Ve (Allah,) Kitap ehlinden (yapılan antlaşmaya ihanet edip Hendek savaşında) onlara (o Medine’ye saldıran Mekkeli putperestlere) arka çıkıp yardım edenleri (müşriklerle birlikte saldırı düzenleyen Beni Kureyza Yahudileri) kalelerinden çıkardı ve gönüllerine korku saldı; böylece siz (saldırmaya devam edenlerden saldırı anında) bir kısmını öldürüyor, diğer bir kısmını da esir alıyordunuz.(*)
(*) Beni Kureyza’nın Müslümanlara ihanetleri? Hicretin 5. senesi. (Milâdî 627) Benî Kurayza Yahudilerinin Hz. Peygamberle olan antlaşmalarına (Medine sözleşmesine) göre, Hendek Muharebesinde düşman tarafından sarılan Medine’yi Müslümanlarla elele vererek müdafaa etmeleri gerekiyordu. Fakat bunu yapmadılar. Üstelik antlaşma hükümlerini hiçe sayarak, harbin en nâzik safhasında müşriklerle işbirliğine giriştiler. Hz. Peygamberin tahkik ve sulh için gönderdiği heyete hakarette bulundular ve "Muhammed de kim oluyormuş? Muhammed’le aramızda ne ahid vardır, ne de akid." dediler. Hatta daha da ileri giderek Peygamber için küstahça sözler bile sarf ettiler. Bununla da yetinmediler. Medine üzerine baskınlar düzenleyerek, Müslüman âile ve çocukları kılıçtan geçirme teşebbüsüne bile kalkıştılar. Bu hareketleriyle Müslümanları, harp endişesinden daha büyük bir telâş ve endişeye düşürdüler. Bu, Hz. Peygamberin kendilerine lütufkâr davranmasına karşı açık bir nankörlük ve hıyânetti. (147-148. -2. A.g.e., 3:233; Tabakât, 2:74; Müslim, 3:1389.) Ben-i Kurayza kabilesi Medine vesikası’nda imzası bulunan kabilelerden biridir. Medine vesikasına göre, yani Medine site devleti kurulurken yaptıkları sözleşmeye göre, bu sözleşmenin taraflarına yapılacak bir saldırı durumunda sözleşme tarafları saldırgana karşı beraber mukabele edeceklerdir. Yani kendi elleriyle yaptıkları ve Medine devletinin temellerini oluşturan anlaşmaya göre Ben-i kurayza kabilesi Mekke’li müşriklere karşı Müslümanlarla birlik olup savaşacağını beyan etmişti. Ama savaşmak yerine Müslümanların karşısında bir tutum sergileyerek Medine’yi içten teslim edecek şekilde davranmışlar ve net bir şekilde antlaşmaya ve yurttaşlarına savaş halinde "ihanet" etmişlerdir. Medine vesikası bugün tam metniyle ortadadır, isteyen herkes inceleyebilir. Antlaşma var, antlaşmada askeri ittifakı içeren maddeler de var, ihanet de var. Hendek savaşında 10 -12.000’i bulan düşman ordusu büyük bir hezimete uğrayarak geri çekilmişti. Harpta müşrikler yanında yer alan Kurayzaoğulları da hayal kırıklığı içinde Medine’ye iki saatlik mesafede bulunan sağlam kalelerine çekilmişlerdi. Oysa bu ihanetten dolayı pişman olup özür dilemeleri gerekirken tam aksine direnmek üzere kalelerine çekilerek güç oluşturmaya ve Hz. Muhammed’e her türlü hakaretler savurmaya başladılar. İşte bu olay üzerine muhasara altına alınarak teslim olmaları isteniyor. Ama onlar bunu reddedip oklarla saldırmaya başladılar, neticede onlardan bir kısım savaş anında ölüyor, diğer bir kısmı da esir olarak ele geçiyorlar. Burada ne çocuk, ne kadın, ne de esirler öldürülüp ya da köle ediniyorlar, zira (Ahzab-26. ( فَرٖيقًا تَقْتُلُونَ وَتَاْسِرُونَ فَرٖيقا ) ayetten de anlaşıldığı gibi savaş meydanında direnenlerin bir kısmı öldürülmüş, diğerleri ise esir alınmıştır. Daha sonra esirler ( فاما منا بعد واما فداء)‘’feimma mennen ba’dü ve imma fidaen’’ savaş sona erince ister karşılıksız, ister fidye/esir takası yapmak suretiyle, mutlaka (esirleri) serbest bırakın…’’şeklindeki Muhammed sûresi 4. ayetin hükmü gereği tamamen serbest bırakılmıştır. Çünkü Hz. peygamberin Kur’an’a muhalefet etmesi düşünülemez. Bu ayette, ister karşılıklı ister karşılıksız her iki durumda da esirlerin mutlaka serbest bırakılması emrediliyor. Yani