerin elinde inletiyordu. Çünkü zıhar yapılan kadın elbette onu yapan kocanın annesi olmuyor, fakat karısı da olamıyordu. Dahası bir başkasıyla da evlenemiyor çünkü evli sayılıyordu. [3716] Zımnen: Gerçeği kabullenin! Cümle, cahilliyye tebenni’sine atıftır. Mesela Hz. Ömer’in babası Hattab, Âmir b. Rebia tarafından; Salim, Ebu Huzeyfe tarafından; Mikdat b. Amr, Esved b. Abdiyeğus tarafından; Zeyd b. Harise, nübüvvetinden önce Hz. Muhammed tarafından evlat edinilmişti. Sahabe bu âyeti lafzî bir mânada anlamamış olmalı ki, âyet indikten sonra da Mikdat’ı öz babasına nisbetle “Mikdad b. Amr” diye değil, evlatlık alan Esved’e nisbetle “Mikdad b. Esved” künyesiyle anagelmişdir. Zeyd Suriye’de yerleşik Kelboğulları kabilesindendi. Bir kervanla yolculuk yaparken haramiler kervanı basıp onu esir alarak satmışlardı. Hakîm b. Hizam onu satın alarak teyzesi Hatice’ye hediye etti. Hatice de eşi Muhammed b. Abdullah’a hediye etti. O da usulüne uygun bir ilan yaparak onu evlat edindi. O artık “Muhammed’in oğlu Zeyd” diye anılmaya başlamıştı. Âyet kimsesiz veya bakıma muhtaç bir çocuğun bakımını üstlenmeyi asla yasaklamaz, nesebin karışmasıyla sonuçlanacak yöntemleri yasaklar. Zira gerçek nesebini sonradan öğrenen evlatlıklar, benliklerinde büyük bir yıkım hissederler. Çünkü aidiyet duygusu kişiliği ayakta tutan temellerdendir. Amaçlardan biri de ileride doğabilecek telafisi zor nesep sorunlarının daha baştan önüne geçmektir. Kişinin gerçek nesebinin birtakım gerekçelerle tezyif edilmesi, sadece akrabalık bağlarının adresini değil, evlilik yoluyla kurulacak muhtemel bağların adresini de şaşırtacaktır. Bu kendisine nikâhı düşen birini yasak kapsamına sokarken, nikâhlanması yasak olan birini de o kapsamdan çıkarabilir. Bir başka mahzuru da, başta miras hukuku olmak üzere doğabilecek hukukî sorunlardır. Çözümü mümkün olan bu sorunlara yol açmadan muhtaç bir çocuğu alıp yetiştirmenin Allah’ın razı olduğu sâlih amellerin başında geldiğini asla unutmamak gerekir. Evlat edinilen çocuk ile ilgili çıkabilecek mahremiyet sorunlarını aşmak için şer’i kapılar konulmuştur. Erkek çocuk için oldukça esnek olan süt anneliği müessesesi, kız çocuk için de Nisâ 23’te sonradan alınan eşin yanında getirdiği önceki kocasından olma kız çocuğu (oğulluk) için konulan “hanede yetişme” (fî hucûrikum) şartı, ulemamızın üzerinde durması gereken çözümler için yol göstericidir (4:23’ün ilgili notuna bkz). [3717] Zımnen: Siz bir şeye öyle dediğiniz için o öyle olmaz. Bir şey neyse odur. Siz onu bilmeseniz ya da yanlış bilseniz ya da kasten onun mahiyetine müdâhale etseniz de o odur. Zımnen: Eşyanın yerini Allah tayin etmiş ve her şeyi yerli yerinde yaratmıştır: onun yeriyle oynamayın! Aslında İslâm öncesi Arap insanının zamana sunî müdâhalesi olan nesi uygulaması, yine bazı hayvanları yaratılış amacı dışına çıkararak kutsallık atfı yoluyla hakikate müdâhale etmesi hep bu tür uygulamaların farklı alanlardaki tezahürüdür (9:37 ve 5:103).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey iman edenler) Allah, bir adamın göğsünde iki kalp yaratmadığı gibi, "zıhar" yaptığınız eşlerinizi de ananız yerinde tutmamıştır. (Eşinize, "Sen benim üzerime anamın sırtı gibisin" diyerek onu haram saymanız, ona yanaşmamanız doğru değildir. Onun hem eşiniz hem de ananız olması mümkün değildir) Bunun gibi, evladlıklarınızı da, öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar (gerçeği yansıtmayan) ağzınızdan dolaşan sözlerdir. Allah ise, gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh, bir adamın (göğüs) boşluğunda iki kalb yaratmadı ve zıhâr yaptığınız (sen bana, annemin sırtı gibisin dediğiniz) eşlerinizi, sizin anneleriniz yapmadı; evlatlıklarınızı da sizin öz oğullarınız kılmadı. Bunlar sizin ağızlarınıza gelen sözlerinizdir. Allâh gerçeği söyler ve O, doğru yola iletir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah bir kişi için içerisinde iki kalp yaratmamıştır. Ve kendilerinden müzaherede bulunduğunuz zevcelerinizi sizin valideleriniz kılmamıştır ve evlatlıklarınızı da sizin oğullarınız kılmış değildir. O sizin ağızlarınızdaki bir lâkırdınızdır. Ve Allah hakkı söyler ve O, doğru yola irşad buyurur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah, hiçbir adamın içinde iki kalb yaratmamıştır. Kendilerine zıhar yaptığınız eşlerinizi anneleriniz kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz mânasız sözlerden ibarettir. Allah gerçeği söyler ve doğru yola iletir. [58, 2; 33, 37-40; 4, 23]
Bu âyet Cahiliye devrinin iki âdetini kaldırmaktadır. Bunlardan biri zıhar olup Mücadile sûresinde daha geniş şekilde yer alacaktır. Zıhar “sırt, arka” anlamına gelen zahr’dan gelip, kocanın eşine “Senin sırtın, annemin sırtı gibi olsun” diyerek bir nevi boşaması idi. O devirde bu durumdaki kadınla zevciyet ilişkisi kalmaz, bununla beraber kocasının evinden ayrılma hürriyeti de olmadığı için, kadın iyice zor durumda kalırdı. Kaldırılan ikinci âdet tebenni (evlat edinme) kurumu olup, müteakip âyet onu bildirmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, bir adamın (göğüs) boşluğunda iki kalb yaratmadı ve zıhar yaptığınız (sen bana, annemin sırtı gibisin dediğiniz) eşlerinizi, sizin anneleriniz yapmadı; evlatlıklarınızı da sizin öz oğullarınız kılmadı. Bunlar sizin ağızlarınıza gelen sözlerinizdir. Allah gerçeği söyler ve O, doğru yola iletir.
Rivâyete göre, Araplar, akıllı kişilerin iki kalbi olduğuna inanırlardı.. Âyette bu inancın doğru olmadığı, her insanın yalnız bir kalb taşıdığı belirtiliyor. Zıhâr da Araplar arasında uygulanan bir gelenekti. Bir adam karısına: "Sen bana, annemin sırtı gibisin!" dedi mi, o kadın kendisine harâm olurdu, artık ona yaklaşamazdı. Âyet, öyle bir benzetme sözüyle, insanın karısının, kendi öz annesi gibi olamayacağını belirterek bu bâtıl geleneği kaldırıyor. Bir çeşit yemîn olan bu sözden dönmek için keffâret gerekir ki bu husus da Mücâdele: 2-4. âyetlerinde anlatılmıştır. Araplar arasında uygulanan bir gelenek de evlâdlığın, öz oğul gibi sayılmasıydı. Evlâdlık asıl babasının adıyle değil, evlâd edenin adıyle çağırılırdı. Bunu da kaldıran Kur'ân, kişinin asıl evlâdının, kendi belinden gelen çocuklar olduğunu; dolayısıyle evlâdlığa, aynen evlâd hükmünün uygulanamayacağını belirterek evlâdlıkların, kendi babalarının adlarıyle çağrılmalarını buyuruyor.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ bir kimsenin içinde iki kalb kılmadı, onlardan zıhâr [¹] iylediğiniz zevcelerinizi analarınız itmedi. Ve evlâdlıklarınızı oğullarınız kılmadı. Bu zikr olunan şeyler sizin ağzınızdan çıkan bir sözdür. Allâh Te'âlâ hakkı söyler ve doğrı yola hidâyet ider.
[1] Zıhâr zevcesinin a'zâsından birini vâlidesine benzederek "Sen benim anam yerinesin, anam gibi bana harâm ol" dimekdir. Zevce, bu sözle zevcin anası olmaz. Yalnız bu sözi söyleyen zevc içün kefâret lâzım gelir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah bir adamın içine iki kalp koymamış, zihar[*] yaptığınız eşlerinizi anneleriniz yapmamış, evlatlıklarınızı da sizin evladınız saymamıştır. Bunlar dillerinize doladığınız sözlerdir. Allah gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.
[*] "Eşim anam olsun" deyip eşi ile onu boşamadan ayrılmak, karı koca ilişkisine son vererek eşini cezalandırmaya kalkmak  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, bir adamın göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız karılarınızı da anneleriniz yerine tutmadı. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. Bu sadece sizin ağzınızdan çıkan bir sözdür. Allah, gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız hanımlarınızı anneleriniz hükmünde kılmadığı gibi, evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız hükmünde kılmamıştır.(1) Bunlar sizin ağzınızdan çıkan sözlerden ibarettir. Allah ise hakkı söyler ve doğru yola iletir.
(1) Cahiliyet döneminin âdetlerine göre, bir adam karısına “Sen bana anamın sırtı gibisin” dediği zaman kadın onun anası yerine geçerdi. Bununla beraber, kadın bir başkasıyla da evlenemez, ölünceye kadar o adamın evinde ve tahakkümü altında kalırdı. Âyet, bu çirkin âdetle birlikte, evlâtlıkları kendi nesebine geçirme âdetini de kaldırmaktadır. Burada, İslâmın insanlar arasında yaratılıştan itibaren var olan bağların korunması ile ilgili duyarlılığını görüyoruz ki, 2:27’den itibaren birçok âyette bu konuya dikkat çekilmiştir. Bir sonraki âyette de yine bu husus vurgulanacaktır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, bir adamın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız eşlerinizi sizin anneniz yapmamıştır, evlatlıklarınızı da sizin oğullarınız kılmamıştır. Bu konularda söylediğiniz sözler, ağızlarınızın bir lakırdısıdır. Allah, hakkı söyler ve O, gerçek yola kılavuzlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eylemedi Tañrı hįç ere iki göñül ķanı içinde. daħı eylemedi 'avratlaruñuzı anlar kim žıhār eylersiz anlara analaruñuz. daħı eylenmedi oġul eylendüklerüñüzi oġlanlaruñuz şol sözüñüzdür aġızlaruñuz-ile. daħı Tañrı eydür ḥaķķı daħı ol ŧoġru yol gösterür yola.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā bir kişiye iki yürek yaratmadı içinde. Daḫı ol ‘avratlaruñuzı ki iẓhār ider‐biz anlardan, analaruñuz eylemedi anları. Daḫı siz delīl ile oġulidindü[gü]ñüz kimseleri ḥaḳīḳī oġluñuz eylemedi. Ol sizüñ ḳavlüñüzdüraġzuñuz bile. Tañrı Ta‘ālā söyler ḥaḳḳı ve ol hidāyet virür doġru yola.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah bir adamın sinəsinəndə (daxilində) iki ürək yaratmamışdır. (Eləcə də iki Allah ola bilməz). Allah nə zihar etdiyiniz (arxasını ananızın arxasına oxşadaraq yaxınlıq etmədiyiniz, talağını verdiyiniz) zövcələrinizi sizə doğma ana, nə də oğulluğa götürdüklərinizi sizə doğma oğul etmişdir. (Onlar əslində öz atalarının oğullarıdır). Bunlar sizin dediyiniz boş (mə’nasız) sözlərdir. Allah doğru deyir və (bəndələrini) doğru yola gətirir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah hath not assigned unto any man two hearts within his body, nor hath he made your wives whom ye declare (to be your mothers) your mothers, nor hath he made those whom ye claim (to be your sons) your sons. This is but a saying of your mouths. But Allah sayeth the truth and He soweth the way.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah has not made for any man two hearts(3669) in his (one) body: nor has He made your wives whom ye divorce by Zihar(3670) your mothers: nor has He made your adopted sons(3671) your sons. Such is (only) your (manner of) speech by your mouths. But Allah tells (you) the Truth, and He shows the (right) Way.
3669 Two hearts in his (one) breast: two inconsistent attitudes: such as serving Allah and Mammon; or subscribing to both Truth and Superstition; or hypocritically pretending one thing and intending another. Such a thing is against Allah's Law and Will. Apart from the condemnation of general hypocrisy, two pagan customs of the Times of Ignorance are mentioned, and their iniquity pointed out. See the notes 3670 and 3671. Nor can a man love two women with equal love; hence the injustice of marrying more than one wife; see the second clause in 4:3. (R). 3670 This was an evil Arab custom, by which the husband selfishly deprived his wife of her conjugal rights and yet kept her to himself like a slave without her being free to remarry. He pronounced words importing that she was like his mother. After that she could not demand conjugal rights but was not free from his control and could not contract another marriage. See also 58:1-5, where this is condemned in the strongest terms and punishment is promised for it. A man sometimes said such words in a fit of anger: they did not affect him, but they degraded her position. 3671 If a man called another's son "his son", it might create complications with natural and normal relationships if taken too literally. It is pointed out that it is only in men's mouths, and should not be taken literally. The truth is the truth and cannot be altered by men's adopting "sons". "Adoption" in the technical sense is not allowed in Muslim Law. Those who have been "wives of your sons proceeding from your loins" are within the Prohibited Degrees of marriage; 4:23 ; but this does not apply to "adopted" sons.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا جَعَلَ
kılmadı
اللّٰهُ
Allah
لِرَجُلٍ
bir adam için
مِنْ قَلْبَيْنِ
iki kalp
ف۪ي جَوْفِه۪ۚ
içinde
وَمَا جَعَلَ
ve kılmadı
اَزْوَاجَكُمُ
eşlerinizi
الّٰٓئ۪
onlar ki
تُظَاهِرُونَ
zıhar yapı- yorsunuz
مِنْهُنَّ
onlardan
اُمَّهَاتِكُمْۚ
anneleriniz
وَمَا جَعَلَ
ve kılmadı
اَدْعِيَٓاءَكُمْ
evlatlıklarınızı
اَبْنَٓاءَكُمْۜ
oğullarınız
ذٰلِكُمْ
bunlar
قَوْلُكُمْ
sözünüzdür
بِاَفْوَاهِكُمْۜ
ağızlarınızda
وَاللّٰهُ
ve Allah
يَقُولُ
söyler
الْحَقَّ
hakkı
وَهُوَ
ve O
يَهْدِي
hidâyet eder
السَّب۪يلَ
yola
Allah, bir adamın (göğüs) boşluğunda iki kalp yaratmadı. Kendileriyle zıhâr yaptığınız (vücudunu annenizin vücudu gibi kendinize haram kıldığınız) eşlerinizi, sizin anneleriniz saymadı ve evlatlıklarınızı da (öz) oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan boş ve anlamsız) sözlerden ibarettir. Allah ise hakkı söyler ve (kullarını doğru) yola O, hidâyet eder.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَجُل
İsim
ر ج ل
Erkek, adam
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
جَوْف
İsim
ج و ف
İç, batın
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
الّٰٓئ۪
Zamir
الّٰٓئ۪
Onlar
ظَاهَرَ
Fiil-III
ظ ه ر
Arka çıktı, zıhâr yaptı, yardım etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اُمّ
İsim
ا م م
Anne, esas, merkez
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اَدْعِيَٓاءَ
İsim
د ع و
Nispet edilen, evlatlık
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
اَفْوَاه
İsim
ف و ه
Ağızlar
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol