close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 24. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle-hbitû ba’dukum liba’din ‘aduvv(un)(s) velekum fî-l-ardi mustekarrun vemetâ’un ilâhîn(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Tanrı, inin dedi, bir kısmınız, bir kısmınıza düşman olacak ve yeryüzünde muayyen bir vaktedek kalmanız mukadder.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Allah ise:) "Şimdi birbirinize düşman (gibi ayrı kalmak üzere) inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşip kalma ve metalanma (yararlanıp geçim yapma) vardır" buyuruvermişti.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah: “İnin, bundan böyle, birbirinize düşman olarak” dedi. “Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşip kalmak ve yararlanıp geçinmek vardır” buyurdu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah: “Buradan ilişiğinizi keserek yeryüzüne göç edin, birbirinize düşmanlığınız devam edecek. Yeryüzünde bir vakte kadar sizin için bir yaşama yeri, konaklayacak bir yurt, geçiminizi sağlayan şeyler var." buyurdu.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Allah da): "Birbirinize düşman olarak inin. Siz yeryüzünde belli bir süreye kadar kalacak ve orada geçim süreceksiniz" dedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Allah) Dedi ki: 'Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve meta (geçim) vardır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah onlara buyurdu: “- Bir kısmınız, bir kısmınıza düşman olarak ininiz. Yerde, sizin için bir zamana (ecelinizin sonuna) kadar yerleşip kalmak ve geçinmek var.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah dedi ki: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Belli bir zamana kadar yeryüzünde size bir karargâh ve yaşam olacaktır.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah: “Kiminiz kiminize düşman olarak ininiz! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır.”
Besim Atalay
swap_vert close
Allah buyurdu ki: «Aşağı inin, düşmandır niceniz, bir nicenize, yeryüzünde size bir vakte değin durakla, gönenmek vardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Allah) buyurdu ki: “(Şeytana uyduğunuz için) buradan (şeytan ve siz) birbirinize düşman olarak göç edin bakalım! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır.”
Bkz. 2/36, 20/123Buradaki “düşmanlık” Bütün insanlığı temsilen Âdem’le küfrü temsilen şeytan arasındadır. Bundan anlıyoruz ki; iman küfür mücadelesi Adem’le başlamıştır ve kıyamete kadar devam edecektir. Ayrıca “Birbirinize düşman olarak inin” ifadesini bir azarlama ve cezalandırma olgusu olarak düşünmemek lazım. Aksine, doğal güdü ve sezgileriyle yaşayan diğer bütün yaratıklardan farklı, özgür ve ahlakî bir iradeyle donanmış olan insanın gelişip olgunlaşma sürecinde ruhunun Allah’a bağlı olması hasebiyle meleklerin secdesini hak edecek ve cennetteki nimetlere layık olacak bir evreyi tamamlaması için yeryüzü mektebinde belli bir süre eğitim görmesinin gerekli olduğunu düşünmek gerekir. “(Buradan) göç edin” cümlesini, âdem ve Havva’nın saygısızlıklarına karşı bir ceza olarak görüp; “Âdem’le Havva günah işleyerek kovulmasaydı, insanoğlu sürekli cennette kalacaktı” şeklinde muhakeme etmek de son derece yanlıştır. Zira insan kendini kanıtlamak ve ebedi nimetlere mazhar olmak için zaten bu gezegenin misafiri olmak durumundaydı. Allah Bakara suresinin 2/37-38. ayetlerinde, Âdem’le Havva’nın tevbelerini kabul ettiğini ve onları bağışladığını zaten bildirmiştir.Ayrıca Kur’an da geçen şeytan âdem kıssalarını imtihanın gerekliliğini anlatan bir teşbih, benzetme, metafor olarak da anlayabiliriz.  
Cemil Said
swap_vert close
24, 25. Allâh didi ki: "Dünyâya ininiz, biri birinize düşman olacaksınız, arzda muvakkat bir zamân içün oturub müstefîd olacaksınız orada yaşayacaksınız orada öleceksiniz bir gün oradan çıkacaksınız."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Birbirinize düşman olarak inin, siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah, “Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır” buyurdu;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dedi ki: "Birbirinize düşmanlar olarak aşağı ininiz. Bir süreye kadar yeryüzünde yerleşip geçineceksiniz."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Allah) buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Buyurdu ki ininiz ba'zınız ba'zınıza düşman olarak, size bir zamana kadar Arzda bir karargâh tutmak ve bir nasîb almak mukadder
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah) buyurdu ki: “Bir kısmınız, diğer bir kısma (şeytan ve siz birbirinize) düşman olarak (yeryüzüne) inin. Sizin için yeryüzünde bir yerleşim ve (ecellerinizin geleceği) bir zamana kadar bir faydalanma vardır.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin.” dedi. Yeryüzünde, size belli bir süreye kadar yerleşme ve yararlanma imkânı vardır.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Allah) dedi ki: «Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yer (yüzün) de sizin için bir zamana kadar yerleşib kalmak ve geçinmek (mukadderdir)».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Allah, onlara şöyle) buyurdu: “Birbirinize düşman olarak inin!(2) Sizin için yeryüzünde bir zamâna kadar bir yerleşme ve bir faydalanma vardır.”
(2)Âyette geçen اِهْبِطُوا [İnin!] emri Âdem (as) ve Havvâ (ra) ile İblis’e ve onu ağzının içinde Cennete sokan yılana bakmaktadır. (Kurtubî, c. 1/1, 319)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah: ’’(İçinde bulunduğunuz o bahçeden) ayrılın, bundan böyle, birbirinize düşmansınız” dedi. “ Ve sizin için (üzerinde yaşadığınız bu) arzda bir süreye kadar yerleşip kalmak ve yararlanıp geçinmek vardır” buyurdu.*
(*) Ayette geçen (اهْبِطُواْ) ‘’ihbitu’’ kelimesinin kökü olan (هبوط)’’ hubut’’yüksek bir yerden, yani dağdan, tepeden aşağı tarafa inmek veya bir yerden bir yere intikal etmek ve ayrılmak gibi anlamlara gelir. Yani gökten veya uzaydan inmek değildir. Bilakis, dünyanın bir yerinden başka bir yere geçmek ve intikal etmektir. Tıpkı Bakara- 61. ayette geçen (اهْبِطُواْ مِصْراً فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ ’’ihbitu mısran’’ Mısra gidin, oraya geçin, intikal edin’’ gibi. Ayrıca “(oradan) ayrılın” cümlesini, Âdem ve eşinin saygısızlıklarına karşı bir ceza olarak görüp; “Âdem’le eşi günah işleyerek kovulmasaydı, insanoğlu sürekli cennette kalacaktı” şeklinde muhakeme etmek de son derece yanlıştır. Çünkü o cennet/bahçe zaten ahiretteki ebedi cennet olmayıp, dünya üzerinede Âdem ve eşine tahsis edilen geçici bir cennet/ bir bahçe idi. Eğer onlar günah işlememiş olsaydılar, ölünceye kadar o cennetten istifade edebilirlerdi. Bir de insan kendini kanıtlamak ve ebedi nimetlere mazhar olmak için zaten bu gezegen üzerinde yaratıldığı gibi, onun üzerinde yaşamak durumundaydı. Bu cennet hakkında detaylı bilgi için 2/35. ayetin dipnotuna bkz: وقال ابو مسلم معني اهبطوا اذهبواوهو خطاب لادم وحوي وابليس – محاسن التأويل» انما الهبوط هو من الأرض إلى الأرض كمثل هبوط بني إسرئيل من الأرض إلى الأرض  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rableri “Bulunduğunuz bahçeden inin. Yeryüzünde kiminiz kiminize düşman olarak, belli bir zamana kadar kalacak ve yaşayıp geçineceksiniz.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah buyurdu: "kiminiz kiminize düşman olun da öylece buradan gidin. Yeryüzünde sayılı güne dek sizin için hem barınacak yer hem de geçinecek nesne vardır."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah «— Diğerinize düşman olarak inin, sizin için yer yüzünde bir vakte kadar kalmak, geçinmek vardır» dedi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah onlara, “Birbirinize düşman olarak ininiz⁸, sizin için yeryüzünde belli bir süreye kadar barınma ve geçinme imkânı var” dedi.
8 “İniniz” emri, “ihbitû” fiiliyle ifade edilmiştir. Bu ise, yüksek bir yerden veya mevkiden inmek veya gözden düşmek anlamındadır. Aynı zamanda içinde bulunduğunuz bahçeden (cennetten) çıkın demektir. Bkz. Bakara, 2/36-38 dipnot.  
Kadri Çelik
swap_vert close
(Allah) Buyurdu: “Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde belli bir zamana kadar sizin için bir yerleşim ve geçim vardır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah,“Birbirinize düşman olarak cennetten çıkıp yeryüzüne inin! Artık yeryüzüne yerleşecek ve belli bir süreye kadar oranın nîmetlerinden yararlanacaksınız!” dedi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“İnin!” dedi. Bir kısmınız bir kısmına düşmandır. Sizin için bir süreliğine Yeryüzü’nde yerleşim ve geçimlik vardır”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah: — " hadi bakalım birbirinize düşman olarak inin aşağıya " dedi ve devam etti: Artık yeryüzünde bir süre yerleşim ve geçim derdiniz olacak.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah; “Birbirinize düşman olarak inin! Yeryüzünde yaşarken şeytanın düşmanınız olduğunu asla unutmayın! Şeytanın oyunlarına gelerek şeytanı asla dost tutmayın! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yaşamak vardır!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bunun üzerine Allah) “Bir kısmınız diğerine düşman olarak inin! [*] Sizin için yeryüzünde (bahçe dışında) belirli bir süre kalma ve geçim imkânları vardır.” demişti.
Bu cümle Bakara 2:36. ayetle birlikte okunmalıdır. Burada Hz. Âdem ve eşinin İblis’e yönelik düşmanlıkları belirtilmektedir. Cennetten inişle ilgili bkz. A’râf 7:13, dipnot 3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Allah): “(Ey âdem ve eşi) Haydi oradan (şeytan ile) siz, birbirinize düşman olarak¹ yeryüzünde belirli bir süreye kadar barınmak ve geçinmek üzere inin.” buyurdu.
1 Buradaki düşmanlık; inananları temsilen Âdem ve eşi ile kâfirleri temsilen şeytanın düşmanlığıdır. Böylece îman küfür mücadelesi o andan itibaren başlamıştır. “Haydi, inin” ifâdesi, Hz. Âdem ve Havva’nın isyanlarına karşılık bir cezâ olarak anlaşılmamalıdır. Çünkü Allah, Hz. Âdem ile Havva’nın tevbelerini kabul etmiş ve günâhlarını bağışladığını açıkça bildirmiştir. Bk. (Bakara:37-38)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Allah]: “İnin, ¹⁶ [bundan böyle] birbirinize düşman olarak!” dedi, “yeryüzünde bir süre için konacak bir yurt ve geçiminizi sağlayan şeyler bulacaksınız:
16 Zımnen, “bu katıksız mutluluk ve safiyet konumundan”. Bu temsîlî Düşüş (yahut cennetten çıkarılış) kıssasının 2:35-36’daki versiyonunda da görüldüğü gibi, olayın bu safhasında ikil muhatap, anlamlı bir biçimde çoğul muhataba dönüşüyor; böylece hem bu surenin 10. ayeti ve 11. ayetinin başlangıcıyla yeniden bağlantı sağlanmış oluyor, hem de Âdem ile Havvâ kıssasının, gerçekte, insanoğlunun kozmik kaderi ya da durumunun temsîlî bir anlatımı olduğu açıklık kazanmış oluyor. O ilk safiyet, masumiyet döneminde insan, kötülüğün varlığından ve dolayısıyla eylem ve davranışları için var olan sayısız imkan arasında her an bir seçim yapma gerekliliğinden haberdar değildi: diğer bir ifade ile, başka bütün hayvanlar gibi sadece içgüdülerinin gösterdiği yolda yaşayıp gidiyordu. Yine de bu safiyet, madem ki bir erdem değil de yalnızca bir varoluş şartı durumundaydı, o halde, insan hayatına statik bir nitelik veren ve böylece insanı ahlakî ve zihnî gelişimden alıkoyan bir nitelikti. İnsanda Allah’ın buyruğuna karşı direngen bir itaatsizlik eylemi olarak simgelenen bilinç gelişimi ya da bilinç/duyarlık sıçraması, bu statik durumu bir anda değiştirdi; bu uyandırılmış bilinçtir ki, onu, sadece içgüdüleriyle yaşayan bir varlık olmaktan kurtarıp bizim şu bildiğimiz, tüylenmiş, gelişimini tamamlamış insan özüne -eğriyi doğruyu ayırd edebilme ve dolayısıyla hayatta tutacağı yolu seçebilme yeteneğine sahip sahici insana- dönüştürdü. Bu itibarla, en derin anlamıyla Düşüş temsîli hiçbir zaman bir gerileme, yozlaşma olgusunu değil, tersine, insanın gelişip olgunlaşma sürecinde yepyeni bir evreyi, ahlakî bilince uyanma evresini tasvir etmektedir. “Ağaca yaklaşma”yı yasaklamakla Allah, insanoğlunu eğri davranma imkanından haberdar etmekle kalmadı, dolayısıyla, kendi irade ve ihtiyarıyla doğru davranma imkanını da bahşetmiş oldu ona. Ve böylece insan, kendisini doğal güdü ve sezgileriyle yaşayan diğer bütün yaratıklardan ayıran özgür ve ahlakî bir iradeyle donanmış oldu. Şeytan’ın ya da İblis’in insanın ezelî ayartıcısı olması hakkında bkz. 2:34’de 26. not ve 15:41’de 31. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah buyurdu ki: – Birbirinize düşman olarak o bahçeden çıkın. Yeryüzünde belirli bir süreye kadar yerleşip yaşamak ve geçimlik sizi bekliyor. 2/36, 20/123
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Allah) buyurdu: “Birbirinize düşman olarak çıkıp gidin![¹¹⁷⁰] Zira yeryüzünde, geçici bir hayat alanı ve tadımlık bir haz sizi bekliyor.”
[1170] Hubût (ihbitû) ile inzal arasında fark vardır. İnzal, “ikram olarak iniş”, hubût ise özellikle insan için “düşüş ve alçalış” vurgusunu taşır (Râğıb). Kur’an’da demirin, evcil hayvanların, yağmurun, adâleti temsil eden mizanın ve daha bir çok şeyin “indirildiğinin” (inzâl) ifade edilmesi, öncelikle “ikram edildiğinin” ifade edilmesi anlamına gelir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
''Kiminiz kiminize düşman olarak cennetten inin, sizin için yeryüzünde bir süre yerleşip kalma ve (oradaki nimetlerden) yararlanma var!
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Buyurdu ki: «Biriniz birinize düşman olarak (yeryüzüne) ininiz. Sizin için yerde bir zamana kadar bir ikametgâh, bir temettü vardır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
24, 25. Buyurdu ki: “Birbirinize düşman olarak inin! Size dünyada bir süreye kadar kalma ve yararlanma imkânı veriyorum: Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan diriltilip mezardan çıkarılacaksınız. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Allah) buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Âdem'e ve zevcesine ve İblîs'e: "Yere ininiz, ba'zınız ba'zınıza düşmansınız. Size bir vakt-i mu'ayyene kadar yeryüzünde mahall-i karâr ve ikāmet ve medâr-ı ma'îşet vardır."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah dedi ki “İnin oradan! Biriniz diğerinin hakkına göz dikecek. Sizin için bu topraklarda karar kılınıp yerleşecek yer ve bir süreye kadar da geçineceğiniz şeyler bulunacaktır.”[*]
[*] Bakara 2/36 ayetini esas alarak çevrilmiştir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah buyurdu ki:-Birbirinize düşman olarak inin! Yeryüzünde belirli bir süreye kadar yerleşip, geçinmek size takdir edildi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah “Birbirinize düşman olarak inin,” buyurdu. “Yeryüzünde sizin için bir vakte kadar bir yerleşim ve nasip vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Buyurdu: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belirli bir süreye kadar mekân tutmanız ve nimetlendirilmeniz öngörülmüştür."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti: “aşaġa inüñ bir niceñüz bir niceye düşmāndur. daħı sizüñdür yirde ķarār dutacaķ yir daħı gönendürmek bir zamaña degin
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdi Tañrı Ta‘ālā, düşüñüz gökden yire, biri birüñüze düşmandur. Daḫıvardur size yirde ḳarār dutacaḳ yir daḫı dirlik ecel yitişince.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah) buyurdu: “Bir-birinizə düşmən olaraq (Cənnətdən yer üzünə) enin! Yerdə sizin üçün bir müddət (əcəliniz çatana qədər) sığınacaq və dolanacaq (yaşayış vasitələri) vardır”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He said: Go down (from hence), one of you a foe unto the other. There will be for you on earth a habitation and provision for a while.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
((Allah)) said: "Get ye down. With enmity between yourselves. On earth will be your dwelling-place and your means of livelihood,- for a time."
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
buyurdu
اهْبِطُوا
inin
بَعْضُكُمْ
bazınız
لِبَعْضٍ
bazısına
عَدُوٌّۚ
düşman olarak
وَلَكُمْ
ve sizin için vardır
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
مُسْتَقَرٌّ
bir yerleşme
وَمَتَاعٌ
ve bir geçimlik
اِلٰى ح۪ينٍ
bir zamana kadar
(Allah onlara) Buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin (oradan)! Sizin için yeryüzünde (belirlenmiş) bir süreye kadar bir yerleşme ve bir geçimlik (sadakatini ispatlama imkânı) vardır."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هَبَطَ
Fiil-I
ه ب ط
İndi, yuvarlandı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مُسْتَقَرّ
Edilgen fiil-X
ق ر ر
Yerleşme, yerleşme zamanı, bir kalma yeri, karar kılınan yer, kalınacak yer
مَتَاع
İsim
م ت ع
Geçimlik, menfaat, eşya, yararlanma, bir ticaret malı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
حِين
İsim
ح ي ن
Süre, vakit, an