close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 182. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne keżżebû bi-âyâtinâ senestedricuhum min hayśu lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Delillerimizi yalanlayanlara gelince: Biz onları yavaşyavaş hiç anlamayacakları noktalardan helake yaklaştırırdururuz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ancak her türlü imkân ve iktidara kavuşturulduğu halde) Ayetlerimizi yalanlayanları (Kur’ani hükümleri gereksiz ve geçersiz sayanları, yetki ve fırsatları olduğu halde dini emirleri uygulamaya çalışmayanları ve İslam’ın icraatını değil, sadece edebiyatını ve istismarını yapanları) ise, onları bilmeyecekleri (ve fark edemeyecekleri) bir yönden derece derece (yükseltip, riyakârlık ve istismarcılıkla yüreklendirip, sonunda çok acı ve alçaltıcı akıbetlerine) yaklaştıracağız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan kimselere gelince, onları farkına varmayacakları şekilde yavaş yavaş, basamak basamak, kahrolacakları sonuca yaklaştıracağız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Âyetlerimizi, Kur'ân'ımızı yalanlayanları, hesap edemeyecekleri yerlerden yavaş yavaş gerilemeye, helâke sürükleyeceğiz.
bk. Kur’an-ı Kerim, 6/44-45.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanları bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanları ise, onları bilmiyecekleri bir yönden derece derece (günahları yükletip azaba) yaklaştıracağız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz, âyetlerimizi (Kur'an'ı) yalanlıyanları, bilemiyecekleri yönden azar azar helâke yaklaştırırız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanlar ise, farkına varmadan onları yakalayacağız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri yerden adım adım helâke yaklaştırırız.
Besim Atalay
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalanlayan kimseleri, onlar anlamadan, adım adım yok etmeye sürükleyeceğiz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan (ve onları ciddiye almayan, zulüm ve isyanlarıyla yeryüzünü fesada uğratan) kimselere gelince; onları, hiç bilmeyecekleri yerden adım adım felakete götüreceğiz.
Bkz. 6/44-45Burada sadece inanmamak yok aynı zamanda küfrün ayakta kalması için zulüm var, baskı var, fitne var, nefsi önceleyip dünyada hüküm sürdürmek isteyen seküler anlayış var. İnsan haklarına ve temek özgürlüklere hayat hakkı yok. En’am suresi 6/44-45 ayetleri bu âyetin ikinci cümlesini ve bir sonraki âyeti açıklar niteliktedir. “Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca (önce) bütün nimetlerin kapılarını yüzlerine açtık, nihayet sahip oldukları (bol) nimetler yüzünden şımarıklığa/günaha kapıldıklarında kendilerini ansızın, kıskıvrak yakalayıverdik de bütün ümitleri suya düştü! Ve böylece, zulmeden (inkârda ve isyanda ısrar eden) o toplumların kökü kesildi…”  
Cemil Said
swap_vert close
Bizim âyâtımızı tekzîb idenleri tedrîcen bilmedikleri vesâit ile mahv ideceğiz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ayetlerimizi yalan sayanları, bilmedikleri yönden, ağır ağır sonuçlarına yaklaştıracağız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanları hiç bilmedikleri yerden adım adım yıkıma götürürüz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helâke götüreceğiz.  
 Allah’ın âyetlerini inkâr edenlerin rızıkları hemen kesilip helâk olmazlar. Hatta Allah onların bir kısmına nimetlerini bolca verir de şımarırlar. Neticede Allah’ın azabı bilmedikleri bir taraftan ansızın gelir ve helâk olurlar. İşte bu duruma «istidrac» denilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar farketmeden onları yavaş yavaş sonlarına yaklaştıracağız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Âyetlerimizi inkâr edenlere gelince, biz onları, bilemiyecekleri yönlerden derece derece düşüşe yuvarlayacağız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Âyetlerimizi tekzib etmekte olanlar ise biz onları bilemiyecekleri cihetten istidrac ile yuvarlıyacağız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanları hiç bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş (müstahak oldukları) helâke yaklaştıracağız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir şekilde adım adım yok olmaya yaklaştırırız.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Âyetlerimizi yalan sayanları biz bilmeyecekleri nokta (lardan derece derece (yavaş yavaş) helake yaklaşdırırız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanları ise, bilmedikleri yerden yavaş yavaş (helâke)yaklaştırırız.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlamış olanlara (ve onları ciddiye almayıp, zulüm ve isyanlarıyla yeryüzünü fesada uğratmış olanlara) gelince, onları (tuttukları yolun sonucu olarak) hiç farkına varmayacakları şekilde ve hiç bilmedikleri bir yerden adım adım helâke sürükleriz.*
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanları, haberleri olmadan yavaş yavaş yakalayacağız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Belgelerimizi yalan sayanlara gelince, Biz onları yavaş yavaş, bilmedikleri bir yoldan ölüme sürükleriz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Âyetlerimizi yalan sayanları, bilmeyecekleri bir surette yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız [²].
[2] Onlara bol bol nimet vereceğiz, sonra onları gafil iken azaba giriftar edeceğiz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onları hiç bilmedikleri bir yönden adım adım (sona doğru) götüreceğiz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş (helâke) yaklaştıracağız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlamaya kalkışanları, hiç farkına varamayacakları biçimde adım adım felâkete sürükleyeceğiz.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalanlamış kimselere gelince; bilmeyecekleri bir yerden onları da derecelendireceğiz (yavaş yavaş ayaklarını kaydıracağız).
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz sözlerimizi yalanlayanlara öyle bir sille vururuz ki sonuçta neye uğradıklarını bilemezler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanları hiç bilmeyecekleri yerlerden yavaş yavaş yok ederiz. Onlar bunu anlamaz. Kendilerini yok edecek tuzakların birçoğunu bilmeden kendileri kurar. Çünkü onlar gerçeklerimize göre hareket etmiyorlar, yalanlarıyla hayatlarını karartıyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanları, bilemeyecekleri şekilde yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.
Mehmet Türk
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince Biz, onları bilmeyecekleri yönlerden derece derece azaba yaklaştırırız.¹
1 Onlara haklarında iyi olacağını zannettikleri servetler, zevkler vererek, hissettirmeden o kâfirleri derece derece azap uçurumuna çeker, bilemeyecekleri bir yönden onları oraya yuvarlarız.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan kimselere gelince; onları, ne olup bittiğinden haberleri olmadan ¹⁴⁸ adım adım alçaltacağız:
148 Lafzen, “onların bilmedikleri tarzda/bilmedikleri yerden”. Sonraki ayette geçen keyd (“ince düzen”) terimi hakkında bir açıklama için, bu terimin Kur’ânî vahiy içinde ilk defa göründüğü 68:45’de 25. nota bkz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanları ise onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş bitişe ve helake sürükleyeceğiz. 7/36- 177, 84/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Âyetlerimizi yalan sayan kimselere gelince: onları bir süreç içerisinde yavaş yavaş eriteceğiz de farkına dahi varmayacaklar.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ayetlerimizi yalan sayanlara (Rablerini, şanına yakışmayan isimlerle yad eden müşriklere) gelince, biz onları -hiç ummadıkları cihetten- yavaş yavaş helake uğratırız!
(Kendilerine birbiri ardınca nimetler gelir, onları hak ettiklerini, Rablerinin daimi lutfu sanıp şımarırlar. İşte o zaman üzerlerine Allah'ın azabı hak olur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helâke sürükleyeceğiz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o kimseler ki, Bizim âyetlerimizi tekzîp ettiler, işte onları bilmez oldukları cihetten yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Âyetlerimizi yalan sayanları, farkına varamayacakları şekilde yavaş yavaş helâke yaklaştırırız. [6, 44-45]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Âyetlerimizi tekzîb idenlere bilmedikleri yerden istidrâc ideriz (Helâk ve 'azâba istihkâkları artması içün ümîd itmedikleri yerden ni'metlerini artırırız.)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanları, beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştırırız.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (sonuçlarına) yaklaştıracağız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanları ise, hiç ummadıkları bir yönden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir yerden ağır ağır çöküşe götüreceğiz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim yalan duttılar āyetlerümüzi añlun añlun dutavuz anları ol yirden kim bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol kişiler ki yalanladılar bizüm āyetlerümüzi. Azın azın anları helākiderüz bilmedükleri yirden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ayələrimizi yalan hesab edənləri haradan olduğunu özləri də bilmədən tədriclə məhvə yaxınlaşdıracağıq! (dərəcə-dərəcə aşağı endirəcəyik)!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who deny Our revelations step by step We lead them on from whence they know not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who reject Our signs, We shall gradually visit with punishment, in ways they perceive not;(1154-A)
1154-A See also 68:44 and n. 5626.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim-seler ki
كَذَّبُوا
yalanla- dılar
بِاٰيَاتِنَا
âyetlerimizi
سَنَسْتَدْرِجُهُمْ
onları tedrici olarak yaklaştıracağız
مِنْ حَيْثُ
o yerden ki
لَا يَعْلَمُونَۚ
bilmiyorlar
Âyetlerimizi yalanlayanları ise bilemeyecekleri bir yerden tedrici olarak (yavaş yavaş, hak ettikleri azaba) yaklaştıracağız.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اِسْتَدْرَجَ
Fiil-X
د ر ج
Tedrici olarak yaklaştırdı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi