45,46. Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı, [*] O’nun izniyle Allah’a davet eden [*] ve [münîr] (ışık saçan) bir kandil olarak gönderdik.
Benzer mesajlar: Furkân 25:56; Sebe’ 34:28; Fâtır 35:24; Fetih 48:8.,Hz. Muhammed’in bu göreviyle ilgili olarak “davet eden kişi” anlamında [dâ‘î] kelimesi kullanılmaktadır. Yapılacak iş “davet”tir; zorlama değildir. Zaten Bakara 2:256, Yûsuf 12:108, Nahl 16:125, Kasas 28:87, Şûrâ 42:48, Kâf 50:45, Ğâşiye 88:22 gibi ayetlerde dikkat çekilen husus da budur. Hz. Muhammed’in “davetçi” olduğunun ifade edildiği Yûsuf 12:108 ve Ahzâb 33:46’da onun davet ettiği makam [ilellâhi] ifadesi gereği “Yüce Allah” olarak belirlenmektedir. Fussilet 41:33’te yer alan “Allah’a davet edenden daha güzel sözlü kim olabilir ki!” ifadesi de oldukça belirleyicidir. Hacc 22:67 ve Kasas 28:87’de verilen mesaj da bu doğrultudadır. Yüce Allah davetin kime veya neye yapılması gerektiğini ifade bağlamında Nahl 16:125’te “Rabbinin yoluna” ifadesine yer vermektedir. Yüce Allah Hz. Muhammed’e hitap ederek davetinin “Rabbine, Rabbinin yoluna” olması gerektiğini hükme bağlamıştır. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; İbrâhîm 14:1; Nahl 16:125; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.