Her şeyi (dilediği gibi) takdir eden¹ de yoluna koyan² da Odur.
1 Allah, ilim ve iradesiyle her şey için bir “kader” tayin etti. Cinslerinde, türlerinde, sıfatlarında, fiillerinde, ecellerinde birtakım özelliklerle birer sınır ve miktar tahsis etti. Allah, Rab olması sebebiyle terbiye sayesinde başlangıçtan sona, dünyadan ahirete doğru her birini yetiştireceği netice ve akıbete ulaştırmak veya buna giden yolu göstermektedir. Bu arada insana da akıl ve din hidayetleriyle kendini ve yolunu göstermekte ve özel muhatap olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’in zatına Nebilik ve Rasullüğü takdir edip hidayet ve başarı ihsan etmiştir. Gökler ve yer, yıldızlar, bitkiler, hayvanlar ve insanlardan her birine cüsse ve irilikte birer özel miktar, yine her birine kalma hususunda özel bir müddet ve sıfat ve renklerden, tat ve kokulardan, durumlardan, güzellik ve çirkinlikten, mutluluk ve bedbahtlıktan, hidayet ve sapıklıktan belli bir miktar takdir etmiştir. “Kesinlikle her şeyin hazineleri Bizim katımızdadır; ancak onun miktarını belirleyerek, sadece Biz indiririz.” (Hicr: 21) buyurduğu gibi belli ve özel bir kader ile sınırlayıp özelleştirmiştir ki, bu manada yücelerin yücesinden, aşağıların aşağısına kadar bütün eşya ve âlemler dâhildir. Bununla beraber Allah katında belli olan o kaderin sırrı bizim için ortaya çıkmadan önce tamamen belli olmaz. (Özetle-Elmalılı)2 Hidâyet: Ulaşılmak istenen şeye lütuf ve güzellikle delâlet etmek, yol göstermek demektir. Hidayet hayırlı şeyler için geçerlidir. Meselâ hırsıza yol göstermeğe, hidayet denilmez. Allah kullarına hidayetini; a- Onlara akıl ve irade ihsan ederek, b- Peygamberler ve kitaplar göndererek, c- Vahiy, ilham veya sadık rüya gibi fevkalâde yollarla göndermek, suretiyle ihsan eder. Hidayetin zıddı dalâlettir. Dalâlette bulunanların hidayet istemesi, hidayetin meydana gelmesini istemek, hidayette bulunanların hidayet istemesi ise hidayette sebat veya hidayet mertebelerinin artırılmasını istemek, demektir. Bk. (Fatiha: 6)