6,7. (Ey insanlar!) Yeryüzünü yaşam için elverişli bir mekân yapmadık mı? Dağları da (arzı dengeleyen) birer destek yapmadık mı? *
(*) Ayette geçen (مهاد) ‘’mihad’’kelimesi mecaz olup arzı yaşam için elverişli hâle getirme ve üzerinde karar kılma anlamındadır. Ayrıca dağların yeryüzünde görünen kısmından çok daha büyük olan kökleri, yerin altında görünmez bir durumdadır. Dağların yerin altındaki kökleri, dağın görünen kısmının 10-15 katına kadar çıkabilmektedir. Örneğin Dünya’nın en yüksek noktası olan Everest Tepesi, yerin 9 km kadar üstündedir, oysa bu noktanın yerin altındaki kökü 125 km civarındadır. Bir kazığın fonksiyonlarını yerine getirmesi için kazığın yerin altına saplanan kökü nasıl çok önemliyse, aynı şekilde bir dağ için de yerin altındaki kökü çok önemlidir…Dağlar aslında köklerinden dolayı sarsıntıları en önce ve en çok hisseden oluşumlardır. Bu oluşumlar ile dipten gelen yıkıcı gücün absorbe edilmesiyle etkisi azaltılmaktadır. Rabbimiz bu teknik bilgileri nimeti görmemiz için bizlere anlatmaktadır. (Kurandan Hayata) Bu özellikleri sayesinde dağlar, yeryüzü tabakalarının birleşim noktalarında yer üstüne ve yer altına doğru uzanarak bu tabakaları birbirine perçinler. Bu şekilde, yerkabuğunu sabitleyerek magma tabakası üzerinde ya da kendi tabakaları arasında kaymasını engeller… Bugün biliyoruz ki, yeryüzünün kayalık olan dış katmanı, derin faylarla kırılmıştır ve erimiş magma üzerinde yüzen plakalar halinde parçalanmıştır. Dünya’nın kendi ekseni çevresindeki dönüş hızının çok yüksek olmasından ötürü, yüzen plakalar eğer dağların sabitleştirici etkisi olmasaydı, hareket halinde olacaklardı. Böyle bir durumda yeryüzü üzerinde toprak birikmeyebilir, toprakta hiç su depolanmayabilir, hiçbir bitki filizlenmeyebilir, hiçbir yol, ev inşa edilemeyebilirdi; kısacası Dünya üzerinde hayat mümkün olmayabilirdi. Ancak Allah’ın rahmetiyle dağlar tıpkı çiviler gibi görev yaparak, yeryüzündeki dengesizliği büyük ölçüde engellerler. -Dağların sabitlenme etkisi, bilimsel literatürde izostasi olarak adlandırılmaktadır. İzostasi, manto tabakasının yukarı doğru uyguladığı kuvvetle, yerkabuğunun aşağı doğru uyguladığı kuvvet arasındaki dengedir… Görüldüğü gibi, modern jeolojik ve sismik araştırmalar sonucunda keşfedilen dağların çok hayati bir işlevi, yüzyıllar önce indirilmiş olan Kur’an’da yüce Allah’ın yaratmasındaki üstün hikmete bir örnek olarak verilmiştir…// dağlar yer hareketlerinde denge ve düzeni sağlama (balans) işlevini de görmektedir. İşte gerek bu âyette gerekse Lokman-10. ayetteki ‘’dağların birer kazık veya destek yapıldığını’’ ifade eden âyette yer kabuğunun sertleşme sürecine değinildiği; yani yer kabuğunun, yer altındaki mağma ve gaz tabakalarının üzerini kapatıp dışa püskürmesini büyük ölçüde önleyecek bir yapı kazanmasıyla dünyanın üzerinde yaşanabilir hale gelişine işaret bulunduğu yönünde Muhammed Esed’in ileri sürdüğü görüş (II, 531-532) bizce de mâkul görünmektedir. Özellikle yeryüzünün dağlık kısımlarında zemin sağlam olduğu için, yapıların depremlerde daha az hasar görmesine karşılık vadilerin ve ovaların nisbeten riskli olduğu da bilinmektedir… Kaynak: Tefsir (Kur’an Yolu) Ayrıca, Dünya, dakikada 27 km hızla kendi ekseni etrafında, saatte 110000 km hızla güneşin etrafında dönmektedir. Eğer kara parçalarının dörtte biri dağlar olmasaydı, sarsıntılar meydana gelir, denge olmazdı... (Dağ Nedir? Dağlar Nasıl Oluşur? | Dağların faydaları) Ayrıca Kur’an’da “zelzele/sarsıntı, deprem/ olmasın diye dağları yarattık” mealinde bir âyet yok. Böyle bir tercüme gördüyseniz yanlıştır. Yani dağlar denge sağlayıcı özelliğine sahip olmasına rağmen sarsıntı veya depremleri önleyecek durumda değildir. Nahil:16/15, Enbiya: 21/31, Lukman 31/10 âyetleri “yerkürede dengeyi sağlamak için” mealindedir.
﴿أَلَمْ نَجْعَلِ الأَرْضَ﴾ التي يعيشون عليها: ﴿مِهَادًا﴾ أي ممهدة مذللة للسير والسكن من الذي جعل الأرض ملائمة لحياة الإنسان في جميع تصرفاته؟ ولو كانت على غير ما هي عليه الآن لتعذر أن يعيش فيها ويحيا (التفسير المبين) والمعنى قد جعلنا الأرض قرارا لكم تستقرون عليها وتتصرفون فيها (الميزان في تفسير القرآن ) أما أنعمنا عليكم بنعم جليلة، فجعلنا لكم الأرض مهادا أي: ممهدة مذللة لكم ولمصالحكم، من الحروث والمساكن والسبل (تفسير السعدي ) لم نجعل الأرض مهادا ) والمهاد مصدر، ثم هاهنا احتمالات : أحدها : المراد منه هاهنا الممهود، أي ألم نجعل الأرض ممهودة (التفسير الكبير) وجعل الأرض مهادا إما في أصل الخلقة أو بعدها، وأيا ما كان فلا دلالة في الآية على ما ينافي كريتها كما هو المشهور من عدة مذاهب أهل الهيئة المحدثين أنها مسطحة عند القطبين لأنها كانت لينة جدا في مبدأ الأمر لظهور غاية الحرارة الكامنة فيها اليوم فيها إذ ذاك وقد تحركت على محورها فاقتضى مجموع ذلك صيرورتها مسطحة عندهما عندهم (تفسير الألوسي) فالأرض المهاد ، هي مهاد للحياة عامة ، وللحياة الإنسانية بصورة خاصة ، تمهد الحياة للإنسان بسهلها وجبلها ومائها وفضائها وحركاتها (الفرقان في تفسير القرآن بالقرآن والسنّة - ج ٣٠)