close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

En'âm Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velev nezzelnâ ‘aleyke kitâben fî kirtâsin felemesûhu bi-eydîhim lekâle-lleżîne keferû in hâżâ illâ sihrun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sana, kağıda yazılı bir kitap indirseydik ve ona elleriyle dokunsalardı gene de kafir olanlar derlerdi ki: Bu, ancak apaçık bir büyü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz Kitabı, (bu Kur’an’ı gökten) üzerine yazılı bir kâğıtta Sana göndermiş olsaydık ve onlar elleriyle bizzat dokunsalardı, yine de inkâr edenler kesinlikle: "Bu apaçık bir büyüden başkası değildir" deyip (çıkarlardı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Biz sana yazılı bir kitap göndermiş olsaydık ve ona kendi elleriyle dokunmuş olsalardı, bu Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, “Kesinlikle bu apaçık bir büyüden başkası değildir” derlerdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer sana sorumluluklarını tevdi etmek üzere kağıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle o kitabı tutmuş olsalardı, yine de, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler: "- Bunlar kesinlikle aklı etki altına alan apaçık büyüleyici sözler" derlerdi.
bk. Kur’an-ı Kerim, 15/14-15.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana kağıt üzerinde yazılı halde bir kitap indirseydik ve ona elleriyle dokunsalardı yine de inkar edenler: "Bu apaçık bir sihirdir" derlerdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz Kitabı üzerine yazılı bir kağıtta göndersek ve onlar elleriyle dokunsalar bile inkâr edenler, tartışmasız: 'Bu apaçık bir büyüden başkası değildir' derler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer sana, yapraklara yazılı bir kitap indirseydik de onlar, elleriyle onu tutmuş bulunsalardı, o küfredenler yine muhakkak (şöyle) diyeceklerdi: “- Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer gökten kâğıt içinde yazılı bir kitap indirip ona elleriyle dokunsalardı da (yine inanmayacaklardı ve) o kâfirler; “bu apaçık bir sihirdir” diyeceklerdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle ona dokunmuş olsalardı, yine de o inkâra batmış olanlar, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” derlerdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Bir kâğıda yazılmış bir kitabı, sana indirmiş bulunup da, elleriyle tutsalardı, yine kâfir olanlar: «Bu ancak bir büyüden başka bir şey değildir!» diyeceklerdi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Eğer sana kâğıda yazılmış bir kitap indirmiş olsaydık ve onu elleriyle tutsalardı, yine de o inkârcılar: “Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir” diyeceklerdi.
Cemil Said
swap_vert close
Velev kitâbı sana yaprak yaprak inzâl itmiş bile olsa idik ve kâfirler elleriyle dahî tutmuş ola idiler yine "Âşikâr bir sihirdir" diyecekler idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sana Kitap'ı kağıtta yazılı olarak indirmiş olsak da, elleriyle ona dokunsalar, inkar edenler yine de, "Bu apaçık bir büyüdür" derlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şayet sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik ve onlar elleriyle onu tutmuş olsalardı, yine de o inkârcılar, “Bu apaçık bir büyü, başka bir şey değil” derlerdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmuş olsalardı, yine de inkâr ediciler: Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir, derlerdi.  
 Kur’an-ı Kerim ya Cebrail vasıtasıyla veya vasıtasız olarak Peygamberimize indirilmiştir. Hangi şekilde olursa olsun, indirilen âyetler, kitap halinde değil, sadece okunarak Peygamber (s.a.)e öğretilip ezberlettirilmiştir. İnkârcılar âyetleri gördükleri ve işittikleri halde bu şekildeki bir vahyi kabul etmeyip, vahyin yazılı belgeler halinde gelmesini istediler. Yüce Allah, bu âyette Kur’an’ın onların istediği şekilde indirilmesi halinde bile kâfirlerin yine inkâr edeceğini bildirmektedir. Zira daha önce Musa (a.s.)a Tevrat yazılı belgeler halinde indirildiği halde inanmayanlar yine inanmamışlardı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sana kağıt üzerine yazılı bir kitap indirseydik ve elleriyle dokunsalardı bile, inkarcılar, "Bu ancak apaçık bir büyüdür," diyeceklerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer sana kağıtta yazılı bir kitap indirmiş olsak da onu elleriyle tutsalardı, yine de o kâfirler: "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir" derlerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sana kâğıt üzerinde yazılmış olarak bir kitab indirseydik de onu elleriyle yoklasaydılar her halde o küfürlerinde ınad edenler yine diyeceklerdi ki «bu: ap açık bir sihirden başka bir şey değil»
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap gönderseydik ve onu elleriyle tutsalardı, yine de o inkârcılar, “Muhakkak ki bu apaçık bir büyüden başkası değildir!” derlerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, sana kâğıt üzerine yazılı bir metin indirmiş olsaydık da onlar da ona elleriyle dokunsalardı yine de gerçeği yalanlayan nankörler, “Bu, ancak apaçık bir sihirdir.” derlerdi.¹
1- Bu ve daha birçok ayette açıkça Nebimize mucize verilmediği bildirildiği halde başta hadis külliyatı olmak üzere birçok kaynakta mucize verildiği yer almaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) eğer sana kâğıd içinde (yazılı) bir kitab göndermiş olsaydık da kendileri de elleriyle onu tutmuş bulunsalardı o küfredenler yine behemehal: «Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir» derlerdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem eğer sana kâğıtta (yazılı) bir kitab indirseydik de ona elleriyle dokunsalardı, elbette o inkâr edenler (yine): “Bu, apaçık sihirden başka bir şey değildir!” der(ler)di.(2)
(2)Bu âyet-i kerîme, bazı müşriklerin, Hazret-i Peygamber (asm)’a gelerek: “Sen bize Allah katından, peygamber olduğuna şâhidlik eden dört meleğin ellerinde bulunan bir kitab getirmedikçe sana îmân etmeyiz” demeleri üzerine nâzil olmuştur. (Celâleyn Şerhi, c. 2, 318) “(Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm) yalnız nübüvvetini (peygamberliğini) muannidlere (inadcılara)karşı isbât etmek için hârikulâde işlere mazhar olur ve inde’l-hâce (ihtiyaç ânında) ara sıra mu‘cizâtı gösterirdi. Fakat sırr-ı teklîf olan imtihan ve tecrübe muktezâsıyla (gereğiyle), elbette bedâhet derecesinde (apaçık) ve ister istemez tasdîka mecbur kalacak derecede mu‘cize olmazdı. Çünki sırr-ı imtihan ve hikmet-i teklif iktizâ eder (gerektirir) ki, akla kapı açılsın ve aklın ihtiyârı (tercîhi) elinden alınmasın. Eğer gāyet bedîhî (apaçık) bir sûrette olsa, o vakit aklın ihtiyârı kalmaz. Ebû Cehil de, Ebû Bekir (ra) gibi tasdîk eder. İmtihan ve teklîfin fâidesi kalmaz. Kömür ile elmas bir seviyede kalırdı.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 6)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer sana kâğıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik ve ona kendi elleriyle dokunmuş olsalardı, yine de (iman etmeyi çıkarlarına ters görüp hakikatleri) inkâr etmiş olanlar, "Bu, kesinlikle açık bir büyüden (aldatmacadan) başka bir şey değildir" derlerdi. *
(*) Kur’an-ı Kerîm’in başka yerlerinde de belirtildiği üzere müşrikler, Hz. Peygamber’in ilâhî kelâmı kendilerine okuyup duyurmasını yeterli bulmamış, gökten kendilerine okuyacakları bir kitap (İsrâ 17/93) veya “açılmış sahîfeler” (Müddessir 74/52) indirilmesini istemişlerdi. Aslında onlar bu istekleriyle güya Hz. Peygamber’i zor durumda bırakmayı amaçladıklarından, âyette, onların bu tür istekleri yerine getirilse ve kendilerine kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirilse bile, yine de inanmayacakları, bunun apaçık bir büyü olduğunu iddia edecekleri açıklanarak gerçek niyetleri yüzlerine vurulmaktadır… Ama nefislerinin gururuna kapılan, Kur’an’ın getirdiği ilkelerin, kendilerinin veya kabilelerinin çıkarlarını zedeleyeceğini düşünen ve Câhiliye taassubunda direnen inatçı kimseler ise, çeşitli bahaneler ileri sürerek, sonunda hiçbir mantıkî gerekçe bulamadıkları için Kur’an’ın “bir büyü” (En‘âm 6/7), Hz. Peygamber’in de “bir kâhin veya mecnun” (Tûr 52/29) olduğu yönünde hakikatten uzak ithamlarda bulunmuşlardır. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 378-379)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz sana sayfalar içinde yazılı ayetler göndersek ve onlarda elleriyle ona dokunmuş olsalar, doğruları inkâr edenler “Bu apaçık bir sihir” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sana yazılı bir kitap gönderseydik, onlar da onu elleriyle tutsalardı, Allah’ı tanımıyanlar yine de şunu diyeceklerdi: "Gerçekten bu olsa olsa apaçık bir büyüdür."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sana kâğıtta yazılı bir Kitap indireydik [⁷], onlar da ona elleriyle dokunmuş olsalardı yine kâfir olanlar «bu, açık bir büyücülükten başka bir şey değildir» derlerdi.
[7] İstedikleri gibi defaten, bir sahifede yazılan bir kitap.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Eğer Biz sana kâğıt üzerine yazılı bir Kitap indirmiş olsaydık ve onlar da elleriyle dokunsalardı yine de inkâr edenler, “Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir” derlerdi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Eğer sana kâğıda yazılı olarak bir kitap indirmiş olsaydık da ona elleriyle dokunacak olsalardı, elbette o küfre sapanlar yine, “Bu apaçık bir büyüdür” derlerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik ve ona kendi elleriyle dokunmuş olsalardı bile, yine de iman etmeyi çıkarlarına ters gören bu kâfirler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir!” diyeceklerdi. Hâlbuki, gözlerini kör eden inat, kibir ve bencillik duygularından bir an için sıyrılıp Kur’an’ı dikkatli bir gözle incelemiş olsalardı, onun Allah’tan gelen en büyük mûcize olduğunu göreceklerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sana kâğıtta yazılı / kırtasî bir kitap indirseydik de ona elleriyle dokunsalardı, inkâr etmiş olanlar elbette: “Bu ancak açıkça bir sihir!” derlerdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz onlara yazılı bir kitap göndersek de ona elleriyle dokunsalardı, Yine de bu nankörler : “ bu düpedüz bir göz boyaması “ diyeceklerdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap gönderseydik; onlar elleriyle kitabı tutmuş olsalardı yine de inkâr ederlerdi! Ellerinde tuttuğu ayetlerimize ön yargılı davranırlardı. Bu apaçık bir büyüdür derlerdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sana kâğıda (yazılmış) bir kitap indirseydik de onlar ona elleriyle dokunmuş olsalardı, kâfir olanlar “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir!” derlerdi.
Mehmet Türk
swap_vert close
Eğer sana kâğıda yazılmış, (somut) bir kitap indirseydik onlar da ona elleriyle dokunsalardı, yine de o kâfirler: “Bu kesinlikle apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!” derlerdi.¹
1 Bu âyet, Mekkeli müşriklerin, Peygamberimize: “Ey Muhammed! Allah’a yemin olsun ki sen, bize onun Allah’ın katından geldiğine ve senin Onun elçisi olduğuna şâhitlik eden dört melek eşliğinde Allah’ın katından bir kitap getirmedikçe biz sana asla îman etmeyiz.” demeleri üzerine nâzil olmuştur. (Vâhidî) Müşriklerin bu tür istekleri için Bk. (İsra: 90, 93) Peygamberin doğruluğuna inanmayan kâfirler, Peygamberliği, bir büyü, bir göz boyayıcılık, olarak göstermek istedikleri için Kur’an karşısında ilk söz olarak hep; “bu apaçık bir büyüdür.” demişlerdir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama Biz, sana, [ey peygamber,] yazılı bir metin göndermiş olsaydık ve ona kendi elleriyle dokunmuş olsalardı bile hakikati inkara şartlanmış olanlar, kesinlikle, “Bu açıkça, aldatmacadan başka bir şey değil!” derlerdi.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sana, bu vahyi kâğıtta yazılı bir metin halinde göndermiş olsaydık da buna elleriyle dokunsalardı bile1 o kâfirler “Bu apaçık sihirden başka bir şey değildir” derlerdi.2, 11/93, 2 27/13, 28/36, 38/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Eğer sana yazılı bir metin[¹⁰¹⁸] indirseydik ve ona elleriyle dokunmuş olsalardı dahi, inkârda direnenler ısrarla derlerdi ki: “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir!”[¹⁰¹⁹]
[1018] Kırtâs, saz bataklıklarında yetişen kamıştan mamul kâğıt tomarlar. Muhtemelen Yunanca chartes veya Latince çoğul bir form olan chartas ile köken ortaklığına sahiptir. [1019] Küfür en katı, en iflah olmaz önyargıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şayet sana kağıt üzerine yazılı bir kitap indirseydik, onlar elleriyle onu tutmuş da olsalardı, yine o kafirler, "Bu muhakkak bir sihirden başka birşey değildir" derlerdi, (imana gelmezlerdi, nitekim)
Osman Fırat
swap_vert close
Eğer sana kâğıt üzerine yazılı bir Kitap indirmiş olsaydık da onu elleriyle tutsalardı, yine inkâr edenler, "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!" derlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Eğer sana kağıtta (yazılı) bir kitab indirseydik de onu eller ile yoklayacak olsalardı elbette o kâfir olanlar, yine diyeceklerdi ki bu bir sihirden başka değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Eğer sana kağıda yazılı olarak bir kitap indirmiş olsaydık, kendileri de elleriyle onu tutmuş bulunsalardı o kâfirliklerinde inad eder, yine de: “Bu besbelli bir büyüden başka bir şey değil! ” derlerdi. [15, 14-15; 52, 44]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer sana kağıt üzerine yazılı bir Kitap indirmiş olsaydık da onu elleriyle tutsalardı, yine inkar edenler, "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!" derlerdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer Sana, kağıdda yazılı bir kitâb indirse idik ve kâfirler de o kitâbı elleriyle tutsalardı bu, ancak bir âşikâr sihirdir dirlerdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana kağıda yazılı bir kitabı parça parça indirsek, ellerine dahi alsalar, onu görmezlikten gelenler kesinlikle şöyle diyeceklerdir: “Bu açık bir büyüden başka bir şey değildir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana, kağıtta yazılı bir kitap indirmiş olsaydık, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kafir olanlar: “Bu yalnızca bir sihirdir” derlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz sana kağıtta yazılı bir kitap indirsek ve ona elleriyle dokunacak olsalar, yine de o kâfirler “Bu besbelli bir büyüdür” derlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer biz sana parşömen üzerine yazılı bir kitap göndermiş olsaydık, onlar da ona elleriyle dokunmuş olsalardı, o küfre batmışlar, hiç kuşkusuz şöyle deyivereceklerdi: "Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger ındürse-y-idüķ senüñ üzere yazılmış kāġıdda pes yoķaryalardı aña elleri-y-ile eyide-y-idi anlar kim kāfir oldılar “degül uşbu illā cādūlıķ bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eger indürse‐y‐dük senüñ üstüñe kitāb kāġıdda yazılmış, pes dutsa‐lardı anı elleri bile, eyide‐y‐idi kāfir olanlar: Bu degüldür illā ulu siḥr āşikāre.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Əgər sənə kağız üzərində (yazılı) bir kitab nazil etsəydik və onlar əlləri ilə ona toxunmuş olsaydılar belə, kafirlər yenə də: “Bu, açıq-aydın bir sehrdir”, - deyərdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Had we sent down unto thee (Muhammad) (actual) writing upon parchment, so that they could feel it with their hands, those who disbelieve would have said: This is naught else than mere magic.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If We had sent unto thee a written (message) on parchment,(839-A) so that they could touch it with their hands, the Unbelievers would have been sure to say: "This is nothing but obvious magic!"(840)
839-A Qirtas , in the Prophet's life, could only mean "parchment," which was commonly used as writing material in Western Asia from the 2nd century B.C. The word was derived from the Greek, Chartas (Cf. Latin, "Charta"). Paper, as we know it, made from rags, was first used by the Arabs after the conquest of Smarqand in 751 A.C. The Chinese had used it by the 2nd century B.C. The Arabs introduced it into Europe; it was used in Greece in the 11th or 12th century, and in Spain through Sicily in the 12th century. The Papyrus, made from an Egyptian reed, was in Egypt as early as 2500 B.C. It gave place to paper in Egypt in the 10th century (Cf. 17:93). 840 The materialists want to see actual physical material things before them, but if such a thing came from an unusual source or expressed things they cannot understand, they give it some name like magic, or superstition, or whatever name is in fashion, and they are not helped at all in attaining faith, because their "hearts are diseased" (2:10).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْ
ve eğer
نَزَّلْنَا
indir- seydik
عَلَيْكَ
sana
كِتَاباً
bir kitap
ف۪ي قِرْطَاسٍ
bir kağıtta
فَلَمَسُوهُ
ve ona do- kunsalardı
بِاَيْد۪يهِمْ
elleriyle
لَقَالَ
elbette derdi
الَّذ۪ينَ
o kimse-ler ki
كَفَرُٓوا
kâfir oldular
اِنْ
değil- dir
هٰذَٓا
bu
اِلَّا
an- cak
سِحْرٌ
bir sihir
مُب۪ينٌ
apaçık
(Resulüm!) Eğer sana bir kâğıt üzerinde (nûrdan yazılı) bir kitap indirseydik ve onlar elleriyle ona dokunsalardı, yine de o kâfirler, "bu, apaçık sihirden başka bir şey değildir" derdi.
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قِرْطَاس
İsim
ق ر ط س
Kağıt
لَمَسَ - لَامَسَ
Fiil-I
ل م س
Dokundu
يَد
İsim
ي د ي
El
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan