close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Saff Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż kâle ‘îsâ-bnu meryeme yâ benî isrâ-île innî rasûlu(A)llâhi ileykum musaddikan limâ beyne yedeyye mine-ttevrâti ve mubeşşiran birasûlin ye/tî min ba’dî-smuhu ahmed(u)(s) felemmâ câehum bilbeyyinâti kâlû hâżâ sihrun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve an o zaman ki hani Meryem oğlu İsa, ey İsrailoğulları demişti, şüphe yok ki ben, size, elimdeki Tevrat'ı gerçekleyen ve benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyen Allah elçisiyim; fakat o, onlara, apaçık delillerle gelince bu dediler, apaçık bir büyü.
Ahmed, Hz. Muhammed (s.a.a)'in bir adıdır. "Benim adlarım vardır. Ben Ahmed'im, Muhammed' im Mâhi'yim, Tanrı benimle küfrü mahveder. Hâşir'im, Tanrı halkı benim yanımda haşreder. Akıb' ım, peygamberlerin sonuncusuyum, benden sonra peygamber yoktur dedikleri rivâyet edilmiştir (al-Câmı, 1, 81).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hani o vakit Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, kesinlikle ben, Allah’ın size (gönderdiği) bir elçisiyim. Benden önceki Tevrat’ı tasdik edici ve benden sonra ismi ‘Ahmed’ olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat buna rağmen O, onlara kesin belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" demişlerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve vaktiyle Meryem oğlu İsa şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ki ben, size gönderilen Allah'ın peygamberiyim. Tevrattan geriye kalmış, hakikat adına ne varsa, hepsini doğrulamak ve benden sonra gelecek olan, Ahmed adındaki bir peygamberi müjdelemekteyim.” Ama ne vakit ki, O müjdelenen peygamber, onlara açık belgelerle gelince; “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hani Meryem'in oğlu Îsâ: “Ey İsrâiloğulları, ben size gönderilen Allah'ın Rasulüyüm. Önümdeki kitapta yazılı ve şifahi bilgileri, sünneti içeren Tevrat'a ait olanları tasdik ediyor ve benden sonra gelecek Ahmed adındaki peygamberi (Muhammedi) müjdeliyorum.” demişti. Fakat o, Muhammed kendilerine açık seçik deliller, mûcizelerle gelince getirdiği Kur'ân'a: “Bu, apaçık büyüleyerek aklı etki altına alan bir söz.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları! Ben Allah'ın size, benden önce gelmiş olan Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek adı da Ahmed olan bir peygamberi müjdeleyici olarak gönderilmiş bir peygamberiyim" demişti. Ancak o kendilerine apaçık delillerle gelince: "Bu apaçık büyüdür" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani Meryem oğlu İsa da: 'Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi 'Ahmed' olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim' demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: 'Bu, açıkça bir büyüdür' dediler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir vakit Meryem'in oğlu İsa, şöyle demişti: “- Ey İsrailoğulları! Ben, size (gönderilen) Allah'ın peygamberiyim. Önümde (benden önceki) Tevrat'ın tasdikçisi ve benden sonra gelecek bir peygamberin müjdecisi olarak geldim ki, o peygamberin ismi “Ahmed= Muhammed”dir. Sonra İsa, onlara mucizelerle gelince: “- Bu, apaçık bir sihirdir.” dediler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve hatırlayın ki Meryemoğlu İsa şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Ben, size gönderilen Allah’ın elçisiyim. Elimdeki Tevratı doğrulayıcı olarak ve benden sonra ismi Ahmed olan bir peygamberi müjdelemek üzere geldim. Fakat o Peygamber, onlara mucizeler ile gelince: “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Meryem oğlu İsâ da, “Ey İsrâiloğulları! Ben, Allah'ın size gönderilmiş peygamberiyim. Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak gönderildim.” Fakat İsa'nın müjdelediği peygamber onlara apaçık kanıtlar getirince, “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.[636]
[636] Hz. İsa’nın Hz. Muhammed’i müjdelemesi ve İslam hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 246-252.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hani Meryem oğlu İsa: «Ey Yakup oğulları! Benden önce inmiş olan Tevratı, gerçeklemek, adı Ahmet olup, benden sonra gelecek olan bir peygamberi müjdelemek üzere, Allahın sizlere gönderdiği peygamberiyim!» demiş idi ya; birtakım belgelerle onlara geldiğinde: «Bu açık bir büyüdür!» demiş idiler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bir zamanlar Meryem oğlu İsa: “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, övülmüş bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara akli ve nakli deliller getirince: “Bu, apaçık bir sihirdir” demişlerdi.
Yuhanna İncili’nde (16/7) Hz. İsa’dan sonra geleceği belirtilen ve “Faraklit” olarak geçen “daha çok övülmüş” anlamındaki “Ahmed” kelimesi, Türkçe’ye “teselli edici” olarak tercüme edilmiştir. Orada şöyle denilmektedir: “Size gerçeği söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Çünkü gitmezsem, teselli edici gelmez.” Bu söylem, M.S. 496 yılına kadar kiliselerde okunan Barnabas İncili’nde yer almıştır. Ancak bu İncil’in orijinal metni şimdi ortada olmayıp sadece 16. yüzyılın sonlarındaki bir İtalyanca tercümesi bulunmaktadır.Ayette geçen “Ahmed” kelimesini isim olarak değil de “övülmüş” anlamında sıfat olarak alırsak daha doğru olur. Çünkü Kur’an’da bulunan “isim” kelimeleri genelde sıfat olarak geçer. “Azamet ve ikram sahibi olan Rabbinin ‘adı’ ne yücedir” (Rahman, 55/78) derken, yüce olan Rabbin kendisidir, sıfatlarıdır. “Kudret sahibi Rabbinin ‘ismini’ tesbih et!” (Vakia, 56/74, 96, Hakka, 69/52) ayetlerinde tesbih edilen Allah’ın ismi değil, kendisidir. “Eğer O’nun ayetlerine iman ediyorsanız, Allah’ın adı anılarak kesilen hayvanlardan yiyin.” (En’am, 6/118) Ayette geçen; Allah’ın adından maksat Allah’ın şanıdır, kendisidir. Yani “Allah için kesilen hayvanlardan yiyin” demektir.  “Rabbinin adını anıp namazı dosdoğru kılan kurtuluşa ermiştir.” (Â’la, 87/15) Ayette “Rabbinin adını anmak” ifadesi “Rabbiyle beraber olmak” anlamındadır. “İsim” kelimesinin çoğulu olan “Esma” da Kur’an’da genelde “sıfatlar” olarak kullanılmıştır. “Allah, Âdeme bütün varlıkların isimlerini öğretti.” (Bakara, 2/31) burada Âdeme öğretilen varlıkların adları değil, sıfatlarıdır, nitelikleridir, özellikleridir. “En güzel isimler/sıfatlar O’nundur.” (Taha, 20/8) derken burada güzel olan Allah’ın sıfatlarıdır.Nitekim Hz. Peygamberin adı “övülmüş” anlamında “Muhammed” dir. Muhammed ismi Kur’an’da dört ayrı yerde Hz. Peygamber için kullanılmıştır. Ali İmran 3/144, Ahzab 33/40, Muhammed 47/2 ve Fetih 48/29  
Cemil Said
swap_vert close
Meryem’in oğlı ’Îsâ (kavmine) didi ki: "Ya Benî İsrâîl ben, benden evvel size gönderilmiş olan Tevrat’ı te’yîd ve benden sonra Ahmed isminde bir rasûl geleceğini ihbâr itmek üzere size Allâh tarafından gönderilmiş bir peygamberim" didi. Mu’cizeler irâe iylediği vakit "Bu âşikâr bir sihirdir" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Meryem oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat'ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah'ın size gönderilmiş bir peygamberiyim" demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: "Bu, apaçık bir sihirdir" demişlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.[543]
Bu âyet şu şekilde de tercüme edilebilir: “Fakat İsa’nın müjdelediği peygamber onlara apaçık âyetleri getirince, “Bu apaçık bir sihirdir, dediler.”  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Meryem oğlu Îsâ da şöyle demişti: “Ey İsrâiloğulları! Bilin ki benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş elçiyim.” Ama o (Ahmed) kendilerine apaçık kanıtlarla gelince, “Bu (kanıtlar) besbelli bir büyü!” ¬dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Hani İsa, halkına: "Ey İsrail oğulları, ben, size gönderilmiş ALLAH'ın bir elçisiyim. Benden önceki Tevrat'ı onaylayıcı ve benden sonra gelecek ve ismi daha çok övülen bir elçiyi müjdeliyorum." Sonra kendilerine apaçık delilleri gösterdiğinde, "Bu apaçık bir büyüdür," dediler.
