close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûh Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yaġfir lekum min żunûbikum veyu-aḣḣirkum ilâ ecelin musemmâ(n)(c) inne ecela(A)llâhi iżâ câe lâ yu-aḣḣar(u)(s) lev kuntum ta’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Suçlarınızı yarlıgasın ve sizi, muayyen bir vaktedek geciktirsin. Şüphe yok ki Allah'ın takdir ettiği vakit geldi mi gecikmesine imkan yoktur eğer biliyorsanız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Ki böylece (O da) günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele (belirlenmiş bir süreye) kadar erteleyip (yaşatsın). Elbette Allah’ın (takdir ettiği) eceli (ölüm vaktiniz) geldiği zaman, o (asla) ertelenmeyecektir. (Keşke) Bir bilmiş olsaydınız (ve düşünseydiniz!)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve size bir ömür vererek ölümünüze kadar size zaman tanısın. Şüphe yok ki Allah'ın size takdir ettiği ölüm vakti geldi mi gecikmesine imkan yoktur. Keşke bu gerçeği bilmiş olsaydınız.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Allah da sizin günahlarınızın bir kısmını bağışlasın. Belirli vakte kadar size mühlet versin. Allah'ın tayin ettiği ecel geldiği zaman ertelenmez. Keşke bilebilseydiniz!”
Ahmet Varol
swap_vert close
Ki, (Allah) günâhlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belirli bir süreye kadar geciktirsin. Şüphesiz Allah'ın süresi geldiğinde geciktirilmez. Keşke bilseydiniz."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Bu takdirde Allah) günahlarınızdan size bağışlar ve sizi muayyen bir vakte kadar (azab çektirmeksizin ölüm anına dek) geri bırakır. Şüphe yok ki, Allah'ın takdir ettiği ecel (ölüm) gelince geri bırakılmaz; eğer bilseydiniz, (iman eder de azabdan kurtulurdunuz.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlar, sizi belli bir süreye kadar erteler (yaşatır.) şüphesiz Allah’ın tayin ettiği ecel geldiği zaman, artık ertelenmez. Keşke bilmiş olsanız!”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
2,3,4. Nûh, onlara şöyle demişti: “Ey kavmim! Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk ediniz. Onun emirlerine karşı gelmekten sakınınız ve bana itaat ediniz ki, Allah günahlarınızı affetsin ve size belli bir zamana kadar süre tanısın. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği süre dolunca ertelenmez. Keşke bunu bilseydiniz!”[680]
[680] Ecel hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 20-21; VI, 233-236.  
Besim Atalay
swap_vert close
Yarlıgaya sizin günahlarınızı, adanmış bulunan bir güne değin, sizi bıraka, eğer siz bilirseniz, Allahın gösterdiği vakit gelince, geciktirilmez!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Allah) Günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah'ın takdir ettiği ecel (ölüm) gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bilseniz (de imam etseniz)!”
Cemil Said
swap_vert close
2,3,4. Nûh kavmine: "Yâ kavmim ben size ihtârâtda bulunmağa me’mûr hakîki bir peygamberim, Allâh’a ’ibâdet idiniz, Allâh’dan korkunuz, bana itâ’at idiniz, Allâh sizin günâhlarınızı ’afv ider, sizi vakt-i mu’ayyene kadar yaşatır çünki Allâh’ın ta’yîn iylediği vakt-i mu’ayyen geldiği zamân kimse ânı te’hîr idemez, anlayabilecek misiniz?" didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
3,4. "Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
3,4. “Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve size belirli bir vadeye kadar süre tanısın. Şüphesiz Allah’ın belirlediği vade geldiğinde artık ertelenmez. Keşke ¬bilseydiniz!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
2, 3, 4. Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!  
 «Bir kısım günahlarınızı» denirken, imana gelmezden önceki günahların yahut kul hakkı dışında kalan günahların kasdedildiği tefsirlerde belirtilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz, ALLAH'ın verdiği süre gelince ertelenmez; bir bilseydiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Günahlarınızdan size mağfiret buyursun ve sizi müsemma bir ecele kadar te'hîr eylesin, muhakkak ki Allahın takdir eylediği ecel gelince te'hîr olunmaz eğer bilseidiniz!
Emrah Demiryent
swap_vert close
3-4. (Ey kavmim! Tevhid üzere) Allah’a kulluk edin. O’na karşı gelmekten sakının ve (tebliğim hususunda) bana itaat edin ki, (Allah,) günahlarınızın bir kısmını bağışlasın ve sizi, (hakkınızda takdir edilmiş olan) belli bir vakte kadar (refah içerisinde) yaşatsın. Şüphesiz ki, Allah’ın takdir ettiği vakit, (eceliniz) gelince (o asla) ertelenmez. (Bu hakikatleri) bir bilseydiniz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Tâki (Allah) sizin günâhlarınızdan bir kısmını yarlığasın, sizi (azâbsız olarak) mukadder bir müddete kadar gecikdirsin. Şübhe yok ki Allahın (ta'yîn etdiği) müddet gelince geri bırakılmaz. Eğer bilseydiniz..».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
3,4. “Şöyle ki: Allah'a kulluk edin, O'ndan sakının ve bana itâat edin. (Tâ ki Allah,)günahlarınızdan bir kısmını size bağışlasın ve sizi(n ecelinizi) belirli bir vakte kadar ertelesin! Şübhe yok ki Allah'ın (size takdîr ettiği) eceli geldiği zaman, ertelenmez! Eğer biliyor olsaydınız!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
’Ki böylece (o da) bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi (helâk olmaktan kurtarıp) belirli bir vakte kadar (huzur ve esenlik içinde) yaşatsın. (Unutmayın); Allah’ın belirlediği süre (ölüm vaktiniz) geldiği zaman (asla) ertelenemez. Eğer (bunun böyle olduğunu) bilseydiniz (Rabbinize kulluk eder ve kötü işleri yapmaktan sakınırdınız)."*
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Allah kötülüklerinizi size bağışlasın ve size belli bir zamana kadar mühlet versin. Şunu iyi bilmiş olun ki, Allah’ın belirlediği azabın vakti geldiğinde, asla tehir edilmez” demişti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Böylelikle Allah da sizin günahlarınızı yarlıgasın, sizi belirli bir süre için sağ bıraksın diye. Çünkü Allah’ın suresi sona erince artık o geri bırakılmaz. Bunu bir bilseniz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah günahlarınızı yarlıgasın. Sizi muayyen bir vakte kadar hayatta bıraksın. Allah/ın takdir ettiği o muayyen zaman, gelince geriye kalmaz, bilseydiniz iman ederdiniz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Günahlarınızı bağışlasın, sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Muhakkak ki Allah’ın belirlediği süre gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Böylece bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Keşke bilmiş olsaydınız!
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ki böylece Allah günahlarınızı bağışlasın ve sizi helâk olmaktan kurtarıp belirli bir vakte kadar huzur ve esenlik içinde yaşatsın. Unutmayın; Allah’ın belirlediği süre, gelip çattığı zaman asla ertelenemez; keşke bunu bilseydiniz.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Size günahlarınızdan bir kısmını bağışlar; sizi belli bir süreye kadar erteler. Allah’ın belirlediği süre, geldiği zaman artık ertelenmez. Keşke biliyor olsaydınız!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, günahlarınızı bağışlayıp cezanızı belki bir süre daha erteleyebilir. Allah'ın verdiği süre bir daha ertelenmez. Ah bunun anlamını bir bilebilseniz. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Bilin ki Allah’ın hesap günü gelince geriye dönülmez. Onun için Allah’ın sizin için belirlediği ecel vakti gelinceye kadar yaptığınız yanlışlardan tövbe ederek dönün ki; hesap günü keşke demeyesiniz! Sanmayın ki Allah’ın sizi ecel vaktinize kadar yaşatması sizin için Allah’ın yasalarına karşı çıkma bahanesidir. Tam tersine, ecel vaktine kadar Allah’ın sizi yaşatması, size verilen Allah’ın yoluna gelme şansıdır! Onun için şansınızı iyi kullanın!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Böylece Allah) da günahlarınızı bağışlasın ve sizi, belirli bir süreye kadar ertelesin (yaşatsın)!” Allah’ın (belirlediği) süresi gelince (o artık) ertelenmez. [*] Keşke bilseydiniz!
Benzer mesaj: Münâfikûn 63:11. Bu ayetler, ecel denen belirlenmiş sürenin hiçbir şekilde geriye bırakılmayacağını göstermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
“(Allah) günâhlarınızdan bir kısmını bağışlasın¹ ve size (belirlediği) süreye kadar ömür versin.² Eğer bilirseniz, Allah’ın belirlediği süre, kesinlikle ertelenmez.”³ dedi.
1 Yani, îman edinceye kadar işlemiş olduğunuz günâhlarınızı yahut Allah’a karşı işlediğiniz günâhlarınızı, affetsin. Zîrâ kul hakkının affı, hak sahibine aittir. O da ancak onlarla helâlleşmekle, affolunur.2 Yani îman ederseniz normal ecelinizle ölür, yok eğer etmezseniz helâk edilerek ölürsünüz. Böylece size normalde verilmesi gereken süre yerine, daha kısa bir süre takdir edilmesine, sebep olursunuz.3 Burada, bir taraftan “tehir etsin” deniliyor, bir taraftan da “gelince tehir olunmaz” deniliyor. Bu, bir çelişki gibi görünse de; gelince tehir olunmayanın gelmezden evvel tehir olunması mümkündür. Zîrâ gelen ecel değil, henüz gelmeyen ecel, tehir olunmaktadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve [yalnız O’na] malum olan bir zamana kadar ¹ size mühlet tanısın; ama bilin ki Allah’ın belirlediği vade gelip çattığında hiçbir şekilde ertelenemez. Keşke bunu bilseydiniz!”
1 Yani, her kişinin ömrünün sonuna kadar -kalplerinde gerçekleşeceği umulan değişiklikten önce işledikleri bütün günahları bağışlanabilse bile, ölünceye kadarki davranışlarından dolayı artık bağlandıkları yeni iman ilkeleri ışığında tamamen sorumlu tutulacaklarına işaret. Karş. 4:18 -“ölüm ânına kadar kötülük işleyip duran, ama o an gelip çattığında ‘Şimdi tevbe ediyorum!’ diyenlerin tevbeleri kabul edilmeyecektir.”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah da günahlarınızı bağışlasın ve belirlenmiş süreye kadar sizi ertelesin. Zira Allah’ın belirlediği süre gelince asla ertelenmez, keşke bunu bilmiş olsanız. 20/82, 25/68...71, 39/53
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O geçmiş[⁵³²⁶] günahlarınızı bağışlasın ve adı konulmuş bir vakte kadar size süre tanısın; ama unutmayın ki, Allah’ın belirlediği süre gelip çattığında asla ertelenemez: keşke bunu kavrasaydınız.”
[5326] Min edatının anlama katkısına dayanarak (Krş: İbn Atiyye).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi (azapsız olarak) ecelinize kadar ertelesin, kuşkusuz Allah’ın takdir ettiği ecel gelince asla geri bırakılmaz" diyerek onları uyardı.(*) Eğer (bu imkanın değerini) bilmiş olsaydınız (hemen imana gelirdiniz) diyerek uyarısını tamamladı.(**)
(*) Ayet-i Kerime'de bir taraftan "ertelesin", bir taraftan da "gelince ertelenmez" buyuruluyor. Hatıra bu beyânlar arasında çelişki var mı? sorusu gelebilir, oysa "sizi ertelesin" beyânında ertelenen ecel değil muhataplardır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur ki mesela, Nuh kavmi iman ederlerse ömürleri bin senedir, şirk ve küfürde direndikleri takdirde ise onları 900. ün başında helâk edecektir. Bu suretle onlara şöyle denilmiştir, "İman edin ki Allah sizi 900. de helâk etmesin de, 100 yıl daha yaşatsın “Evet Allah Teâlâ, Nuh kavmine 100 yıl daha yaşama imkânı tanımıştır ve eğer onlar Nuh a.s.'ın imana davetini kabul etmiş olsalardı onları 900. de helâk etmeyecekti. Onun için Nuh a.s. kavmine.. (**) Nuh kavmi ne yazık ki, Rablerinin bahşettiği bu imkândan yararlanamadı, oysa Yunus kavminin bu imkânı çok güzel değerlendirdiğini görüyoruz, nitekim Yunus suresinin 97.98. ayetlerinde: "Onlara bütün mucizeler hep birden gelse, yine de o çetin azabı görünceye dek inanmazlar" (azabı gördükten sonra iman etmek hiçbir belde halkına yarar sağlamamıştır) Ancak Yunus'un kavmi (müstesna) iman edince, dünya hayatında o rezillik azabını üzerlerinden kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık" buyurulmuştur. Kuşkusuz Cenâb-ı Hak, hangi kavmin bu bağıştan yararlanıp, hangi kavmin yararlanmayacağını bilir ve katındaki kitapta da, o kavmin kaderi ona göre yazılmıştır, o yazgı ise asla değişmez. Fakat toplumlara düşen görev, Rablerinin hak davetini tebliğ eden Peygamberlerinin izinden giderek bu imkândan yararlanmaya çalışmalarıdır.  
Osman Fırat
swap_vert close
Günâhlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi ecelin müsemmene (tayin edilen son süre) ertelesin. Zira Allâh’ın süresi (son ecelden önce ölme) geldiği zaman ertelenmez. Şayet bilir olsaydınız
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Sizin için günahlarınızı bağışlasın ve sizi mukadder müddete kadar tehir etsin. Muhakkak ki, Allah'ın takdir ettiği vakit gelince sonraya bırakılamaz, eğer bilir kimseler oldu iseniz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
2, 3, 4. O da: “Ey benim milletim! Ben size gönderilen kesin bir uyarıcıyım. Şöyle ki: Yalnız Allah'a ibadet edin, O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah'ın takdir ettiği vâde gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bir bilseniz!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah'ın süresi geldiği zaman ertelenmez. Bilir(kişiler) olsaydınız (bunu anlardınız).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Günâhlarınızdan ba'zısını size 'afv ide ve müsemmâ eceliniz gelinceye kadar sizi dünyâda bırakub yaşada. Ve Allâh'ın eceli geldikde te'hîr olunmaz. Bunı bilüb îmân iderseniz (hayırlıdır)" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O zaman Allah günahlarınızı bağışlar ve belirlenmiş ecelinizin sonuna kadar[*] sizi yaşatır. Allah’ın verdiği ömür bitince erteleme olmaz. Keşke bunu bilseniz!”
[*] Ecel konusu için Bakınız En'am 6/2 ve dipnotu  
Şaban Piriş
swap_vert close
O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir süreye kadar sizi ertelesin. Allah'ın belirlediği süre gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız...
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Tâ ki Allah da bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve belirlenmiş bir vakte kadar sizi geciktirsin. Allah'ın takdir ettiği ecel gelecek olursa asla ertelenmez. Keşke bunu bilseniz.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir süreye kadar ertelesin. Çünkü Allah'ın eceli geldiğinde ertelenmez. Bir bilebilseydiniz!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“yarlıġaya size yazuķlaruñuzuñ bir nicesin daħı śoña ķoya sizi adanılmış zamāna degin. bayıķ Tañrı zamānı ķaçan geldi mühlet virinilmeye eger bilür olduñuzsa...”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Baġışlar size günāhlaruñuzı ve sizi te’ḫīr ider ecel gelince Tañrı Ta‘ālā.Eceli gelicek te’ḫīr olmaz, eger siz bilürseñüz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Əgər belə etsəniz) O sizin günahlarınızdan keçər, sizə müəyyən vaxtadək (əcəliniz çatana qədər) möhlət verər (cəzanızı dünyada verməyib axirətə saxlayar). Allahın (əzəldən lövhi-məhfuzda) müəyyən etdiyi əcəl (ölüm) gəlib çatdıqda isə, o əsla tə’xirə salınmaz. Kaş biləydiniz!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That He may forgive you somewhat of your sins and respite you to an appointed term. Lo! the term of Allah, when it cometh, cannot be delayed, if ye but knew.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"So He may forgive you your sins and give you respite for a stated Term: for when the Term given by Allah is accomplished, it cannot be put forward:(5708) if ye only knew."
5708 Allah gives respite freely; but it is for Him to give it. His command is definite and final; neither man nor any other authority can alter or in any way modify it. If we could only realise this to the full in our inmost soul, it would be best for us and lead to our happiness.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَغْفِرْ
bağışlasın
لَـكُمْ
sizin için
مِنْ ذُنُوبِكُمْ
günahlarınızdan
وَيُؤَخِّرْكُمْ
ve sizi ertelesin
اِلٰٓى اَجَلٍ
bir vakte kadar
مُسَمًّىۜ
belirli
اِنَّ
muhak- kak
اَجَلَ
vakti
اللّٰهِ
Allah'ın
اِذَا
o za- man ki
جَٓاءَ
geldi
لَا يُؤَخَّرُۢ
ertelenmez
لَوْ
ne olurdu
كُنْتُمْ
olsay-dınız
تَعْلَمُونَ
biliyorsunuz
"(Ki Allah) Günahlarınızdan (bir kısmını) bağışlasın ve sizi(n ecelinizi) belli bir vakte kadar ertelesin. Muhakkak ki Allah'ın tayin ettiği vakit geldiği zaman artık o ertelenmez. Ne olurdu (bunu anlayıp idrak ede)bilseydiniz!"
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذَنْب
İsim
ذ ن ب
Günah, suç
اَخَّرَ
Fiil-II
ا خ ر
Erteledi, tehir etti, geri bıraktı, geciktirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
مُسَمًّى
Edilgen fiil-II
س م و
Belirli, belli
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَخَّرَ
Fiil-II
ا خ ر
Erteledi, tehir etti, geri bıraktı, geciktirdi
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi