Elbet Rableri, o gün onları (bekleyen akıbetin) iç yüzünden bütünüyle haberdardır![⁵⁸⁶³]
[5863] Veya habîre muhbir anlamı vererek: “haberdar edecektir”. Habîr, ‘Alîm olarak anlaşılamaz. Birçok âyette bu ikisinin birlikte kullanılması bir yana, Alîm’den farklı olarak Kur’an’da Habîr sadece Allah’a isnat edilir. Türetildiği kök olan habr, “suyun ana çıkış menfezi”, “ilk kırkım yün” demektir. Demek ki, Habîr olmak, onun gerçek aslını ve ilk illetini tüm ayrıntısıyla bilmektir ki, bu da yalnız Allah’a mahsustur. Sadekallahu’l‘azîm (Allah doğru söyledi). Ya Rab! Sen doğru söyledin, bize de doğru anlamayı bahşet!