close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âdiyât Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-vesatne bihi cem’â(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken düşman topluluğunun ta ortasına dalanlara.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve (böylece zalim) topluluğun tam ortasına (ekonomik ve askeri karargâhlarına) dalanlara! (Yemin olsun.)
[Not: Adiyat Suresinin bu ilk beş ayeti, mucizevi bir şekilde; Amerika’daki ikiz kulelere yönelik 11 Eylül 2001 saldırılarını da hatırlatmaktadır. Etkisi ve paniği hâlâ devam eden bu korkunç hadisenin, kullanılan araç gereçleriyle, yapılış şekliyle, meydana geliş vakti-saatiyle, çok önemli stratejik merkezlere yönelmesiyle, sebebiyet verdiği dehşetli toz bulutları ve yağlı duman neticeleriyle ve üstelik aynen yapılış sırası ile; 1445 yıl önceden işaret edilmesi üzerinde dikkatle ve ibretle durulmalıdır.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
derken düşman topluluğunun taa ortasına dalanlara andolsun ki;
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, toz duman arasında düşman birliklerinin merkezine dalanlara, düşman hatlarını yaranlara!
Ahmet Varol
swap_vert close
Derken onunla bir topluluğun tam ortasına dalanlara ki,
Ali Bulaç
swap_vert close
Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Böylece, o dem, düşman topluluğu ortasına girenlere ki,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Toplumun ortasına konanlara, (andoslun ki:)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Toplumu derinden yaralarlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Ortalığı toza boğan, düşman ordusunun içine dalan atlara ant olsun ki
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bir bütün olarak toplumun içine dalanlara ki;
Cemil Said
swap_vert close
1-5. Soluk soluğa koşan ve ayaklarını yere urdığı vakit kığılcım çıkaran atlar ve sabahleyin düşmana hücûm idüb atlarının ayakları altında tozları savuran ve düşman kıta’âtını yararak yol açan gâzîler hakkıçün yemîn iderim.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Düşman topluluğunun içine dalanlara ki:
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2,3,4,5,6. Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Peşinden orada bir topluluğun ta ortasına dalanlara ki!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve topluluğun içine dalanlara ki;
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir derneği o demde ortalayan: kuvvetlere kasem eylerim ki
Emrah Demiryent
swap_vert close
4-5. Ve tozu dumana katarak, düşman topluluğunun içine dalanlara kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra onunla bir topluluğa dalanlara ki,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bununla bir topluluğun tâ ortasına girenlere (ya'nî atlara) ki,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Derken onunla, bir topluluğun ortasına dalanlara!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve o maksatla topluluğa dalanlara (kasem ederim ki),
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Böylece (korkusuzca düşmanlarının) ortasına dalanlara yemin olsun ki.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Böylelikle düşman topluluğunu yaranlar hakkı için ki,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
4, 5. Ayakları altından toz kopararak onunla düşman ordusunun arasına giren atlar hakkı için,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Topluluğun ortasına dalanlara!¹
1 Yorumcuların çoğu bu ayetleri İslam ordularının savaştaki askerlerine atıfta bulunarak yorumlamışlardır. Lafzî anlam/tarihsel yorum olarak o zamanı ifade etse de evrensel veya nass anlam olarak günümüzün savaş araç ve gereçlerine de şâmil olduğunu söyleyebiliriz. Soluk soluğa koşan, tozu dumana katan, düşmanın ortasına dalan vb ifadeler sembolik olarak günümüzün savaş sahnelerini de hatırlatmaktadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sağa sola kaçışan asker, kadın ve çocuklardan oluşan topluluğun tam ortasına dalan binek atlarına yemin olsun ki,
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Topluca ortasına daldılar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kalabalığı yarıp geçenlere yemin ederim ki
Mehmet Çoban
swap_vert close
Düşman topluluklarının ortasına öyle bir dalarsınız ki düşmanlarınız ne yapacağını şaşırır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Topluluğun ortasına dalmışlardı. [*]
Bu ayetler “Besili, hızlı koşup (güp güp) ses çıkaran atlara, (tırnaklarıyla yerden) ateş, kıvılcım çıkaranlara, sabahleyin akın edenlere, (koşarak) toz koparanlara, derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin olsun” şeklinde tercüme edilmektedir ki bu tercih, surenin konu bütünlüğüne ve indirildiği zamanki hayat pratiklerine uygun görünmemektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3,4,5. O harıl harıl ses çıkararak, kıvılcımlar saçarak koşan,¹ sabahleyin erkenden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına dalan (at)lara yemin olsun ki;²
1 Dabh, atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, "sahil" denilen kişnemek değil, hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. "Dabh", bir at bir de köpek koşarken olur. "Kadh", çakmak, yani hızla çarpmak, çakmakla ateş çıkarmaktır. Bu da atların koşarlarken hızlarından tırnaklarıyla çarptıkları taslardan çakmak gibi ateşler çakarak gitmelerinde görülür. Ki bu geceleyin görüleceği ve hız eseri olduğu için onların hem kuvvetlerine, hem de geceleyin koştuklarına işaret eder. 2 Yukarıdaki sıfatlar, savaş atlarına uygun sıfatlar olduğu için parantez içerisine “at” ilavesi yapılmıştır. Bu âyetler günümüz teknolojisine uyarlanarak, “O harıl harıl ses çıkararak, görünmeden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına ateş saçarak dalıp-giden (savaş araç)larına (veya savaşçılara) yemin olsun ki;” şeklinde de anlaşılabilir. Her ne kadar Mevdudi bunu, “müşrik Arapların adetlerinden olan gece baskınlarına işaret” olarak anlamışsa da bunların, Allah yolunda cihad eden Müslümanlar olması daha uygundur. Çünkü bunlara yemin edilmektedir. Kâfirler, üzerlerine yemin edilmeye layık kimseler olmadığı gibi, bu tür yemin Kur’an’ın üslubundan da değildir. Bir kısım çağdaş akılcılar (neo mutezililer) de “kendilerinden menkul gerekçelere” dayanarak, baştaki yemine, “yazıklar olsun” gibi keyfi bir anlam verdikten sonra ilk beş ayet-i kerimeye de tamamen keyfi, metne uymayan birçok yakışıksız anlamlar vererek ayetlerin gerçek anlamlarını oldukça sulandırmışlardır. En doğrusunu Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[körcesine] bir ordunun içine dalan! ²
2 Yani, toz bulutları ile körleşerek akınlarının düşmana karşı mı, yoksa dosta karşı mı olduğunu bilmeden. Yukarıdaki beş ayette geliştirilen mecazî imaj, sonraki ifadelerle yakından ilgilidir. Oysa klasik müfessirler, bu bağlantıyı hiçbir zaman öne çıkarmamışlardır. ‘Âdiyât terimi, Araplar tarafından çok eski zamanlardan Orta Çağ’lara kadar kullanılan savaş atlarını veya binek atlarını gösterir (terimin müennes halde kullanılması, kural olarak, dişilerin damızlık atlara tercih edilmesindendir). Geleneksel açıklamalar, “binek atları”nın burada müminlerin Allah yolunda savaşmalarını (cihâd) sembolize ettiği ve bu nedenle son derece övgüye değer bir şeyi temsil ettiği varsayımına dayanmaktadır. Oysa bu açıklama, böyle olumlu bir temsil ile 6. ayet ve devamında ifade edilen kınama arasındaki tenakuzu dikkate almamakta, ayrıca bu şekildeki bir klasik açıklama surenin iki bölümü arasında mantıkî bir bağlantı kuramamaktadır. Ama böyle bir bağlantının varlığı gerekli olduğundan ve 6-11. ayetler tartışmasız bir şekilde kınayıcı bir nitelik taşıdığından, ilk beş ayetin de aynı -veya, en azından benzer- bir karaktere sahip olduğu sonucuna varırız. “Binek atları” temsîlinin burada olumlu bir anlamda kullanıldığı ön yargısından kendimizi kurtardığımızda bu karakter hemen açıkça anlaşılır. Burada tersi geçerlidir. “Binek atları”, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde, yoldan çıkmış insan ruhunu veya kişiliğini sembolize eder -bütün ruhî yönelişlerden yoksun, her türlü bâtıl ile şartlanmış ve yönlendirilmiş, bencil arzuların, çılgınca ihtirasların kölesi olmuş, akıl ve bilincin kontrolünden çıkmış, şaşkın toz bulutlarının ve sapık iştahların körleştirdiği, karmaşık/çözümsüz durumlara kendini sokan ve böylece manevî yok oluşunu hazırlayan insan ruhunu.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonunda bu kin ve nefretle topluluğun ortasına dalanlara andolsun ki. 3/186, 6/33-34
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
nihayet bu düşmanlıkla toplumun ortasına dalanlara…
Orhan Kuntman
swap_vert close
3,4,5. Sabahleyin (erkenden) akın edip tozu dumana katan ve derhal o (düşman) topluluğunun ortasına dalanlara (mücâhidlere) Andolsun ki
Osman Fırat
swap_vert close
Böylece topluluğun ortasına dalanlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra onunla bir topluluğun ortasına girenlere (andolsun ki),
Suat Yıldırım
swap_vert close
Derken düşman kuvvetinin ortasına dalan atların hakkı için ki:
Süleyman Ateş
swap_vert close
Derken bir topluluğun ortasına dalanlara.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O halde düşmanın ortasına saldıran gâzîler hakkıyçün kasem iderim ki
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu maksatla topluluğa dalanlara yemin olsun ki,
Şaban Piriş
swap_vert close
Topluluğun ortasına dalanlara ..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Düşmanın ortasına dalanlara:(1)
(1) Yorumların çoğunluğu, bu âyetlerin İslâm mücahitlerinin atlarına atıfta bulunduğu yönündedir. Ancak, bu tanımların, zamana uygun savaş araçlarını kapsadığına da işaret edilmiştir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Derken, onunla bir topluluğun ortasına dalanlara ki,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes girdiler ol vaķt [318b] bir bölüġe.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Girerler anlar‐ıla düşman cemā‘ati ortasına.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra da onunla (tozanaqla) dəstəyə (düşmən dəstəsinə) təpinən atlara ki,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Cleaving, as one, the centre (of the foe),
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And penetrate forthwith into the midst (of the foe) en masse;-(6245)
6245 The forces of evil mass themselves for strength, but their massing itself may become a means of their speedy undoing.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَوَسَطْنَ
ve ortasına dalanlara
بِه۪
onun-la
جَمْعاًۙ
bir toplu-luğun
Ve bir topluluğun ortasına onunla (kendilerindeki imanla Allah'a davet etmek için) dalanlara (andolsun ki),
وَسَطَ
Fiil-I
و س ط
Ortasına daldı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
جَمْع
İsim
ج م ع
Topluluk