esirleri tutmak, öldürmek veya köle edinmek kesinlikle yasaklanmıştır. Peki, köle edinme veya öldürme seçeneği nereden çıkıyor? Yoksa geleneksel fıkıhçılar Kur’an’da olmayan bir şeyi (köle edinme ve öldürme seçeneklerini haşa) Kur’an’a ilave mi yapıyorlar? Demek ki, Beni Kureyza katliami şeklindeki iddia asla doğru olmayıp, uydurma ve yalandan başka bir şey değildir. Zaten bu tür uydurma ve palavraları anlatan İbni İshak’ın nasıl biri olduğu ve onun anlattıkları tarihi gerçeklerle bağdaşmadığı hususu da aşağıda anlatılmaktadır. Muhammed İbni İshak’ın esirlerin öldürüldüğüne dair getirdiği rivayetler doğru olmadığı gibi, İmam Malik de İbni İshak’ın rivayetleri beni Kureyza Yahudilerden hiç araştırmadan getirdiğini anlattıktan sonra, İbni İshak yalancı, deccal ve münafık biri olduğunu söyler. İmam Ahmed b. Hanbel ise, onun bir (مدلس)’’ müdellis’’ yani rivayetlerde sahtekârlık yapan biri olduğunu söylüyor. İmam Nesai ve Ebu Hatem Er-Razi de onun bütün rivayetlerini zayıf olarak nitelendirmişlerdir. Ebu Davud ise, İbni İshak hiç araştırmadan Yahudilerden zevkle rivayetleri yapardı diyor. İşte bu nedenle Beni Kurayza’ya katliam yapıldığına dair ileri sürülen iddia mesnetsiz olup asla doğru değildir. İlgili rivayetler de tamamen iftira ve yalandır. Arapça bilenler aşağıdaki metinlere de bakabilirler . وبعد ان انتهت غزوة الاحزاب لصالح المسلمين كان لابد من معاقبة بني قريظة علي نقضهم العهد واعتدائهم علي المسلمين فحاصرهم النبي اياما عديدة وبعد ىفضهم الاستسلام قرروا النزول للقتال...وقد قتل فريق منهم بينهما تم اسر الباقين ...غزوة بني قريظة كبقية غزوات النبي وسراياه، التزم النبي بهدي القرآن الكريم في القتال والأسر وفي تعامله مع الأسرى بعد ذلك، وهو المن أو الفداء.امتثالا لقوله تعالي (فاما منا بعد واما فداء - محمد - 4 ) وقد قصَّ القرآن الكريم خبر الحادثة بما يؤكد ذلك. في مقابل البيان القرآني وردت روايات مكذوبة تفيد بأن النبي قتل أسرى بني قريظة وكانوا بالمئات، وتلك الروايات الأسطورية شاعت بين المسلمين وتوارثتها الأجيال كمسلَّمات شوَّهت الذاكرة وأساءت للإسلام بقدر كبير والاية من سورة محمد - 4- توضح حكم الاسير في الاسلام وهو ان يطلق سراحة بالمن عليه او مقابل فدية كمبادلة الاسري. والايات التي قصت خبر بني قريظة لم تذكر مصير الاسري لان الحكم فيهم ورد في قوله تعالي (فاما منا بعد واما فداء ) والروايات التي تفول بقتلهم موضوعة ومكذوبة علي نبي الرحمة ولان التبي ص لايمكن ان يخالف القران في معاملتهم ولو افترضنا أن النبي ص أخطأ في اجتهاده بحق بني قريظة لاخبره ربه بذلك وعاتبه عليه عتابا شديدا كما حصل في قضية أسري بدر وحصل في ابن أم مكتوم (سورة عبس) وغير ذالك ومع أننا لم نجد مثل هذالعتاب في كتاب الله فهذا يدل دلالة قاطعة أن قتل أسري بني قريظة لم يقع اصلا.. محمد بن اسخاق الذي مات - 157 - هجرية راوي هذه الحاديثة قد أمسك عن الاحتجاج برواياته غير واحد من العلماء فقد وصفه أبو داوود أنه كان يشتهي الرواياة, وبالغ الامام مالك في النكير عليه بقوله عنه دجال من الدجاجلة ربما ذلك لآنه كان يكثر الرواية عي اليهود الذين اسلموا دون ان يتحري.. وقال الامام احمد بن حنبل هو كثير التدليس جدا وقال ابوحاتم الرازي ليس عندي بالقوي ,ضعيف الحديث وقال النسائ ليس بالقوي (غزوة بني قريظة بين الحقائق والأساطير) ابن إسحاق: من أئمة أهل الشأن في معرفة السير. لكنه كان يكثر من التحديث والرواية عن الضعفاء والمجاهيل - أما باقي رواة الاسرائييات فهم نقلة عن غيرهم (وبخاصة عن هؤلاء). أعني ابن إسحاق وقتادة والسدي وسعيد وأمثالهم، فهؤلاء نقلة عن غيرهم، وليس لديهم اطلاع مباشر على الإسرائيليات. وعامة من يروي الإسرائيليات في التفسير هم ممن وصفوا بأنهم ينقلون الغث والسمين بغير تمييز. وقد قال الشعبي عن قتادة: «حاطب ليل». وكان الحسن البصري أيضاً يصدّق كل من حدَّثه. وكذلك ابن جريج وابن إسحاق يوصف كل منهما بأنه حاطب ليل. والسدي الكبير هو نفسه متهم بالكذب، فضلاً عن روايته عن ضعفاء ومتروكين: المصدر: (الإسرائيليات والرواية عن اليهود في كتب التفسير الإسلامية)