Müminler arasında çirkin söylentilerin ²⁰ yayılmasından hoşlananları bu dünyada da, ahirette de can yakıcı bir azap beklemektedir; ²¹ çünkü [her şeyin önünü sonunu] Allah biliyor, ama siz bilmiyorsunuz. ²²
20 Fâhişeh terimi, ahlakça çirkin ve uygunsuz olan şey anlamına gelmektedir; dolayısıyla, bu ifade en geniş anlamıyla ahlak dışı yahut gayriahlakî edim ya da davranışlar için kullanılır. Ama yukarıdaki anlam örgüsü içinde terim, ahlak dışı edim ve davranışların vukuuna dair asılsız ve isbatsız isnad ve iddialara, bir başka deyişle, “çirkin iftira ve söylentilere” işaret etmektedir.21 Yani, bu surenin 4. ayetinde belirtilen yasal ceza.22 İftira ve başkasının hata ve ayıbını bulup ortaya çıkarma konusundaki bu Kur’ânî uyarı Hz. Peygamber’e izafe edilen güvenilir rivayetlerde açık bir yankısını bulmaktadır: “[Birbiriniz hakkında] her türlü (kötü) zandan kaçının; çünkü (kötü) zan son derece aldatıcıdır (ekzebu’l-hadîs) ve birbirinizi gözetlemeyin, birbiriniz hakkında tecessüs göstermeyin; (başkalarının) ayıplarını açığa vurmaya çalışmayın” (Muvatta’; bu Hadis’in eşdeğer rivayetleri Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvûd tarafından da kaydedilmiştir); “Kendilerini Allah’a teslim etmiş olanları (müslimûn) incitmeyin; [onların ayıbını hatalarını] ortaya dökmeye çalışmayın; çünkü, bakın, kim ki kardeşinin ayıbını açığa vurmaya çalışırsa, [Hesap Günü’nde] Allah da onun ayıbını açığa vuracaktır” (Tirmizî); ve “Bir mümin bir başka müminin ayıbını örterse, Allah da [Kıyamet Günü’nde] mutlaka onun ayıbını örter” (Buhârî). Bütün bu öğütler özünü şu Kur’ânî mesajdan almaktadır: “[Birbiriniz hakkında] yersiz zanda bulunmaktan kaçının; çünkü bilin ki, zannın bir kısmı [da] günahtır” (49:12).