close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûr Sûresi 22. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velâ ye/teli ulû-lfadli minkum ve-sse’ati en yu/tû ulî-lkurbâ velmesâkîne velmuhâcirîne fî sebîli(A)llâh(i)(s) velya’fû velyasfehû(k) elâ tuhibbûne en yaġfira(A)llâhu lekum(k) va(A)llâhu ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Üstün ve geçimi geniş olanlarınız, akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda yurtlarından göçenlere vermekten çekinmesinler ve iyilik etmeyi terketmesinler ve bağışlasınlar ve suçtan geçsinler. Allah'ın, sizi yarlıgamasını sevmez, istemez misiniz? Ve Allah suçları örter, rahimdir.
Bkz. Dipnot 216  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Her şeye rağmen) Sizden, fazilet ve servet sahibi olanlar (yine de asil ve adil davransınlar; bu gibi fesatlıklara alet olsalar da) yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret etmiş olanlara (şimdiye kadar) vermekte (oldukları yardımlarını kesip) eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoş görsünler. Ki; Allah’ın da sizi bağışlamasını (istemez ve) sevmez misiniz? (Kesinlikle) Allah, Bağışlayandır, Esirgeyendir. (Bu nedenle, hayırlı ve yararlı bir işi yapmamak için yapılan yeminlerden vazgeçilmelidir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İçinizden iyilik ve varlık sahibi olanlar yakınlarına, düşkünlere, Allah yolunda hicret edenlere onların hatalarından dolayı yardımda bulunmamaya yemin etmesinler. Ve yapageldikleri yardımdan bir eksiltme yapmasınlar, onların kusurlarını affedip bağışlasınlar, aldırış etmesinler. Dikkat edin! Allah'ın sizi bağışlamasını sevip arzu etmez misiniz? Gerçekten Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İçinizden lütuf ve servet sahibi kimseler akrabaya, çevresi, çaresi olmayan yoksullara, Allah yolunda özgürce Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret edenlere, mallarından hiçbir şey vermeyeceklerine dair yemin etmesinler. Sorgusuz sualsiz affetsinler. Azarlamadan, kınamadan kusurlarını görmezlikten gelsinler. Allah'ın sizi koruma kalkanına almasını, bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sizden fazilet ve varlık sahibi olanlar yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermemek üzere yemin etmesinler. Affetsinler, geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah bağışlayandır, rahmet edendir.
22.Yukarıda verdiğimiz rivayetin son kısmında bildirildiğine göre Ebu Bekir (r.a.), Mistah`a (rivayette Ummu Mistah diye adı geçen kadının oğlu ki o da dedikodulara karışmıştı) fakirliği ve akrabalığı dolayısıyla infakta bulunuyordu. Bu olaydan sonra Ebu Bekir (r.a.): "Vallahi Aişe`nin bana söylediği şeylerden sonra artık ona hiç bir şey vermem" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bu ayeti kerime indirildikten sonra Ebu Bekir (r.a.): "Vallahi ben Allah`ın beni bağışlamasını arzularım" dedi ve Mistah`a önceden verdiğini aynen vermeğe devam etti. Bununla ilgili olarak Taberani, Abdullah bin Abbas (r.a.) ve Abdullah bin Ömer (r.a.)`den, Bezzar, Ebu Hureyre (r.a.)`den, İbnu Merdeviye de Ebu`l-Yusr`den rivayetler nakletmişlerdir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de, içinizde fazilet ve servet sahibi olanlar, akrabalara, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere vermemek (yedirmemek) üzere yemin etmesinler; (kusurlarını) bağışlasınlar, aldırmasınlar. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah Gafûr'dur= çok bağışlayıcıdır, Rahîm'dir = çok merhametlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sizden ikram ve zenginlik sahibi olanlar, akrabalara, düşkünlere, Allah yolunda hicret edenlere hiçbir şey vermemek için yemin etmesinler, affetsinler, vazgeçsinler. İşte siz, Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Hâlbuki Allah, çok bağışlayan ve acıyandır.(*)
(*) İftiraların, fahiş ve iğrenç şeylerin toplum içinde yayılmasının sebebi, şeytanlaşmış münafık kişilerdir. Toplum içinde kişiliğini isbat edememiş fakir fukara da, şayia olan şeyleri aktarmayı bir marifet bilip o şeytanlara alet oluyorlar. Onun için ayet-i kerime, böylelerin bağışlanmasını emrediyor. Böyleler, eğer gerçekten ard niyetli iseler, Allah’ın onları rahmetinden mahrum bırakması, onlara lanet etmesi, azap olarak yeter. Bu geçen ayetlerde anlatılan iftira hadisesinin asr-ı saadette kimin ile ilgili olduğu ayetlerden anlaşılmıyor. Şayet bu hadise, peygamberin hanımlarıyla ilgili olsa dahi, yolculukla ilgili değildir. Çünkü 27. ayette, “kimse, başkasının evine izinsiz girmesin” deniliyor. İftira konusunun evde olmakla ilgili olduğuna işaret ediyor.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler, yakınlığı bulunanlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemin etmesinler; affetsinler, hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah, bağışlayandır; merhamet edendir.
Besim Atalay
swap_vert close
İçinizden erdemli, genişliği olanlar, kendi hısımlarına, yoksullara, Allahın yolunda göçmen olanlara vermemekçin ant içmeyeler; bağışlayın, vazgeçin; Allahın sizleri bağışlamasın istemez misiniz? Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İçinizden erdemli ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere sadaka vermeme hususunda yemin etmesinler. (Onları) affetsinler ve hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Hz. Ayşe’ye atılan iftiraya inananlardan biri de Hz. Ebu Bekir’in, himayesini ve bakımını üzerine aldığı çok fakir olan teyzesinin oğlu Mistah’tı. Mistah’ın iftira edenlerle beraber hareket ettiğinin farkına varan Hz. Ebu Bekir, bir daha ona yardım etmeyeceğine dair yemin etmişti. Oysa Mistah’ın bu konuda kötü bir niyeti yoktu. Kendisi hem muhacirlerdendi ve hem de Bedir savaşına katılanlardandı. Bu sebepten dolayı bu ayet inmiş oldu ve Mistah gibi tevbe edenlerin affedilmesinin uygun olacağı ve aynı zamanda infak konusunda yakınları gözetirken onların ilgisine, tavrına, duruşuna ve saygısına bakarak değil, ihtiyaçlarına göre hareket etmek gerektiği bildirildi. Allah “infak etmeye yakınlarınızdan başlayın” diyor. “Size yakınlık edenlerden” değil. “Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver…” (Rum 30/38) Onun için eğer yakınımızda ihtiyaç sahibi birileri varsa ve velev ki bizimle ilişkileri iyi de değilse, hatta bizim hakkımızda iyi de düşünmüyorlarsa infak etmeye yine de onlardan başlamak zorundayız. Zira Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak bunu gerektirir. Allah rızık verirken insanların imanına ve sevgisine göre verseydi insanların çoğu açlıktan ölürdü. Bu konu hakkında ayrıca Bakara 2/83, 177, Nisa 4/34, Nahl 16/90 âyetlerine de bakabilirsiniz.  
Cemil Said
swap_vert close
İçinizden fâzıl ve muktedir olanlar akrabâsına, fukarâya ve Allâh yolunda terk-i diyâr idenlere lutufda bulunmamağa yemîn itmesünler [1] Kabahatlerini ’afv itsünler, sizin günâhlarınızı da Allâh’ın ’afv itdiğini istemez misiniz? Allâh gafûr ve rahîmdir.
[1] Ebû Bekir radıyallâhu’anh hakkında nâzil olmuşdur.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İçinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler, geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız? Allah bağışlayandır, merhametli olandır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İçinizden yardım sever ve zengin olanlar akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere artık bir şey vermeyeceğiz diye yemin etmesinler. Bağışlasınlar, hoş görsünler; Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
 Hz. Âişe’ye iftira edenlerden biri de, Hz. Ebubekir’in, himayesini ve bakımını üzerine aldığı Mıstah adlı bir kişi idi. Bu hadise üzerine Hz. Ebubekir, bir daha bu adama maddi yardımda bulunmayacağına dair yemin etti. İşte, müfessirlere göre, bu âyette hem Hz. Ebubekir (r.a.)’in faziletine işaret edilmekte, hem de ona ve diğer müminlere, Allah rızası için yapageldikleri yardımları kesmemeleri öğütlenmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sizden mal ve imkana sahip olanlar, akrabalara, yoksullara ve ALLAH yolunda göç edenlere vermemek için yemin etmesinler. Affetsinler, geçsinler. ALLAH'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar, feragat göstersinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de içinizden fadl-ü vüs'at sahibi olanlar karabet sahiblerine, miskînlere ve Allah yolunda muhacirlere vergisini vermekten kusur etmesin ve afvetsin, aldırmasın, Allahın size mağrifet etmesini arzu etmez misiniz? Allah gafurdur rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sizden, fazilet ve servet sahibi olanlar, (iftira gibi bir günaha alet olan) yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret etmiş olanlara (şimdiye kadar vermekte oldukları yardımlarını kesip, artık) bir şey vermeyeceklerine dair yemin etmesinler, (onların kusurlarını) affedip bağışlasınlar. Allah’ın da sizi bağışlamasını (istemez ve) sevmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sizden fazilet¹ ve varlık sahibi olanlar, yakınlarına, miskinlere, Allah yolunda hicret edenlere yardım etmeme konusunda yemin etmesinler. Ve artık bağışlayıp hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasından mutlu olmaz mısınız? Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1 – Erdem, seçkin.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sizden (dînde) fazıylet ve (dünyâda) servet saahibi olanlar, akrabaasına, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere vermelerinde kusur etmesin, afvetsin, aldırış etmesin. Allahın sizi yarlığamasını sevmez misiniz? Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İçinizden fazîletli ve servet sâhibi kimseler, akrabâlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemîn etmesin; affetsinler, aldırmasınlar!(1)Dikkat edin, (sizin onları bağışlamanıza mükâfaten) Allah'ın (da) sizi bağışlamasını arzû etmez misiniz? Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
(1)Ebû Bekri’s-Sıddîk (ra) hazretleri, “İfk Hâdisesi”ne karışan Mıstah nâmındaki bir akrabâsına, öteden beri yaptığı maddî yardımı keserek, artık vermeyeceğine yemîn etmişti. Âyet, bu hâdise üzerine nâzil olmuştur. Bu âyette, Hz. Sıddîk (ra)’ın fazîletine işâret edilmekle birlikte, hem ona, hem bütün mü’minlere, muhtaç insanlara yaptıkları yardımları kesmemeleri tavsiye edilmektedir. (Celâleyn Şerhi, c. 5, 278)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bir de sizden erdemli ve servet sahibi kimseler, (haksız iftiralara uğramış olsalar bile,) yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere yardım etmeme hususunda yemin etmesinler. (Onları) affetsinler ve hoş görsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah, (çok) bağışlayandır, (çok) merhamet edendir.*
(*) Söz konusu iftiracılardan biri de, Hz. Ebû Bekir’in halasının oğlu olup kendisine devamlı yardımda bulunduğu Mistah idi. İddianın iftiradan ibaret olduğu kesinleşince Hz. Ebû Bekir, bu nankör yakınına artık yardım etmeyeceğine yemin etti. Bu âyet nâzil olunca da, “Vallahi Allah’ın beni bağışlamasını arzu ederim, bunu her şeye tercih ederim” diyerek yeminini bozdu ve yardıma devam kararı aldı. İslâm ahlâkında “kötülüğe karşı iyilikle muamele etmek” kuralı vardır. Fıtratı, temel insanlık nitelikleri bozulmamış insanları ıslah etmenin, kötü yoldan çevirmenin, yeniden erdemli topluluğa katmanın yollarından biri de budur. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın içinizden bolluk ve zenginlik bahşettiği kimseler, yakın akrabalara, fakirlere, Allah yolunda hicret edenlere yardım etmekten el çekmesinler. Affetsinler ve geçsinler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İçinizde üstünlüğü, genliği olanlar yakınlarına, düşkünlere, Allah uğrunda göçenlere vermemek için sakın ant içmesinler, onları bağışlasınlar, onlara göz yumsunlar. Siz Allah’ın sizi yarlıgamasını istemez misiniz? Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İçinizden faziletli ve varlıklı olanlar hısımlarına, yoksullara Allah uğrunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemin etmesinler [²]. Affetsinler, vazgeçsinler. Ya sizler Allah/ın sizi yarlıgamasını istemez misiniz? Allah yarlıgayandır, bağışlayandır.
[2] Veya ihsan etmede kusur etmesinler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İçinizden lütuf ve servet sahibi olanlar yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemin etmesinler. Affetsinler, aldırmasınlar/hoşgörüde bulunsunlar!⁷ Allah’ın sizi bağışlamasına sevinmez/arzu etmez misiniz? Çünkü Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.
7 Hz. Ebu Bekir’in yardımda bulunduğu teyzesinin oğlu Mistah bin Esase de iftira olayında yer almıştı. Hz. Ebu Bekir de bundan dolayı ona yardım etmemeye yemin etmişti. Bu ayet gelince, yemininden vazgeçip yardıma devam etti. Hz. Ebu Bekir’in bu davranışı Kur’an’a bağlılığın ve bir mü’minin göstereceği hoşgörünün emsaline az rastlanır bir örneğidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sizden lütuf ve servet sahibi olanlar; yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İçinizdeki erdemli ve varlıklı kimseler, kendilerine karşı nankörce davranmış olsalar bile, akrabalarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret etmiş olanlara yardım etmeme ve onlara bir daha hiçbir şey vermeme konusunda yemin etmesinler; bilakis, işledikleri günahtan dolayı tövbe eden bu insanlara karşı affedici ve bağışlayıcı olsunlar; öyle ya, Allah’ın da sizi bağışlamasını istemez misiniz? Unutmayın ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir ve sizin de böyle tövbekar müminlere karşı merhametli olmanızı ister. Fakat yaptığı kötülüklerde ısrar edenler için bağışlanma söz konusu olamaz:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İçinizden Fazl (Lütuf) ve Servet sahipleri, Yakın (Akraba)lar’a, Düşkün Yoksullar’a, Allah yolunda Hicret Edenler’e vermekte kusur etmesin! Affetsinler, aldırmasınlar! Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İçinizde saygın ve varlıklı olanlar, yardım konusunda kendilerini bağlamasınlar. Yakınlara, yoksullara ve Allah için hicret edenlere yardıma devam etsinler, affetsinler, hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nitekim Allah engin hoşgörülü bir sevgi selidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İçinizden servet sahibi olanlar; yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere mallarından bir şey vermeyeceklerine yemin etmesinler. Yemin etmelerine neden olan tüm konularda onları affedip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Allah af ederek, bağışlayarak size örnek oluyor, görmüyor musunuz? Allah af edip bağışlayanları çok sever. Af edip bağışlayanların gizli kalmış, henüz ortaya çıkmamış günahlarını örter.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İçinizden lütuf ve servet sahibi kişiler, yakınlara, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere (mallarından) vermeleri konusunda yemin etmesin; [*] (onları) bağışlasınlar! Dikkat edin! Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. [*]
Ayette geçen [lâ ye’teli] emri “geri durmasın”, “yemin etmesin”, “el çekmesin” gibi anlamlar içermektedir Bu ayette bağışlanmak isteyenlerin kendilerinin de başkalarını bağışlaması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:109; Teğâbun 64:14.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sizden, ihsan sahibi ve varlıklı olanlar,¹ yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere sadaka vermemeye yemin etmesinler, kusurlarını affetsinler ve onları hoş görsünler. Yoksa siz, Allah’ın sizi bağışlamasını istemiyor musunuz? (Hâlbuki) Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
1 Burada kastedilen şahıs Hz. Ebû Bekir’dir. Bu âyet Hz. Ebû Bekir’in “ifk hadisesinden” sonra hem fakir hem de akrabası olan Mıstah’a ifk hadisesine karışmasından dolayı, önceki gibi yardım etmeyeceğine yemin etmesi sebebiyle indirilmiştir. Bu âyet indikten sonra Hz. Ebû Bekir, Mıstah’ı affetmiş, Mıstah’a önceki gibi yardım etmeye başlamış hatta daha da fazla vermiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunun içindir ki, [haksız iftiralara uğramış olsalar bile,] içinizden [Allah’ın] bolluk ve genişlik bahşetmiş olduğu kimseler yakınlarına, düşkünlere ve kötülük diyarından Allah için göç eden kimselere ²⁵ yardımdan el çekmesinler; ²⁶ onları affedip geçsinler. (Öyle ya,) Allah’ın da sizi bağışlamasını istemez misiniz; (hem de) Allah’ın çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcı olduğunu [gördüğünüz halde]? ²⁷
25 Muhâcirûn (başka yerlerde, ellezîne hâcerû) tabiri için benimsenen bu karşılık hk. bir açıklama için bkz. 2. sure, 203. not.26 Yahut: “yardım etmemek [lafzen, “vermemek”] konusunda yemin etmesinler...” ilh. Bu iki anlamın ikisi de; yani, “yemin etmesinler” ve “el çekmesinler”; yukarıdaki cümlede ye’tel şeklinde geçen elâ fiiline izafe edilebilir. Bizim tercih ettiğimiz karşılık büyük dilci Ebû ‘Ubeyd Kâsım Herevî’nin bu fiil için yaptığı açıklamaya dayanmaktadır (karş. Lane I, 84).27 Genel olarak, bu ayetin, kızı Hz. Ayşe hakkında ortaya atılan söylentilere (bkz. yukarıda 12. not) katıldığı için o güne kadar destekleyip yardımda bulunduğu fakir akrabası muhacirden Mistah’a bir daha yardımda bulunmayacağına yemin eden Hz. Ebû Bekir’le alakalı olduğu kabul edilmiştir. Müfessirlerin bu görüşü, şüphesiz sağlam delillere dayanmaktadır; ama, yine şüphe yok ki, yukarıdaki ayetin mesajı zamanla kayıtlı değildir ve dolayısıyla tarihî olarak ilgili göründüğü olay ya da olaylardan bağımsızdır. (Bu görüş, yukarıdaki pasajın tamamında çoğul ifade tarzının kullanılmasıyla da ayrıca desteklenmektedir.) “Affedip geçmek” konusundaki çağrı, kötülüğü iyilikle savmak yolundaki Kur’ânî ilkeyle tam bir bağdaşma halindedir (bkz. 13:22 ve ilgili 44. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İçinizden maddi imkâna sahip olan iyiliksever kimseler, akrabaya, düşkünlere, Allah yolunda yurtlarını terk edenlere yardım etmeme konusunda yemin etmesinler. Allah’ın sizi bağışlaması hoşunuza gitmez mi? Öyleyse onlar da bağışlayıp hoş görsünler. Zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 2/177, 4/36, 9/60, 76/8- 9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Şu halde, içinizden (servetçe) bolluk ve rahatlık içinde olan kimseler, yakınlara, muhtaçlara ve Allah dâvâsı uğruna hicret edenlere yardım etmekten geri durmasınlar;[²⁹⁹³] onları affedip hoş görsünler! Hem Allah’ın sizi bağışlaması hoşunuza gitmez mi? Nitekim Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
[2993] Veya: “..yardım etmemek için yemin etmesinler”. Âyetteki ye’teli lafzını, el-eliyye (veya el-uluv) kökünden i’tilâ formuyla okuyan çoğunluğa göre anlam “yemin etmesin” olur. Eğer Râzî’nin de katıldığı Ebu Müslim’in ısrarla savunduğu gibi ifti‘al kalıbının ender olarak if‘al çoğunlukla fa‘ale kalıbı yerine kullanıldığı görüşü kabul edilirse, ibâre “kesmesin, el çekmesin, geri durmasın” anlamına gelir (Râzî; krş: Râğıb). Tercihimiz bu görüşe dayanmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İçinizden faziletli varlık sahipleri yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda göç edenlere yardım etmekte kusur etmesinler. (Yakınlarından olup da, -işlediği bir suçdan dolayı, onun hakkında "Ben ona asla yardım etmem" diye yemin etmiş olsalar dahi onları) affetsinler, bağışlasınlar. (Bu güzel davranışınıza karşılık) Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhametli olandır.
