Rüzgarları rahmetinin (yağmurun) önünden müjdeci olarak gönderen O'dur, sonunda (o rüzgarlar) ağır ağır bulutları kaldrıp (su ile) yüklenince onu ölü (toprağı kuraklıktan çatlamış) bir beldeye sevk ederiz. (Bunun gibi Cenab-ı Hak, elçi meleklerine ve Peygamberlerine yüklediği rahmetini -ayetlerini, hüküm ve emirlerini- manen ölü, şirk ve küfürde direnen bir belde halkına gönderir) Derken (gökten) yağmur indirir de o belde de türlü türlü (tatlı acı) meyveler çıkarırız.(*) İşte ölüleri de (diriltip, kabirlerinden) böyle çıkaracağız. (Ey müşrikler) umulur ki (bu uyarılardan) düşünüp ibret alırsınız! (Ey Muhammed; kavminin ileri gelenleri hak davetinden yüz çevirdiler diye üzülme)
(Yağmur suyu aynı su olduğu halde, topraktaki tanelerden çıkan bitkilerin kimi şifalı olur, kimisi de zehirli. Tanelerin ne vereceği ise ancak, topraktan çıktıktan sonra belli olur.. ekinin tanesi ekmek olur, sofralara konulur, samanı ise ocaklarda yakılır... Bunun gibi, Rablerinin ayetlerini Peygamberlerinin hak davetini, o belde halkının tümü işitir ama, kimi imana gelir, kimi ise daha fazla azar, şirk ve küfürde direnir. Kulların dünyadayken yaptığı iyi- kötü ameller tarla sahibinin ekini ekmesine benzer - ekinin sonu hasad zamanı belli olacağı gibi- işlenen amellerin mükafat ve cezası da, ancak kıyamet gününde belli olur! Kimi cennete gider sofralara kurulur, ağırlanır, kimi ise cehennemin odunu olur)