Nasıl ki Allah, bir insanın göğüs boşluğunda iki kalp¹ yaratmamışsa, zıhar² yaptığınız eşlerinizi, sizin anneleriniz yapmamış ve evlâtlıklarınızı³ da öz oğullarınız olarak yaratmamıştır. Bütün bunlar sizin ağzınızdan çıkan tamamen (bâtıl) sözlerdir. En doğruyu ancak, hak yola ulaştıran Allah, söyler.⁴
1 Bu bir temsildir. Ayrıca bu temsilden kimsenin içerisinde ikinci bir kimse olmayacağı, yani “Süleyman’dan içeri bir Süleyman” daha olamayacağı açıkça anlaşılmaktadır. Zira insan, rûhuyla ve bedeniyle birlikte tek varlıktır. Onun içerisinde kendi iradesi ve kontrolü dışında olan ikinci bir varlık düşünmek söz konusu değildir. Buna göre, sapkın vahdet-i vücûd mantığının eseri olan, “Bir ben vardır bende, benden içeri” demek, doğru değildir. 2 Zıhar: Bir adamın, eşine: “senin sırtın bana anamın sırtı gibi olsun veya sen, bana anamın sırtı gibisin.” demesidir. Bu, mecâzen; “anam bana nasıl haram ise sen de bana öyle haramsın” demektir. Araplar, böyle denilen bir kadını, ana gibi kabul ederler, hemen ayrılırlar ve bir daha onunla tekrar evlenmezlerdi. Burada onlara ana gibi demekle, hakikaten anne olmayacakları ve bu âdetin yanlışlığı, anlatılmaktadır. Ensardan Evs b. Samit, bir gün eşi Havle binti Sa’lebe’ye öfkelenip, sen bana, anamın sırtı gibisin der. Sonra da söylediğine pişman olup, eşini çağırır. Kadın; “canım elinde olan rabbime yemin ederim ki sen, o sözü söyledikten sonra Allah ve Rasûlü hükmünü verinceye kadar sen benim yanıma gelemezsin!” der ve hemen Rasûlüllah’ın huzuruna varıp: “Ey Allah’ın Rasûlü! Evs, beni anası gibi kıldı, kimsesiz bıraktı, benim durumum ne olacak?” diye sorar. Peygamberimiz: “O sana haramdır” der. Kadın: “ama o beni boşamadı” deyince, Peygamberimiz tekrar: “O sana haramdır” der. Kadın bunun üzerine: “Allah’ım yalnızlığımın şiddetinden ve bana zor gelecek olan ayrılmamın acısından, Sana sığınırım, küçük çocuklarım var...” diye ağlamaya başlar. Bu olay üzerine Ahzab suresinin ilk ayetleri indirilmiştir. Hz. Ömer, bu kadın yanına geldiği zaman ona ikram eder ve Allah onu dinledi derdi. (Buhârî-Ebû Dâvût-Vahidi) İlgili hükümler için Bk. (Mücadele: 2-4)3 Bu âyetten, İslâm’da evlâtlık diye bir müessesenin olmadığı, bunun müşriklerin bâtıl bir inancı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Onlar hakkında oğul hükümleri uygulanamaz. Yani; onun boşadığı bir kadınla evlenmek haram olmaz. Bk. (Ahzab: 37)4 Âyetin son bölümünden de insanların uydurdukları sözlerin, geleneklerin Allah’ın sözleri karşısında hiçbir değerinin olmadığı ifâde edilmektedir.