Osman Fırat
swap_vert close
İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Ve Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sizden fazilet ve servet sahibi olanlar kariblerine ve yoksullara ve Allah yolunda muhâcerette bulunmuş olanlara bir şey vermemek için yemin etmesin ve affetsinler, bağışlasınlar. Siz sevmez misiniz ki. Allah sizin için mağfiret buyursun ve Allah gafûrdur, rahîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İçinizden fazilet ve imkân sahibi olanlar, akrabalara, fakirlere, Allah yolunda hicret etmiş olanlara sadaka vermeme hususunda yemin etmesinler! Affedip müsamaha göstersinler. Siz de Allah'ın sizi affedip müsamaha göstermesini arzu etmez misiniz? Allah gerçekten gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler, yakınlığı bulunanlara, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere bir şey vermemeğe yemin etmesinler, affetsinler, hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Hz. Ebubekir, kendisinin hem akrabâsı, hem de yoksul olduğu için Mistah'ı beslerdi. Fakat Mistah, bu olayı yayanlar arasında idi. Bu âyetler Hz. Âişe'nin ma'sumluğunu ortaya çıkarınca, Hz. Ebubekir yemin edip, bir daha Mistah'a bakmayacağını söyledi. İşte âyette mü'minlere daha lutufkâr olmaları emredilmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sizden sâhib-i fazl ve kerem ve si'a olan, akrabâsına ve fukarâya ve Allâh'ın yolunda muhâcirlere ihsân itmemeğe yemîn itmesün ve onlara 'afv ve safh ile mu'âmele itsün. Allâh'ın sizi mağfiret buyurmasını istemez misiniz? Allâh gafûr rahîmdir. [²]
[2] İfk'e iştirâk iden "Mistah" Eb'u bekir es-Sıddîk radiyallâhu'anhın halazâdesi fukarâdan, mücâhid ve muhâcir bir adamdı. Cenâb-ı Sıddîk ona dâimâ mu'âvenet iderdi. İfk'e iştirâki üzerine ona bir daha iyilik itmemeğe yemîn iylediğinden bu âyet-i kerîme nâzil oldı. Bunun üzerine Ebû Bekir es-Sıddîk yeniden mu'âvenete başladı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İçinizden maddi imkâna sahip iyilikseverler yakınlarına, çaresiz kalanlara, Allah yolunda hicret edenlere verme konusunda ihmalde bulunmasınlar[*]. Onları bağışlasınlar ve onlara göz yumsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah bağışlar, ikramı boldur.
[*] Bakara 2/224'e göre yemin ifadesi burası için uygun değildir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İçinizden faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte kusur etmesinler. İhtiyaçlarından fazla olanı versinler, affetsinler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemiyor musunuz? Allah, bağışlayan, merhamet edendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere birşey vermemek için yemin etmesinler; hoşgörsünler ve bağışlasınlar. Allah'ın da sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız? Allah ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sizin lütuf ve imkân sahibi olanlarınız; akrabaya, çaresizlere, Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemin etmesinler, affetsinler, hoş görsünler. Allah'ın sizi affetmesini istemez misiniz? Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı and içmesüñ fażl isleri sizden [187a] ya'nį māl içinde daħı giñlik isleri kim virmeyeler ħıśımlıķ islerine daħı miskįnlere daħı evlerinden ayrılanlara Tañrı yolında. daħı 'afv eylesünler daħı yazuķ baġışlasunlar. bayıķ sevmezsiz kim yarlıġaya Tañrı sizi daħı Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı and içmesün ni‘metlü kişiler sizden, mālı çoḳ kişiler sizden virmeye‐ler ḳarāyiblerine, daḫı miskinlere, daḫı çalışanlara Allāh yolına. Daḫı ‘afveylesünler ve suçlardan geçsünler. Siz sevmez [mi]siz ki günāhlaruñuz baġış‐laya size Tañrı Ta‘ālā? Daḫı Allāh günāhlar baġışlayıcıdur, raḥmet idi‐cid[ür].
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Aranızda olan fəzilət və sərvət sahibləri qohum-əqrabaya, miskinlərə və Allah yolunda hicrət edənlərə (heç bir şey) verməyəcəklərinə and içməsinlər. (Onları) əfv edib, (cəzalandırmaqdan) vaz keçsinlər! Məgər siz (bu yaxşılıq müqabilində) Allahın sizi (günahlarınızı) bağışlamağını istəmirsiniz? Allah (bəndələrini) bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And let not those who possess dignity and ease among you swear not to give to the near of kin and to the needy, and to fugitives for the cause of Allah. Let them forgive and show indulgence. Yearn ye not that Allah may forgive you? Allah is Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Let not those among you who are endued with grace and amplitude of means(2974) resolve by oath against helping their kinsmen, those in want, and those who have left their homes in Allah's cause: let them forgive and overlook, do you not wish that Allah should forgive you? For Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.
2974 The immediate reference was to Abu Bakr, the father of 'A'ishah. He was blessed both with spiritual grace from Allah and with ample means, which he always used in the service of Islam and of Muslims. One of the slanderers of 'A'ishah turned out to be Mistah, a cousin of Abu Bakr, whom he had been in the habit of supporting. Naturally Abu Bakr wished to stop that aid, but according to the highest standards of Muslim ethics he was asked to forgive and forget, which he did, with the happiest results to the peace and unity of the Muslim community. But he general application holds good for all time. A generous patron should not, in personal anger, withdraw his support even for serious faults if the delinquent repents and mends his ways. If Allah forgives us, who are we to refuse forgiveness to our fellows?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَا يَاْتَلِ
ve geri durmasın
اُو۬لُوا
sahipleri
الْفَضْلِ
fazilet
مِنْكُمْ
sizden
وَالسَّعَةِ
ve genişlik
اَنْ يُؤْتُٓوا
verirler diye
اُو۬لِي
sahiplerine
الْقُرْبٰى
yakınlık
وَالْمَسَاك۪ينَ
ve yoksullara
وَالْمُهَاجِر۪ينَ
ve hicret edenlere
ف۪ي سَب۪يلِ
yolunda
اللّٰهِۖ
Allah
وَلْيَعْفُوا
ve affetsinler
وَلْيَصْفَحُواۜ
ve muamele etsinler
اَلَا تُحِبُّونَ
sevmez misiniz
اَنْ يَغْفِرَ
mağfiret etmesini
اللّٰهُ
Allah'ın
لَكُمْۜ
sizi
وَاللّٰهُ
çünkü Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
Sizden (Allah'ın) lütf(un)a nail olmuş ve servet sahibi kimseler; (kendilerine) yakınlığı bulunanlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere (mallarından) vermekten geri durmasınlar. Onları(n kusurlarını) affetsinler ve (en güzel şekilde onlara) muamele etsinler. Allah'ın sizi mağfiret etmesini sev(ip arzu et)mez misiniz? Çünkü Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِئْتَلَى
Fiil-VIII
ا ل و
Geri durdu
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سَعَة
İsim
و س ع
(Maddi veya manevi nimette) Genişlik
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
قُرْبٰى
İsim
ق ر ب
Akrabalık, yakınlık, yaklaşma
مِسْكِين
İsim
س ك ن
Yoksul, fakir
مُهَاجِر
Etken fiil-III
ه ج ر
Hicret edenler, muhacirler
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَفَا
Fiil-I
ع ف و
Affetti, bağışladı, çoğaldı
صَفَحَ
Fiil-I
ص ف ح
Muamele etti
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَحَبَّ
Fiil-IV
ح ب ب
Sevdi, hoşlandı
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli