close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Abese Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Femen şâe żekerah(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dileyen dinler, öğüt alır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Artık dileyen, (ve gerçeğe yönelen) Onu ’düşünüp-öğüt alabilir.’
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunun için kim istekliyse O'nu hatırlayıp öğüt alabilir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde, kendi iradesini ve tercihini isabetli kullanan Kur'ân'ı düşünür, ondan öğüt alır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Artık dileyen onu düşünüp öğüt alır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Artık dileyen, onu 'düşünüp-öğüt alsın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Artık dileyen ondan öğüd alır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İsteyen onları idrak eder.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
11,12. Hayır! Yaptığın doğru değil, âyetlerimiz bir öğüttür, dileyen ondan öğüt alır.
Besim Atalay
swap_vert close
İsteyip, dileyen onu tutar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Dileyen ondan öğüt alır.
Bu âyetler öğüt almak için Hz. Peygambere gelen ve kendisiyle gerektiği kadar ilgilenilmeyen bir âmâ için nazil olmuştur. Rivayet olunur ki; Hz. Peygamber Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden birisiyle konuşurken bu sırada sahabelerden âmâ olan İbni Ümmi Mektûm Hz. Peygamberin yanına gelerek bir şey öğrenmek istedi. Hz. Peygamber Kureyş kabilesinden gelen ve maddi durumu da iyi olan kişiyle konuşurken âmâ sahabeye ilgi göstermedi. Sık sık sözü kesilen Hz. Peygamber de hoşnutsuzluğunu yüz ifadeleriyle açığa vurdu. Bu durumdan âmâ sahabe rahatsızlık duymuş olacak ki Allah bu âyetleri gönderdi ve böylece nasıl davranılması gerektiği konusunda hem Hz. Peygambere hem de onun şahsında bütün inananlara davranış dersi verdi.  
Cemil Said
swap_vert close
Kim arzu ider ise ândan mütenebbih olur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Dileyen onu öğüt kabul eder.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dileyen ondan öğüt alır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Dileyen ondan öğüt alır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
11, 12, 13, 14, 15, 16. Hayır! Şüphesiz bunlar (âyetler), değerli ve güvenilir kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur'an'dan) öğüt alır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dileyen bundan öğüt alır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Artık dileyen onu düşünür.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İmdi onu dileyen tezekkür etsin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Artık (iki cihan saadetini kazanmayı) isteyen kimse (îmân ederek) ondan (Kur’ân’dan) öğüt alır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dileyen kimse ondan öğüt alır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Binâen'aleyh dileyen onu beller.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Artık dileyen ondan nasîhat alır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
11,12,13,14,15,16. Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Şüphesiz onlar (o tebliğ edilen Kur’an âyetleri), erdem sahibi (güvenilir) kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüceltilmiş değerli sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur’an ayetlerinden) öğüt alır.*
(*) ‘’inneha’’ daki zamir, Kur’an ayetlerine veya bu sûreye gider. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Ayrıca bu ayetlerden de anlaşılıyor ki, Kur’an Hz. Peygamber döneminde sahifelerde, yani kitap hâlinde yazılıyordu. Bu nedenle Hz. Peygamber hayatta iken Kur’an’ın tümü bir araya getirilmiş ve kitap hâlinde yazılmıştır, vefatından sonra değil. İşte Hz. Peygamber döneminde Kur’an’ın bir kitap hâlinde yazıldığinı, onun bütün ayetleri bir araya getirilip derlendiğini aktaran Buhari ve Müslim’in ilgili rivayetleri de aşağıdadır. Yani Kur’an’ın Hz. Ebu Bekir döneminde bir kitap hâline getirildiği şeklindeki geleneksel inanış ve rivayetler hem Kur’an ayetleriyle hem de buradaki Buhari ve Müslimin rivayetleriyle çeliştiğinden dolayı uydurmadır. Özetle, Hz. Peygamber döneminde, Kur’an’ın tamamı bir kitap halinde cemi edilip yazılmıştı. قوله: {إِنَّهَا } ضمير المؤنث، قال مقاتل: يعني آيات القرآن، وقال الكلبي: يعني هذه السورة وهو قول الأخفش (مفاتيح الغيب) {إِنَّهَا} أي السورة أو آيات القرآن (القرطوبي)والثاني: قوله: {فَى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ } أي تلك التذكرة معدة في هذه الصحف المكرمة، والمراد من ذلك تعظيم حال القرآن والتنويه بذكره (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) الطبريّ: مرفوعة الذكر والقدر. (الجامع لاحكام القرآن) وروى البخاري (3810) ومسلم (2465) عن أنس رضي الله عنه قال : " جَمَعَ الْقُرْآنَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَرْبَعَةٌ كُلُّهُمْ مِنْ الْأَنْصَارِ : مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ وَأُبَيُّ بْنُ كَعْبٍ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ وَأَبُو زَيْدٍ " .القول الأوّل : إنّ القرآن قد اكتمل جمعه في مصحف واحد منذ عصر النبي ( صلى الله عليه و آله ) ، و أنّ نفراً من الصحابة ، و هم : علي بن أبي طالب ، و معاذ بن جبل ، و سالم مولى أبي حذيفة ، و أبي بن كعب ، و عبد الله بن مسعود قد جمعوا القرآن كلّه في عهد رسول الله ( صلى الله عليه و آله) متى سنصدق ما روى مسلم عما أسند للنبي بأن قال في أواخر حياته في خطبة الوداع يوم عرفة: “تَرَكْتُ فِيكُمْ مَا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ إِنِ اعْتَصَمْتُمْ بِهِ: كِتَابَ اللَّهِ. وَأَنْتُمْ تُسْأَلُونَ عَنِّى فَمَا أَنْتُمْ قَائِلُونَ؟ قَالُوا نَشْهَدُ أَنَّكَ قَدْ بَلَّغْتَ وَأَدَّيْتَ وَنَصَحْتَ. فَقَالَ بِإِصْبَعِهِ السَّبَّابَةِ يَرْفَعُهَا إِلَى السَّمَاءِ وَيَنْكُتُهَا إِلَى النَّاسِ. اللَّهُمَّ اشْهَدِ اللَّهُمَّ اشْهَدْ”؟ إلى متى سنظل نظن أن روايات الجمع لأحد الخلفاء الراشدين بوساطة صحابي واحد, أقرب للحقيقة من أن الله أستعمل حامل الوحي, الرسول نفسه عليه الصلاة و السلام, لجمع القرآن و تبليغ رسالة ربه إلينا ليترك بين أيدينا كتابا لن نضل بعده إن أعتصمنا به؟ (القرآن جمع في عهد النبي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dileyen o öğüdü düşünür.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onun için diliyen onu tutar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kim dilerse onu hatırında tutar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Artık dileyen onu düşünüp öğüt alır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Artık dileyen, onu hatırlayıp kendine gelir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öyleyse, dünya ve âhirette kurtuluş ve esenliğe ulaşmak isteyen, ondan öğüt alsın. Kendisini ebedî azâba mahkûm etmek isteyen de, bırak ondan yüz çevirsin!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dilemiş kimse onu düşünüp öğüt aldı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
12,13,14. Onu arzu eden alır // Çünkü Kuran, kıymetli kağıtlara // yüksek ve tertemiz bir ortamda
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dileyen öğüt alır, dileyen almaz. Kimseye zorla, nazla, yalvararak bir şey kabul ettiremezsin! Aklıyla kalbiyle yaklaşan öğüt alır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Dileyen onu (Kur’an’ı) hatırlar. [*]
Benzer mesajlar: Müzzemmil 73:19; Müddessir 74:54-55; İnsân 76:29; Nebe’ 78:39; Tekvîr 81:27-28.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.
Muhammed Esed
swap_vert close
kim istekliyse O’nu hatırlayıp öğüt alabilir
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Dileyen bundan öğüt alır. 11/114, 13/19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
isteyen herkes ondan öğüt alabilir,
Orhan Kuntman
swap_vert close
Dileyen (istekli olan) ondan gereken öğüdü alır.
Osman Fırat
swap_vert close
Dileyen ondan öğüt alır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık dileyen onu düşünür (hatırlar).
Suat Yıldırım
swap_vert close
Artık isteyen ders alır.
Bu ayetler, insanları hakka dâvet edenlerle ilgili önemli irşadlar ihtiva etmektedir. Maksat, kim olursa olsun faydalanmasını sağlamaktır. İştiyakla gelene değer verip anlatmalı. Fakat usulüne uygun hikmet ve güzel öğütle yapılan dâvetlere rağmen kaskatı durup hidâyetten ısrarla uzak duranların peşinde koşmaya gerek yoktur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İsteyen onunla va'z u nasîhat alır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kim ne yapmışsa[1] onu hatırlayacaktır[2].
[1] Burada şâe (شاء) fiiline (كوَّن) kevvene = oluşturdu" anlamı verilmiştir. Çünkü şâe (شاء) şey (شَيْء)'den türemiştir. Şey (شَيْء) hem mastar hem isimdir. Mastar anlamı "oluşturma" isim anlamı ise kendisi veya ölçüsü oluşmuş varlıktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئاً أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ "Bir şeyi irade ettiğinde yaptığı, sadece ona "ol" demektir; sonra o şey oluşur." (Yasin 36/82) Ayetteki شَيْئاً (= şey'en) mastar, ondaki tenvîn ise muzafun ileyhten ıvazdır. Yani ifade, شيْئَ شَيئٍْ iken muzafun ileyh olan şey شيئ kaldırılmış yerine tenvîn konmuştur. Kaldırılan isimdir ve mastar olan شيئ'in mef'ûlüdür. Ayetteki كُنْ tam fiildir ve faili şey (شيئ)'dir. Şey (شيئ)'in kendisi henüz oluşmamış olsa da ölçüsü oluştuğu için emre muhatap kılınmıştır. Ayetteki فَيَكُونُ(feyekûn) da tam fiildir. Bu sebeple (إِذَا أَرَادَ شَيْئاً)'e; إحداث شيء و تكوينه إِذَا أَرَادَ = bir şeyi var etmek ve oluşturmak istediği zaman'. anlamı verilir. Çünkü tam olan كُنْ = kün'ün anlamı, kevvin كوِّنْ= oluşmaya başla!" veya "uhdus أحدث = varlık sahnesine çık" şeklindedir. Buradan hareketle mastar olan شيئ 'in, ihdas (إحداث) ve tekvîn (تكوين) anlamında olduğu ortaya çıkar. İhdas, yokken var etmek, tekvîn ise oluşturmaktır. Bize göre tekvîn anlamı daha uygundur Şey (شَيْء) mastarından (شاء) fiili türetilmiştir. Aslı (شَيَأَ)'dir. Yâ (ي)'dan önce fetha olduğu için yâ elife dönüşmüş ve (شاء) olmuştur. Mastar ile fiil arasında anlam farkı olmaz; tek fark fiilin bir zaman dilimi içinde olmasıdır. Şey mastarının anlamı (تكوين) tekvîn olduğu için şâe (شاء)'nin anlamı da "(كوَّن) kevvene =oluşturdu" olur. Daha geniş izah için "Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır" adlı kitabın ikinci baskısındaki ilgili bölüme bkz. [2] Ayet şu şekilde takdir edilerek anlam verilmiştir: من كون شيئا ذكره (bir şey yapan onu hatırlar) Suçlar bağışlansa bile ahirette kişiye gösterilecektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Kim zerre kadar iyilik yapmış olsa onu görür. Kim zerre kadar kötülük yapmış olsa onu da görür." (Zilzâl 99/7-8)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Dileyen kimse onu korur/aklında tutar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İsteyen ondan öğüt alır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes her kim diler-ise aña Tañrı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes kim dilese anı ẕikr eylesün.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Kim istəsə, ondan öyüd alar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So let whosoever will pay heed to it,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Therefore let whoso will, keep it in remembrance.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَمَنْ
artık kim
شَٓاءَ
dilerse
ذَكَرَهُۢ
ondan öğüt alır
Dileyen ondan öğüt alır (ve küfründen, şirkinden temizlenir).
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
ذَكَرَ
Fiil-I
ذ ك ر
Hatırladı, zikretti, andı, öğüt aldı, tezekkür etti