Ayetteki "Ahmed" kelimesi, Arapça'da "daha çok övülen" anlamında bir betimlemedir. Bunu özel bir isim olarak yansıtan geleneksel yorumlar, tarih ve realite ile çelişmektedirler. İsa'dan sonra gelen peygamberin ismi Muhammed idi. Yüzyıllar sonra Muhammed'i putlaştıranlar, sadece Allah'a ait olan "İlk, Son, Hesaba Çeken..." gibi isimleri ve Ahmed'i de içeren 99 ismi peygambere yakıştırmışlardır. "Ahmed" kelimesi, İncil'de de özel isim olarak geçmemekte, İbranice karşılığı olan "paraklitos" olarak geçmektedir. Ayrıca, İsa, kendisinden sonraki elçiyi ismiyle haber verseydi, İsa'yı izleyen analar ve babalar çocuklarına bu ismi verecekler ve binlerce Ahmed'in yaşadığı bir dünyada bu müjdenin önemi kalmayacaktı. Nitekim bu kelimenin İbranice karşılığı bir isim olarak yaygınlaşmamıştır. Muhammed isminin "ahmed" (övülen) kelimesiyle aynı kökü paylaşması veya yakın anlam taşıması İsa'nın haber verdiği elçinin Muhammed olduğunu gösteriyor.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları! ben size Allah'ın elçisiyim. benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)." demişti. Fakat onlara apaçık delillerle gelince "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir vakıt da Meryemin oğlu Isâ şöyle dedi: Ey İsraîl oğulları! Ben size Allahın Resulüyüm, önümdeki Tevratın musaddıkı ve benden sonra gelecek bir Resulün müjdecisi olarak geldim ki onun ismi Ahmeddir, sonra o onlarla beyyinelerle gelince «bu ap açık bir sihir» dediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani, Meryem oğlu Îsâ, “Ey İsrâiloğulları! Şüphesiz ki ben, size gönderilen Allah’ın resûlüyüm. Benden önce gelen Tevrât’ı (n aslını) tasdik eden ve benden sonra gelecek olan ‘Ahmed’ adındaki bir peygamberi müjdeleyici olarak gönderildim” demişti. Ne zaman ki, o, (Îsâ) onlara (peygamberliğini ispat eden) apaçık deliller (mu‘cizeler) gösterince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani Meryem oğlu Îsâ: “Ey İsrailoğulları! Ben, elinizdeki Tevrat'ı doğrulayan ve benden sonra gelecek olan, adı ahmed¹ olan bir resûlü müjdeleyen Allah'ın Resûl'üyüm.” demişti. Fakat onlara beyyineler² getirince, onlar: “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler.
1- Ahmed, özel isim olmayıp; “övgüye daha layık olan” anlamında sıfattır. Bu nedenle, nebimizin bir isminin de Ahmed olduğu iddiası yanlış bir iddiadır. 2- Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgiler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Meryem oğlu Îsâ da bir zaman (şöyle) demişdi: «Ey İsrâîl oğulları, ben size Allahın peygamberiyim. Benden evvelki Tevrâtı tasdıyk edici, benden sonra gelecek bir peygamberi de — ki adı Ahmed dir — müjdeleyici olarak (geldim)». Fakat o, kendilerine açık açık bürhanlar getirince «Bu, apâşikâr bir büyüdür» dediler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hani Meryemoğlu Îsâ: “Ey İsrâiloğulları! Muhakkak ki ben, benden önce(gönderilmiş) olan Tevrât'ı tasdîk edici ve benden sonra gelecek ismi Ahmed olan bir peygamberi müjdeleyici olmak üzere size Allah'ın (gönderdiği) bir peygamberiyim!” demişti.(1) Fakat (Îsâ) onlara mu'cizelerle gelince: “Bu, apaçık bir sihirdir!” dediler.
(1)“İncîl-i Yuhanna, On altıncı Bâb ve yedinci âyeti şudur: ‘Amma ben, size hakkı söylüyorum. Benim gittiğim, size fâidelidir. Zîrâ ben gitmeyince, tesellîci size gelmez.’ İşte bakınız! Reîs-i âlem ve insanlara hakīkī tesellî veren, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’dan başka kimdir? Evet Fahr-i Âlem (âlemin iftihâr ettiği) odur ve fânî insanları i‘dâm-ı ebedîden (ebedî yok olmak düşüncesinden) kurtarıp tesellî veren odur. Hem İncîl-i Yuhanna, On altıncı Bâb, sekizinci âyeti: ‘Ol dahi geldikte; dünyayı günâha dâir, salâha dâir ve hükme dâir ilzâm (mağlûb) edecektir.’ İşte dünyanın fesâdını salâha çeviren ve günahlardan ve şirkten kurtaran ve siyâset ve hâkimiyet-i dünyayı tebdîl eden (değiştiren) Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’dan başka kim gelmiş? Hem İncîl-i Yuhanna, On altıncı Bâb, on birinci âyet: ‘Zîrâ bu Âlemin Reîsi’nin gelmesinin hükmü gelmiştir.’ İşte ‘âlemin Reîsi’ elbette seyyidü’l-beşer (insanların efendisi) olan Ahmed, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. (...) Evet, o Zât, öyle bir reis ve sultandır ki; bin üç yüz elli senede ve ekser asırlardan her bir asır, lâekal (en az)üç yüz elli milyon tebaası ve raiyeti (bağlıları) var. Kemâl-i teslim ve inkıyadla (tam teslim olup bağlanmakla), evâmirine (emirlerine) itâat ederler, her gün ona selâm etmekle tecdîd-i bîat ederler (bağlılıklarını yenilerler).” (Zülfikār, 19. Mektûb, 71)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bir zamanlar Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrâiloğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş Tevrat’ı tasdik edip doğrulayan, benden sonra gelecek ve ismi Ahmed (daha çok medh edilen anlamında) olacak bir elçiyi müjdeleyen Allah’ın size gönderilmiş bir elçiyim" demişti. (İşte ne zaman) müjdelenen elçi onlara (insanlara) delillerle (mucizevi bir kitap olan Kur’an ile) gelince "Bu açık bir sihirdir."dediler. *
(*) Yuhanna incilinde müjdelenen elçiyle ilgili şöyle ayetler de var. 1. Hz. İsa dedi; “Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi tutun. Ben de Rab’den dileyeceğim ve O size başka bir Faraklit verecektir; ta ki, sonuna kadar daima sizinle beraber olsun.”(Yuhanna, Bâb 14, Âyet: 15-16) 2. Hz.İsa dedi;“Benim adımla Rabbin göndereceği Faraklit size her şeyi öğretecek ve size söylediğim her şeyi hatırınıza getirecektir.” (Yuhanna, Bâb 14, Âyet: 26) 3. Hz. İsa dedi; “Faraklit geldiği zaman iman edesiniz diye, gelmeden önce size şimdi söyledim.”(Yuhanna, Bâb 14, Âyet: 29) 4. Hz. İsa dedi; “Rab’den size göndereceğim Faraklit geldiği zaman, O benim hakkımda tanıklık edecektir...”(Yuhanna, Bâb 15, Âyet: 26) 5. Hz. İsa dedi; “Ama size gerçeği söylüyorum, benim gitmem sizin için yararlıdır. Çünkü gitmezsem, Faraklit gelmez...” (Yuhanna, Bâb 16, Âyet: 7) 6. Hz. İsa dedi; “...Ama Faraklit gelince sizi tüm gerçeğe yöneltecektir. Çünkü kendiliğinden konuşmayacaktır. Ne işitirse onu söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir.” (Yuhanna, Bâb 16, Âyet: 13) 7. Hz. İsa dedi; “...O Faraklit beni yüceltecek, çünkü benimkinden alacak ve size bildirecek.” (Yuhanna, Bâb 16, Âyet: 14) İşte Hıristiyanlar her ne kadar ‘’Yuhanna’’ incilindeki bu ayetleri gerçek anlamından saptırıp tevil etmeye çalışsalar bile, burada Hz. İsa tarafından müjdelenen bu şahsın tekrar kendisi olamayacağı açık ve net bir şekilde kullandığı sözlerden zaten anlaşılıyor. Ayrıca “Faraklit” kelimesi, İncil tefsirlerinde “hak ve batılı birbirinden ayıracak hakperest zat” olarak izah edilmiştir ki, Hz. İsa (a.s)’dan sonra gelecek insanları hakka sevk edecek zatın ismidir. Ayrıca ‘’… ta ki, sonuna kadar daima sizinle beraber olsun. ”(Yuhanna, Bâb 14, Âyet: 15-16) ayetlerden de anlaşılıyor ki, dünyanın sonuna kadar onun elçiliği devam edecek, yani son elçi olacaktır, ondan sonra bir elçi gelmeyecektir. Acaba Hz. Muhammed’en başka bu özelliklere sahip olan ve bu şekilde daha fazla bu vazifeyi yapmış bulunan başka birisi gösterilebilir mi? (Resulullah.org | Muharref İncil’de Hz. Muhammed (asv)’in. (Yunanca Parakletos kelimesi en basit anlamıyla "Yardımcı" demektir. Yine Yunanca bir kelime olan Periklutos ise "övülmüş" (İngilizce: praised one) anlamına gelmektedir…) (a.g.e; ayrıca bk. Alusî, XXVIII/86-88; Elmalılı Hamdi Yazır, VIII/12-17). Zaten Arapçada ‘’Ahmed ve Muhammed’’ isimleri de "övülen’’anlamındadır. Not: Aşağıda da belirtildiği gibi, Ahmed, Muhammed ve Mahmud aynı anlamdadır, farkları ise şudur; Ahmed sonradan gelecek ve daha çok övülecek olan, (tıpkı Hz. İsa’nın benden sonra gelecek diye müjdelediği gibi), Muhammed, mevcut olan, Mahmud ise vefat etmiş olan için kullanılır. Bu nedenle Hz. İsa şayet Ahmed değil, Muhammed ismini kullansaydı, o zaman mevcut olan birine işaret etmiş olurdu ki, Hz. İsa’nın kullanmış olduğu ‘’benden sonra gelecek’’ifadesi ile Muhammed kelimesi arasında uyumsuzluk olurdu. Ayrıca Muhammed isminin "Ahmed" (övülen) kelimesiyle aynı kökü paylaşması ve aynı anlam taşıması İsa’nın haber verdiği elçinin Hz. Muhammed olduğunu gösteriyor. İşte aşağıdaki Arapça metinlerinde de belirtildiği gibi Bernaba İncil’inde Hz. Muhammed’in ismi sarahaten geçiyor, Yuhanna ve Luka İncillerinde ise ona ve onun özelliklerine işaret ediliyor, Ahmed vasfının karşılığı olan Süryanice faraklit: Bunu Yunancaya çevirdiğimiz zaman iki anlamda olur: 1. PARACLYTOS - IIAPAKAHTOE ونطقها : الباراكلايتوس yani ‘’teselli edici, yardımcı ve savunucu gibi anlamalar. 2. محمد, احمد = PERICLETOS - IIEPIKAHTOE ونطقها : البيركليتوس Ahmed ve muhammed gibi çok övülen’’ şeklinde. Yani anlam bakımında Parklıt = Ahmed. Detay için aşağıdaki metinlere bkz: نعم - أحمد موجود في الانجيل ( البارقليط ) والجواب نهائي-منتديات) ...Bazı araştırmacıları Yuhanna İncili’nde geçen Hz. Îsâ’nın geleceğe yönelik müjde ifadesinde kullandığı-“faraklit” (Grekçe pareklêtos) kelimesinin Hz. Îsâ’nın konuştuğu dil olan Ârâmîce’deki karşılığını araştırmışlar ve bu kelimenin Ahmed kelimesiyle anlamca örtüştüğü sonucuna ulaşmışlardır (geniş bilgi için bk. İbn Âşûr, XXVIII, 185-186; M. Aydın, “Faraklit”, DİA, XII, 165-166). Öte yandan, Latince’ye paracletus şeklinde geçen ve kilise dilinde “teselli etmek” anlamına gelen bu kelimenin “yanına çağırmak” mânası içeren bir fiilden gelmesi ile 7. âyette yer alan yalnız Allah’a teslim olmaya çağırılıp dururken” meâlindeki ifadede Hz. Peygamber’in temel görevinin “çağırma” anlamına gelen bir fiille ifade edilmiş olması da dikkatimizi çekmiştir و التراجم الموجودة حاليّاً هي تراجم عن النُسَخ اليونانية... والبشارة في اليونانية كانت بلفظة { بير كلو طوس } ومعناها : { الذي له حمدٌ كثير } واحمد علم منقول من الصفة وهي [ ص: 1488 ] تحتمل أن تكون مبالغة من الفاعل ، فيكون معناها أنه أكثر حمدا لله من غيره ، أو من المفعول فيكون معناها أنه يحمد بما فيه من خصال الخير أكثر مما يحمد غيره (تفسير فتح القدير) : ولنذكر الآن بعض ما جاء به عيسى عليه السلام ، بمقدم سيدنا محمد عليه السلام في الإنجيل في عدة مواضع : أولها : في الإصحاح الرابع عشر من إنجيل يوحنا هكذا : " وأنا أطلب لكم إلي أبي حتى يمنحكم ويعطيكم الفارقليط حتى يكون معكم إلى الأبد ، والفارقليط هو روح الحق اليقين " هذا لفظ الإنجيل المنقول إلى العربي ، وذكر في الإصحاح الخامس عشر هذا اللفظ : " وأما الفارقليط روح القدس يرسله أبي باسمي ، ويعلمكم ويمنحكم جميع الأشياء ، وهو يذكركم ما قلت لكم " ثم ذكر بعد ذلك بقليل : "وإني قد خبرتكم بهذا قبل أن يكون حتى إذا كان ذلك تؤمنون وثانيها : ذكر في الإصحاح السادس عشر هكذا : " ولكن أقول لكم الآن حقا يقينا انطلاقي عنكم خير لكم ، فإن لم أنطلق عنكم إلى أبي لم يأتكم الفارقليط ، وإن انطلقت أرسلته إليكم ، فإذا جاء هو يفيد أهل العالم ، ويدينهم ويمنحهم ويوقفهم على الخطيئة والبر والدين " . وثالثها : ذكر بعد ذلك بقليل هكذا : " فإن لي كلاما كثيرا أريد أن أقوله لكم ، ولكن لا تقدرون على قبوله والاحتفاظ به ، ولكن إذا جاء روح الحق إليكم يلهمكم ويؤيدكم بجميع الحق ، لأنه ليس يتكلم بدعة من تلقاء نفسه " هذا ما في الإنجيل ، فإن قيل : المراد بفارقليط إذا جاء يرشدهم إلى الحق ويعلمهم الشريعة ، وهو عيسى يجيء بعد الصلب ؟ نقول : ذكر الحواريون في آخر الإنجيل أن عيسى لما جاء بعد الصلب ما ذكر شيئا من الشريعة ، وما علمهم شيئا من الأحكام ، وما لبث عندهم إلا لحظة ، وما تكلم إلا قليلا (التفسير الكبير) والبارقليط: هو نبي من الأنبياء، يقول يُوحَنَّا: "وأما متى جاء ذلك روح الحق فهو يُرشدكم إلى جميع الحق؛ لأنه لا يتكلم من نفسه بل كل ما يسمع يتكلم به، ويُخبركم بأمورٍ آتي (ولماذا ذكر الرسول فى الانجيل بأحمد وليس محمد؟) أحمد يحقق انه ليس موجودا بعد .. وانما سيأتى فيما بعد : فكأن سيدنا عيسى يقول : ورسول يأتى من بعدى أحمد منىِ ... سبحان الله فلو قال محمد لاصبح هناك خطأ فى القرآن .. فمحمد تقال عندما يكون الشخص موجودا بالفعل لذلك قيل محمد ... عندما كان سيدنا محمد موجودا بالفعل وعندما أتى برسالته ...وعندما توفى رسول الله قيل عنه محمودا : المراجع (الفرق بين اسم احمد ومحمد ومحمود -- فوارق مذهلة بين أسماء النبي ..محمد وأحمد ومحمود .. إعجاز) قرآني رائع) وجاءت في إنجيل برنابا عبارات مصرحة باسم النبي صلى الله عليه وسلم، مثل العبارة: (163/7: أجاب التلاميذ: يا معلم! مَن عسى أن يكون ذلك الرجل الذي تتكلم عنه، الذي سيأتي إلى العالم، أجاب يسوع بابتهاجِ قلبٍ: إنه محمد رسول الله) وتكررت مثل هذه العبارات في إنجيل برنابا (حرمت الكنسية تداوله في آخر القرن الخامس الميلادي وهو الآن مطبوع) ، وكذلك في إنجيل لوقا (2/14) بلفظ: (أحمد) ، وفي إنجيل يوحنا جاءت البشارة بلفظ: (الفار قليط) ، ومعناها الحامد أو الحمّاد أو أحمد) (كتاب التعريف بالإسلام)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Meryem’in oğlu İsa “Ey İsrail oğulları! Ben, Allah’ın size gönderdiği elçi olarak, benden önceki Tevrat’ın doğruluğunu tasdik eden ve benden sonra müjdeci olarak gelecek, ismi Ahmet olan bir elçiyi müjdeleyen Allah’ın elçisiyim” demişti. O elçi (Muhammed) getirdiği açıklayıcı ayetlerine (İsrailoğullarını) çağırdığında, “Bu bir açıkça aldatmaca (sihir)” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Meryemoğlu İsa bir gün demişti: "Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın gönderdiği elçiyim. Daha önce gelen Tevrat ile benden sonra gelecek olan Ahmet adlı elçiyi müjdeleyici olarak geldim." Ancak İsa onlara açıklayıcı belgeler de getirince onlar: "Bu, apaçık bir büyüdür" demişlerdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani Meryem oğlu İsa «— İsrail oğulları! Ben evvel nâzil olan Tevrat/ı tasdik, benden sonra «— Ahmed» isminde gelecek peygamberi de tebşir etmek üzere Allah/ın size gönderilmiş peygamberiyim» demişti. İsa [¹] onlara açık mûcize getirince; onlar: «— Bu, belli bir büyücülüktür» dedilerdi.
[1] Veya Ahmed.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben; benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed¹ adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderilen bir elçiyim. Fakat (İsa’nın müjdelediği elçi) apaçık delillerle gelince ona “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
1 İncil, Hz. İsa’nın dili olan Arami dilinde nazil oldu. İlk İnciller Arami dilinden Grekçeye yapılan tercümelerdir. Dilden dile yapılan tercümelerde kelimeler orijinalliğini kaybeder. Yazımlarda ortografik hatalar her zaman vardır. Nitekim Grekçe Yuhanna İncili’nde bu isim Paraklytos’un bozuk şekli olan Parakletos olarak geçmektedir. İslam literatüründe Faraklit olarak telaffuz edilmiştir. Paraklytos/Periklytos’un anlamı “çok övülmüş, hamdedilmiş” demektir. Arami dilinde bu kelime Mawhamana’dır. Süryani dilinde-tercümelerde araya giren bir dil olabilir- bu kelime, “Munhamenna”dır. Bunlar da “övülmüş” anlamındadır. Nitekim Arapçada “Muhammed” ve “Ahmed” isimleri de çok övülmüş, hamdedilmiş anlamına gelir. İncillerden Barnabas İncili’nde Hz. Peygamber’in zuhuru orijinal Arapça ismiyle geçmekte ve Kiliselerde okunmakta iken MS 496’da Papa Gelasius tarafından “zındıkça” görülüp yasaklanmıştır. Bu İncil’in orijinal nüshası ortada yoktur. 16. yüzyılda İtalyanca tercümesi vardır. Özel kütüphanemdeki Arapça Barnaba İncili’ni Mısır’da iken bir sahaftan almıştım. Arapça baskısı muhtemelen daha sonra yapılan bir tercümenin baskısıdır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bir zamanlar Meryem oğlu İsa da, “Ey İsrail oğulları! Ben size gönderilmiş Allah'ın elçisiyim. Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak geldim” demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman, “Bu, apaçık bir sihirdir” demişlerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani Meryem oğlu İsa halkına seslenerek, “Ey İsrail Oğulları!” demişti, “Hiç kuşkusuz ben, benden önceki Tevrat’ın tahrif edilmemiş olan bölümlerini onaylamak ve benden sonra gelecek ve kıyâmete kadar övülüp yüceltilecek olan Ahmed adındaki bir Peygamberi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş bir Elçiyim!” (7. Araf: 157)Fakat İsa’nın müjdelediği Son Peygamber onlara apaçık delillerle gelince, İsa’ya ve Mûsâ’ya inandıklarını iddia edenler, “Bu Kur’an, düpedüz bir aldatmaca, apaçık bir büyüdür!” dediler. Öyleyse:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, Meryem’in oğlu İsa dedi ki: -“Ey İsrail’in oğulları! Benden sonra gelecek, adı Ahmed olan bir rasûlü müjdeleyici ve Tevrat’tan ellerinizdekileri tasdik edici (onaylayıcı) olmak üzere ben, size Allah’ın rasûlüyüm”. Onlara Beyyineler / Açık Belgeler ile geldiğinde: “Bu açıkça bir sihir!” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bir gün Meryemoğlu İsa: " İsrailoğulları dedi! Ben bir Tanrı elçisiyim. Elimdeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak beni Tanrı görevlendirdi. Ayrıca ben, benden sonra gelecek Ahmed adında bir elçiyi de müjdelemeye geldim. " İsa'nın kendilerine getirdiği mucizelere: " sihir " deyip çıktılar…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani Meryem oğlu İsa, "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben Allah’ın size benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir Resulü müjdeleyicim!” demişti. İsa onlara apaçık deliller getirince "Bu apaçık sihirdir!" dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani Meryem oğlu İsa “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ki ben size önümdeki Tevrat’ı(n aslını) doğrulayıcı, adı Ahmet olup benden sonra gelecek elçiyi de müjdeleyici olarak Allah’ın (gönderdiği) elçiyim.” demişti. Ne zaman ki o, kendilerine apaçık deliller getirince “Bu(nlar) apaçık bir büyüdür!” demişlerdi.
Mehmet Türk
swap_vert close
Hani Meryem oğlu İsa da: “Ey İsrâil Oğulları! Gerçekten ben, hem benden önce gelen Tevrât’ı doğrultucu¹ hem de benden sonra gelecek olan Ahmed² adındaki Peygamberi müjdeleyici olarak, Allah’ın size gönderdiği bir Peygamberim.” demişti. Fakat o (Peygamber,) onlara açık delil (olan Kur’an’ı) getirince: “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler.
1 (مُّصَدِّقٌ) “Doğrultucu” ifâdesini “onaylayan” anlamında anlamamak gerekir. Zîrâ Hz. İsa döneminde tevrat denilen kitabın, gerçek Tevrât olmadığı gibi bizim elimizdeki Zebûr, Tevrât ve İncil’ler de Peygamberlerine gönderilen kitaplar değildir. Bunların içerisinde bir kısım hakikatlerin bulunmasının hiç önemi yoktur. Zîrâ bunlarda bulunması gereken hakikatler, zâten bir sonraki kitapla gönderilmiştir. Bunlar için ancak, “Zebur, Tevrât ve İncil olduğu iddiâ edilen kitaplar” demek mümkündür. Bk. (Bakara: 41, Âlu İmraân: 3, Mâide: 43, 48, En’am: 91, Yûnus:37, Fâtır:31, Hâkka:43, Ahkaf:12)2 Cübeyr b. Mut’ım (r.a)’den; Nebî (s.a.v); “Benim birçok ismim vardır. Ben Muhammed’im ben Ahmed’im, ben Hâşir’im ki insanlar benim yolum üzere haşr olunacaklardır. Ben Mâhîy’im ki Allah küfrü benimle mahvedecektir. Ben kendisinden sonra Peygamber gelmeyecek olanım.” buyurmuştur. (Buharî, Müslim, Tirmizî) Ayrıca İncil olduğu iddiâ edilen kitaplarda Hz. İsa’dan sonra geleceğinden bahsedilen Peygamberin ismi, orijinal lafzıyla değil de “Paraklit” şeklinde zikredilmektedir. Bu da daha sonra tekrar tercüme edilerek “teselli edici” şekline dönüştürülmüştür. Tabii ki bu kitapların nazarımızda bir değeri olmadığı için bunlarda Efendimizin isminin geçip geçmemesinin de hiçbir önemi yoktur. Bu konudaki tartışmalar bu uydurma kitaplara meşruiyet kazandırmaktan başka bir şey değildir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve vaktiyle Meryem oğlu İsa: “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz, ben, Tevrat’tan geriye kalmış ⁵ hakikat adına ne varsa hepsini doğrulamak ve benden sonra gelecek olan Ahmed adındaki bir elçiyi müjdelemek ⁶ için size gönderilmiş olan Allah’ın elçisiyim” dedi[ğinde de aynı şey geçerliydi.] Ama, [gelişini İsa’nın önceden haber verdiği] elçi hakikatin bütün kanıtlarıyla onlara ⁷ geldiğinde: “Bu [doğruluğunu iddia ettiğin mesaj], göz boyayan bir büyü[den başka bir şey değil]!” ⁸ demişlerdi.
5 Lafzen, “ellerimin arasında bulunan” -sure 3, not 3’de izah edilen ifade.6 Bu öngörü, Yuhanna İncili’nde Hz. İsa’dan sonra geleceği belirtilen Paráklêtos’a (ki genellikle “Tesellî Edici/Rûhu’l-Kuds” olarak çevrilir) yapılan muhtelif atıflar tarafından desteklenmektedir. Bu deyim, Ârâmî Mawhamana isminin veya teriminin tam Yunanca karşılığı olan Períklytos’un (“Çok Övülen”) bozulmuş şeklidir. (Ârâmî dilinin, Hz. İsa zamanında ve ondan yüzyıllar sonra Filistin’de kullanılan ve İncil’in -şimdi ortada bulunmayan- orijinal metinlerinin dili olduğu hatırlanmalıdır.) Períklytos ile Paráklêtos’un fonetik olarak birbirlerine yakınlığı karşısında, çevirmenlerin -yahut, daha büyük bir ihtimalle sonraki tarihlerdeki yazıcıların- bu iki ifadeyi nasıl karıştırdıklarını anlamak kolaylaşır. Hem Ârâmî Mawhamana hem de Yunanca Períklytos’un ikisinin de hamide (“övdü/hamdetti”) fiilinden ve hamd (“övgü”) isminden türetilmiş olan Son Peygamber’in iki ismi Muhammed ve Ahmed ile aynı anlamı taşımış olmasının önemi büyüktür. Peygamber Muhammed (s)’in zuhuru ile ilgili daha açık bir öngörü (ki bizzat ismiyle ve Arapça aslındaki şekliyle zikredilmiştir), şimdi uydurulmuş olarak görülse de, doğruluğu o zaman kabul edilen ve Papa Gelasius tarafından “zındıkça” görülüp yasaklanan ve M.S. 496 yılına kadar kiliselerde okunan Barnabas İncili’nde yer almıştır. Ancak bu İncil’in orijinal metni şimdi ortada olmadığından (sadece 16. yüzyılın sonlarındaki bir İtalyanca tercümesi elimizde olduğundan) bu hususun doğruluğu konusunda emin olmak mümkün değildir.7 Yani, Kitâb-ı Mukaddes’in sonraki izleyicilerine.8 Kur’an’a işaret (bkz. 74:24-25 ve ilgili not 12).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bir zamanlar Meryem oğlu İsa da şöyle demişti: Ey İsrailoğulları, elbet benden önceki Tevrat’ta olan hakikatleri tasdik eden ve benden sonra gelecek Ahmet adındaki elçiyi müjdeleyen Allah’ın size gönderdiği elçisiyim. Fakat İsa onlara apaçık belgelerle gelince: – Bu, apaçık bir sihirdir, demişlerdi. 5/116-117, 7/157
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine bir zamanlar Meryem oğlu İsa’nın; “Ey İsrâiloğulları! Elbet ben, Tevrat’tan bana kadar gelen tüm hakikatleri doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmet adındaki[⁵⁰⁸³] bir elçiyi müjdelemek için size gönderilen Allah elçisiyim” dediğini hatırlatıyor.[⁵⁰⁸⁴] O onlara hakikatin apaçık belgeleriyle geldiğinde, “Bu ayan açık bir sihirdir!” dediler.[⁵⁰⁸⁵]
[5083] Veya ism ile müsemma kastedilerek “övgüye daha lâyık olan”; ya da ismuhûya zikruhû anlamı vererek “övgüye mazhar olarak anılan”; ya da, muzari fiil olarak “adını en çok övdüğüm” mânaları verilebilir (Krş: İbn Âşûr). [5084] Şu soru akla gelebilir: ‘Allah Rasûlü yaşarken “Ahmed” ismiyle anılmış mıdır?’ Evet, rasul şairi Hassan b. Sabit bir şiirinde onu “Ahmed” ismiyle anmıştır. Kur’an, Tevrat ve İncil’in Allah Rasûlü’nü müjdelediğini haber verir (7:157). Burada verilen haberi, beş husus teyit eder: 1) Yuhanna incilinde Hz. İsa’dan sonra geleceği ifade edilen Periklytos’a (bozulmuş şekli: Parakletos) yapılan müteaddit atıflar (14:16-17, 25-26, 30; 15:26; 16:17, 12-15). İncil(ler)in ilk 4 asırda kaynak dilden Grekçe’ye, oradan da Latince’ye taşınırken yolda geçirdiği sayısız kazanın bir benzerini, bu kelimenin de Ârâmcadan Süryâncaya, oradan da Grekçeye taşınırken geçirdiğini görürüz. Uğradığı ağır hasarlı yol kazası, kelimenin aslını tanınmaz hale getirmiştir. Kelime’nin Süryânca aslına ulaşmak için yoğun çaba harcayanlar, karşılarında “çok övülen, övülmüş” anlamına gelen Munhamenna’yı bulmuşlardır. Bunun sıfat ve isim olarak karşılığı Ahmed ve Muhammed’dir. Habeş kralı Necaşi, daha Nebi hayattayken onu kendi kaynaklarında bulduklarını itiraf etmiştir. Kaynaklarımızdaki şekliyle Faraklit problemi, daha 2. yüzyılın başında fark edilmiştir (es-Sira I, 251). 2) Yuhanna İncilinde, zamanının büyük hahamları Hz. Yahyâ’nın Mesih mi, İliyah mı yoksa ‘o elçi’ mi olduğunu öğrenmek isterler. Yahyâ üçü de olmadığını söylediğinde şu cevabı verirler: “Madem ki sen ne Mesih, ne İliyah, ne de ‘elçi’sin, o zaman ne diye insanları takdis edersin?” (1:19-25). Burada Mesih’le İsa, İliyah’la İlyas kastedilmektedir. “O Elçi” için tek şık kalmaktadır: “övülmüş olan” Ahmed. İslâm tarihinde Allah Rasûlü’nden sonra ilk “Ahmed” isminin ünlü dilci Halil’in (ö 175) babasına verildiğini biliyoruz. Sahabe’de bu isme rastlamıyoruz. Bu da Ahmed’in isimden çok vasıf olarak görüldüğünü teyid eder. 3) Luka incilinde “Eudokia” diye bir karşılık vardır. Bu hedef kelimenin kaynak dildeki karşılığını bulmak istediğinizde, tam bir sağır duvarla karşılaşırsınız. Gerçek mânada bir İncil uzmanı olan Abdülehad Dâvud (Benjamin Keldani), bu kelimenin kaynak dildeki karşılığını “Ahmed” olarak tesbit etmiştir (İncil ve Salib, İstanbul-1999). 4) M.S. 496 yılına kadar doğruluğu kabul edilip kiliselerde okunduğu halde, hangi endişeyle bilinmez, Papa Gelasius tarafından “zındıkça” ilan edilip yasaklanan Barnabas İncili’nde Allah Rasûlü’nün ismi, hem de Arapça aslıyla zikredilmiştir. Ne ki bu İncil’in orijinal metninin başına diğerlerinden daha ağır bir yol kazası gelmiş, elde kala kala 14 veya 16. yüzyıldan kalma bir İtalyanca tercüme kalmıştır. Varlığı 18. yüzyılda tesbit edilen İspanyolca bir nüsha, daha sonra esrarengiz biçimde yok olmuştur. Bu orijinalden istinsah edilerek Oxford Universty Press tarafından 1907’de basılan eser, iki nüshası hariç piyasadan kaybolmuştur (M. Aydın, DİA, ilgili md). Barnaba İncili’nden, Kilisenin 1500 yıllık yok etme siyasetinden her seferinde aldığı ağır yaralarla gizli-saklı birkaç tercüme nüsha bugünlere kadar gelebilmeyi başarmıştır. Kilise’nin bu konudaki son siyaseti, kendi açtığı yok etme savaşının bu İncil üzerindeki ağır darbe izlerini göstererek, “bakın, bunun aslı faslı belli değil” demekten ibârettir. 5) İncil kelimesinin kökeni meselesi... Başka mânaları olsa da, bu konuda tüm araştırmaların varıp dayandığı nokta “müjde” mânasıdır. Müjde, “gelmesi beklenen sevindirici habere” denir. Peki, İncil’in müjdelediği geleceğe ilişkin sevindirici haber nedir? Bu soruya Kur’an “Ahmed’dir” diyor (Bkz: İncil ve Salib). [5085] Bu cümle, her iki rasûlü de gösterecek şekilde yerleştirilmiştir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Meryem oğlu İsa da; "Ey İsrailoğulları, ben gerçekten size gönderilen Allah'ın elçisiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve benden sonra gelecek, Ahmed adındaki Peygamberi de müjdelemek üzere geldim" demişti. Fakat O; (İsa a.s.'ın müjdelemiş olduğu son Peygamber Muhammed s.a.s.) kendilerine apaçık delillerle (Kur’an ve mucizelerle) gelince, "Bu ancak sihirdir" dediler. (O müjdelenen Resul değil, sihirle bizi aldatmak istiyor diye küfre, haksızlığa saptılar.)
Osman Fırat
swap_vert close
Meryem oğlu Îsâ da: "Ey İsrâiloğulları, ben size Allâh’ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrât’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim" demişti. Fakat (Îsâ’nın müjdelediği elçi) onlara apaçık deliller getirince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bir vakit ki Meryem'in oğlu İsa dedi ki: «Ey İsrailoğulları! Şüphe yok ki ben, benden önce olan Tevrat'ı tasdik edici ve benden sonra Ahmed isminde gelecek bir peygamber ile müjdeleyici olarak sizlere Allah'ın ResûIüyüm». Vaktâ ki onlara açık mûcizeler ile geldi. Dediler ki: «Bu apaçık bir sihirdir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Vakti geldi, Meryem'in oğlu Îsâ da: “Ey İsrail oğulları! dedi, “Ben size Allah'ın Resûlüyüm. Benden önceki Tevrat'ı tasdik etmek, benden sonra gelip ismi “Ahmed” olacak bir resulü müjdelemek üzere gönderildim. Ne zaman ki o peygamber, açık açık delillerle kendilerine geldi: ”Bu, kesin bir büyüden ibarettir! ” dediler. {KM, Yuhanna 14, 16; 16, 13; Matta 4, 15-16; İşaya 42, 1-4}
Hz. Peygamber (a.s.) bir hadisinde: “Benim adım yerde Muhammed, göklerde ise Ahmed’dir!” buyurur. Bu iki isim de çok övülen mânasında olup mânaları birbirine yakındır. Yuhanna İncîli 14,16 cümlesi, Hz. Îsâ’nın: “Ben de Baba’dan dileyeceğim ve O size başka bir Parakletos verecek!” sözünü nakleder. Bu kelimeyi Hıristiyanlar “teselli edici” diye çevirirler. Bu kelime, Hz. Îsâ’nın yaşadığı çevrenin dili olan Aramice’de Mawhamana’nın tam Yunanca karşılığı olan Periklitos (çok övülen) isminin bozulmuş şeklidir. (Hz. Îsâ zamanında Yahudiler İbranîce değil, Aramîce konuşurlardı.)Periklitos ile Parakletos fonetik olarak birbirine yakın olduğundan bazı çevirmenlerin veya sonraki dönemlerdeki kâtiplerin bu iki kelimeyi birbirine karıştırdıkları anlaşılıyor. Müslümanlar burada, Hz. Muhammed (a.s.)’ın müjdelendiğini görürler. 8. asır tarihçilerinden İbn İshak mezkûr İncîl cümlesini naklederken “Biriklitus” diye yazmış ve bunun Rumcada “Muhammed” mânasına geldiğini söylemiştir. Kim bilir, muhtemelen onun devrindeki İncîllerde Parakletos yerine Periklitos yazılı idi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Meryem oğlu Îsa da: "Ey İsrail oğulları, ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim" demişti. Fakat (Îsa'nın müjdelediği elçi) onlara apaçık deliller getirince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki 'Îsâ ibni Meryem: "Ey Benî İsrâîl! Ban size benden evvel olan Tevrât'ı tasdîk ider ve benden sonra gelecek bir rasûl ile -ki ismi Ahmed'dir- müjdeci olarak gelmiş Allâh'ın rasûliyim." didi ve onlara mu'cizât ile geldi. Onlar: "Bu, âşikâr sihirdir" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Meryem oğlu İsa da şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Ben, Allah’ın elçisiyim; size, önümde bulunan Tevrat’tan olanıı onaylamak ve benden sonra gelecek ve ayırıcı özelliği[1] Ahmed[2] olan elçiyi müjdelemek için geldim.” İsa onlara açık belgelerle gelince: “Bu, açık bir büyüdür” demişlerdi.
[1] Ayet metninde geçen isim kelimesi varlıkları birbirinden ayırmaya yarayan kelime anlamında olduğu ve Nebîmiz adı Muhammed olduğu için kelimeye bu anlam verilmiştir. [2] Ahmed, hamd kökünden ism-i tafdil'dir; işini daha iyi yapan demektir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Hani Meryem'in oğlu İsa:-Ey İsrailoğulları, Ben Tevrat'ı tasdik eden, benden sonra gelecek Ahmet adındaki Peygamberi müjdeleyen Allah'ın size gönderdiği elçiyim, demişti. Onlara, belgelerle gelince:-Bu, apaçık bir büyüdür, demişlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İsa da “Ey İsrailoğulları,” demişti. “Ben de size, daha önce indirilen Tevrat'ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed adındaki peygamberi müjdelemek üzere Allah tarafından gönderilmiş peygamberim.” Fakat kendilerine apaçık deliller getirdiğinde, “Bu düpedüz büyü” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Meryem oğlu İsa'nın da şöyle dediğini hatırla: "Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim. Benden önce Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmet adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim." Fakat İsa'nın müjdelediği elçi onlara apaçık deliller getirdiğinde: "Bu, katıksız bir büyüdür!" dediler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim eyitti 'įsā! meryem oġlı “iy benį isrāyil! bayıķ ben Tañrı yalavacıvan sizdin yaña girçek dutıcı-y-iken anı kim ileyümdedür tevrįt daħı muştılayıcı iken bir yalavacı kim gele benden śoñra adı anuñ aḥmed'dür.” pes ol vaķt kim geldi anlara ḥüccetler ile eyittiler “uşbu cādūlıķdur bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ẕikr eyle ol vaḳtı ki Meryem oġlı ‘Īsā eyitdi Benī İsrā’īle: Ben sizeTañrı Ta‘ālā resūli‐men, girçekleyici‐men ileyümce gelen Tevrāta. Daḫıbeşāret idici‐men bir peyġamberi ki benden ṣoñra gelecekdür. AdıAḫmeddür. Pes ol vaḳt ki geldi özlerine ḥüccetler‐ile. Eyitdiler: Bu ulucāẕūluḳdur, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onu da xatırla ki, bir vaxt Məryəm oğlu İsa belə demişdi: “Ey İsrail oğulları! Həqiqətən, mən özümdən əvvəl nazil olmuş Tövratı təsdiq edən və məndən sonra gələcək Əhməd adlı bir peyğəmbərlə (sizə) müjdə verən Allahın elçisiyəm!” Sonra (İsa, yaxud Muhəmməd əleyhissəlam) onlara açıq-aşkar mö’cüzələr gətirdikdə onlar: “Bu, açıq-aydın sehrdir!” – dedilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Jesus son of Mary said: O Children of Israel! Lo! I am the messenger of Allah unto you, confirming that which was (revealed) before me in the Torah, and bringing good tidings of a messenger who cometh after me, whose name is the Praised One. Yet when be hath come unto them with clear proofs, they say: This is mere magic.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And remember, Jesus, the son of Mary, said: "O Children of Israel! I am the messenger of Allah (sent) to you,(5436) confirming(5437) the Law (which came) before me, and giving Glad Tidings of a Messenger to come after me, whose name shall be Ahmad."(5438) But when he came to them with Clear Signs,(5439) they said, "this is evident sorcery!"
5436 The mission of Jesus was to his own people, the Jews. Cf. Matt. 10:5-6. See also Matt. 15:24: "I am not sent but to the lost sheep of Israel ;" also Matt. 15:26: "It is not meet to take the children's bread, and to cast it to the dogs." 5437 Cf. Matt 5:17. 5438 "Ahmad", or "Muhammad", the Praised One, is almost a translation of the Greek word Periclytos. In the present Gospel of John, 14:16, 15:26, and 16:7, the word "Comforter" in the English version is for the Greek word "Paracletos", which means "Advocate", "one called to the help of another, a kind friend", rather than "Comforter". Our doctors contend that Paracletos is a corrupt reading for Periclytos, and that in their original saying of Jesus there was a prophecy of our Prophet Ahmad by name. Even if we read Paraclete, it would apply to the Prophet, who is "a Mercy for all creatures" (21:107) and "most kind and merciful to the Believers" (9:128). See also n. 416 to 3:81. 5439 Our Prophet was foretold in many ways; and when he came, he showed forth many Clear Signs, for his whole life from beginning to end was one vast miracle. He fought and won against odds. Without learning from men he taught the highest wisdom. He melted hearts that were hard, and he strengthened hearts that were tender and required support. In all his sayings and doings men of discernment could see the working of Allah's hand; yet the ignorant Unbelievers called it all Sorcery!-called that unreal which became the most solid fact of human history!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir vakit
قَالَ
demişti
ع۪يسَى
Îsâ
ابْنُ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
يَا
ey
بَن۪ٓي ٔاِسْرَٓاي۪لَ
İsrâiloğulları
اِنّ۪ي
şüphe- siz ben
رَسُولُ
resulü-
yüm
اللّٰهِ
Allah'ın
اِلَيْكُمْ
size
مُصَدِّقاً
tasdik edici olarak
لِمَا
o şe- yi ki
بَـيْنَ يَدَيَّ
benden öncedir
مِنَ التَّوْرٰيةِ
Tevrât'tan
وَمُبَشِّراً
ve müjdele- yici olarak
بِرَسُولٍ
bir resulü
يَاْت۪ي
gelecek
مِنْ بَعْدِي
benden sonra
اسْمُهُٓ
adı
اَحْمَدُۜ
Ahmed'dir
فَلَمَّا
ne za- man ki
جَٓاءَهُمْ
onlara geldi
بِالْبَـيِّنَاتِ
apaçık mucizelerle
قَالُوا
dediler
هٰذَا
bu
سِحْرٌ
bir si- hirdir
مُب۪ينٌ
apaçık
Hani bir vakit de Meryem oğlu Îsâ, "ey İsrâîloğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size (gönderdiği) resulüyüm, benden önce gelen Tevrât'ı tasdik edici ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir resulü müjdeleyici olarak (geldim)" demişti. Ancak (Îsâ) onlara apaçık mucizelerle geldiği hâlde onlar, "bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
ع۪يسَى
Özel isim
ع۪يسَى
Hz. Îsa (a.s.)
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
مَرْيَم
Özel isim
مَرْيَم
Hz. Meryem (r.a.)
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
بُنَيَّ
İsim
ب ن ي
Oğulcuğum, yavrucuğum. بَن۪ٓي , بَنُٓوا: Oğullar, evlatlar.
اِسْرَٓائ۪ل
Özel isim
اِسْرَٓائ۪ل
Hz. Yakup (a.s.)'ın diğer ismidir. Onun soyundan gelenlerede İsrailoğulları denir.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مُصَدِّق
Etken fiil-II
ص د ق
Tasdik edici, doğrulayıcı, tasdik eden
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
يَد
İsim
ي د ي
El
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
التَّوْرٰية
Özel isim
التَّوْرٰية
Tevrât. Hz. Musa (a.s.)'a indirilen kitap
مُبَشِّر
Etken fiil-II
ب ش ر
Müjdeci
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
اِسْمٌ
İsim
س م و
Ad, isim
اَحْمَد
Özel isim
اَحْمَد
Ahmed
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan