close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tebbet Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Tebbet yedâ ebî lehebin vetebb(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Elleri kuruyasıca AbuLeheb ve kendi, kurudu da.
Ebu-Leheb, Hz. Muhammed (s.a.a)'in amcasıdır ve Müslümanlığın en büyük düşmanlarından biridir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hz. Peygamberin kâfir ve zalim olan amcası) Ebu Leheb’in iki eli (ekonomik ve siyasi güçleri) de kurusun ve zaten kurudu (ve Allah’ın kahrından kurtulamadı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ebû Leheb'in elleri kırılıp kahrolsun. Bütün imkanları yok olup, helak olsun, zaten kendisine yazık etti, kahrolup gitti, yok oldu ya!…
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kurusun,helak olsun,hüsrana uğrasın Elleri, güçleri ve imkânları, (gayr-i meşru) düzenleri Ebu Leheb'in, Ebû Lehebler'in Kendileri de helak olsun
bk. el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 20/234-243.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ebu Leheb'in iki eli kurusun ve (zaten) kurudu da.
1.Ayetlerinden zahiri olarak da anlaşıldığı üzere bu sure Ebu Leheb ve karısı Ummu Cemil hakkında indirilmiştir. Ebu Leheb, Resulullah (a.s.)`ın amcasıydı. Ancak Mekke müşriklerinin ileri gelenlerinden ve Ebu Cehl ile birlikte Resulullah (a.s.)`a en çok düşmanlık edenlerdendi. Resulullah (a.s.)`a çok eziyet ederdi. Rivayetlerde bildirildiğine göre asıl adı Abduluzza`ydı. Leheb adında oğlu olmadığı halde şiddetli cehennem azabına çarptırılacağına işaret için, "çılgın alevli ateş" anlamına gelen Leheb kelimesine nisbet edilerek Ebu Leheb (Leheb`in babası) diye adlandırılmıştır. Ama kendisi bu adla çağrılmaktan hoşlanmazdı. Bununla birlikte onun Resulullah (a.s.)`a eziyet etmesine karşılık Yüce Allah kendisini bu surede hoşlanmadığı adıyla anmıştır.Surenin iniş sebebi olarak rivayet edilen olay ise şudur: Bir gün Resulullah (a.s.) Safa tepesine çıkarak Kureyş`in ileri gelenlerini çağırdı, sonra onları İslâm`a davet etti. Buna karşı Ebu Leheb, Resulullah (a.s.)`a: "Bizi bunun için mi çağırdın, helak olasın (tebben lek)!" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah bu sureyi indirdi.Rivayete göre Ebu Leheb`in hanımı Ummu Cemil de dağdan diken taşıyarak Resulullah (a.s.)`ın yoluna serer ve onun bundan eziyet görmesini isterdi. Bu yüzden hanımı hakkında da: "Hanımı da; odun taşıyarak. Boynunda da kalınca bükülmüş bir ip olarak" diye buyurulmuştur.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kurudu ya.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Elleri kurusun, Ebû Leheb'in... Zaten kurudu, mahvoldu o... (Çünkü kendisini, peygamber imana davet ettiği zaman, Allah'ın peygamberine beddua etmişti o.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ebu Leheb’in elleri kurusun ki kurudu da.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ebû Leheb'in sosyal gücü de kahrolsun, kendisi de kahrolsun! [819][820]
[819] Tebbet sûresi ve genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 427; 435.[820] Ebû Leheb’in bazı özellikleri ve sonu hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 429-434.  
Besim Atalay
swap_vert close
Elleri kurusun Ebi Leheb'in; kendisi de yok olsun!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ebu Leheb'in çifte gücü kahrolsun. Zaten kahroldu-kahrolacak!
Ayette geçen “Ebu Leheb’in çifte gücü” nden, bir sonraki ayette de görüldüğü gibi onun dünyalık serveti, malı ve parası kastedilmektedir. “Yed” kelimesi Bakara 2/87, 253, Mâide 4/64, Fetih 48/10 ve Kur’an’ın daha pek çok yerinde “güç/kuvvet” anlamında kullanıldığı gibi burada da “güç” anlamında kullanılmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
Ebî Leheb’in eli helâk olsun, kendi de mahv olsun.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ebû Leheb’in elleri kurusun. Zaten kurudu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ebû Leheb’in elleri kurusun! Kurudu zaten.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5. Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).
Edip Yüksel
swap_vert close
Ateş kürükleyenin elleri kahrolsun, zaten kendisi kahroldu.
Arapça'daki "ebu leheb" ifadesi, alev babası, ateş sahibi, ateşçi olarak da çevirilebilir Türkçe'ye. Bu tanımın, Muhammed'in amcası Abd ul-Uzza Ibn Ebu-l-Muttalib için kullanıldığı ileri sürülür. Bu sureye ilk muhatap olan kişi peygamberin amcası olsa bile, ayetteki eleştiri ve tehdit, inançlarından dolayı insanlara zulmeden despotlara ve onlara yardımcı olanların hepsine yöneliktir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ebu Leheb'in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yuh oldu iki eli Ebu Lehebin, kendi de yuh
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ebû Leheb’in *iki eli kurusun, kurudu da!
* Arapçada “İki eli kurusun” tabiri, hüsrana uğrasın manasında bir bedduadır. “Kurudu da” yani Ebû Leheb hüsrana uğradı/kaybetti manasındadır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ebû Leheb'in iki eli¹ kurudu². Ve kendisi de yok oldu³.
1- Gücü, malı mülkü, imkânı. 2- Yok oldu. 3- Kur'an, anlatım üslubu olarak, ileride olacak bir şeyin, kesinlikle olacağını vurgulamak için gelecek zaman yerine geniş veya geçmiş zaman kipini kullanmaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Ebû Leheb» in iki eli kurusun. (Kendisi de) kurudu (helak oldu ya).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ebû Leheb'in iki eli kurusun(2); kurudu da!
(2)Bu sûreye isim olan “Tebbet” kelimesi, “Kurusun!” meâlinde bir bedduâdır. (Kurtubî, c. 10/20, 235-236)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ebu Leheb’in (insanlar arasında fitne ve fesat ateşini ve islama düşmanlığı körükleyenin) her iki eli (maddi ve manevi gücü) helâk (yok) oldu ve kendisi de helâk (yok) oldu *
(*) Not: 1- ‘’Ebu Lehebin her iki eli kurusun’’ şeklindeki bütün mealler çok hatalıdır. Çünkü (تبت) ‘’tebbet’’ geçmiş fiil kipi olup beddua, yani inşa cümlesiyle hiçbir alakası yoktur. Burada yüce Allah (تبت)‘’tebbet’’ helâk oldu, yok oldu…’’şeklindeki ifadeyle onun ölüp yok olduğunu hikâye ediyor. Arapça dil gramerlerini bilen herkes (تبت) ‘’tebbet’’ fiili mazi, yani geçmiş fiil kipi olduğunu gayet iyi bilmektedir. 2. Her şeye gücü yeten yüce Allah, haşa aciz midir ki beddua etsin? Kimler beddua eder? Beddua eden aciz olan değil mi? 3. Ayrıca yüce Allah bu beddua ile Ebu Leheb’in helâk olmasını kimden isteyecek? Haşa ondan başka daha üstün bir güç mü var ki, o güç Ebu Leheb’i helâk etsin? 4. Eğer beddua şeklinde ise demek ki Ebu Lehep hâlâ ölmemiş, bu nedenle biz de bu ayeti okuyarak hep onun helâk olmasını diliyoruz, öyle mi? 5. Ayetin sonundaki (تب)’’tebbe’’ ile ayetin başındaki (تبت)’’tebbet’’ aynı mazi fiilleri olup aralarında hiçbir fark yoktur, ama ne ilginçtir ki, mealciler ayetin sonundaki (تب)’’tebbe’’yi geçmiş fiil kipi olarak çevirmişler, fakat aynen onun gibi geçmiş fiil kipi olan ayetin başındaki (تبت)’’tebbet’’ sığası ise mazi fiilinden (haber cümlesinden) çıkararak, beddua şekline çevirmek suretiyle bir inşa cümlesini kurmuşlardır. 6. Bu ayetle ilgili mevcut bütün meallerin maalesef çok hatalı olduğunu görmekteyiz. 7. Bütün bunlar gösteriyor ki, bu sûre Ebu Leheb’in ölümünden sonra inmiştir. Aşağıdaki tefsir metinlerine da baktığımız zaman, ayette geçen her iki (تب)’’tebbe’’ sığasının inşa değil, haber cümlesi (fiili mazi) olduğunu görürüz. 8. Eğer bu süre Ebu Leheb’in helâk olmasından sonra inmemiş olsaydı, 2. ayette gelen مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ ﴿٢﴾) ‘’ma eğna anhu maluhu ve ma keseb’’şeklindeki ayet şöyle olması gerekirdi. (ما يغني عنه ماله وما يكسب) ‘’ma yuğni anhu maluhu ve ma yeksibu’’ yani ‘’Onun malı ve kazancı ona hiçbir fayda vermeyecektir.’’şeklinde olurdu. والرأى عندنا - والله أعلم- أن هذا الخبر على حقيقته، وأنه خبر مطلق، لم يخرج عن حقيقته إلى الدعاء.. فأبو لهب قد وقع عليه الهلاك فعلا، وحل به البلاء منذ اتخذ من النبي، ومن الدعوة الإسلامية، هذا الموقف الأثيم الضال ... ما أَغْنى عَنْهُ مالُهُ وَما كَسَبَ» هو تعقيب على هذا الخبر، فقد هلك أبو لهب، ونزل به ما نزل من هوان وخسران، دون أن ينفعه المال الذي جمعه، واعتز به،.(التفسير القرآني للقرآن - عبد الكريم يونس الخطيب ) بدأت هذه السورة بالإخبار بهلاك أبي لهب عدو الله ورسوله ، وعدم إغناء شيعنه من ذلك مالا كان أوجاها أو غيرهما (المنتخب في تفسير القرآن الكريم - لمجموعة من المؤلفين ) معنى تبت هلكت وقيل كلاهما اخبار أراد بالاول هلاك عمله ، وبالثاني هلاك نفسه (فتح القدير) ومنها أن الأول إخبار عن هلاك عمله لأن المرء إنما يسعى لمصلحة نفسه باليد، والثاني إخبار عن هلاك نفسه وهو قول أبي مسلم. وقيل: الأول إهلاك ما له فقد يقال للمال ذات اليد، والآخر هلاك نفسه وهو قول أبي مسلم (غرائب القرآن و رغائب الفرقان) وقيل: كلاهما إخبار، أراد بالأول: هلاك عمله، وبالثاني: هلاك نفسه، وإنما عبر باليدين؛ لأن الأعمال غالباً تُزاول بهما (اللباب في علوم الكتاب.- إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم) ففيه وجوه ...وثانيها: كل واحد منهما إخبار ولكن أراد بالأول هلاك عمله، وبالثاني هلاك نفسه (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) فيدا أبي لهب ليس المقصود بهما إذا ذراعيه وإنما شيئ آخر، والدليل على ذلك هو قوله تعالى (وَتَبَّ) أي وهلك هو، وإلا لكان هناك تكرار بين فقوله - تبت – وتب – وما أغني – وما كسب - جميعها أفعال ماضية للدلالة على وقوع الحدث وإنقضائه فعلا... سورة المسد مدنية لامكية بل انها نزلت بعد موة أبي لهب عقب غزوة بدر في السنة الثانية للهجرة... فالسورة تؤكد موت أبي لهب علي كفره وشركه فلو أنها نزلت فبل وفاته فانها تنطوي علي جبرية مرفوضة بحيث لم يكن في وسع أبي لهب الا أن يصلي النار ولم يكن باستطاعته أن يفبل الاسلام دينا له .وقوله (سيصلي نارا ذات لهب ) دليل اخر علي أن السورة مدنية وعلي أنها نزلت بعد موت أبي لهب من كتاب (تأملاة في حقيقة أبي لهب يهوذا بني هاشم -) وكما عرفناه ليست الآية دعاء من لله على أبي لهب إنما هو إخبار (الفرقان في تفسير القران بالقران والسنة)ا  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ebi Leheb’in iki eli de kurusun ve kurudu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ebu Leheb’in ellleri kırılsın, kendi de yok olsun.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ebu Leheb/in iki eli kurusun, kendisi de kurudu gitti [⁴].
[3] Mekke'de nâzil olmuş, (5) âyettir. Ebu Leheb'in Peygamberimize «Hay kuruyası» demesi üzerine nâzil olmuştur. [4] Veya oğlu da kurusun.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ebu Leheb’in¹ elleri kurusun, kurudu da²
1 Ebu Leheb, aslında sıfattır. “Ateş Babası” demektir. Asıl adı Abdu’l-Uzza’dır. Hz. Peygamber’in öz amcasıdır. Ona Ateş Babası demelerinin sebebi, kızıl yüzlü bir Arap olmasındandır. Ayrıca ateşe ilk gireceklerden olacak olması da bu lakabı almasında etkendir. İslam’ın en büyük düşmanlarından idi. Hz. Peygamber’le hem komşu hem akraba hem de dünür idiler. Bir gün Hz. Peygamber, Kâbe’nin yakınındaki Safa Tepesi’ndeki yüksekçe bir yere çıkarak Mekkelileri toplar ve onlara, “Şu dağın arkasında düşman hazır bekliyor, akşam sabah size saldıracak desem bana inanır mısınız?” diye sorar. Onlar da “Elbette çünkü sen bize hiç yalan söylemedin” derler. O da “Öyleyse ben sizi başınıza şiddetli bir azap gelmeden önce uyarıyorum” der. Bunun üzerine amcası Ebu Leheb, “Kahrolası bizi bunun için mi çağırdın?” diyerek yerden bir taş alıp inmiştir. Taş, Hz. Peygamber’in ayağına isabet eder. Bu olay üzerine bu sûre inmiştir. (Tefsirler). Bu sûre sembolik bir sûredir. Ebu Leheb bir sıfattır, İslam ve Kur’an düşmanlığını temsil eden bir sıfattır. Orada ona karısı yardım etmiştir. (Karısı Ümmü Cemil, Ebu Sufyan’ın kız kardeşi ve Muaviye’nin halasıdır). Günümüzde ise bu düşmanlara yardım eden, finansman sağlayan yardım ve yataklık yapanları temsil eder. Kısaca Ebu Leheb ölse de Ebu Leheblik ölmedi. Biz bu sûreyi okumakla günümüz Ebu Leheblerine lanet etmekteyiz. Bu sûrenin ve Ebu Leheb’in sembol oluşu hakkında geniş bilgi için bkz. Kur’an’ı Anlamak, (İst. 2003, s. 200-205) adlı kitabımız. 2 Metinde “iki eli” tabiri geçer Türkçemizde elleri sözüyle iki eli kastederiz. El, gücü temsil ettiğinden ve elleri tabiriyle “bütün gücü” yok olsun anlamında bir bedduadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ebu Leheb'in iki eli kurusun ve zaten kurudu da.
(Tebbet, “kurusun” manasına bedduadır. Ebu Leheb hakkında inmiştir. Zira o, eziyet etmek kastıyla Resulullah’ın yoluna gizlice diken koymuş, bu işte kendisine karısı da yardım etmişti. Sure, “Mesed suresi” diye de anılır. Fatiha suresinden sonra Mekke’de nazil olmuştur ve 5 ayettir. Bir rivayete göre de Şuara suresinin 124. ayeti gereğince efendimiz yakın akrabasını çağırarak, onları İslâm’a davet etmişti. Amcası Ebû Leheb kötü sözler sarf ederek, “Bizi bunun için mi çağırdın?” demişti. Bunun üzerine bu sure inmiştir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ebu Leheb’in elleri kırılsın ve kendisi kahrolup gitsin; zaten kopkoyu bir inkâr bataklığına saplanarak kahroldu ya!
Mekke döneminin henüz başlarında, Fâtiha sûresinden sonra indirilmiştir. İlk nazil olan sûreler arasında yer almaktadır. Adını, son kelimesi olan ve “Hurma lifinden bükülmüş ip, urgan, kalın halat” anlamına gelen “Mesed” kelimesinden almıştır. Tebbet ve Leheb adlarıyla da bilinen sûre, 5 ayettir.Ebû Leheb, Peygamber’in öz amcasıydı. Fakat sahip olduğu güç ve servetiyle kibre kapılarak İslâm çağrısını reddetmişti. Başından beri Peygambere şiddetli muhâlefet göstermiş ve onun çağrısının insanlara ulaşmaması için elinden geleni yapmıştı. Allah katında üstünlük ölçüsünün mal ve servet değil, ahlâk ve erdemlilik olduğunu ifâde eden İslâm prensibi, onun bu dine düşman olmasının en büyük sebebiydi. Ebû Leheb’in, İslâm’a düşmanlıkta kendisinden hiç de geri kalmayan Ümmü Cemil adında bir karısı vardı. Mekke “sosyetesinin” en parlak simalarından biri olan ve Peygambere duyduğu kin ve öfke yüzünden onun evinin önüne ve geçtiği yollara dikenler atacak derecede azgınlaşan bu kadın, ayrıca, mücevherlerle süslü değerli bir kolyesini Müslümanlara karşı savaşta kullanılmak üzere Kureyş ordusuna hibe etmişti. Hz. Peygamber, yakınlarını açıkça uyarma görevini (26. Şuarâ: 214) alınca, Kâbe’nin hemen yanındaki Safâ tepesine çıkıp her kabîleyi ismi ile çağırarak şöyle seslendi: “Size ‘Şu dağın arkasında düşman askerleri saldırmak üzere bekliyor!’ desem bana inanır mıydınız?” Onlar da “Evet!” diye cevap verdiler, “Çünkü sen hiçbir zaman yalan söylemezsin!” Bunun üzerine Peygamber, “O hâlde, sizi kıyâmet ve âhiret gerçeği ile uyarıyorum!” deyince, dinleyiciler arasında bulunan Ebû Leheb, “Yazıklar olsun sana, bizi bunun için mi buraya topladın!” diyerek yerden taş-toprak almış, Hz. Peygamber’e atarak yüz çevirip gitmişti. Kısa bir süre sonra, bu sûre nazil oldu.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ebu LEHEB’in elleri kurusun; zaten kurudu da!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ocağı sönesice Ebûleheb! Zaten söndü sönecek.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ebu Leheb’in elleri kurusun! O bütün gücüyle ayetlerimizin toplumda açıklanmasına engel oluyor. Ellerini her yere uzatıyor. Zannediyor ki yaptıklarıyla ayetlerimizin önüne geçecek. Düşmanlıkta inkâr edenlerle el ele oluyor. Seninle akrabalık bağlarını kesiyor. Gece gündüz aleyhimize çalışıyor. Başına geleceklerin farkında değil. Onun elleriyle dokunduğu her destek yıkılıp kuruyacak! Artık hüküm verilmiştir. Onun elleriyle verdiği destek kurumuş, elleriyle kazandıkları güç bitmiştir. Henüz bunun farkında değil. Yakında sonlarının nasıl geleceğini görecek. Ayetlerimize düşmanlık için inkâr edenlerin elebaşlarıyla el ele verenler bilsinler ki asla başaramayacaklar. O elleri ile çaba sarf ederek, bize karşı birleşen, bize düşman olanlara yardım etmiş, onlara güç vermişti. Bu yüzden biz de O’na cehennem ateşi hazırladık
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ebu Leheb’in [*] iki eli (malı ve kazancı) kurusun (kahrolsun), kendisi de!
Asıl adı Abdülüzzâ olan Ebu Leheb’in adının söylenmemesinin sebebi, mesajı evrensele taşımaktır. Onun izinden gidenler de onun gibi elbette kahrolacaktır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ebû Leheb¹ (elleri kırılıp) helâk olsun,² zâten helâk oldu da.
1 Ebû Leheb: Adı Abd’ül-Uzza b. Abdulmuttalib’tir. Küfründeki ısrarından dolayı kendisine; “alev babası” anlamındaki “Ebû Leheb” lâkabı takılmıştır. Kendisi, Peygamberimize ve Müslümanlara eziyet eder, karısı Ardiya (Ümmü Cemil) da Peygamberimizin yoluna diken atardı. Peygamberimiz; “akrabalarının en yakınlarını uyar” (Şuarâ: 214) ve; “öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça ilan et ve müşriklerden uzak dur” (Hicr: 94) âyeti inince Safâ tepesine çıkarak Mekkelileri uyarmıştı. Bu sırada Ebû Leheb, yerden bir çakıl taşı alarak Hz. Peygamber’e fırlatmış ve “Kahrolasıca (tebben lek)! Bizi bunun için mi topladın?” demişti. Bunun üzerine bu sûre nâzil oldu. (Buharî, Tirmizî) Müşrikler arasında Kur’an’da ismi zikredilerek lânet edilen tek kişi, Ebû Leheb’tir. Bedir hezimeti kendisine haber verilince üzüntüsünden, yedi gün sonra ölmüştür. Cesedine oğulları dahi yanaşamamışlar, ceset kokuşuncaya kadar ortada kaldıktan sonra bir çukura atmışlardır. Burada zikredilen Ebû Leheb ise de kastedilen kıyamete kadar gelecek Ebû Leheb zihniyetlilerdir.2 Bu ayetin “elleri kurusun” şeklindeki tercümesi yaygındır. “Eli kurusun” tabiri daha ziyade “eli çolak olsun” manasında kullanılmaktadır. Bununla beraber mecâzî anlamda; “iflâs etsin, elinde avucunda bir şey kalmasın, tutacağını tutamasın, yuh olsun, perişan olsun ve her tuttuğu boşa çıksın” gibi beddua mânâsına da gelmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
KAHROLSUN o parlak yüzlünün iki eli, ¹ ve kahrolsun kendisi!
1 Hz. Peygamberin amcasının gerçek adı, Abdül‘uzzâ idi. Ama halk arasında, daha çok parlak yüzünde ifadesini bulan güzelliğinden dolayı Ebû Leheb (lafzen, “Alev sahibi”) lakabı ile tanınıyordu (Beğavî, Mukâtil’den rivayeten. Zemahşerî ve Râzî, yukarıdaki ayet ile ilgili yorumlarında aynı rivayete dayanırlar: Fethu’l-Bârî, VIII, 599). Bu lakab, yahut künye, İslam’ın doğuşundan önce de kullanıldığından ona olumsuz bir anlam yüklemenin geçerli bir dayanağı yoktur. Yukarıdaki cümledeki “iki el” ifadesi, klasik Arapça’daki kullanıma göre, Ebû Leheb’in sahip olduğu büyük etkiyi yansıtan “güc”ün bir simgesidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kahrolsun Ebu Leheb’in iki gücü; zaten kahroldu ya. 63/9, 92/11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
KAHROLSUN Ebu Leheb’in çifte gücü,[⁵⁹²⁶] zaten kendisi[⁵⁹²⁷] de kahroldu-kahrolacak!
[5926] Lafzen: “iki eli”. Bir sonraki âyette yer alan mal ve kazanca delâlet eder. “Ebu Leheb kahrolsun” yerine böyle denilmesinin altında ilâhî şefkat yatmaktadır. Âdetâ; “Ebu Leheb kulumu Benden koparan malı ve kazancı kahrolsun!” denilmiş gibidir. Allah Rasûlü’nün çağdaşı olan inkârcılar içinden sadece Ebu Leheb’in Kur’an’a ismen girmiş olmasının altında, Rasul’e akraba olmanın kişiyi kurtarmaya yetmediği iması bulunmaktadır. Asıl adı Uzza putuna nisbetle Abduluzza (Uzza’nın kulu) ve künyesi Ebu Utbe olmasına rağmen yanakları kırmızı olduğu veya kızınca yanakları al al olduğu için “alev babası” anlamına Ebu Leheb denilmiştir. [5927] İbn Mes’ud’un ve kad tebbe okuyuşunu gözeterek.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(İslam dininin yayılmasına engel olmak için fitne ve fesat ateşini alevlendiren) Ebu Leheb'in iki eli de kurusun -yok olsun- (nitekim) kurudu. (Kendisi de helâk oldu.)
Osman Fırat
swap_vert close
Ebû Leheb’in elleri kurusun ve kurudu da.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ebû Leheb'in iki eli helâk oldu, kendisi de hüsrâna uğradı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kurusun Ebû Leheb'in elleri. Zaten de kurudu!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ebuleheb'in iki eli kurusun (yok olsun o); zaten yok oldu ya.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ebî Leheb'in elleri helâk olsun ve kendi de kahr olsun.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ebu Leheb’in elleri kurusun, zaten kendisi bile kurudu[*]!
[*] "kendisi bile kurudu" ifadesi bu sure indiğinde Ebu Leheb'in çoktan ölmüş olduğunu gösterir. Tevbe kapısı ölen kadar açık olduğu için eşi de ölmüş olmalıdır. Allah Teala şöyle demiştir: "Allah'ın kabul sözü verdiği tevbe, kendini tutamayarak kötülük işleyen sonra vaktini geçirmeden tevbe edenlerin tevbesidir. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah bilir, doğru karar verir. Kötülükleri işlemeye devam eden, ölüm gelip çatınca da; "Ben şimdi tevbe ettim" diyenlerin tevbesi tevbe değildir. Kâfir olarak ölenlerin tevbesi de tevbe değildir. Onlar için elem verici bir azap hazırlamışızdır." (Nisa 4/17-18) Firavun vaktini geçirdikten sonra tevbe ettiği için kabul edilmemişti. Allah Teâlâ şöyle demiştir: "İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve askerleri haksızca ve düşmanca onları takip ettiler. Firavun boğulmayla yüz yüze gelince dedi ki, "İsrail oğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, artık ben ona teslim olanlardanım." "Şimdi mi? Az öncesine kadar baş kaldırmış ve bozgunculardandın! Bugün senin cesedini bir tepeye atacağız ki, senden sonrakiler için belge olsun. İnsanların çoğu belgelerimizden gerçekten habersizdir." (Yunus 10/90-92)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Elleri kurusun Ebu Leheb'in, kurudu ya.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ebu Leheb'in iki eli de helâk olsun—nitekim oldu da.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Elleri kurusun Ebu Leheb'in; zaten kurudu ya!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
helāk olsun ebū leheb’üñ iki eli! daħı helāk oldı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Helāk olsun iki eli Ebī Lehebüñ. Taḥḳīḳ ol helāk oldı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əbu Ləhəbin əlləri qurusun, qurudu da! (Və ya: Əbu Ləhəbin əlləri qurusun, o ölsün!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The power of Abu Lahab will perish, and he will perish.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Perish the hands of the Father of Flame!(6294) Perish he!
6294 Abu Lahab: "Father of Flame", was the nickname of an uncle of the Prophet, from his fiery hot temper and his ruddy complexion. He was one of the most inveterate enemies of early Islam. When the Prophet called together Quraysh and his own kith and kin to come and listen to his preaching and his warning against the sins of his people, the "Father of Flame" flared up and cursed the Prophet, saying "Perdition to thee!" According to the English saying, "the causeless curse will not come". His words were futile, but his power and strength were equally futile. The star of Islam rose higher and higher every day, and its persecutors dwindled in strength and power. Many of the leaders of persecution perished at Badr, and Abu Lahab himself perished a week after Badr, consumed with grief and his own fiery passions. Verse 3 was prophetic of his end in this very life, though it also refers to the Hereafter.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
تَبَّتْ
kurusun
يَدَٓا
iki eli
اَب۪ي لَهَبٍ
Ebu Leheb'in
وَتَبَّۜ
zaten kurudu
(Resulümüze yaptıkları yüzünden) Ebu Leheb'in elleri kurusun (ve helâk olsun). Zaten kurudu da.
تَبَّ
Fiil-I
ت ب ب
Kurusun, kurudu
يَد
İsim
ي د ي
El
اَبٌ
İsim
ا ب و
Baba
لَهَب
İsim
ل ه ب
Alev, Leheb
تَبَّ
Fiil-I
ت ب ب
Kurusun, kurudu