Eğer onlar size galip gelselerdi, size düşman kesilirler, ellerinden ve dillerinden gelen bütün kötülükleri yaparlar¹ ve sizin de kâfir olmanızı isterlerdi.²
1 Âyetin bu bölümü, “Eğer onlar, size galip gelselerdi, size düşman kesilirler ve size, ellerini ve dillerini kötülükle uzatırlardı.” şeklinde de tercüme edilebilir.2 Çünkü onlar sizi hâkimiyetleri altına alırlarsa, sizin onlara yaptığınız gibi dostluk etmezler, bilakis sizlere hep düşman kesilirler ve sizlere kötülükle ellerini ve dillerini uzatırlar. Elleriyle öldürme, esir alma ve işkence yapma gibi kötülükler yaparlar, dilleriyle de sövme ve hakaret gibi fena sözler söylerler. Kur’ân’ın bu kısa ihtarı, ne kadar veciz, ne kadar kapsamlı, ne kadar korku verici ve ne kadar da nezihtir. Tarih gözden geçirilir ve kâfirlerin ve zalimlerin ellerine düşürdükleri istiklâllerini kaybetmiş Müslümanlara karşı hatta hüküm ve antlaşmadan sonra elleriyle ve dilleriyle yaptıkları kötülükleri, işkence, hakaret, zulüm, alçaklık, iftira, yalan dolan, taarruz ve imhaları öyle feci, öyle çirkindir ki, okuyanların bile nasıl tüylerini ürpertip, nasıl vicdanları sızlattığı kolayca görülür. İnsan olan bunları tasavvur etmekten bile tiksinir. Ve onlar, yeryüzünde hiç mümin kalmasın isterler. (Elmalılı)